Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
09-09-2012
GÜNLER V NOTLAR: MAYIS 2012 (İbret,GDO, yabancıya toprak, tarih, egemenlik, RTE, Silivri, CHP, Yargı

Cihan Dura

22.6.2012


2.5.2012

HEP GÜZEL SÖZLER, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

-“İsrael Türkiye’de İsrael’de olduğundan daha kuvvetlidir.” Yalçın Küçük (Prof. Dr., yazar, Silivri tutuklusu)

- “R. T. Erdoğan, ülkede yükselen laik muhalefet karşısında meşruiyetini sağlamlaştırmak için yüksek profilli bir uluslararası diplomatik başarıya ihtiyaç duyuyor.” Ehud Olmert (İsrail Başbakanı, One minute gösterisinden 1 ay önce)

-Türkiye tehlike algılaması konusunda artık homojen değil. Dahası, sistemin stratejik düşünme mekanizması zayıf ve gittikçe parçalanıyor. Artık tek Türkiye yok… ABD işi bitirdi bile! Judith Yaphe (ABD Milli Savunma Akademisinden Öğretim Üyesi)

- “Ön Asya ile Ortadoğu’da niye Amerikalılar ölsün ki! Müslümanları Şia - Sünni diye ayrıştıralım ve bırakalım onlar birbirini öldürsün.” Robert Bear (CIA’nın Ortadoğu Bölge Şeflerinden)

GDO’LU ÜRÜNLER VE DİNDAR NESİLLER

ARSLAN BULUT: Birkaç gün önce TBMM’den bir yasa geçti ve hayvan yeminde kullanılan genetik yapısı değiştirilmiş gıdaların ithalatı serbest bırakıldı. Bir de bütün Türkiye’de yaygınlaştırılmış markalı patlamış mısır tezgâhları var. Bu mısırların büyük çoğunluğu Amerika’dan ithal edilmiş değil mi? Amerikan mısırının büyük ölçüde genetik yapısı ile oynanmış mısır olduğunu bu ürünleri tüketenler biliyor mu?

Deneylerde genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ile beslenen farelerin üç nesil sonra ağızlarında bile kıl çıkıyor. Yani genetik yapıları bozulduğu için hilkat garibesine dönüyorlar.

Peki Türklerin ve Müslümanların yaradılış şifreleri ile oynanmasına Diyanet İşleri Başkanlığı’nın veya siyasi operasyonlardan başını alamayan dinî grupların bir diyeceği yok mu? “Dindar nesil” yetiştirmek isteyen Tayyip Erdoğan, Amerikan firmalarının baskılarına boyun eğerek; genetik yapısı bozulmuş, bir süre sonra da tamamen kısırlaşmış nesiller yetiştirilmesine aracı olmuyor mu?

BEN: Öyle ince işlere onların kafası basmaz.

4.5.2012

TARTIŞMA

Tartışmada karşımızdakinin bakış açısını bilmeli, görüşümüzü ona göre ifade etmeliyiz.

AKP TÜM MİLLİ VARLIKLARIMIZI, DEĞERLERİMİZİ, TOPRAKLARIMIZI AŞAMA AŞAMA SATIYOR

-AKP Türkiye’de Cumhuriyetten bu yana taş taş üstüne konmuş ne varsa hepsini sattı, topraklarımızı da satıyor.

-İsrail Filistinlilerden satın alınan topraklar üzerinde kuruldu.

-AKP Kurtuluş savaşımızda al kanlara boyadığımız toprakları şimdi yabancılara satıyo.

-AKP Hükümeti yabancılara toprak satışında karşılıklılık koşulunu kaldırdı.

-Bütün üretim kaynaklarımız yabancılaştırılıyor. Böyle bir politika ülkenin geleceğini ipotek altına almaktır.

-Şeyhlerle, sultanlarla anlaştılar, tarım arazilerimizi bunlara satacaklar. Köylülerimizi Arap şeyhleri işçi olarak çalıştıracak.

-Kayseri Yeşilhisar’da 34 bin dönüm arazi Türkler üzerinden Yahudiler tarafından satın alındı.

AKP VATAN TOPRAKLARINI NEDEN SATIYOR?

Yeteneksiz, beceriksiz mi beceriksiz AKP hükümeti, yabancıya vatan toprağı satışını bir çırpıda 24 kat (2,5 hektardan 60 hektara) neden artırdı?

Paçaları tutuştu da ondan!

Neden? Onun yanıtı da Standart and Poors’un raporunda (S. Önkibar, Yeni Mesaj, 3.5.2012):

-Dış talepteki yavaşlama ve kötüleşen dış ticaret, ekonomik dengeyi daha zor hale getirdi. Türkiye’nin yüksek dış borcu ve bütçenin dolaylı vergilere bağımlılığı nedeniyle riskler artı. Türkiye’nin dış finansman açığı çok yüksektir ve bu sebeple şoklara açıktır.

-Merkez Bankası rezervleri ve Türkiye’nin yabancı para gelirlerinin toplamı, dış yükümlülüklerinin üçte ikisine bile erişemiyor.

-2011 ‘de Türkiye’nin cari açığı tüm dış gelirlerinin yüzde 40’ını aştı. Bu oran 2009’da yüzde 7 idi.

-Enerji faturası 12 ayda 57 milyar doları aştı. Türkiye’nin ihracat pazarı olan Euro bölgesindeki kriz ve resesyon sebebi ile Türkiye Nisan ayı itibarı ile AB pazarlarındaki ihracatında yüzde 18’lik gerileme var. Türkiye’nin ticaret hadlerinde olumsuz seyirler var ki bütün bunlar şok habercisidir!

Vatan topraklarının yabancılara satılmasının sakıncaları saymakla bitmez.

8.5.2012

YABANCIYA TOPRAK SATIŞI

-2003 yılına kadar 80 yıllık Cumhuriyet tarihimizde yabancılara toplam 12 km² toprak satmışız.
- On yıllık AKP iktidarında bu rakam 11 kat büyüyerek 136,5 km² olmuş (136,5 km² / 783 562 km² = % 0.017421)...

-Oranlamanın, ülkenin yüzölçümüne değil, yerleşim alanları toplamına yapılması lazım. Adamlar gidip dağ başında toprak satın almıyorlar ki... Bu takdirde yabancının mülkü haline gelen topraklar, çok daha yüksek bir yüzde ile ifade edilecektir. son düzenleme ile artık tarım alanları da satılabilecek. Buna göre imarlı alanlara tarım alanlarını da eklemek gerekecek.

AKP VATAN TOPRAKLARINI SATIŞA ÇIKARDI

-AKP hükümeti mülk satışı için Körfez, ABD ve Uzakdoğulu yatırımcıları çekmek için tanıtım atağı başlatıyor. Tanıtım kampanyasında, büyükelçilere mektup gönderilerek, Türkiye’de taşınmaz alımında sağlanan kolaylıkları bulundukları ülkelerdeki yatırımcılara anlatmaları istenecek.

-Bu gidiş tam bir kapitülasyondur. Ülke yüzölçümünün yüzde onluk buyuk bir parçası yabancılara pazarlanıyor.

-Kral ve şeyhlerin talepleri karşılanacak. Bundan sadece Arap ve Anglo-Amerikan şirket imparatorlukları yararlanacak.

9.5.2012

YABANCILARA TOPRAK SATIŞI ÜZERİNE BİR DİYALOG

Bir dost -2003 yılına kadar 80 yıllık Cumhuriyet tarihimizde yabancılara toplam 12 km² toprak satmışız.
- On yıllık AKP iktidarında bu rakam 11 kat büyüyerek 136,5 km² olmuş (136,5 km² / 783 562 km² = % 0.017421)...

Ben -Oranlamanın, ülkenin yüzölçümüne değil, yerleşim alanları toplamına yapılması lazım. Adamlar gidip dağ başında toprak satın almıyorlar ki... Bu takdirde yabancının mülkü haline gelen topraklar, çok daha yüksek bir yüzde ile ifade edilecektir. Son düzenleme ile artık tarım alanları da satılabilecek. Buna göre imarlı alanlara tarım alanlarını da eklemek gerekecek.

Aynı dost- ahmet turk'un 300 bin donum topragi varmis; ozellikle dogu ve guneydogudaki arazilerin tapulari ahmet turk gibi birkac yuz/bin kiside...turkiye'deki arazilerin genel dagilimi nasildir; kim ne kadar araziye sahiptir, bu veriler de onemli..eger turkiye'deki araziler ahmet turk gibilerinin uzerine kayitliysa, hans'in da toprak sahibi olmasinda sakinca yoktur aslinda...

Ben -İkisi aynı mahiyette değil: Hans'a giderse, o toprak Almanya'nın millî servetine eklenmiş oluyor. Ahmet Türk'deki toprak her hal ve durumda Türkiye'ye aittir, Türkiye'nin millî servetinin bir parçasıdır. İkinci sorun, toprak dağılımı adaletsizliğidir ve bunu kendi aramızda halledebiliriz. Yabancı ülkenin malı olan toprakla ilgili bir sorunu kendi başımıza çözemeyiz. O artık uluslararası bir konudur.

Bir diğer dost- Hocam Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Ancak bizde bunların içersinde yanacağız herhalde. AKP destekçileri yabancılar toprakları alıp götürmüyorlar, sen de git dışarıdan al, beğenmiyorsan da çek git diyorlar malesef!

-Vatan topraklarının yabancılara para karşılığı satılmasını böylesine kayıtsızca karşılayan yurttaşlarımız aslında acınacak durumdadır. Çünkü onlar birçok yüksek fikir ve duygudan yoksun kişilerdir. Bilim yönünden zayıftırlar, sosyal ahlak bakımından gelişmemişlerdir. Milli duygu, vatan ve millet sevgisi, milli birlik, dayanışma nedir bilmezler. Dünyada olup bitenden habersizdirler. Kim dost, kim düşman, onu da bilmezler.

Bu yurttaşlarımızı bütün bu açılardan bilgi sahibi yapacak, eğiteceksin ki o zaman vatan toprağı satmanın ne anlama geldiğini anlasınlar, yapanlara karşı çıksınlar. İşte Atatürkçüleri böylesine zor bir görev beklemektedir değerli dost.

TARİH

Bugünkü Türkiye neden geçmişin felaketlerini yeniden yaşıyor?

SİNAN MEYDAN: “Tarih tekerrür eder” derler eskiler… “Tecrübeyle sabittir…” diye de eklerler… Evet! Tarih tekerrür eder etmesine de, hep “tarihten ders almayan milletlerin tarihi tekerrür eder.”

Geçmişi unutan,

Toplumsal belleği silinen,

Özellikle de “ulusal duygusu yok edilen” milletlerin tarihi tekerrür eder.

Çünkü çok basit; ders almazsan, ders alıp önlem almazsan, geçmişte yaşanan sorunların gelecekte de yaşanması kaçınılmaz olur.

İşte Türkiye’nin bugün yaşadıklarının arka planında tam da bu tür bir “geçmişten ders almazlık durumu“ vardır. Türkiye “toplumsal bellek kaybı” yaşamış gibidir. 2010 Türkiyesi’nde, 1919 Türkiyesi’ndeki sorunların yaşanmaya başlanmasını başka türlü açıklamak olanaksızdır.

Yakın tarihte şöyle kısa bir göz atınca, her şey bir yana, 1919’un işbirlikçileriyle 2010’un işbirlikçileri arasındaki benzerlik insanı “şaşırtacak” türdendir.

BEN: Tarihini bilmeyen, unutan milletler yok olmaya mahkûmdur.

10.5.2012

MÜSAMAHA

-Yarın sana göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarındır.   Can Yücel

-Türkiye'nin 1938 sonrası siyaset hayatına bakar ve bugün ne halde bulunduğumuzu görürsek, bu sözün ne kadar doğru olduğunu anlarız.

MİLLİ EGEMENLİK, DEMOKRASİ

-Paranın gücünün ve patronların hüküm sürdüğü bir ülkede egemenlik kayıtsız şartsız milletin değildir!

Ben- Demek ki halk egemenliği (demokrasi) ancak gelirin âdil dağıldığı bir toplumda gerçekleşebilir.

TASARRUF

M. Tahir Ceylan - Eğer bir evde uzun etek, iki sene sonra kısa etek, dört sene sonra bluz, altı sene sonra şilte, sekiz sene sonra yorgan yüzü olmamışsa, o evin çocuklarında hayata karşı güçlü bir tutumluluk, doğaya ve insana karşı derin bir sorumluluk gelişmesi zordur.

Ben- Benim çocukluğumda hemen hemen böyleydi. Öyle yoksul da değildik. Buna rağmen, annemin, çorapları, elbiseleri,... yamayıp bizlere yeniden giydirdiğini hatırlıyorum. Şu bir gerçektir ki yeterli ölçüde tasarruf yapmayan bir toplum asla kalkınamaz. Bizlere bu yaşamsal geleneği unutturdular, küresel şirketler azmanlaşmaya devam etsinler diye...

11.5.2012

TÜRKÇE

-Koca.man, koda.man, şiş.man, az-man, evci.men,…

-pencere > fenestre > fenêtre

-istisna: Erdek’e… (yazıda yumuşatılmıyor)

RECEP TAYYİP USTA’NIN BAŞKANLIK SEVDASININ ASLI VE FASLI

ALİ SİRMEN: Her şeyden önce, tutturmuşuz “başkanlık sistemi” diye. Ama aslında muradımız en parlak örneğini ABD’de gördüğümüz “başkanlık” düzeni değil.

Burada sihirli anayasa ve sistem saplantılarından uzak durmak gerek. Gerçekten de, bir ülkenin demokrasi düzeyini saptayan tek başına ne anayasasının mükemmeliyet (zaten mükemmel anayasa yoktur) derecesi, ne de sistemdir. Bir ülkenin demokrasi düzeyi halkının demokrasi kültür, gelenek ve bilinciyle orantılıdır.

Başkanlık tartışmalarının, mesela Fransa’da gündeme gelmesinin nedeni Dördüncü Cumhuriyet’in yıllar süren istikrarsızlık dönemlerine karşı istikrar arayışı olmuştu. Demirel de, başkanlık sistemini koalisyonlara karşı istikrar güvencesi olarak sunuyordu.

Ama Tayyip Bey öyle mi?

Türkiye’de koalisyon kırılganlığı diye bir konu yoktur gündemde. Günümüzde Başkanlık sistemi, Çankaya’ya çıkmak isteyen Erdoğan’ın bedenine ve tutkusuna uygun bir kaftan biçilmesi kaygısıyla öne sürülmektedir. Böylece “Başbakan Baba” sistemi, “Başkan Baba” sistemine dönüşecek ve tabii ki bu sürecin hiçbir yerinde de demokrasinin katresi olmayacaktır.

Ali Sirmen, Cumhuriyet, 11.5.2012

12.5.2012

SİLİVRİ ZULÜMHANESİ

MUSTAFA MUTLU: Adalet Bakanlığı, bir süre önce Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel’e altı kişilik bir gazeteci grubunu Silivri’deki gazetecileri ziyarete götürmek için izin vermek zorunda kaldı.Can Ataklı, bu ziyarette yaşananları ve izlenimlerini üç gün boyunca sütununda anlattı. Nelere tanıklık etmediler ki?

Tek kişilik hücreler ıslak ve buz gibi... Tuncay Özkan bir sabah uyandığında ayağa kalkınca neredeyse bileklerine kadar kanalizasyon suyuna batmış. Meğer klozetin içinde harç unutulmuş ve o da gideri tıkamış, gece taşmış.

Hücreler o kadar ıslakmış ki, her taraf yosun bağlamış. Tutuklular ceplerinden para vererek sıva ve boya yaptırıyormuş.

Bir ara çay artığından toprak yapıp çiçek yetiştirmişler ama Tuncay bunu kitabında yazınca çay artığını biriktirmek de yasaklanmış.

Aşırı rutubet yüzünden neredeyse bütün tutuklular hastaymış. Bazı tutukluların koridorlarda bile karşılaşmamaları için özel önlem alınıyormuş.

İçeride yazmalarını önlemek için daktilo bile verilmiyormuş. Haftada 10 saat birlikte olma hakları kullandırılmıyormuş.Spor yapma hakları kısıtlanıyormuş. Vatan, 12.5.2012

14.5.2012

ANAYASA

Siyasi partilerin Anayasa yapmasını yanlış buluyorum,  başlıca şu sebeplerden:

-Seçilen milletvekilleri halk değil, liderleri tarafından önceden seçilmiştir.

-Seçim kanunu oy dağılımını, dolayısıyla Millî İrade'yi Meclis'e çarpıtarak yansıtmaktadır.

-Meclis'de milletvekilleri, kendi özgür iradeleri ile değil, liderlerinin irade ve baskısıyla oy kullanmaktadır.

HİZMET

-Türkiye’de hizmet cezasız kalmaz.   Yılmaz Büyükerşen

CHP

E. PAZARCI: "CHP, sürekli yeni skandallar üretiyor. O kadar çok ki, ayrı ayrı ele alsam, her gün CHP yazmak zorunda kalacağım. O yüzden artık toplu veriyorum."

BEN: Kendi varoluş ideolojisini reddeden, oradan buradan toplama görüşlerle bir şey olacağını sanan partinin sonu budur.

15.5.2012

YARGI

Yargıya Kemalist Giremez!

Anayasa Mahkemesinin eski raportörü ve Anayasa Mahkemesi Başkanı İktisatçı Haşim Kılıç’ın has adamı, üstelik Doçent bir hukukçu olduğu söylenen Osman Can; “Artık Yargıya Kemalist Giremez” dedi.

***

Soralım bakalım Osman Aga’ya:

*Sen Yargının sahibi misin ki, kimin girip, kimin giremeyeceğine karar verebiliyorsun?
*Yargıya ne girer, nasıl girer, yargıya kimler girer?
*Yargıya Kemalistler giremezse, cemaatinin militanları girebilir mi?
*Yargıya Cübbeli Ahmet Hocanın müritleri girebilir mi?
*Yargıya Nakşibendi Tarikatının müritleri girebilir mi?
*Aczimendi Tarikatı önderi Müslim Gündüz’ün adamları girebilir mi?
*Bilvanis Çiftliğinde veya Kahta’da yetişen Menzilciler girebilir mi?
*Süleymancılar ve diğerleri Yargıya girebilir mi?

***
Söyle bakalım Osman Aga sen hangi cüretle ve kimden aldığın güçle bu sözleri söyleyebiliyorsun?

Sen yat-kalk, gece gündüz Kemalistlere dua et Osman Aga. Onlar bu Cumhuriyeti kurmasaydılar, sen şimdi kimbilir hangi Arap Şeyhinin çadırında, sahibinin seni çağırmasını bekler olacaktın!...

Rastık sürme ister Osman Aga/Naylon çorap ister Osman Aga/
Yalancısın inanamam Osman Aga.

Rıfat Serdaroğlu, www.dunya48.com

HALK VE AYDIN

-Halk, aydınları uyuduğu için uyur. Ve o aydınlar ki uyumadıklarını sanır. cd

17.5.2012

TSK

Orduevlerinde Türban, Sarık, Cübbe Artık Serbest

GKB Necdet Özel Paşa - Orduevleri, askeri gazinolar ve sosyal tesislerde gerçekleştirilecek düğünlere katılan misafirlere yönelik türban, sarık, cübbe ve takke yasağını kaldırdım.

Ben  - “Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.” Demek ki 41. gündeyiz.

19 MAYIS BAYRAMI DÜNYA DURDUKÇA BAYRAMIMIZDIR, KUTLU OLSUN: BU GELEN BANDIRMA VAPURU

Tekmil Anadolu ayakta,
Bu gelen Bandırma vapuru.
Mustafa Kemal'in bakışı göklerden duru.

Boz kalpağın hele bir çıkarsın Mustafa Kemal
Altın saçları pırıl pırıl uçuşur rüzgârda.
Mustafa Kemal'in elbisesi
Rütbesiz, nişansız...
Ve avuçlarında
Kaderi yazılmış Türkiye'nin.


Karadeniz sere serpe uzanmış önünde
Bandırma vapuru yavaş yavaş yol alır,
Gazi Anadolu divan kurmuş bekleşir,
Mustafa Kemal geliyor.
Vapur yaklaşır, yaklaşır;
Secde eder dağlar taşlar.
Selam verir Gazi Anadolu'm;
Bandırma vapurunun içinde.
Güneşten süt emmiş
Bir sarışın kahraman var.

Mustafa Kemal, ölümsüz kahraman,
Sen Samsun'a ayak bastığın an,
Al bir bayrak gibi açılıp rüzgârınla,
Dalgalandı vatan.

Özker YAŞİN

TSK

YILMAZ ÖZDİL (Hürriyet, 16.5.2012):Her 15 Mayıs’ta… Bismillah ilk iş, anma töreni yapılır, Hasan Tahsin Anıtı’nda… Vali, belediye başkanları, milletvekilleri, Ege Ordu Komutanı, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, çoluk çocuk İzmirliler katılır.

Şimdi sıkı durun. Sanıyorduk ki… 19 Mayıs yasaklandı. 29 Ekim yasaklandı. Meğer… 15 Mayıs da yasaklanmış!

Ve… 15 Mayıs 2012. Sabah, saat 10. Vali gelmedi. Ege Ordu Komutanı… Hep gelirdi, tarihinde ilk kez gelmedi.

Belediyeler geldi. Üniversiteler geldi. Sivil toplum geldi. Ancak… Bu haddini bilmez gruplar, sayın devletimizden izin istemedikleri için, hadlerini öğrendiler, çelenk koyamadılar.

BEN: Ege Ordu Komutanı, yazıklar olsun sana!...

MÜCADELE

Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük. Bir başka bahar için sadece yaprak döktük. Hz. Mevlâna

18.5.2012

MİLLÎ İRADE VE VEKİLLER

Millet sizi, bizi istediğiniz gibi yönetin, keyfinizce yönetin, nefsinizin peşinde yönetin deyip seçmiyor. Benim emellerim var, sorunlarım var, ihtiyaçlarım var, onları gerçekleştirin, çözün, karşılayın diye seçiyor. Şuna, buna, filan patrona uyun, ona biat edin diye de seçmiyor. Yalnız bana yönelin, uyun, benim isteklerimi yerine getirin diye seçiyor.

19 MAYIS BAYRAMI DÜNYA DURDUKÇA BAYRAMIMIZDIR, KUTLU OLSUN

BİR GEMİ YANAŞTI SAMSUN'A

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı,
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin
bacasından, bir duman
Bir duman değil bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil,
Sarılan ana yurda
Kemal Paşa'nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına,
Çıkarken yüce komutan,
Karadeniz'in halini bir görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar,
Kalktı takalar.
İzin verseydi Kemal Paşa,
Ardından gürleyip giderlerdi,
Erzurum'a kadar.

Cahit KÜLEBİ

19.5.2012

TÜRKÇE, BİLİM

Bir insan topluluğunda düşünme ve görme, bilim ve felsefe, sanat ve teknik yoksul olduğu ölçüde, dil de yoksuldur. Çünkü böyle bir durumda dilin varlık-dünyası ile, hayatla olan ilgisi azalır; ve varlık-dünyasına başka insan gruplarının düşünüş ve görüşü aracılığıyla varılmak istenilir.

Bir insan, varlık-dünyasında peşin olarak kendi dili ile, kendi gözüyle bir şeyi görmeli. ... Bir dil ile ne kadar düşünülür ve ne kadar görülürse, o dil de o ölçüde gelişir; çünkü görme ve düşünme ile dilin gelişmesi arasında bir paralellik vardır.

Dünün aydını Arapça ve Farsça düşünmüş, dilimize bol sayıda bu dillerden birçok klişeler sokmuştur. Bugünün aydını Fransızca, İngilizce, Almanca düşünmekte, bundan dolayı da dilimize bu dillerden, özellikle Fransızca’dan yine çok sayıda sözcük sokmaktadır. Ya da dil-ırkçılığı yaparak sözcük uydurmakta ve yakıştırmaktadır. Bütün bu yanlış yollarda yürümeyi önleyebilecek, bütün bu karışıklıkları ortadan kaldıracak biricik dayanak, düşünme ve görme bağımsızlığıdır. Her aydına düşen iş, bu bağımsızlığı kazanmaktır, yani kendi dili ile düşünmek, kendi dili ile görmek, düşündüklerini, gördüklerini kendi dili ile anlatmaktır. Takiyettin Mengüşoğlu

http://mimoza.marmara.edu.tr/~avni/dersbelgeligi/kunduz/dil.htm (19.5.2012)

YENİLMEK

-Hep denedin, hep yenildin. Olsun, gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.   Samuel Beckett

-Çünkü yenile yenile yenmeyi öğrenirsin. Çünkü sen başaramasan da bir yol açmışsındır, senin takipçilerin yetişmiştir, onlar yenebilir.

BEKİR COŞKUN: BUGÜN NEHİR GİBİYİZ

Çoktandır başını kaldırıyordu Türkiye. Sözler değişiyor, bakışlar farklılaşıyor, tepkiler yükseliyor, ses çoğalıyordu.

Bugün 19 Mayıs... İyi bakın, Cumhuriyet tarihimizin en anlamlı bayramı olacak bugün.

Ne yaparsan yap, baş kalkıyor,  göz açılıyor.

Bugün 19 Mayıs!...

19 MAYIS, ÜÇ MAYMUNLAR

-AKP Hükümetinin bayram kutlamalarını değiştiren genelgesi 5 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. AKP'nin değiştirdiği bayram kutlamaları birçok yasağı da beraberinde getiriyor. Yasaklar ilk olarak 19 Mayıs Atatürk"ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramında uygulamaya konacak. Gençliğin ve milletin 92 yıldır gerçekleştirdiği kutlamaların hemen her türüne birer çarpı atıldı.

-Bugün aramızda olan eski cumhurbaşkanları, eski genel kurmay başkanları, eski başbakanlar, bakanlar, bürokratlar ve benzerleri!... Bu devlet sizin devletiniz değil miydi, bakın parça parça gidiyor, hiç mi içiniz sızlamıyor, hiç mi içiniz kabarmıyor, söyleyecek bir tek sözünüz de mi yok? Neden susuyorsunuz, neden, neden, neden?...

19 MAYIS BAYRAMI DÜNYA DURDUKÇA BAYRAMIMIZDIR, KUTLU OLSUN

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI

Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var.

Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata'mıza söz verdik.
Kuvvetimiz, gücümüz, kanımızdadır kaynak.

Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı.
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.

19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi.

İ. Hakkı TALAS

20.5.2012

BAŞKANLIK VE YAPI KONUSU

Basından: Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “ABD, başkanlık sisteminin en iyi uygulandığı ülkedir” dedi.
Yeni anayasada Türkiye’nin üniter yapısını yıkıp federal sistemi getirmeyi amaçlayan AKP, hedefe doğru ilerlerken Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ABD’deki başkanlık sistemine övgüler yağdırdı.

Ben: Türkiyeli Ustasını memnun etmekten başka görevi olmadığı açık olan Bozdağ Efendi’ye yapı hakkındaki yazılarımı okumasını tavsiye ediyorum, - çok uzak ihtimal ya- belki hidayete erer.

MAKAM HIRSI

Bir fotoğraf…  İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Cemil Çelik, AKP’ye ve özel olarak Başbakan Erdoğan’a en yakın sermaye kuruluşlarından birinin kurucusu ve başkanı olan Ahmet Çalık'ın babası sanayici Mahmut Çalık’ın elini öpüyor.

-Gayet tutarlı buldum. Minnet borcunu ödüyordur. Çoğu bu yoldan geçerek dekan, rektör,... oluyor. Okumuşumuzda makam hırsı çok şiddetlidir. Yeter ki bir koltuğa otursunlar. Bilim, şeref, haysiyet, namus, yurtseverlik,... hepsini bir kalemde silerler.

19 MAYIS BAYRAMI DÜNYA DURDUKÇA BAYRAMIMIZDIR, KUTLU OLSUN

MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş,
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında,
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı,
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözlerini ışıl ışıl, görüyorum,
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.

Ümit Yaşar OĞUZCAN

21.5.2012

ATATÜRK’E SAYGISIZLIK YAPAN, 350 MİLYON TÜRK’E SAYGISIZLIK YAPAR

MUHTAR ŞAHANOV (Ünlü Kazak şair ve düşünürü, Milletvekili) : “Ben Atatürk konseptinin yolundayım. Atatürk, çok zeki, dirayetli bir şahsiyetti. O, bütün Türk varlığının, bütün Türk halklarının bağrına basması gereken ve her millete nasip olmayan Tanrı vergisi bir ruhtur. Biz Türk halkları olarak, onun izinden gidersek, onun bizi görmek istediği yere ulaşabiliriz.

Tarihin her döneminde büyük şahsiyetler gelir ama, onlara büyüklüğü veren kendi milletinin ruhudur. Milletin ruhunu temsil eden böyle ruhlara gereken saygı gösterilmezse, bu o millete saygısızlıktır. Saygıyı kendi halkı göstermez veya saygısızlığa izin verirse, bu kendine saygısızlık demektir ve milleti alçaltır. Türk halkına kendi öz oğluna gösterdiği saygı nispetinde saygı duyulur.

Bu yüzden Atatürk ruhuna uymayan işleri onun namına yapanlar, sadece Atatürk’ü değil Türk Milleti’ni küçültmüş olur. Oysa Türk halkını takdir etmek gerekir ki onun içinden böyle bir ruh çıkmıştır. Bu ruhu kaybetmeyin!”

ATATÜRK

ERDAL ATABEK (Cumhuriyet, 21.5.2012): Atatürk’ü unutturma çabalarını her gün görüyoruz: Çanakkale zaferini evliyaların himmetine bağlamak. Atatürk dönemini her yolla kötülemek. Atatürk sevgisinin toplumsal etkisini azaltıp silmek... Bütün bunlar neden mi yapılıyor? Atatürk ‘bağımsız Türkiye’ dediği için.

Atatürk Cumhuriyeti’nin sahipleri!... Milyonlarca olduğunuzu bileceksiniz.

Atatürk’ü yılda bir gün anmayın, her gün yaşatın.

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

-"Kapitalistler devletin egemenliği altında değildir, devlet onların yürütme kuruludur." Amerikalı iktisatçı John Kenneth Galbraith

-“Hangi ülkede, hangi çocuğun kaç lokma ekmek yiyeceğine, servet sahiplerinin bir araya geldikleri kahvaltılarda ve yemeklerde karar verilir.” Sosyalist siyasetçi ve yazar Hikmet Kıvılcımlı

- “Yabancı devletlerin her hangi bir mâli yardımına veya onların devamlı ittifaklarına bağlı olarak beklemek ve bunları hesap etmekten daha büyük bir hatâ olamaz.” ABD’nin ilk devlet başkanı George Washington

-Türkiye’nin imkân ve kapasitelerini, kendini iktidara getiren yabancı güçlere ve yandaşlarına sunan kişiliksiz ve kimliksiz siyasi kadrolardan ülkenin arınması gerekiyor. Dürüst insanlar bir araya gelse ve sadece Hazine’nin üstüne otursalar, 5 yıl sonra Türkiye’yi tutamazsınız. Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan

-"Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün." Saidi Nursi

22.5.2012

BAŞKANLIK SİSTEMİNE HAYIR!

CÜNEYT ÜLSEVER: -Başkanlık sistemi otokrat, hatta yer yer diktatörcü yönetime dönüşen bir rejim yaratır!

- ABD’de Başkanlık sistemi parçaların bütünlenmesi ile aşağıdan tepeye organik bir süreçte kurulmuşken, bizde bütünü parçalayarak tepeden aşağı inorganik bir süreçle inşa etmek gerekecek.

-Bizde her şeyden önce Başkanlık sisteminin tarihi gerekçeleri yok!

-Hiçbir şey değişmeyeceği gibi, bu kez “tek adam” yargı ve bürokrasiyi de tek başına oluşturma yetkisini kazanacaktır. Başkanlık sistemi yargı-yasama-yürütmenin resmen (halen gayri resmi) “tek adam”a bağlanması demektir.

LİDER

Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretmemişim demektir. M. K. Atatürk

-Çünkü lider sensin. Herkes inançla “lider benim” der ve gereği için yapabileceğini yaparsa, işte o zaman lider ortaya çıkar.

MÜSLÜMAN

Y. N. Öztürk: Müslümanlık namazsız olur ama ahlaksız olmaz.

Biri: İnandığı gibi yaşamayan yaşadığına inanmaya başlar.

Ben: "Lanet olsun o namaz kılanlara ki namazlarından gaflet içindedir onlar. Riyaya sapandır onlar. Onlar kamu hakkının yerine ulaşmasına, iyiliğe engel olurlar." Mâûn Suresi. Müslüman yalnızca namaz ve benzeri ibadetlerle kendini kurtaramıyor; Mâûn Suresi gayet açık, aynı zamanda ahlaklı olması gerekiyor.

EVET; “ŞİFRE” BUDUR: MÜCADELEYİ DESTEKLEMEK DEĞİL, ÜSTLENMEK...

MUSTAFA MUTLU: “Siz hep birilerini desteklediniz bugüne kadar; birilerinin arkasında oldunuz, bir şeyler yapmalarını beklediniz... Üç beş yazara ya da siyasetçiye e-posta atarak, Facebook’ta Atatürk resimlerini paylaşarak, kahramanlık tweet’leri göndererek korunmuyor Cumhuriyet!

Oysa kendi mahallenizde, işinizde, arkadaş çevrenizde ne kadar güçlüsünüz kim bilir? Ne olur gücünüzün farkına varın ve kendi kişisel “Samsun’unuza” çıkın artık!”

23.5.2012

DİNCİLİK

Kısaca İrtica Nedir, Kimlerce Desteklenmiş, Kimlere Hizmet Etmiştir?

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: “İrtica, dinin ihanet aracı yapılması halinde vücut bulan kötülüğün adıdır.

İrtica, tarihte hep Hıristiyan Batı çıkarlarına kullanılmış ve işletilmiştir. Günümüzde daha çok ’siyasal İslam’ unvanıyla Batı tarafından sahneye çıkarılan irtica, tarihi boyunca desteği, itibarı, alkışı Müslümanlardan almış, ama hizmeti, bilerek veya bilmeyerek, bir biçimde Batı emperyalizmine vermiştir.”

24.5.2012

ANA DİLDE EĞİTİM

ÖZDEMİR İNCE (Aydınlık, 11.5.2012) : -Bağımsızlık ya da en azından federasyon istenmiyorsa, neden ille de anadilde eğitim-öğretim dile dayatılıyor? Anadilin özgürce öğrenilmesi başka (günümüz düzeni içinde bu gerçekleşebilir), anadilde eğitim başka (ancak federasyon ve ayrı devlette mümkün)... Kim ki bir üniter devlette resmi dilden başka bir anadilde eğitim ister, o, üniter devlete karşıdır.

-Kürt bölge ya da devletinin kurulmasını kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birbirine karıştırmasın. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman gerisinde en azından bin yıllık bir devlet geleneği ve örgütü vardı.

YABANCIYA TOPRAK SATIŞI

Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan toprak satışlarının yüzde 90’ı AKP döneminde yapıldı. Mevcut kanunda yabancılara satılacak toprak miktarı imarlı alanların yüzde 10’unu geçmezken, yeni düzenleme ile “özel mülkiyete dahil alanların yüzde 10’unu geçmeyecek” ibaresi eklenmiştir. Böylece satışa konu olabilecek alan miktarı genişletilmiş, tarım alanları ve benzerleri de satılabilir statüye getirilmiştir.

28.5.2012

SİLİVRİ ABD’NİN ESERİDİR

Mustafa Mutlu: “Ergenekon ve benzeri davalar, ABD’nin Türkiye’ye karşı açtığı davalardır. Ergenekon davası, 5 Kasım 2007 günü, ABD Başkanı Bush’un, Oval Ofis’te Tayyip Erdoğan’a verdiği talimat doğrultusunda açılmıştır. Operasyonlarda tutuklanacak ve yargılanacak olanların listesi ABD makamları tarafından hazırlandı ve uygulayıcılara verildi.”

TSK: NECDET ÖZEL’İN ÖNÜ KİMLER TARAFINDAN, NASIL AÇILDI?

YAVUZ SELİM DEMİRAĞ (Yeniçağ Gazetesi, 5 ağustos 2010): Bu satırları kaleme aldığım saatte yaş kararları henüz açıklanmamıştı. Kimlerin terfi edip, kimlerin emekli edileceğine dair karar henüz cumhurbaşkanı tarafından onaylanmamıştı. Ama ben uzun süredir aldığım bilgileri son operasyonlarla karşılaştırınca “aman deşifre edilmesin” diye tanımlanan paşanın genelkurmay başkanlığı yolunun açılması için bütün engellerin ortadan kaldırılışını yazacağım.

Yıllardır Türk ordusuna sızmaya çalışan, beceremeyince psikolojik harekâtla orduyu yıpratmaya gayret edenlerin, gizli mahfillerde bir general hakkında “aman deşifre olmasın” demesi normal midir?

Yandaş medya ile beraber hayali darbe avcılarının hedefinde olan ordu komutanlarından hangisi ile ilgili tek satır yok? 3. ordu komutanı Saldıray Berk için yürütülen kara çalma, 1. Ordu Komutanı Hasan İğsız için de sürdürülürken, Ege Ordu Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu zaten Hüseyin Kıvrıkoğlu ile bütünleştirilip gözden çıkarılmıştı.

Lafı eveleyip gevelemeye gerek yok. Bir tek 2. ordu komutanı NECDET ÖZEL kalıyor geriye. “aman deşifre edilmesin!” denen kişi yani... Normal koşullarda 2014-2015 yılında Genelkurmay Başkanlığı’na getirilme şansı olan NECDET ÖZEL’e yandaş medya niçin “çok özel” muamele yapıyor? İğsız’ı emekli edince önce 1. Ordu Komutanı, seneye de Kara Kuvvetleri Komutanı olacak da ondan. Kara Kuvvetleri’nden hemen sonra Genelkurmay Başkanı...

Bu yüzden kıdem, teamül hiçe sayılıyor. Hayali soruşturmalarla diğerlerinin önü kesiliyor. Bu yüzden İlker Başbuğ’a bir yıl uzatma teklif edilerek ÖZEL’i iki yıl öncesinden Genelkurmay’a oturtmak planlanıyor. Bu yüzden YAŞ’tan program dışı çıkan Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i çağırarak ünlü savcının harekete geçerek ellerini sağlamlaştırmasını istiyor. Abdullah Gül, “onaylamam” restiyle Başbuğ ile Erdoğan’ı anlaşmaya zorluyor.

Bu yazının yaş kararlarından önce yazıldığını yeniden hatırlatıyor, Necdet Özel’e dikkatinizi çekmek istiyorum.

KUZU POSTUNA BÜRÜNEN

Osmanlıların Alman dayatmasıyla girdikleri Birinci Dünya Harbi’nin nasıl sonuçlandığını biliyoruz. Harbin galibi İngiltere oldu. İstanbul ve Anadolu işgal edildi. İmparatorluk battı. Türk Milleti bir bağımsızlık savaşı vermek zorunluluğu ile karşı karşıya bırakıldı. Eğer Almanya kazansaydı, ülke yine işgal edilecek, ancak bu sefer Alman sömürgesi olacaktık.

Osmanlı’nın dost sanarak can havliyle nasıl bir yılana sarıldığını görüyor musunuz? Almanya, Türklerin kuyusunu kazmayı planlıyordu ama yüzünde gülücükler dağıtarak atalarının şu öğüdünü uyguluyordu: Birine kötülük yapacaksan eğer, yüzüne iyilikle bak, onunla dostça konuş. Öyle ki hilenin farkına varmasın, yanılsın.

Ya günümüzde? Bush: Stratejik ortaklık, şiddet, BOP, Dinler-arası Diyalog, Ruhban okulu, Kıbrıs, Ermenistan, Kürtler, Irak, Afganistan…

Ve Barack Obama: Bu kez model ortaklık, gülücükler, mavi boncuklar, sempatik tavırlar; ancak yine Ruhban okulu, yine Kıbrıs, Ermenistan ve Kürt azınlık; yine Irak, yine Afganistan,…

1889’da Alman İmparatoru II. Wilhelm; 120 yıl sonra, 2009’da Amerikan Başkanı Barack Obama!

İki emperyalist-sömürgeci devletin iki lideri…

II. Wilhelm kuzu postuna bürünmüş bir kurttu.

Peki, Obama neydi?

31.5.2012

GÜNDEM DEĞİŞTİRME USTASI: RECEP TAYYİP

ÜMİT ZİLELİ (Cumhuriyet, 31.5.2012): Tayyip Bey gerçekten işini biliyor!..  Diyelim ki, herhangi bir konuda fena halde köşeye sıkışmaya başladı. Ortaya öylesine akla hayale gelmeyecek bir ya da iki “bomba” bırakıyor ki, başta medya olmak üzere kamuoyu her bir şeyi bırakıp, o konuları tartışmaya başlıyor.

Son günlerde yaşananlar da aynı oyunun uzantısı. Başbakan önce medyaya veryansın etti, “Bunları tasmalarından biz kurtardık” diyerek “köpek muamelesi” çekti. Baktı ki genelde kendisi ve partisini eleştiren gazete ve gazetecilerin dışında “tıs” yok, bu kez kadını hedef aldı, “kürtaj cinayettir” sözleriyle birinci sayfaları ve televizyon ekranlarını tümüyle kaplayan bir tartışmanın fitilini ateşledi... Böylece her zaman olduğu gibi, başını ağrıtan konular gündemden düşüverdi...

BEN: Hem gündem değiştiriyor hem de hedeflerinden birini gündeme getiriyor. Bir taşla iki kuş vuruyor. Bu strateji, somut haliyle öyle sanıyorum ki Tayyip patentli değil. Bir yerlerden akıl aldığı ve güdüldüğü kesin. Ara sıra da kendi çeşnisini katıyor.

MEDYA: BAŞBAKAN’I ELEŞTİREN YAZAR KOVULDU
AKP iktidarına desteğiyle bilinen Yeni Şafak gazetesindeki yazısında Başbakan Tayyip Erdoğan’ı eleştiren köşe yazarı Ali Akel’in işine son verildi. Akel’in 25 Mayıs’ta kaleme aldığı “Allah Aşkına Susun” başlıklı yazısı Yeni Şafak’ta krize neden oldu. Erdoğan’ı doğrudan, sert şekilde eleştiren Ali Akel’in gazeteden gönderileceği haberleri hafta başından beri konuşuluyordu. . ■ Cumhuriyet, 31.5.2012

BEN: "Tasmalı medya" bu..., tasmayı artık reddedeni içinde barındırır mı?

TASMALI MEDYA… TASMALI MEDYA… TASMALI MEDYA…

BEKİR COŞKUN (Cumhuriyet, 30. 5. 2012): Bizim tasma hikâyesine kızan, dava açılmasını isteyen… Yetmedi “Kaleminden pislik damlayan yazar” diyen Başbakan, bu kez gazetecilere “tasmalı” dedi.

Bizim “yüksek tirajlı” gazetelerden, televizyonlardan “Tıs” yok… Tam tersine “Muhteşem gün” diye içinde “tasmaları” olan konuşmayı sayfa sayfa yayımladılar sıkılmadan.

Hadi Başbakan; kürtajı, Uludere’yi, tasmayı, sezaryeni karıştırıp aklını kaybetti; kinle, nefretle, intikam duygusuyla vicdanını yitirdi.

Sen “tasmalı” medya, hiç mi utanma duygun kalmadı? Biraz olsun yani…

DEMOKRASİ

PLATON: “Demokrasinin temel ilkesi halkın egemenliğidir. Ama ülke yönetiminde doğru tercihlerin yapılabilmesi için de halkın, çoğunluğu iyi eğitim görmüş kişilerden oluşması gerekir. Eğer böyle değilse demokrasi otokrasiye dönüşür. Güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti başarıyla yönetebileceği sanılır.”

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura