Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
24-04-2013
GÜNLER V NOTLAR: KASIM 2012 (Tek tipleştirme, bölücülük, İslam, Atatürkçülük, bedhahlar, kamuoyu, ibretlik sözler, medya, halk, değiştirme hastalığı, bilim, bölücülük, özelleştirme, emperyalizm, demokrasi)

Cihan Dura

24.4.2013


30.11.2012

HATIRALAR

Eski Bir Fotoğraf Karşısında (ÖRDEKÇİLER KÖPRÜSÜ, DEBBAĞHANE, BENT DERESİ -ANKARA 1925)

Yaşımız 10-12 olmalı, 1950'li yıllar... Dayılarımız, İsmet Paşa (daha sonra Turgut Reis) mahallesinde otururdu. Yaz tatillerinde onlara giderdik. Bir vesile ile -açık hava sinemasına gitmek olabilir- tahta bir köprüden geçerek Telsizler'e, Altındağ tarafına geçerdik. Köprü bana çok yüksek gelirdi, altından Bent Deresi akardı, daha sonra dolduruldu. Bilenler belki kalmadı ama, ben yine de sorayım: Acaba bu köprü o köprü müdür?

 

29.11.2012

ÖNLÜK TEK-TİPLEŞTİRME İSE, ÖYLEYSE “KIBLE'Yİ DE KALDIRIN”

RIZA ZELYUT (Güneş, 29.11.2012): Ankara'daki o zevata sesleniyorum: Eğer tek tip insana karşı iseniz, insanları özgürleştirmek yandaşı iseniz; o zaman aynı kıbleye yönelen; aynı biçimde ibadet eden insanları da özgürleştirin. Kıbleyi kaldırın; namaz saatlerini iptal edin.
Bu önerim size çok saçma geldi, değil mi? Şu an Milli Eğitim Bakanlığı'nı yöneten zevata kızgınım da ondan...

Oturduğu koltuğu dünyanın merkezi zanneden, eğitimin dışındaki bu MEB'ciler önce şunu öğrensinler: Eğitim çocukta davranış değişikliği yaratmaktır. Bu değişimin ileriye doğru olması gerekir.
Ömer Bey'in bürokratları; çocuklarımızı; özgürleştirmek görüntüsü altında kuralsızlığa, ilkesizliğe yönlendiriyorlar. Hayatın kuralsızlık değil tam aksine kurallar bütünü olduğunu da bilmeyen bu sözde eğitimciler ülkenin kara talihidir.
Çocukların aynı kıyafeti giymesi tek tipleştirme değil; onları toplumsallaştırmanın bir yoludur. Bu belli dönemde aynı elbiseyi giyen öğrenciler; ortak davranmayı; bir disiplin içinde hareket etmeyi de öğrenmiş olurlar. Belli bir dönemi kapsayan bu tek tip kıyafet, ortak davranarak ve ortak görünerek toplumsal varlık olmaya giden bir yoldur.

 

BÖLÜCÜLÜK

BİR ARKADAŞIMIZ FERYAT EDİYOR: Sabah gözümü açıyorum KÜRT, gün içinde KÜRT, akşam yatıyorum KÜRT, tekrar sabah kalkıyorum KÜRT, uyuyorum, uyanıyorum KÜRT... kürt kürt kürt... Yeter, Artık Yeter!

 YERDEN GÖĞE KADAR HAKLI! BİZİM SATILMIŞ HOLDİNG KANALLARINDA NEDEN SABAH "KÜRT" AKŞAM "KÜRT"? ÇÜNKÜ: "Eğer sürekli olarak ve her yerde 'Kürt sorunu, Kürt sorunu…' der durursanız, sürekli bu ayrılığı savunanlardan bahsederseniz, iddialar giderek halkın bilincine sızar, yerleşir, kök salmaya başlar. Halk yapılan propagandanın etkisi altına girer, tutsağı haline gelir. Yeni bilinç çok geçmeden söze, oya, eyleme, şiddete dönüşür. Ne demişler: İnsanların zihnini ele geçirin, yüreği ve elleri peşinden gelecektir."

28.11.2012

GERÇEK İSLAM’DA DA, ATATÜRKÇÜLÜKTE DE GEÇMİŞE BAĞLANIP KALMA YOKTUR

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: “Şirk (yedek ilahlı din), bir ecdat-perestlik dini olarak tanımlanabilir. Çünkü şirkin olmazsa olmazlarının başında ecdadı, ataları dokunulmaz, eleştirilmez kılmak gelmektedir. Güvenilir, dokunulmaz ve kutsal olan, atalardan bize devredilen gelenek ve kabullerdir. İyinin, doğrunun ve güzelin ölçütü bu geleneksel değerlerdir. Bunların muhafaza edilmesi ise dinin ta kendisidir. Kur’an, yüzlerce ayetinde doğrudan veya dolaylı olarak şirkin bu tutkusunu gündeme getirip eleştirmektedir.”

BEN: Atatürkçü ideolojide böyle bir tehlike yoktur. İki ilkesi geçmişe kayıtsız bağlanıp kalmayı önler: Bilimcilik İlkesi ve Devrimcilik İlkesi… Atatürkçülük kendiliğinden yenilenme yeteneği olan biricik ideolojidir.

 

26.11.2012

İŞBİRLİKÇİLER

Dünyanın En Büyük Gücü Bile, İçerden İşbirlikçi Bulmadıkça Bir Ülkenin Kılına Dokunamaz

M. HİLMİ YILDIRIM: “Birçok kişi işbirliği için yarış halinde. İşbirliği yapanlar, sonra milletin karşısına geçiyor, utanmadan, sıkılmadan, “ABD küresel güçtür, her istediğini yapar” diyorlar. Hâlbuki ABD’li yetkililer, en büyük güçlerinin işbirlikçiler olduğunu ve onlar sayesinde küresel güç oluşturduklarını itiraf ediyorlar.

Sömürücü güçler, ülkeleri silâhsız işgal etmek ve milletleri çökertmek için işbirlikçi bulmayı öncelikli amaç edindiler. Her alanda işbirlikçi bulmak ve yetiştirmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Ne yazık ki, İslâm coğrafyasında bazıları işbirlikçiliği bir görev kabul ederek sürdürüyor.

En etkili ve tehlikeli işbirlikçiler, politika ve medyadakilerdir. Onları bertaraf etmeden, sömürücü güçlerden kurtulmamız mümkün değildir. Bunu yapacak olan da millettir.”

24.11.2012

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Arkadaşlar,

Candan, yürekten teşekkürler... Sizin aranızda da öğretmen olan var. Sık sık tekrarladığım gibi hayatta hepimiz aslında birer öğretmeniz. Ve hepimiz son dakikamıza kadar birer öğrenciyiz. Konuştuğumuz her sözden, yazdığımız her kelimeden çok kişi, hatta hiç ummadığımız kimseler bir şeyler öğreniyor.  Öyleyse bu gün, hepimizin öğretmenler günü aynı zamanda... İçimiz buruk da olsa, kutlu olsun. Güneşin ilk ışıkları, gecenin en koyu olduğu dakikalar da yayılırmış yeryüzüne. Dilerim, gelecek yıllarda alabildiğine coşkulu, çok daha büyük sevinçlerle kutlarız bu derin anlamlı günü.

 

22.11.2012

BEDHAHLAR

-Ulus yok artık AKP iktidarında. Ulus devlet yok. Özgür vatandaş yok. Türkiye Cumhuriyeti yok. Ne var? Etnik gruplar var. Kürt var. Ermeni, Rum var. Cemaat, imam, kul, ümmet var… Eyaletler var. Bütün hazırlıklar bir “Türk – Kürt Federe İslam Cumhuriyeti” için yapılmakta…Çakallar uluyor… Köpekler havlıyor…

-Amerikan planıdır, bu adamlarda böyle işleri yapabilecek kapasite yoktur. Talimat veriliyor, adım adım uyguluyorlar. Plan aslında çok daha geniş... Ordu ve muhalefet dahil, karşı çıkabilecek bütün güçleri sindirdiler. Ele geçiremedikleri tek güç -bir bölümü hariç-  büyük halk kitleleridir. Bu kitleler -Atatürk'ün Müdafaai Hukuk Cemiyeti gibi- bir teşkilat içinde toplanabilirse, plan bozulabilir.

 

KAMUOYU, MİLLİ İRADE

Tesev İle Konda Tarafından Yapılan Ankete Göre:

- Genel olarak ülkenin birinci niteliğinin ne olması gerektiği sorulduğunda, katılımcıların yüzde 40’ı ‘güçlü devlet’ istiyor.

- Anayasının temel ilkeleri arasında en çok vurgulanması istenen konular olarak yüzde 65.1 ile ‘haksızlığa karşı adalet’ yanıtı veriliyor.

- Anayasa Atatürk ilke ve inkilaplarına ve Atatürk milliyetçiliğine yer vermelidir önermesine katılanların oranı yüzde 82.3. ‘Ankara başkent olmasa da olur’ önermesine toplumun üçte ikisinden fazlası karşı çıkıyor.

- Toplumun yarısı laikliğini anayasada aynen kalması gerektiğini, beşte ikisi ise kalması gerektiğini ancak ‘devletin tüm dinlere aynı mesafede olacağı şekilde yeniden tanımlanması’ gerektiğini düşünüyor.

- Katılımcıların yüzde 85’i ülkenin resmi dili sadece ‘Türkçe olmalıdır’ diyor.

- Temel eğitimin dili ne olmalıdır? sorusuna yüzde 73’lük kesim ‘yalnızca Türkçe olmalıdır’  yanıtını veriyor.

- Katılımcılarının yüzde 56’sı anayasada halen olduğu şekilde sadece Türk kimliğinin yer alması gerektiğini düşünüyor. ■Akşam, 22.11. 2012

 

21.11.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER ■

CUMHURİYET

-“Türkiye Cumhuriyeti İngilizlere rağmen değil, İngilizlerin onayı ile 90 yıllık bir süre için kurulmuştur.” ■Gürkan Hacır, (gazeteci ve yazar)

(Eğer öyle olsaydı Atatürk şunu söyler miydi: “Türkiye Cumhuriyeti ilelebed payidar kalacaktır.”)

ATATÜRK

-Atatürk’ü benimsememek, bilerek veya bilmeyerek millet düşmanlığıdır. ■CD

 

DEVLET

-Bir devleti kurmak için bin sene ister, yıkmak içinse bir saat yeter.  Lord Byron

(Maalesef, bu söz günümüz Türkiye realitesinde doğrulanıyor. CD)

 

KAPİTALİZM

-"Kapitalizmin olduğu ülkelerde kimse adaletten bahsetmesin." ■Bertolt Brecht

 

SUSANLAR

-“Ey mutsuzlar! Kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz. Çığlıklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz. Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki, sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz. Bk yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız! Haksızlık varsa bir yerde eğer, ayaklanmalı insan. Ayaklanma olmuyorsa, batsın o şehir yerin dibine. Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan.” ■ Bertolt Brecht

 

19.11.2012

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

AMERİKA’NIN KEŞFİ

-“Beni Emniyet Genel Müdürü yapan, Başbakan Süleyman Demirel değildir. Ben, beni keşfeden Amerikan Hükümetinin Ankara temsilcilerince tavsiye üzerine bu göreve atandım.” ■ Refet Küçüktiryaki  (12 Eylül 1980 döneminin Emniyet Genel Müdürü)

YAKIN TAKİP

-“Anayasa çalışmalarını yakından izleyen ABD Büyükelçiliği, başkanlık sistemiyle ilgili CHP’nin nabzını yokladı. Elçilik yetkilileri, CHP’li Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Atilla Kart’ı ziyaret etti.”  ■ Cumhuriyet, 15.11.2012

TANIDIK BİR YÖNTEM

CIA Başkanı Petraus olayı… General önce bir seks skandalı ile itibarsızlaştırılıyor, sonra da soruşturma başlatılıyor. Ne kadar tanıdık bir yöntem değil mi? Ama bizimkilerin de hakkını vermek gerek. Derslerini iyi almışlar. Kendilerini eğiten Amerikalılardan bile gaddarca uyguluyorlar bu yöntemi. Bizde de önce itibarsızlaştırıyorlar hapse atıyorlar, sonra yüz binlerce sayfadan oluşan iddianamelerle yıllar süren “tutuklu” yargılamalar başlıyor. ■ Rıfat Serdaroğlu

 

HALKIMIZ

Bizim halka Cumhuriyet ve devrimler hakkında bir şey sormak anlamsızdır. Çünkü değil halk, lise ve üniversite öğrencileri de bir şey bilmiyorlar. Halk, Türklüğünü futbol maçlarında anımsıyor. Fakat Türkiye tarihi konusunda bir şey bilmediği gibi, daha eski Türk tarihi konusunda da bir şey bilmiyor. Halk, Müslümanlığını biliyor. Pratiğini de yapıyor. İslam için fedakârlık yapar. Fakat İslam tarihi konusunda hiçbir şey bilmiyor. Kaldı ki birkaç klişe dışında İslam’ı da bilmiyor. ■ Doğan Kuban

18.11.2012

İÇ BEDHAH

Sinan Çetin’in Çanakkale Filmi

Üzücü olan, Sinan Çetin'in "savaşın kötü olduğunu anlatmak" için Çanakkale harbini konu seçmesidir. İngilizlerin Çanakkale'de işi neydi? Türkler yalnızca vatanlarını savunuyordu, bir nefis müdafaası yapıyorlardı. Bir insan öldürmek kastıyla birinin üzerine yürüse, saldırıya uğrayan ne yapar? Demek ki savaş da bazen hayatın bir gereğidir. Aslında Sinan Çetin'in niyeti başkadır: Maksadı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.

17.11.2012

 “ALATAYYİP” DEMOKRASİ

Tayyip Erdoğan’ın çok acelesi varmış, kurmaylarına sert talimat vermiş: “Ana dilde savunmayı Bütçe Meclis Genel Kuruluna inmeden hemen geçirin.”

Göreceksiniz,  bütün eller kabul için kalkacak; Tayyib’in talimatı birkaç dakika içinde yasalaşacak.

Şimdi siz söyleyin: Bu, Büyük Millet Meclisi mi, yoksa Büyük Tayyip Meclisi mi?

Bunun neresi Millet iradesi, bunun neresi demokrasi?

Milletin iradesine uymak şartıyla seçilen milletvekilleri, bir şahsın talimatı üzerine yasa çıkarıyor!

Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bu perişan hallere mi düşecekti?

 

16.11.2012

YALANCI PEHLİVAN

-“Tüm dünya vazgeç dediğinde umut fısıldar: Bir kez daha dene!”

-Deneyelim de, hakkımızda "yalancı pehlivan güreşe doymazmış" denmemek şartıyla...

15.11.2012

Bir Özdemir Asaf fotoğrafı karşısında

-Nedense, ben çevresindeki sıra sıra, kat kat kayılı kitapları merak ettim; nerede olmalılar şimdi, dilerim yok olup gitmemişlerdir, dilerim şimdi -umudum pek az ama- bir "Özdemir Asaf Müzesi"nde kendilerine ayrılan rafları gururla süslüyorlardır. Tarihe ve yüksek değerlere o kadar saygısız, o kadar paragöz bir toplum haline geldik ki...

 

MEDYA

Cumhuriyet Gazetesi Hakkında

Cumhuriyet gazetesinin artık eski Cumhuriyet olmadığı bir gerçek... O da satışı artırma uğruna zamana uymaya çalıştı. Ne var ki başaramadı, tiraj eski tiraj... İnsan zamana uymalı, ancak asla kendi temel fikir ve hedeflerinden ödün vermeden, başkasına benzemeye çalışmadan... Eskiden tek gazetemdi, bugün değil. Ama yine de okumaya devam ediyorum.

14.11.2012

BİR ÜNİVERSİTELİ GENCE YANIT

Değerli …,

"Dış ticareti açıklayan teorilerin karşılaştırılması" şeklinde bir konu seni çok aşar. Çünkü son derecede geniş, üstelik hem kuvvetli iktisat bilgisi, hem de metodoloji bilgisi gerektirir. Böyle bir çalışmayı değme iktisat hocası bile göze alamaz.

-Bu sebeple konuyu değiştirmende, tamamen farklı bir konu seçmende büyük fayda var.

-Yok, “ben ille bu alanda çalışmamı yapmak istiyorum” diyorsan, o zaman konuyu esaslı ölçüde daraltman gerekir. Aşağıda bu şekilde daraltılmış üç konu örneği veriyorum. Daha birçok teori var, istersen onlardan da seçerek, ikili karşılaştırma yapabilirsin. Ancak bu verdiğim örneklerden birini, özellikle ilkini seçmeni tavsiye ederim.

-"Karşılaştırmalı üstünlük teorisi" ile "faktör donatımı teorisi"nin karşılaştırılması

-"Karşılaştırmalı üstünlük teorisi" ile "arz ve talep modelleri"nin karşılaştırılması.

-"Faktör donatımı teorisi" ile "arz ve talep modelleri"nin karşılaştırılması

Ancak bu konularda bile yeterli ölçüde iktisat ve metodoloji bilgisi gerekir.

Farz edelim ki birinci konuyu seçtin, ana hatlarıyla araştırma planın şöyle olabilir:

 

"KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜK TEORİSİ" İLE "FAKTÖR DONATIMI TEORİSİ"NİN KARŞILAŞTIRILMASI

GİRİŞ

I) KARŞILAŞTIRMALI ÜSTÜNLÜK TEORİSİ

A) Teorinin sunumu

B) Teorinin yapısı

II) FAKTÖR DONATIMI TEORİSİ

A) Teorinin sunumu

B) Teorinin yapısı

II) İKİ TEORİNİN YAPILARININ KARŞILAŞTIRILMASI

 

SONUÇ

(NOT: Her bir teorinin yapısı; teorinin sorunu, varsayımları, tanımları, sınıflamaları, değişkenleri, yanıt mekanizması, sınanması, eleştirilmesi, teorinin geliştirilmesi, geçerliliği alt başlıkları altında ortaya konacaktır. Bunların ne olduğunu metot hakkındaki eserlerden öğrenebilirsin. Ben de sana bazı yardımcı dokümanlar konusunda yol gösterebilirim.)

Selamlarımla, başarı dileklerimle…

 

13.11.2012

DEĞİŞTİRME HASTALIĞI

“YÖK Yasası’nı tamamen değiştirmeye yönelik çalışma tartışmaya açıldı. Türk yükseköğretim sistemi, cumhuriyetin ilanından bu yana yedi kez değiştirildi, bu sekizinci olacak. Ancak bu diğerlerinden, hatta 1981’de getirilen Anglosakson modelinden de farklı, özellikle Amerikan üniversite yönetim modeli önerilmekte.”  Osman İnci, Cum., 13.11.2012

RTE, BÖLÜCÜLÜK

Rte’nin Büyükşehir Yasası Hangi Projenin Temellerini Atıyor

ARSLAN BULUT (13.11.2012): … Paflagonia projesi, Rotary İnternational antetli bir dosyayla tanıtılmıştı. Proje dosyası ile birlikte dağıtılan haritada, Roma dönemi esas alınarak ANADOLU’DAKİ FEDERE ŞEHİR DEVLETLERİnin adları şöyle belirtiliyordu:

“Trakya, Bitinya, Misiya, Lidya, Karya, Likya, Pamfilya, Firikya, Kilikya, Kapadokya, Galatya, Paflagonya, Pont, Ermeniya, Antakya, Mezopotamya.”

İşte BÜYÜKŞEHİR YASASI İLE BU PROJENİN TEMELLERİ ATILDI. Zaten 1896 tarihli Amerikan Kongresi gizli kararında aynen “Uluslararası Hıristiyan Komitesi’nce din, mezhep ve milliyetçi özelliklere bakılmaksızın geçici bir Hıristiyan yöneticinin Türkiye’nin başkanı olarak seçilmesini müteakip, Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgelerinin sınırlarla ayrılması, bu bölgelerin HIRİSTİYAN EYALETLERİ kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması, Utah Eyaleti yönetimi örnek alınarak ve çok eşlilik, kılıçla fethetme gibi dini vaazların ve hareketlerin yasaklanması sağlanacaktır” deniliyordu.

İman edenler, bu projeye direnir.

BEN: Bütün yurtseverler bu projeye direnir; ne olduğunu daha iyi öğrenir, çevresini uyarır ve aydınlatır.

 

BİLİM

Gerçeğin Bulunması Gözlemle Başlar

Pozitif bilimler olguların gözlemiyle başlamış ve gelişmiştir. Gözlem bilimsel yöntemin ilk aşamasıdır. Bilimlerdeki yeri çok önemlidir. Aslında her insan yaşadığı hayatın gereği olarak gözlemle iç içedir. Her insan doğal olarak gözlem yapmaya yönelir, ancak bu sistemsizdir. Asıl gerekli olan, bilimsel gözlemdir.

Gözlem yapan soru sorar; soru açıklamaya, açıklama hipoteze götürür, hipotez de teori kurmaya sevk eder, teoriler bir araya gelerek bilimleri oluşturur.

Bir görüşün doğruluğu yeni gözlemlerle anlaşılır. Yanlışlar yeni gözlemlerle sergilenir, düzeltilir. Dogmalar yeni bilimsel gözlemlerle yıkılır.

12.11.2012

TAKSİM PROJESİNDEKİ SİYASİ KURNAZLIK

KADRİ GÜRSEL (Milliyet, 12.11.2012): Taksim Meydanı Cumhuriyet Türkiye’sinin tek ve gerçek toplumsal merkezidir. Toplumsal siyasetin nabzı Taksim’de atar. “Varım” diyenin haftada en az bir kez uğradığı insan kavşağıdır.
“Dünyada ülkesi için tarihi ve manevi anlamı, siyasi önemi bu kadar büyük olan başka meydanlar var mıdır?” diye sorsanız, “Zorlasanız 10 tane ancak çıkar” derim. Bu da yeni muktedirin Taksim için duyduğu büyük ihtirası açıklıyor zaten. İktidarını pekiştirdi ve şimdi siyasi gücünün çoğulculuğu, katılımcılığı, kapsayıcılığı dışlayan kaba mantığı doğrultusunda kendi kudret sembollerini kalıcı biçimde Taksim’e yerleştirecek.

Yeniden inşa edilecek olan Taksim Kışlası da, Sayın Başbakan’ın “mücadele ettiğimiz 150 yıllık köhne zihniyet” dediği “Tanzimat, Jön Türkler, İttihat ve Terakki, CHP” tarih çizgisine, ezcümle Batılılaşma hareketine karşı Taksim cephesinde kazanılmış siyasi zaferin sembolü olarak da sunulacaktır AKP tabanına...

Faydası önce iktidara olacak bir proje bu. İzlediğimiz olay, 2014’te tasarlanan rejim değişikliğiyle paralel değerlendirilmelidir.

 

11.11.2012

AKP, ÖZELLEŞTİRMELER

AKP’yi Ayakta Tutan Bir Destek De 80 Yıllık Cumhuriyet’in Birikimidir

Bizler yatakta, ayakta mışıl mışıl uyurken, AKP hükümeti boş durmuyor, neler yapıyor, neler… Bir aile reisi düşünün, işsiz, parasız kalmış, evinde kap kacak, yorgan döşek ne varsa satışa çıkarıyor; kim olsa bu adamı ayıplamaz mı, git kendine bir iş bul, çalış, doğru dürüst bir gelir kaynağın olsun demez mi? Ancak bunu bir hükümet yaparsa iş değişir; kimseden ses çıkmaz, görmezden gelinir, hatta alkışlayanlar bile çıkar.

AKP nasıl oluyor da hep yükselen bir skorla iktidarda duruyor? İşte bir açıklaması da burada: Önceki hükümetlerden hiçbiri kamu tesislerini böylesine vahşi bir iştahla satıp savurmamıştı, halkın sırtından böylesine kurtarıcı finansman imkânlarına kavuşmamıştı. Bu özelleştirmeler finansman sıkıntısını hafifletiyor, ekonomik krizi sürekli erteliyor.

Ben şimdi “AKP’yi ayakta tutan bir destek de 80 yıllık Cumhuriyet’in birikimidir” desem, yanlış mı söylemiş olurum, değerli okur?

Hangi iktidar Ata mülkünü bunların yaptığı kadar şuursuzca satıp savurdu?

 

ATATÜRK … HER ZAMAN TEŞKİLÂTLI VE HER ZAMAN TEŞKİLÂTÇI!...

DOĞU PERİNÇEK: Teşkilât, teşkilât, teşkilât… Devrim yapmanın, yeni bir toplum kurmanın, halkı dönüştürmenin, biricik aracı!

Devrimci, topluma önderlik edecek teşkilâtlı birikimin içinde olan adamdır.

Atatürk, hep orada olmuştur.

Kendisinin kurmadığı, programını yapmadığı, teşkilâtlara katılmıştır. İttihat Terakki’den sonra Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’na girişi de örnektir.

İşte teşkilât vardır ve herkes iş başı yapmalıdır! Atatürk’ün anlayışı bu olmuştur.

1920’den 1938’e değin, o dünya ölçeğinde görkemli devrim, baştan sona teşkilâtlanmanın eseridir.

Bugün Atatürk Devrimcisi olmak, teşkilâtlı olmaktır.

 

10.11.2012

ATATÜRK

-“10 Kasım mecburi yas törenleri kaldırılsın” diyerek gösteri yapanlar var.

-Bunlara katlanmak zorundayız. Kâinat böyle yaratılmış: Aydınlık varsa, karanlık da olacak. Önemli olan aydınlığı korumak, olabildiğince yaymaktır.

 

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

 

MUHALİF

-“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.”  Necip Fazıl Kısakürek

(Bizim gibi düşünmeyenlere öfkelenmeyelim; sükûnetle düşüncelerimizi anlatıp yayalım, kârlı çıkacak olan, mutlaka biz olacağız. CD)

 

MÜSLÜMAN

-“Müslüman kimse için bir ev bir araba yeterlidir. Zenginin malında fakirin hakkı vardır! Ötesi vebaldir!”  ■ İhsan Eliaçık 

(Gel de bunu dincilere anlat. CD)

 

KAYBETMEK

-“Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa, yarın kaybeder.”   W. Churchill 

(Türkiye günümüzde bu halde… CD)

 

YOLSUZLUK

-“Doğru dürüst bir devlet eğitiminden geçmeyenler yolsuzluğa bulaşır. Bizde eksik olan devlet terbiyesi ve birikimidir.”  İlber Ortaylı 

(Dikkat! Eğitim demiyor, “devlet eğitimi” diyor. Devletimiz Kenan Evren yönetiminin, iki büyük partiyi kapatması ile bu eğitimden yoksun insanların eline geçmeye başladı. AKP ile birlikte bütün devlet mekanizması bu tür insanların eline geçti. CD)

 

HAYVAN

-Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.   Karl Marx

 

 

9.11.2012

EMPERYALİZM, DERİN MERKEZ

Obama’yı Kim Seçti?

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 9.11.2012): Obama’nın ilk seçildiği başkanlık seçimlerinden iki yıl önce, yani 2006 yılında, İngiltere’de yapılan uluslararası bir toplantıda, bir İngiliz işadamı, bir Türk işadamına “Obama diye çok zeki bir kişi bulduk. Siyah! ABD Başkanı yapacağız” demişti. Yani Obama veya Amerikan Başkanları, kapitalist sistemin aktörüdür.

Aynı İngiliz, dört ay önce de “Obama ile devam edeceğiz” demişti. ABD ve İngiltere gibi kapitalizmin merkezi olan ülkeler, demokrasi ile değil KÜRESEL KAPİTALİST SİSTEMİN KARARLARI ile yönetiliyor. Üstelik aynı merkezden! Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü veya IMF, bunları oluşturan sözleşmeler, patent hukuku gibi kurallar, sistemin ARAÇLARIdır. NATO ise sistemin koruyucusudur.

BEN: Peki, Tayyip Usta’yi kim seçti?

 

DEMOKRASİ, BÖLÜCÜLÜK

Demokrasicilik Oynayanların Başına Neler Gelirmiş…

EMİN PAZARCI (Takvim, 9.11.2012): Uçakla Türkiye'ye getirilirken korkudan tir tir titreyen Abdullah Öcalan, o an Türkiye'nin elinde bir bomba haline gelebileceğini düşünebilir miydi acaba? Tabii ki düşünemezdi, teröristbaşı canının derdindeydi, bütün Türkiye de zafer sarhoşluğu içinde!
O günlerde Türkiye öylesine mutluydu ki, bu tablo Bülent Ecevit'in DSP'sine seçim bile kazandırdı. Ardından hiç beklenmedik gelişmeler yaşanmaya başladı.

Yıllardır Öcalan'la yatıp, Öcalan'la kalkıyoruz. Adamın en ufak bir soğuk algınlığı ya da öksürmesi bile problem oluyor. İçinde bulunduğumuz süreçte, terörist başının İmralı'da olması, Kandil'de bulunmasından belki daha etkili! Yüzlerce, hatta binlerce insanın katledilmesi emrini veren kaba saba bir adam, "özgürlük savaşçısı" bile yapıldı! Adamın boynundaki ilmiği çıkarttık. Bölücü propaganda az zamanda oldukça büyük işler başardı. Şimdi, "ev hapsi verilmesi" ve "kendisi ile masaya oturulmasından" dahi söz edilebiliyor.
Nereden nereye gelindi!

Terörist başını Türkiye'ye teslim edenler, bütün bu olup bitecekleri o günlerden hesaplamışlardır diye düşünüyorum! Bizim o günlerde zafer çığlıkları arasında teslim aldığımız, "Öcalan Bombası”nın tahrip gücü her geçen gün daha da büyüyor.

BEN: Eeee, boşuna dememişler arkadaş, sokaktan toplayıp, birilerini demokrasi diye hükümet yaparsan böyle olur. Bir planı olmayan, başkasının planının parçası olur.

 

İÇ BEDHAHLAR

-Muz yiyerek yalaka basına ölüm orucundayım diye poz veren maymunlar göreceksin... Sakın şaşırma...

-AKP hükümeti ile PKK (KCK) arasındaki bir danışıklı döğüş olmalı... Siz ölüm orucu başlatır gibi yapın, biz de bunu bahane ederek isteklerinizi yerine getirelim demiş olmalılar. Akıl tabii her zaman olduğu gibi Amerika'dan... Olan, devletimize oluyor.

8.11.2012

DERİN MERKEZ, ABD

“Haftalardır Amerikan seçimlerine odaklanan televizyon ve gazeteler, Obama’nın mı, yoksa Romney’in mi Türkiye için daha iyi olacağını tartışırken, ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone durumu özetledi: Amerikan politikaları kişiye göre değişmez.”

BEN: Çünkü Amerika'da seçimler bir aldatmacadan ibarettir. Orada iki yüz yıldır iktidar aynıdır, değişmez: DERİN MERKEZ!...



4.11.2012

Bir Dosta Mektup

…,

Yazını istifade ile okudum. M. Akif'i, ülkemizin sorunlarını, vatanımıza adanmışlığını güzel ifadelerle anlatmışsın. Aydın böyle olur, toplumunun sorunlarına sahip çıkar, çözümler önerir. Ülkemizin senin gibi aydınlara çok ihtiyacı var.

Güzelin, iyinin sonu yoktur. Okudukça, düşündükçe, yazdıkça, güzel olan yazıların daha da güzelleşecek, daha iyi ve kaliteli olacaktır. Biz hepimiz bu yollardan geçtik.

Bir sürç-ü lisan olduğuna eminim. Gül dikensiz olmaz, böyle hataları hepimiz yapıyoruz. Şöyle ki: “Milletim nev-i beşerdir, vatanım ruy-i zemin” sözü Şinasi’ye aittir. Tevfik Fikret’in de aynı anlamda "Toprak vatanım, nev-i beşer milletim, insan / İnsan olur ancak bunu izanla, inandım." beyti vardır. M. Âkif bu mısralarda dillendirilen anlayışa şiddetle karşı çıkmıştır.

Yazının sonuna aldığın mısralar da şöyle olmalı: “Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek / Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!”

Selamlarımla, en iyi dileklerimle … .

 

ATATÜRK

"Herhangi bir olayı derinliğiyle kavramak, çıkar yolu görüp birdenbire harekete geçmek iktidarı, Atatürk’ün eşsiz otoritesinin başlıca kaynaklarından biridir."   Grace Ellison (gazeteci), 1923

4.11.2012

İKİ MUSTAFA KEMAL

Değerli Dost,
Güzel iletinin daha ilk satırlarını bitirmemiştim ki Atatürk’ün o ünlü sözü canlandı belleğimde:

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri benim, et ve kemikten, geçici Mustafa Kemal... Diğeri Ölümsüz Mustafa Kemal… Onu "ben" kelimesiyle anlatamam; o, ben değildir, o bizdir! O, ülkemizin her köşesinde yeni fikir ve yeni hayat için, büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasıyım sadece. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan Mustafa Kemal, yaşaması ve başarılı olması gereken, Ölümsüz Mustafa Kemal sizlersiniz!”

Düşündüm ki siz de o “ölümsüz Mustafa Kemal’lerden birisiniz.

Zaman zaman bu tür iletiler alıyorum, bugün olduğu gibi içim umut ve sevinç ışıklarıyla doluyor.

Sizler oldukça devletimiz yaşayacaktır, en umutsuz koşullarda bile bir çıkış yolu mutlaka bulunacaktır.

Teşekkürlerimle, milletimize daha nice hizmetler yapmanız dileğimle.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura