Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
29-09-2013
GÜNLER V NOTLAR: NİSAN 2013 (OMT, Milli Merkez, özgürlük, UÖŞ, Atatürk, bölücülük, kapitalizm, kurumlaşma, tarih, gözlem, demokrasi)

Cihan Dura

29.9.2013


29.4.2013

BÖLÜNME, OMT

Gerçeklerden korkmayınız, buldukça söyleyiniz. M. K. Atatürk

TÜRKİYE’NİN BAŞINA HANGİ ÇORAPLAR ÖRÜLÜYOR?

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 29.4.2013): Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin federasyona doğru götürülmesi konusunda ABD ve AB’nin tam desteğini almış durumda.. İçeride ise muhalefet var ama henüz sonuç alacak düzeyde değil. Erdoğan, CHP’den, MHP’nin mitinglerinden, milli aydınlar bildirisinden, “Milli Merkez”den veya Türkiye Gençlik Birliği’nin eylemlerinden endişe ediyor ama arkasında ABD ve AB olduğu sürece, bu güçlerin hakkından gelebileceğini zannediyor. Erdoğan’ın en büyük korkusu AKP grubu! Burada meydana gelecek çatlak, açılım politikalarını ters çevirebilir ve Erdoğan kendisini bir anda Yüce Divan’da bulabilir!

Erdoğan ve destekçileri bu sıkıntıyı, Türkiye’nin büyüyeceğini, eski Osmanlı coğrafyasına hükmedeceğini söyleyerek aşmaya çalışıyor. Buna göre Suriye’de rejim değişecek, PYD’nin hakim olduğu Kuzey Suriye, Kuzey Irak ile birleşecek ve Türkiye’nin de Yeni Anayasa’yı kabul etmesiyle federasyon halinde Türkiye’ye katılacak.

Fakat gerçekte, MOSSAD’ın tasarladığı Orta Doğu Birleşik Devletleri’nin temeli atılmış olacak.. Çünkü bu yeni devletin itici gücü, Türk Milleti’nin kendisi değil küresel finans, yani Yahudi sermayesi olacak.

Bu sebeple, Tayyip Erdoğan bakan ve milletvekillerini, il ve ilçe başkanlarını Kızılcahamam’da toplantıya çağırdı. Kurucular Kurulu üyelerinin de katılacağı toplantıda, Erdoğan, teşkilatına açılım politikalarını kabul ettirmeye çalışacak. Fakat AKP teşkilatı, Türkiye’nin üniter yapıdan, dolayısıyla milli kimlikten vazgeçmesini, eski Çekoslovakya gibi iki milletli devlet haline getirilmesini nasıl kabul edecek?

 

26.4.2013

GÜLÜMSEME

İnsanların hemcinslerinden en çok beklediği şeydir candan bir gülümseme... Ancak, sahteleri de vardır, onlara çok dikkat etmek gerekir.

MİLLİ MERKEZ’E YÖNELİK ELEŞTİRİLER HAKKINDA

Aynı şekilde harekete geçen, insanları bir araya getiren bir oluşum varsa, söyleyin, onu da destekleyelim. Türkiye Cumhuriyeti'nin işi bitiriliyor, biz nelerle meşgulüz. İnsanları yalnız geçmişi ile değil, bugün yaptıkları ile de değerlendirelim. AKP bizi uçuruma sürüklemiş, itiyor, biri elini uzatmış, söyleyin ne yapmamız gerekir?

 

24.4.2013

DÜŞMAN, EYLEM

Bizler…, şikâyetten başka bir şey yaptığımız yok... Düşman bu, her şeyi yapar. Önemli olan, bizim ona karşı, onu yaptığına pişman edecek nasıl bir eylem ortaya koyduğumuzdur.

ÖZGÜRLÜK, İHTİYAÇLAR

Özgürlük ihtiyaçları olabildiğince azaltmaya bağlı. Ne var ki modern hayat ihtiyaçları olabildiğince artırıyor.

 

22.4.2013

AKP-ABD (UÖŞ) ORTAK PLANI

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 22.4.2013): -Devlet kurumlarının tabelalarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresinin kaldırılması, Tayyip Erdoğan’ın ABD ve AB desteğiyle sadece rejimi değil, devletin adını da değiştirme girişimi içinde olduğuna dair tespitleri teyit ediyor.
Yeni Anayasa yapabilirlerse, “Türk” kavramı yerine “Türkiyeli” kavramını yerleştirdikten sonra orada duracaklar mı? İlk fırsatta devletin adını da değiştirmeyecekler mi?

-1896 tarihli Amerika Kongresi kararı.. Bu gizli karara göre Hıristiyan yerleşimi yoğunlaştırılarak Türkiye eyaletlere bölünecek ve Amerika’dan atanacak bir Hıristiyan’ın İstanbul Federe Devleti’nin ve toplamda Türkiye Birleşik Devletleri’’nin başına geçmesi sağlanacaktı.

SEÇİMLER

Derin Merkez (Amerikan küresel şirketler zirvesi) AKP ile küresel hedefleri için öyle bir fırsat yakaladı ki, bu tarihî imkânı -öyle sanıyorum ki- seçimin gelgitlerine bırakamaz. Hele bilgisayar teknolojilerinin mucizeleri elinde kullanmaya hazırsa!... Muhalefetin bütün önceliği yalnızca bu hususla mücadele etmek ve gerçeğin ortaya çıkarılması olmalıdır. Hiç gündem yaratamıyorlar. Böylece bu alandaki kısırlıklarını da az da olsa gidermiş olurlar.

 

13.4.2013

DUYGUSAL ACILAR

-Bilimsel gerçek: Bütün duygusal acılar en fazla 12 dakika sürer, geri kalanı sizin kendi uydurmanızdır.

- İnsan, tecrübelerine bakınca, bu tespitin doğru olduğunu düşünüyor. Ancak neden 10 veya 15 dakika değil de 12 dakika? Deneyler yapılmış, ölçülmüş müdür?

 

8.4.2013

ATATÜRK, ANLAMAK

Okumayı sevmeyen, okumada dünyada en gerilerde gelen insanlar, kimi anlayabilirler ki? Yalnız Atatürk'ü değil, kimseyi anlayamazlar. Ben Atatürkçüyüm diyenlerden pek çoğunun da Atatürk'ü anlayabildikleri kanısında değilim.

 

6.4.2013

BÖLÜCÜLÜK, ETNİK FİTNE TUZAĞI

Mart 2013’te yapılan araştırmaya göre, yurttaşlarımız; % 93.7 ana dilim Türkçe, % 90 Türküm, % 7.9 Kürt’üm, % 98 Türkçe konuşuyorum, % 98.8 Müslüman’ım, % 98 Türk Bayrağı, % 98 İstiklal Marşı diyor. Gerisini siz ilave edin, buna tek millet denmez mi?

Farz edelim ki “Yeni” Anayasa Meclis’ten geçti ve çok ortaklı etnik/ırk devleti kuruldu. Tantanalar arasında “Barış” geldi, PKK saldırıları durdu, “Kan akmıyor” huzura kavuştuk diyebilir miyiz? Asla. Çünkü sosyolojik bir terkip ve bütün olan millet, bölünüp egemenlik paylaşılınca, kısa zamanda iç çatışma başlar. Buna “etnik fitne” tuzağı denir. Tarih bunun acı örnekleriyle doludur. İşte 250 bin kişinin ölümüyle dağılan Yugoslavya, işte 1 milyon kişinin ölümüyle bölünen ve iç çatışma tuzağındaki Irak, işte Libya ve Suriye.
Osmanlı ne demiş? “Hakimiyet (egemenlik) aynen iffet ve namus gibidir, tecezzi (bölünme)’yi kabul etmez, ortağı da olmaz.”
Acaba “akiller!” neyi anlatacaklar?■ Sadi Somuncuoğlu, Yeniçağ, 6.4.2013

 

5.4.2013

KAPİTALİZM

Kâr ve servet hırsı sınır tanımıyor, kazandıkça daha fazla istiyor ve hiçbir kutsal tanımıyorlar. Alkolizm gibi, morfinmanlık gibi, kumar alışkanlığı gibi bir şeydir.

 

4.4.2013

KURUMLAŞMA

-Devlette kurumlaşma ne kadar olmaz, yetkiler kişilerde toplanıp onların kararına kalırsa, o ülkeye dış müdahale o kadar kolaylaşır.

 

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

AĞLAMA UZMANI

-Sık sık gözyaşını tutamamasıyla gündeme gelen Başbakan Yardımcısı Arınç,  Erdoğan’ın demokrasi anlayışını eleştiren Ürdün Kralı Abdullah’la ilgili değerlendirme:  “Böyle söyleyeceğini Anıtkabir’de döktüğü gözyaşlarından anlamıştım.” ■ Basın’dan

FUTBOL

-İspanya devlet başkanı Franco’ya muhabir sormuş: “ bu insanları bu krize, işsizliğe, bunalıma rağmen nasıl yönettiniz?” Devlet başkanı yanıtlamış: “ Yüz bin kişilik üç tane beşik yapıp sallayarak.” ■ Basından

BOP, EYALET SİSTEMİ

-ABD’nin 1896 tarihli Kongre kararı ile Türkiye’nin Hıristiyanlaştırılması projesi vardır ki, temeli eyalet sistemine dayanıyor.  ■Arslan Bulut  (Yeniçağ yazarı)

HADDİNİ BİLSEYDİ

-Atatürk haddini bilmedi, eğen bilseydi, sussaydı, İstanbul'da ABD mandasında oturuyorduk arkadaş.  ■Hıncal Uluç  (Gerektiğinde haddini bilmemek büyük meziyet oluyor. cd)

 

3.4.2013

MUSTAFA MUTLU’NUN ÇAĞRISINA KOŞARAK BİR YURTTAŞLIK GÖREVİMİ YERİNE GETİRİYORUM

MUSTAFA MUTLU (Vatan, 3.4.2013) : Uyan Türkiye... (30)

Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen bilim insanı Fatih Hilmioğlu, kanser hastası... “Tedavi hakkı”, bizzat yargılandığı mahkeme tarafından engelleniyor. O tahliye edilmediği için ölümcül “uyku apnesi” hastalığına yakalanan Emekli Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor.

Zaten Hilmioğlu da artık tedavi için tahliyesini istemiyor; “Benden daha ağır hasta olan tutuklular var, onlar tahliye edilmeli” diyor! Tam bir aydır Silivri’deki bu insanlık dramına dikkat çekmek için “devleti yönetenler”e ulaşıp, “bir şey yapmaları”nı istiyoruz.

Eğer siz de yapılanları haksızlık olarak görüyorsanız, devlet yönetiminde söz sahibi makamları arayarak kendi duygularınızı iletmeyi ihmal etmeyin.

Protokol listesinden devam ediyoruz; sıra bugün Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nda. “Onun bu konuyla ne ilgisi var” demeyin; çünkü onun da her “iç sorun” hakkında diğer bakanlar kadar söz hakkı var!

Faks: 0 (312) 207 62 99

E-posta: ozelkalem@ormansu.gov.tr

**

Ben kendi hesabıma aşağıdaki iletiyi yolladım:

Sayın Veysel Eroğlu
Orman ve Su İşleri Bakanı

Ergenekon davası sanıklarından Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu kanser... Ölümcül uyku apnesi hastası Em. Üsteğmen Serdar Öztürk de “Fatih Hilmioğlu tahliye edilene kadar hastaneye gitmeyeceğim” diyerek tedaviyi reddediyor. Aralarında subaylar, yazarlar, parti başkanları, çok değerli aydınlar, milletvekilleri var. Bunlardan Sayın Mehmet Haberal da ölümcül derecede hastadır.

Devleti yönetenler Silivri’de yaşanan bu ve benzeri dramları görmezden geliyor. Davalar sırasında maddi koşullar ve psikolojik sebeplerle hayatını kaybedenler, hatta hayatına son verenler oldu.
Silivri'de ve diğer tutukevlerinde tutsak olan aydınlarımızın çoğu, hangi sebepten yargılandıklarını dahi bilmiyorlar. Altı yıldır, beş, dört yıldır tutuklu olanlar var. Bu uygulama artık infaza dönüşmüş bulunuyor.
Yargı, bireylerin vicdanlarında yargılanır hale geliyor.
Sayın Bakanım,
Konuya el atarak, gündeme getirerek, icabında yasal düzenlemeler yapılmasına ön ayak olarak, söz konusu yurttaşlarımızın tutuksuz yargılanmalarını temin yönünde yardımcı olmanızı bekliyoruz.
Saygılarımla, başarı dileklerimle…

Cihan Dura, 3.4.2013

 

2.4.2013

TARİH

Turgut Özal olmasaydı, Recep Tayyip olur muydu?

Ya Süleyman Demirel, Kenan Evren olmasa, Turgut Özal?

Olmazdı!

Her biri sonrakinin yolunu açtı, düzledi. Bugünlere öyle geldik.

Bunun içindir ki tarihimizi bilmek zorundayız, özellikle yakın tarihimizi...

Atatürk'ün tarih bilgisi, insanın gözlerini kamaştırır.

Cumhuriyetimizin tarihini bilmeyenin Atatürkçülüğü çok eksik kalır.

HER ŞEYİN BAŞI GÖZLEM

Bugün Google, Maria Sibylla Merian’ı hatırlatıyor dünyaya. Ben ilk kez duydum adını, araştırdım.  Aşağıdaki bilgiyi edindim ve korkunç eksikliğimizi gördüm: Gözlem…, gözlem eksikliğimiz…

Biz yüzyıllar boyunca böyle yaşatılmışız ve hâlâ böyle yaşamaya zorlanıyoruz. Oysa, Güzel Batı’yı -Çirkin Batı’yı değil- Batı yapan budur, Dünya ile ilgilenmektir, onu hayranlıkla gözlemlemektir. Peki, gözlem nedir? Bunun için de iki makalemin adresini ekledim, dilerim okuyanlar çıkar.

*

Maria Sibylla Merian kimdir?

Maria Sibylla Merian, 2 Nisan 1647 - 13 Ocak 1717 tarihleri arasında yaşamış olan, bitki ve böcekleri detaylı bir şekilde inceleyerek resimler yapmış bir doğa bilimci ve bilimsel illüstratördür.

Almanya'nın Frankfurt şehrinde dünyaya gelen Maria Sibylla Merian, botanik ressam olarak çalışmıştır. 1675,1677 ve 1680 yıllarında bitki gravürlerinden oluşan üç koleksiyon yayınlamıştır. Böceklerle yaptığı çalışmalardan sonra kendine sakladığı örnekleri incelemiş ve böceklerin yumurta, larva, pupa ve yetişkinlik evrelerini yani metamorfozlarını gösteren çizimler yapmıştır. Merian, 186 böcek türünün yaşam döngüsünü tanımlamıştır. Bu tanımların entomoloji yani böcek bilimine katkısı büyüktür.

Maria Sibylla Merian'in eseri Der Raupen wunderbare Verwandlung und sonderbare Blumennahrung - Tırtılın İnanılmaz Dönüşümü ve Garip Besin Btkileri yüksek sosyete tarafından beğenilse de ana dil olarak sadece Latinceyi benimseyen bilim çevrelerince pek kabul görmemiştir.

Merian, gözlemlediği böceklerin yaşam döngülerini de detaylı bir şekilde incelemiştir. Tırtılın kelebeğe nasıl dönüştüğünü ve dönüşümü esnasında yediği farklı besinleri kayıt altına almıştır.

*

GÖZLEM HAKKINDA İKİ YAZI:

BİLİMİN ÖNCÜLERİNDE GÖZLEM http://www.cihandura.com/eski/index.php?option=com_content&task=view&id=66&Itemid=62

GERÇEĞİN BULUNMASI GÖZLEMLE BAŞLAR

http://cihandura.com/bilimsel-yontem-yazilari/141-gercen-bulunmasi-goezlemle-balar.html

 

1.4.2013

DEMOKRASİ

Demokratik rejimde eşit oydan vazgeçmek zor. Sakıncasını azaltmanın tek yolu toplumun eğitim düzeyini olabildiğince yükseltmektir; tabii sosyal ahlakla da destekleyerek.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura