Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
04-08-2013
GÜNLER V NOTLAR: OCAK 2013 (Politik yozlaşma, AKP, Yargı, tarihe saygısızlık, Atatürk, teşkilatlanma, bölücülük, BOP, TSK, medyadan)

Cihan Dura

4.8.2013


31.1.2013

POLİTİK YOZLAŞMA

Yeni Bakan Politik Yozlaşmanın Şahane Bir Örneğini Verdi

Türkiye’de bir partinin, iktidara gelir gelmez, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan üst düzey bürokratları görevden almaları ve bu görevlere yine politik yandaşlık, ideoloji, nepotizm-kronizm gibi faktörler esas alınarak yeni kimseler atanması çok yaygındır. Bu bir politik yozlaşmadır türüdür ve literatürde “patronaj” adıyla anılır.

İşte size bunun taptaze bir örneği, hem de aynı hükümet içinde oluyor (AKP literatüre bir katkı yapmış oluyor böylece).

*

Yeni Kültür Bakanı Bürokratların İstifasını İstedi

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, tüm bürokratların istifasını isteyerek işe başladı.
AKP hükümetinde 3 dönemdir milletvekilliği yapan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, göreve gelir gelmez ilk iş olarak tüm üst düzey bürokratların istifasını istedi. Çelik’in talimatı üzerine önceki gün tüm bürokratları toplayan bakanlık müsteşarı Özgür Özarslan, kararı bakanlığa bağlı birimlerde görev yapan bürokratlara iletti. Bunun üzerine genel müdürler, genel müdür yardımcıları, bakan danışmanları, müsteşar yardımcıları istifa mektuplarını bakanlığa gönderdi. Bakan Çelik’in bu girişiminin AKP tabanını sevindirdiği dile getirildi.
Devlet Tiyatroları Genel Müdür Lemi Bilgin’in istifasını vermediği belirtildi.

Çelik’in istifasını istediği bürokratlar arasında müsteşar yardımcıları Kemal Fahir Genç, Nihat Gül, Şenay Başer, Faruk Şahin, Güzel Sanatlar Genel Müdürü Erol Erdinç, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Onur Bilge Kula, Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Akar, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen, Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik ve tüm daire başkanları da var.

■ Cumhuriyet,  31.1.2012

 

30.1.2013

AKP’NİN TARİHÎ MİSYONU

-“Türkiye’nin ulus devlet modelinden vazgeçme gibi bir lüksü yoktur ve olamaz. Etnisite egemenliği Türkiye’yi böler. Uluslararası projelerin varmak istediği bu sonuca bu yolla hizmet etme noktasına sürüklenirsiniz. Etnik kimlik herkesin şerefidir ancak egemenlik sadece Türk Milletinindir.”

-“ABD, gün geçtikçe ekonomik krize doğru giden İsrail yerine Araplarla savaşacak yeni bir güç oluşturuyor. Bu güç de hali hazırda Kürdistan olarak tanımlanan proje... Kandil’deki PKK militanları Barzani’nin Peşmerge güçleriyle birleştirilirse, Arap ülkeleriyle çatışacak bir güç kurulmuş olacak.” AKP iktidarı, bütün yaptıkları ile bu projeye hizmet etmiş olmuyor mu?

Arslan Bulut, Yeniçağ, 30.1.2013

 

AKP HÜKÜMETİ NEDEN BU KADAR TEŞNE MİLLETİMİZİN MALLARINI SATMAYA? Birkaç sebebi var bunun:

Bir kere AKP yönetimi Atatürk Türkiye’sine düşman, onun her şeyine düşman, sinsi bir düşman... Genel siyasetleri, Türkiye’de Cumhuriyet’e ait, Atatürk’e ait ne varsa, onları hatırlatan ne varsa, silip yok etme hedefine dayalı görülüyor; tabii Cumhuriyet’in ekonomi politikasını da, yani devletçiliği de... İkincisi, AKP iktidarı Batı’ya, Avrupa Birliği’ne (AB) ve ABD’ye muhtaç bir partidir, varlığını önemli ölçüde onlara borçludur. Özelleştirme, dünyada kapitalizmin kalesi olan ABD’nin de AKP’den ve benzeri partilerden beklediği bir politikadır. Özelleştirme yapmayı, hem de somut hedefler göstererek AB’ye taahhüt etmiştir. Bir diğer sebep de doğrudan doğruya AKP yöneticilerinin iktidar hırsının mâli yönü ile, finansman ihtiyacı ile ilgilidir. Hükümet’in ekonomik krizi ertelemesinde, özelleştirmeden sağladığı gelirlerin önemli bir payı vardır.

29.1.2013

AKP’NİN YALANA DAYANAN YENİ EĞİTİM SİSTEMİ

RIZA ZELYUT: Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’den gelen işaretler üzerine okul müdürleri, müdür yardımcıları; din eğitimi dışında derse girmek isteyen çocukları tehdit ettiler. Aileleri ikna odalarına alındı. Yine de aile direnirse onlara; 'Bizim okulda istediğiniz dersin öğretmeni yok. Çocuğunuzu alın, o dersi verecek bir okul bulun, orada okutun!' denildi. Öğrenciler veya aileleri mecburen okul yönetiminin dayattığı seçmeli dersleri kabul ettiler. Okullarda öğrencilerin hangi seçmeli derslere girdiklerine bakın; bu acı gerçeği göreceksiniz.

Bana inanmayanlar; alsınlar öğrencilerin karnelerine baksınlar. Orada; çocuklarımızı dünya çocukları ile yarıştıracak bilim ve sanat eğitimi ile ilgili seçmeli derslerin üstünün çizildiğini görecekler. Teknik bilimler veren öğretmenler işsizken, okullarda bu derslerin verilmemesi büyük suçtur... Bunun hukukta karşılığı yoktur ama millet vicdanında suçtur. Çünkü Ömer Dinçer; siyasal dincilik yapmak adına çocuklarımızın geleceğiyle oynamıştır. Cumhuriyet'in kurduğu eğitim zincirini kırmak için; kıyafet serbestisi diye bir yıkım projesini bile devreye sokmuştur.

Milli ve manevi değerleri sadece Din bilgisi gibi gören anlayış; Türk milletinin milli değerlerini devre dışı bırakarak; karşımıza idealsiz bir gençlik yığını dikmiştir.

 

28.1.2013

MİLLİ ANAYASA FORUMU TEMSİLCİLER KURULU BİLDİRGESİ’nden

“Demokratik, Laik Cumhuriyetimiz, kuruluşunun 90. yılında ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Anayasamız tümüyle değiştirilerek, karşı devrimin baskıcı ve tek adam yönetimine Anayasal güvenceler sağlanmaya çaba gösterilmekte, ülkemiz bir faşist diktatörlüğe sürüklenerek BÖLÜNMEYE çalışılmaktadır. Millî Anayasa Forumu (MAF) işte bu endişeler ve gereksinimlerle, tüm yurtseverlere açık bir platform olarak kuruldu.

Toplantılara katılan Yurtseverlerimizin de istekleri doğrultusunda BÜTÜN HALK KESİMLERİNİ KAVRAYACAK, YENİ GELİŞMELERE KARŞI UYARACAK ve YÖNLENDİRECEK BİR MERKEZ’e yükselmeyi ÖNERİYORUZ.” 27 Ocak 2013, İstanbul

 

26.1.2013

YARGI

Necip Fazıl şer erbabı olarak gördüğü kişiler için alçak demekle yetinmez,  “çukur adam”, çukur adam, alçaklık bile bir seviye ister” dermiş. Ben de aşağıdaki rezilliği yapanlar için daha uygun bir niteleme olabilir mi diye kendi kendime soruyorum.

Bir duvara karşı istediğiniz kadar haktan, adaletten, kanıttan bahsediniz, hiçbir yanıt alamazsınız. Türkiye'de Yargı artık bir duvardan ibarettir. Yargımızı bu hale getirenlere, bu fırsat verilmeyecekti. Artık hükümeti eleştiren, konuşan, yazan herkes tehlikededir.

 

25.1.2013

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

YAŞ 12

-Dicle Kaymakamı Çağlayan Kaya, zorla evlendirilmek istenen 12-16 yaş arasındaki 8 kız çocuğunun aileleri ikna edilerek okula kazandırıldığını açıkladı. Kaya, “Bazı aileler direnç gösterdi. İkna edilemeyen bir aileden kız çocuğu alınarak yetiştirme yurduna yerleştirildi. Aile ikna olunca kız çocuğu tekrar ailesine verildi” dedi. ■ Cumhuriyet, 3.1.2013

AKP NEDEN KAZANIYOR?

-31 OECD ülkesinde, aldıkları en yüksek eğitim sadece “anaokulu eğitimi ile ilkokul eğitimi” olan yetişkinlerin toplam yetişkin nüfusa oranları:  -Türkiye % 59   -Yunanistan % 25  -Almanya % 3   -Isvec %5   -Kanada % 4   -ABD % 4   Ingiltere % 0   Danimarka % 0 Norvec %0. ■ …

(NOT: Ne dersiniz, AKP’nin kazanmasının bir sebebi de bu tablo mu?) 

VALİ’NİN SEMPOZYUMU

-Gaipten ilahi işaret aldım. “Nur sempozyumu yap” dediler. Ben de yaptım. ■ Isparta Valisi.

AKP, PKK VE YOLSUZLUK

-İktidar partisi; iktidara geldiğinden bugüne kadar tercih olarak kara para ekonomisi, kayıt dışı ekonomi, kaçakçılık, kumar ve fuhuş ekonomisi, terör ekonomisi ile yolsuzluk ekonomisinden besleniyor. Bundan beslenirken, PKK ve KCK da, 2000’li yıllarda dağılmakta olan ve parasal olarak da çökmüş olan bir örgüt iken, bugün 50 milyar dolarlık bir servete ulaşmış vaziyette. Bu servet, bu 10 yıllık süreç içerisinde oluştuğu için buradan beslenen iktidar ve yandaşları ile oluşan sistem, Türkiye’nin yozlaşmasına sebep teşkil etmiş vaziyette.” ■ Sadettin Tantan

VURUN İSTANBUL’A

İstanbul kadar güzel şehir dünyada yok... Ama İstanbul kadar tecavüze uğramış ve hâlâ da uğramakta olan bir şehir de herhalde dünyada yok. ■ Rasim Ozan Kütahyalı (Takvim, 25.1.2013)

 

24.1.2013

TARİHE SAYGISIZLIK

Maşallah, Nasıl Da Düşkünmüş Bizim Usta Osmanlı Dedelerinin Mirasına…

MUSTAFA MUTLU: Ahşap mimarinin en güzel örneklerinin bulunduğu Süleymaniye’de 50’ye yakın tarihi eser yakılarak otopark yapıldı.
Beş yüz yıllık Helvai Baba Tekkesi’nin misafirhanesi kimliği belirsiz kişilerce kundaklandı.
Dünya Mirası Listesi’ndeki bölge, harabeye dönüştü. İşin ilginci yakılan ve daha sonra yerlerine otopark yapılan tarihi evlerin tamamı, bu yapıları yasal olarak korunmakla görevli Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun hemen yanındaydı...

AKP yönetimindeki İstanbul’da önemli yangınlardan biri de Ortaköy’deki Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu’nun bulunduğu tarihi yalıda çıktı.

Ardından 2010’da tarihi Haydarpaşa Garı’nda yangın çıktı. Binanın çatısı tamamen yandı. Yangının ardından binanın akıbetiyle ilgili bir sürü proje geldi.

Geçen yılın son günlerinde ise İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Cağaloğlu’ndaki 150 yıllık binası yandı.

Ve önceki gece de Galatasaray Üniversitesi’nin tarihi Rektörlük Binası kül oldu...
Onunla birlikte binlerce tarihi eser ve kitap!

 

23.1.2013

ERGENEKON, BALYOZ, POYRAZKÖY, AMİRALLERE SUİKAST, İZMİR’DEKİ CASUSLUK VE BENZERİ TERTİPLERİ KİM HAZIRLADI?

DOĞU PERİNÇEK: Yavuz Donat’ın o tarihsel yazısını hatırlayalım. Sabah gazetesine manşet olmuştu:

İşte size yasadışı örgüt!
NATO ülkelerindeki Gladyo tanımına dört dörtlük oturuyor.
Sabah’ın daha 2003 yılı yazında manşetten açıkladığına göre,
- Çalışmalar gizli!
- Doğrudan Başbakana bağlı!
- Bütün iç güvenlik birimleri bu organizasyonun içinde!
- Meclise 500 metre mesafede!
Ve bu gizli örgüt, “Yolsuzlukla mücadele” maskesi altında gizli çalışmalar yürütüyor.
Haber, 2003 yılından bugüne Aydınlık tarafından defalarca kapak olarak yayımlandığı halde, yalanlanmadı!
Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Amirallere Suikast, İzmir’deki Casusluk vb. tertipleri kim hazırladı dersiniz?

http://www.ulusalbakis.com

KÖTÜLÜK

Dünyadaki en büyük kötülüklerin anası para ve servet hırsıdır, onun da anası cehalettir. İnsan diploma ile cehaletten kurtulamıyor. Türkiye'yi mahvedenler, gözlerini para hırsı bürümüş, diplomalı cahillerdir. Amerikan dayatması demokrasi ne yazık ki böylelerini iktidar ve güç sahibi yapıyor.

 

22.1.2013

MİLLÎ MÜCADELE'NİN BAŞINDA ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNDÜĞÜ ÇARE NE İDİ?

MUSTAFA KEMAL PAŞA (1921): Benim düşündüğüm şu idi: Her tarafta muhtelif namlar altında birtakım teşekküller başlamıştı. Bunları aynı program ve aynı nam altında birleştirerek bütün milleti alâkadar etmek ve bütün orduyu da bu maksada hâdim (hizmet eder) kılmak lâzımdı. Anadolu’ya girdiğim zaman,  bu noktadan işe başladım.

Milletin bir ferdi sıfatıyla Erzurum Kongresi’ne iştirak ettim. Erzurum Kongresi’nde tespit edilen esasları bütün memlekete teşmil maksadıyla Sivas’ta da bir kongre yapıldı. Bu kongrelerin doğurduğu Heyet-i Temsiliye namındaki heyetle de kongrelerin esaslarını takip ettik.

(Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 12, s.168)

BEN: Beş aşama var:

-Yerel örgütlenmeler

-Mücadele esaslarını belirleme

-Tek bir çatı örgüt altında birleşme

-Bir yürütme organı oluşturma

-Esasların uygulamaya konulması.

 

21.1.2013

BALYOZ TSK’YA YÖNELTİLMİŞ BİR KOMPLO İDİ, NE YAZIK Kİ İÇ İHANET SAYESİNDE BAŞARILI OLDU

TÜMAMİRAL SEMİH ÇETİN: Kitabımın ismini “Bir İhanetin Öyküsü” koydum. “Bir Komplonun Öyküsü” değil. Çünkü güvendiğimiz kişi ve kurumların ihaneti olmasaydı bu komplo başarıya ulaşamazdı. Komplocular sahte belgeleri hazırlarken hiç özen göstermemiş, binlerce hata yapılmış. Neden? Çünkü başarıdan eminler. Bu hukuk ayıbına dur diyebilecek konumda olanların ihanetini öngörmüşler. İnsanın içini acıtan da bu.

* Asıl önemli darbeyi, taraflı dediğimiz mahkemeden bile önce karar vererek, 4 Ağustos 2012 tarihinde, terfi sırasındaki tutuklu 37 amiral ve generalin emeklilik kararına imza atan Yüksek Askeri Şura üyeleri vurdu. Bunu, çıkaracağı bir kanunla Hükümet yapabilirdi. Doğrusu da buydu. Ama yapmadı. Siyasi bedeli olabilirdi. Akıllıca bir çözüm buldu. Tasfiye kararını komutanlara imzalattırdı.

* Bu son derece iyi planlanmış psikolojik harekâtın yürütülmesi için, TSK personelinin uzun yıllardır takip edildiği ve fişlendiği, hedef alınacak personelin belirlendiği, zamanı geldiğinde de taarruza geçildiği anlaşılıyordu.

* Türk Silahlı Kuvvetleri bu saldırıyla karşı, “Konu yargıya intikal etmiştir, hukuk sürecine saygılıyız, adalete güveniyoruz” demekten başka bir şey yapmıyordu.

 

ZAHİDE UÇAR: Gelinen noktada milletin önüne konan şudur: “Yenildik, kanı durdurmak için barış yapmak zorundayız.”

En büyük yalan budur! İhanetlerini bu yalan ile kapatmaya çalışıyorlar.

Bu utanç verici teslimiyeti Türk Milleti kabul etmeyecektir!

18.1.2013

BÖLÜCÜLÜK

Medyamız Neden Pkk-Sever, Neden Vatan Haini? Yanıtı Bu Yazıda…

YAVUZ SELİM DEMİRAĞ: Sadettin Tantan, terör örgütünün son on yılda güçlenerek 50 milyar dolarlık mali güce ulaştığını açıkladı. Uyuşturucu ve haraçtan edindiği bu paranın 2 milyar dolarını ise yurt içi ve dışında MEDYA KURULUŞLARINA dağıttığını belirtti ve ilave etti: “Bu günlerde televizyon, gazete ve internet ortamına bakın, bunlar kendilerini açıkça ifade ediyorlar. Yurt dışında da gazeteci-siyasetçi kuruluşlar bazılarını da inceleyin, orada da göreceksiniz. İsim vermeye gerek yok! Ayrıca bazı akademik veya olmayan düşünce kuruluşlarının da FONLANDIĞINI düşünebilirsiniz!”

RTÜK eski Başkanı ve Deniz Feneri yolsuzluğu sanığı gazeteci Zahit Akman, mahkemede aylık gelirinin 25 bin dolar, Türk lirası ile 44 bin lira olduğunu beyan etmiş. Akman’ın aylık kazancını bizler yıllıkta bile hayal edemiyoruz.

İmralı’da LED televizyonundan törenleri izleyen bölücü başı ne de mutlu olmuştur. Önümüzdeki günlerde ziyaretine gidecek olan BDP’li milletvekilleri ve avukatlarına talimat vererek FONLANAN MEDYA mensuplarının pasifliğini eleştirecektir. “Bu kadar para verdik, yeterince yayın yapamadılar!” diye azarlayacaktır.

 

17.1.2013

ASLA YILMAK YOK, ASLA UMUTSUZLUK YOK, YETER Kİ ÇALIŞALIM

MUSTAFA KEMAL PAŞA (Büyük Millet Meclisi, 1920): Efendiler, biz bir maksat takip ediyoruz: Milletin, devletin bağımsızlığını muhafaza etmek, milletimizin belli sınırlar içindeki bütünlüğünü muhafaza etmek... Bunun içine namus ve şeref de dahildir. Bunun için savaşıyoruz.

Efendiler, ülkemizin ellide biri değil tamamı tahrip edilse, tamamı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve orada savunmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla, iki karış yer işgal edilmiş, üç beş köy tahrip edilmiş diye burada feryada gerek yoktur. Ben size açık söyleyeyim: Efendiler, bazı yerler işgal edilmiştir ve bunun üç misli daha işgal edilebilir. Fakat bu işgal asla bizim imanımızı sarsmayacaktır.

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 9, s.27)

 

BÖLÜCÜLÜK, BOP

Başımıza Örülen Çorabın Farkında Mısınız?

BANU AVAR: Ankara’daki bakanlıklarda Amerikalı ‘uzmanlar’ konuşlanmıştır. Kaymakamlar, valiler, savcılar, hâkimler, eğitim kurumlarının başındakiler ve belediye başkanları Amerika’da ‘eğitime’ tabii tutulmaktadır.

Küresel sermaye elindeki basın yayın organlarıyla halkı olan bitenden 'HABERSİZ' tutmaktadır. Yakında "Kürdistan SÜREÇ"ini yerinden yönlendirmek üzere önemli bir ‘uzman’ sömürge valisi daha Türkiye’nin kalbine yerleşecek, gölge ‘başbakan’ımız olacaktır.

Geniş çaplı bir Kürt Türk federasyonu için, hatta Bosna örneğinde olduğu gibi Bosna Cumhuriyeti içi birden fazla ‘cumhuriyetçikler’ için zemin yoklamaları yapılıyor. Her adımdan sonra yabancı anketörler Türkiye’yi baştan aşağı tarıyor!

 

8.1.2013

BUGÜN DE DAVA VE ÇARE AYNI: TEK BİR HEDEF BAĞIMSIZLIK - HEDEFE ULAŞMAK İÇİN BİRLİK

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA (1921): Biz mücadeleyi başlatırken, halkı açık, net ve herkesçe anlaşılır olan tek bir fikir etrafında topladık. Bu, millî bağımsızlık fikriydi. Anadolu hükümeti olarak başka bir amacımız yoktu.

 

Bu amaca ulaşabilmemiz için aramızda birlik olmamız şarttı.

 

Devrimci çalışmanın iki yolu vardır:

-Birisi, halkı kendi kişisel fikrine boyun eğmeye zorlamaktır.

-İkincisi, halkın duygularını tartarak, çoğunluğun istekleri doğrultusunda hareket etmektir.

O günkü ortamda birliğimizin korunabilmesi için, ikinci yoldan gitmek zorundaydık.

 

Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 10, s.323.

 

7.1.2013

ATATÜRK NE DİYOR? “BİREYSEL DEĞER BAKIMINDAN BİZDEN ÇOK KUVVETLİ OLANLAR”, YANİ ÜSTÜN OLANLAR DİYOR. GERÇEKLERİ GÖRELİM, GÖRMEYEN ÇÖZÜM BULAMAZ. NE YAPACAKSIN, DAHA ÜSTÜN OLMAK İÇİN ÇALIŞACAKSIN. BU GERÇEKLERİ BİLMEYEN MİLYONLARCA İNSAN VAR ÜLKEMİZDE, SÜREKLİ TEKRARLAYARAK GERÇEKLERİ ONLARA DA ULAŞTIRACAKSIN

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: “Tanzimat’ın açtığı serbest ticaret devri, Avrupa rekabetine karşı kendisini müdafaa edemeyen iktisadımızı, bir de iktisadî kapitülasyon zincirine bağladı. TEŞKİLAT VE FERDÎ KIYMET NOKTA-İ NAZARINDAN, İKTİSAT SAHASINDA BİZDEN ÇOK KUVVETLİ OLANLAR, memleketimizde bir de fazla olarak, imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Temettü vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman, istedikleri eşyayı, istedikleri şerait tahtında memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisat şubelerimize, bu sayede hâkim-i mutlak olmuşlardı. Bize karşı yapılan rekabet, hakikaten çok gayr-i meşrû, hakikaten çok kahredici idi. Rakiplerimiz, bu suretle inkişafa müsait sanayimizi de mahvettiler. Ziraatimizi de rahnedar ettiler. İktisadi ve malî inkişaf ve tekâmülümüzün önüne geçtiler.”

6.1.2013

TSK: Yazıklar Olsun Böyle Genelkurmay’a, Böyle Paşalara…

CÜNEYT ÜLSEVER: Güneydoğu’da canı pahasına bizler için savaşan, her an benzer bir görev bekleyen, haksız ve haysiyetsiz usullerle yargılanan/hüküm giyen ve TSK’nın yüzde 99.9’unu oluşturan şerefli emekli-muvazzaf komutanlardan ve emirlerindeki Mehmetçikten bin defa özür dilerim ama bir avuç komutanın TSK’yı içine düşürdükleri durum içler acısı!

Dönemin ülkeye ayar veren kabadayıları şimdi süt dökmüş kediye döndüler!

Şu anda görev yapan en tepedeki bazı komutanlar hakkında da fikrim farklı değil. Başbakan’ın karşısında yerden temenna alanların, güçlü döneminde karşısında tir tir titredikleri Hasan Iğsız komutanın tutuklandıktan sonra vefat eden annesinin cenazesine bile katılamayacak, olmadı bir çelenk bile yollayamayacak kadar ödlek çıkanların, tutuklu meslektaşlarını bir kalemde defterden silenlerin insanların yüzüne nasıl baktıklarını merak ediyorum.

 

“Biz bu adamları ülkeye zararlı gördük. Onun için kendilerine ayar verdik. Zaten zamanında karşımızda el pençe divan durararak onlar da bize hak vermişlerdi!” diyecek bir adet 28 Şubat komutanı arıyorum!

 

5.1.2013

ATA.K: Teşkilatlanma

BANU AVAR: Müdafaayi Hukuk dernekleri kısa zamanda tüm yurda yayılır. Kendiliğinden kurulup gelişirler. Miralay Mehmet Arif Bey durumu söyle özetler:’Vicdan ve hamiyet sahibi her insan, milli mücadeleye maddi manevi katılmayı namus borcu sayıyordu. Gençler, ak sakallılar ve çok sayıda kadın mücadele içine girdi.’ Her kesimden insan farklılıkları bir yana bırakarak belli ilkeler çerçevesinde il ilçe kasabalarda örgütlendiler.

Birbirleriyle sert tartışmalara giriyor yumruklaşmalar hatta silah çekmeler vaki oluyordu. Buna karşın ulusal haklar halkın geleceği ve milli mücadele söz konusu olduğunda derhal birleşiyor, gözyaşları içinde kucaklaşıyorlardı.’

3.1.2013

MUSTAFA KEMAL PAŞA AFYONKARAHİSAR KOLORDU DAİRESİ’NDE SUBAYLARA HİTAP EDİYOR (1920):

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan yoksun bırakmak için, pek doğal olarak önce onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke koşullarının uygulanması ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün savunma araçlarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra, kumandanlarımıza ve subaylarımıza saldırmaya ve taarruza başladılar. Askerlik onurunu yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından yoksun bırakmaya teşebbüs ettiler. Bir taraftan da savunmasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de onuruna, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.

Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engel ve zorluk kalmaz.

Allah göstermesin, milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar izah ettiğim yüce, kutsal ve bütün açılardan üzerlerine düşen görev itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak zorundadırlar.

Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler.

Subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 9, s.112)

 

2.1.2013

Mustafa Kemal Paşa İsminde Bir Türk Generali…

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1919): Bir mayıs sonu ya da bir haziran başı idi. Bağımsız, fakat bütün kalbiyle İttifak Devletlerinin zaferini kutlayan bir Avrupa şehrinde, başım eğik, gözlerim yaşlı dolaşıyorum. Yüreğim bir derin uçurum, kafam bir cehennemdir. Gün geçmiyor ki, bir mağazada bir lokantada Türk olduğum anlaşılınca acı bir alay edilme veya ağır bir hakaretle karşılaşmayayım. Lakabımız 'Makak'tı!... Gönül verdiğimiz genç kızlar Türklüğümüzü sezince bizden iğrenip kaçıyordu. İşte, o şehrin bu cehennem atmosferi içinde, bir gün yılgın ve
çekingen dolaşırken, gözlerim, ansızın, bir gazete satıcısının sergisinde, bir sürü gazete adı ve başlıkları arasında, iri harflerle dizilmiş şu satırlara ilişiverdi : 'Bir Türk generali İtilaf Kuvvetleri'ne karşı yeniden harbe hazırlanıyor.' Titreyerek gazeteyi aldım. Yürürken okuyorum: 'Mustafa Kemal Paşa isminde bir Türk generali...'

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, İstanbul, 1971, s.24, 25

 

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

HEİL RECEP!...

-Hitler ne diyordu: “Bir halk.. bir devlet.. bir lider!” RTE ne diyordu: “Tek millet.. tek devlet.. tek bayrak!’’ Konya’da ne dedi: “Tek millet.. tek devlet.. tek lider!” Heil Recep!  ■ Cüneyt Arcayürek, Cumhuriyet, 19.12.2012

ENFLASYON HESABI

-Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) enflasyon hesabı için fiyat listesinde yer alan mallar arasında; ruj, oje, ciklet, sütyen, kilot, hamam ücreti, karides, havyar yer alıyor. Ama; ekmek, peynir, zeytin, çay, şeker, et, süt, yumurta, yağ, pastırma, sucuk, makarna, tüp gaz, elektrik, telefon, su yer almıyor. Böyle olunca da enflasyon tek hanelerde kalıyor ve düşük gibi görünüyor.  ■ Erdem Akyüz, Hakimiyeti Milliye, 24.12.2012 

(NOT: Bir yanlış bilgilenme olmalı; ben “et, süt, yumurta,…” nın fiyat listesine alınmadığına inanamıyorum. cd)

EN ZENGİNLER

-“Türkiye’de en zengin 100 aile milli gelirin yüzde 30’unu alıyor.”  Basından.

( NOT: Bu da inanılacak gibi değil. cd)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura