Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
03-11-2012
GÜNLER V NOTLAR: EYLÜL 2012 (Yöntem, emperyalizm, AKP, bedhahlar, kaynaklar, GDO, İslam, eğitim, BOP, TSK, medya, …)

Cihan Dura

3.11.2012


1.9.2012

YÖNTEM, MANTIK

Hepimiz Düşünürken, Konuşurken, Dinlerken Ve Okurken Mantık Hatalarının Kurbanı Oluyoruz. Bunlardan Biri De “Bir Bilen Safsatası”dır

‘Tartışmalarda, okuduğumuz haberlerde, yazılarda en çok karşılaştığımız mantık safsatası “Bir Bilen Safsatası”dır (ing. Argument From Authority). Safsatalar içinde belki de anlaması ve tespit edilmesi en kolay, karşımıza en çok çıkan safsatalardandır.

Argümanın sağlamlığı otoritenin özellikleri ile yakın ilişkili olduğundan bir otoriteden (Bir Bilen’den) kaynaklanan argümanlar zayıf argümanlardır. Bir Bilen Safsatası tartışmalarda kendisini şu maskeler arkasına saklayarak gösterir:

-Otorite gerçekten konu hakkında otorite olmadığında,

- Otorite ortaya atılan önermede önyargıları, çıkar çatışmaları olan bir taraf olduğunda,

-Otorite konu hakkında gerçekten otorite olsa da, otoritenin konu hakkındaki düşünceleri diğer otoritelerle örtüşmediğinde,

-Bir otoritenin var olmasının mümkün olmadığı konular için bir otorite gündeme getirildiğinde.’

 

BOP

Modern Türkiye’nin İmhası

AMERİKALI GAZETECİ-TARİHÇİ WEBSTER TARPLEY: 11 Eylül terör eylemleri “ABD sivil-askeri istihbarat kurumları içindeki bir ‘şebeke’ tarafından gerçekleştirildi.

-ABD ve İngiltere ile ittifak, ölümcül kucaklaşmadır. Suriye’ye karşı Türkiye’yi oyuna sürecekler. Biliyorlar ki, bu çatışmanın geri tepkisi modern Türkiye’yi imha edebilir. Türkiye tepki göstermeli, kazanacağı bir şey yok, kaybedebileceği çok şey var. Erdoğan ve Davutoğlu’nun psikolojisinden korkuyorum, özünde, Obama tarafından oyuna getirildiler.”

-Suriye sınırı boyunca tampon bölge, Türkiye için ulusal intihardır.

NATO bu bölgeyi Suriye’ye karşı bir saldırı üssü olarak hedefledi ve Suriye bu bölgeden yapılacak saldırıya karşılık verdiğinde bu Türkiye ile savaşa büyük bir adım olacaktır.

“Dünyada bu türden yabancı (sınır ötesi) serüvenlere kalkışacak en son ülke Türkiye olmalıdır. Ülke nüfusunun yüzde [10’unu  cd] oluşturan Kürtler isyan çıkarır.”

Ataol Behramoğlu, Cumhuriyet, 1.9.2012

 

BİR MANTIK YANILMASI

“plasebo olduğu İcin 72 ülkede ilaçlar satılıyor , pek cok Avrupa ülkesinde Saglik Bakanligi tarafından egitimi veriliyor”

Bu savınız da bir başka mantıksal yanılgı örneği. Mantık biliminde buna Popülerlik Safsatası (Argument From Popularity ya da Bandwagon Fallacy) deniyor. Henüz bu konuda bir yazımız yok, ancak ingilizce bir felsefe yazısında şuradan ulaşabilirsiniz. Herhangi bir şeye çok sayıda inanan insan olması o iddianın geçerli olmasını gerektirmez. Ortaçağda bütün Avrupa, Güneşin Dünyanın etrafında döndüğüne inanıyordu, bilim adamları da dahil. Ama bu kadar çok kişinin inanması herhangi bir şeyi gerçek ve geçerli kılmıyor.

 

2.9.2012

DUYURU

Internet sitem yaklaşık bir hafta kadar önde saldırıya uğradı. Site uzun uğraşlar sonucunda şu anda virüsden tamamen temizlenmiş durumdadır. Bunu sağlayan uzman arkadaşlara teşekkürlerimi sunarım.

Ne var ki Nisan ayından bu yana koyduğum, 30 civarında yazı ve makalenin silinmiş olduğunu büyük bir üzüntü ile gözlemlemiş bulunuyorum. Bu kayıpları, ilgili yazıları siteye mümkün olduğu kadar yeniden koyarak telafi etmeye çalışacağım.

Değerli okurlara saygılarımla bildiririm.

 

EMPERYALİZM, BOP, DAHİLİ BEDHAHLAR

Haçlı İblisliği İslam’ı İslam’a Karşı Kullanmak İçin Nasıl Bir Yol İzliyor?

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK (Yurt, 2.9.2012): ‘Önce, bir numaralı direnç noktası olabilecek değerleri yıkmak, Türkiye’nin ve Türk insanının omurgasını kırmak lazım. Omurga, Türkiye’yi farklı kılan Kemalist mirastır. Onu işe yaramaz hale getirmek gerekiyor.

Çare şöyle bulundu: “Sizi model yapacağız” diyerek Türkiye’yi model olmaktan çıkarmak.

İlk iş, Müdafaai Hukuk mirasının koruyucusu aydın güçleri bloke etmektir. Bu bloke edişin iki ayağı var:

-Birincisi, dinci ekipleri güçlendirmek,

-ikincisi, kilit noktalara oturtulan bazı teneke adamların morfinli salon nutuklarıyla Atatürkçü güçleri uyutmak.

Ve tam bu sırada ‘Ilımlı İslam’ denen hıyanet ve fesat projesini işletmek.

*

Haçlılar; Atatürk’ün yıkılması için Kâbe’nin yıkılmasını şart koşsalar, İslam dünyasında ve Türkiye’de, bu namussuz şartı rahatlıkla ve zevkle kabul edecek alçaklar bulabilirler. Ve bunların sayısı az değildir.

Haçlı kodamanlar
, bu eşsiz alçaklığın kokusunu çoktan almışlardır. ABD’si, AB’si onun için bastırıyor.’

 

5.9.2012

RIFAT SERDAROĞLU (Antigazete, 5.9.2012): Kimsin sen;
Züccaciye dükkanına giren fil gibi, girdiğin her yeri darmadağın ettin. Korkuyu bir örtü gibi Türkiye’nin üzerine serdin.

Kimsin sen;
Yerden yere vurduğun Cumhuriyet’in tüm eserlerini iki-üç yıllık gelirleri fiyatına sattın. 79 yılda yapılan borcun fazlasını 10 senede yaptın, Türkiye’yi uluslararası tefecilere mahkum ettin. Türk Milletini parçalayacak projeye eşbaşkanlık yaptın.

Kimsin sen;
Türk Milletinden ne istiyorsun. Belediye’de çalışan gariban bir adamdın, şimdi dünyanın en zengin siyasetçileri arasındasın. Yetmedi mi? Daha ne istiyorsun?...

Söyle be arkadaş, gerçekten sen kimsin?

 

AKP, EKONOMİ

Züccaciye Dükkânına Giren Bir Fil Gibi…

ESFENDER KORKMAZ (Yeniçağ, 5.9.2012): AKP iktidarı ekonomide çok yanlış yaptı. Küresel süreci yanlış değerlendirdi. Sıcak paraya sarıldı. Dışa bağımlı bir üretim yapısı oluştu. Cari açıkla ülke kan kaybetti. Dış borçlar arttı. Altyapı yatırımları, imalat sanayii, bankalar yabancı kontrolüne girdi. Piyasada, başta bankalar, kartelleşme oldu. Spekülatif piyasa oluştu.

Eğitimde, imam hatip takıntılı bir strateji ile, eğitime ayrılan kaynaklar çar-çur edildi ve Türkiye’nin işgücü potansiyeli zarar gördü.

Terörle mücadele edecek kadroyu, vaseyet bahanesi ile Ergenekon kapsamında içeriye aldı, buna karşı açılım, Habur ve Oslo süreçleriyle teröre taviz vererek, terörü yeniden hortlattı.

Medyayı, yandaş ve candaş medya haline getirdi. Muhalefet yapanlara yaşam hakkı vermedi.

Dış politikada çıkmaza girdi. İçerde teröre karşı kendi vatandaşlarını koruyamazken, Suriyelileri korumaya kalktı. Türkiye’yi tüm komşularla sorunlu ilişki içine soktu. Türkiye’nin milli dış politikası kalmadı. Yerine ABD-Ortadoğu projelerinin uygulama arenası oldu.

Siyasette, demokrasiyi ortadan kaldırdı. Cumhurbaşkanlığı seçimi AKP için sancılı olacak. Başbakan, Türkiye’de tek karar mercii konumuna geldi.

 

6.9.2012

BEDHAH

Başbakanlık İzmir’de Türk bayrağını yasaklamış.
Talimat vermiş, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde, 9 Eylül’de göndere bayrak çekme geleneğine son vermiş. "İzmir’in kurtuluşu bayraksız kutlansın" demiş.

Öyle mi? Ben de hayatımda ilk defa olarak bulunduğum yerde, Kayseri’de İzmir’in kurtuluşunu şimdiden coşkuyla kutluyorum. Gönderime de bayrağımı çekiyorum. Her 9 Eylül’de de böyle yapacağım.

 

KAYNAK KULLANIMI

Tecavüze Uğrayan Topraklar…

İDİL ÇELİKER (Güneş, 6.9.2012): Maden ocakları altın ve gümüş aramaya başladığında, 400 bin ton civarında siyanür kullanılacak, 2.5 milyar ton kayaç ve toprak işlenecek.

Sıkı durun, 2 milyon, 580 bin dekar orman alanı, 10 milyon zeytin ağacı, kiraz, şeftali, elma ağacıyla birlikte tüm bitki örtüsü heba olacak. O canım su kirlenecek. Bölgenin yarısının tarımcılıkla uğraştığını hesaba katarsanız, durumun vahametini daha iyi anlarsınız sanırım.
Biga Yarımadası ve Kaz Dağlarında sadece maden ocakları açılmıyor, termik santraller, demir çelik fabrikaları da çevreyi katletmek için el birliği etmiş durumda.

Bugüne kadar hangi maden aramacılığı hangi bölgeye fayda getirmiş ki.

Madenciler işlerini bitirip, çekildiklerinde, tecavüze uğramış topraklar kalıyor geriye... Hayata yeniden kazandırmanın mümkün olmadığı bu topraklar bizim namusumuz...

 

10.9.2012

GDO'LU TOHUMLAR 'ÖLÜM TOHUMLARI'DIR

F. William Engdahl: "GDO’lu  tohumlar insanlığı ve insanların davranışlarının kontrol edilmesi için kullanılıyor. Kimileri bunlara bir komplo teorisi demektedir. Bunlar bir komplo teorisi değil komplodur. Rockfeller'in yeşil devriminin sadece adı yeşil, kendisi dünya nüfusunu kontrol etmek ve bazı ırkları ortadan kaldırmak için çalışmaktadır. Genetik tohum üretici ve pazarlayıcısı Monsanto, DuPont, Dow AgroSciences ve Syngenta gibi uluslararası şirketler tüm insanları ve diğer canlıların sağlık ve güvenliğini tehdit etmektedir." GDO sureci bir kıyamet projesidir. GDO projesi ile ilgili tüm olumlu söylemler sinsi ve yanıltıcıdır.

Henry Kissenger'in, dönemin Amerikan başkanına hazırladığı bir raporun belki de en önemli noktalarından biri; aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, A.B.D için yüksek tehdit unsuru olarak tespit edilen 13 ülkede gıdalar aracılığıyla kısırlığın arttırılması ve yaşlı nüfusun sistematik olarak bu ülkelerde egemen olmaya başlamasının planlanmasıdır. GDO'lu tohumların ekimi için başta devlet başkanlarına olmak üzere birçok çevreye büyük rüşvetler verilerek ülkelerinde GDO'lu tohumların ekilmesi sağlanmaktadır.”

(Bir kitap: F. William Engdahl, ölüm Tohumları, Bilim+Gönül yayınları, İst., 2010)

 

11.9.2012

MEDYA

ATATÜRK: “Aşağılık insanların para ile yaptırdıkları basın mücadeleleri vardır. En adi yalanları yaymada basının kullanıldığı olmuştur. Basın ve fikir özgürlüğünün maruz kaldığı başka tehlikeler de vardır. Basının ve hatta düşünce derneklerinin, ulusal hükümetin etkisinden kurtularak, siyasî veya ekonomik gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para dünyasının basın üzerinde gizli etkisi veya sadece yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin etkisi…, işte bunların kamuoyunu aldatmasından ve yanıltmasından korkulur.”

Ve işte kanıtı:

“Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı El Faruk Tugayı, geçtiğimiz hafta Humus’ta bir hastane bombalayarak eylemin görüntülerini internette yayımladı. Ancak o görüntülerde bir ÖSO militanı, bombalama eylemini göstererek “El Faruk Tugayı eskiden sivilleri, ancak şimdi Esad’ın askerlerini tedavi eden ulusal hastane binasını başarılı bir şekilde bombaladı” diyor, “allahu ekber” nidalarıyla sözlerini tamamlıyordu.

Aynı görüntü Kanal 7’nin ana haber bülteninde ise “Esad güçlerine bağlı savaş uçakları hastane bombaladı” şeklinde ve savaş uçağı görüntüleri montajlanarak yayımlandı.”

 

12.9.2012

KAYNAK KULLANIMI

Askerî mühimmat uzmanı Emekli Astsubay Ahmet Zengin (Türkiye, 12.9.2012):  500 metre önceden mayının yerini tespit eden bir cihaz geliştirdim. Cihazı yaptığım günden beri 200 askerimiz şehit oldu. Projeme ise kimse sahip çıkmadı.”

 

13.9.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

DEĞİŞİM

 Çürüme de bir değişimdir, lâkin gelişim değildir.   Cemil Meriç

ESER

- Ben eserim için yaşıyorum.   Nietzsche

SİYASETÇİ

- Siyasette başarılı olmanın bir koşulu da ikili oynamayı başarabilmektir. Türkiye'de bu yeteneğin dâhileri vardır.   CD

TAARRUZ

-Başarısızlığa uğramış bir taarruzu aynı istikamette tekrarlamayınız.  B. H. Liddell Hart

YABANCI SERMAYE

-Yabancı sermaye içeri girdikçe, bağımsızlık dışarı çıkar.  Nazım Hikmet

 

15.9.2012

İSLAM

İbadet İş Ve Değer Üretmektir. Namaz Yardımlaşma Ve Dayanışmadır

İHSAN ELİAÇIK (Antigazete, 15.9.2012): İbadet iş ve değer üretmek demektir. Türkiye'de unutulan bir kavram ve ayrım var o da ibadet ile nüsuk kavramıdır. Kur'an'da nüsuk diye bir kavram geçer ve bunu kimse bilmez. Yapılacak ibadete giriş anlamına gelir. Bugün camiler ve cemevlerinde yapılanlar ritüeldir. Yani tekrarlanan hareketlerdir. İbadet ise insan davranışları ile ilgilidir. Sizinle benim aramda bir davranış olması lazım. Bu davranışı sergilemem lazım. Davranışı yerine getirmek amacıyla iş ve değer üretmem lazım. Eğer yaptığım iş ve değer üretimi hayırlı ve insanlara faydalı ise bu ibadet olur. Peygamberimiz der ki sizin en hayırlınız insanlara en çok faydalı olanınızdır. Güzel ahlak da bir ibadettir. Namaz bir ibadet değildir, bir nüsuktur.

Cami ibadethane değildir. Bana göre cami ismi salatgâhtır. Salatgâh, salât edilen yer demektir. Salât ise destek olmak, yardımlaşmak ve dayanışma anlamına geliyor. Bunu sırf namaz kılmak diye anlatıyorlar. Namaz kılmak sadece destek isteme anlamındadır. Kur’an’da yüz otuz yerde “salât” kavramı geçer. Bunun yüz yirmiye yakını yardımlaşma ve dayanışma demektir. Geri kalan on kadarı ise Allah’tan destek istemek yani namaz kılmak anlamına gelir. Yardımlaşma ve dayanışma yönü tamamen unutulmuştur. Bunun yerine Türkiye’de sadece namaz kılmak anlamı kalmış. Camiye gittiğiniz zaman namaz kılmak dışında başka bir şey yapılmıyor.

 

POLİTİKA

Boşuna mı dedim: “Siyasette başarılı olmanın bir koşulu da ikili oynamayı başarabilmektir. Türkiye'de bu yeteneğin dâhileri vardır”   diye…

Buyurun okuyun:

“Evime geldim” diyerek AKP’ye balıklama dalan eski Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Soylu Süleyman’ın, DP 5. olağanüstü kurultay konuşmasından bir bölüm:

“Başka otağımız, evimiz, şemsiyemiz, çadırımız yok, burası DP’dir. Ben kıratla doğdum, kıratla büyüdüm, kıratla yaşayacağım, sonuna kadar da yaşayacağım. Siyaset zor bir iştir, biz ahlaklı siyaset dedik.”

Soylu Süleyman, yaptığı zor işi sürdürüyor, ahlakı ile birlikte evini de AKP’ye taşıyor. (Işık Kansu, Cumhuriyet, 15.9.2012)

 

DEĞİŞİM

-Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmeye çalışmakta şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.  Voltaire

-Demek ki bizim çokbilmiş aydınlarımız "efendim, zihniyetin değişmesi lazım" derken, boşa konuşuyorlar. İkincisi, yaradılış bize değişimin sırrını veriyor: Zamana bırakarak sabırla işleme... Ancak insan da acul olduğu için her şeyi berbat ediyor.

 

18.9.2012

NE YAPMALI?

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (Milli Mücadele’nin arifesinde): “İmkânsız görülen kurtuluş yolları vardır. Bugün herhangi bir örgütçü, Anadolu'ya geçer ve milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa, bu millet kurtulur… Çölden bir yaşam çıkarmak, bir çöküntüden varlık, yeni bir kuruluş yaratmak gerekir. Boşluğa bakmayınız. Boş görünen o alan doludur. Çöl sanılan bu dünyada, gizli güç ve yaşam vardır. O, millettir; o,Türk milletidir. Eksik olan örgüttür. Bu örgüt kurulursa, vatan da millet de kurtulur.”

 

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

-Dün işsizlik rakamları açıklandı. Son verilere göre işsizlik oranı yüzde 8'e geriledi ve böylece Türkiye son bir yılda tam 1 milyon 141 bin yeni istihdam yarattı. Bu yeni yaratılan istihdam rakamı aynı zamanda bir bölgesel rekor oluyor. Bir ekonomide başarının işsizliği azaltmakla ölçüldüğü düşünülürse, Türkiye'nin ekonomide başarılı olduğu reddedilemeyecek biçimde gene ortaya çıktı.  ■ Süleyman Yaşar, Sabah, 18.9.2012

-Geçen hafta köfte dudaklı Angelina Jolie geldi ve bizim Hollywood meraklısı yetkilileri ziyaret edip, övgüler yağdırdı. Nasıl yağdırmasın ki, İçişleri Bakanı bile kadınla konuşurken kendinden geçip koltuğunda kaykılıp kalmış. ■ Savaş Süzal, Yeniçağ, 18.9.2012

-Dümeninde, hayatında hiç gemi kullanmamış ve kendini kaptan ilan eden birinin bulunduğu memleketim; fırtınalı bir havada, dalgalı bir denizde kayalıklara doğru yol alıyor. Ve biz hep birlikte oturmuş seyrediyoruz, ne zaman çarpıp batacak diye.  ■ Savaş Süzal, Yeniçağ, 18.9.2012

 

19.9.2012

 

Strateji Analizi

Projenin etkin yönetimi, başarıyla uygulanması ve sonuçlandırılabilmesi için gerekli koşulları üç seviyede incelememiz gerekir:

1.Kendi kuruluşumuz (Proje, örgütlenme koşulları)

2.Yakın çevremiz (Türkiye koşulları)

3.Makro çevre (Dünya koşulları)

 

EĞİTİM, SİYASAL İSLAM

Hükümetin Niyeti Üzüm Yemek Değil Bağcıyı Dövmek

AYSEL EKŞİ (Cumhuriyet, 19. 9. 2012): Özellikle 5 yaşındaki çocukların okula başlama yaşı üzerinde yoğunlaştı tartışmalar. Bu yaş gerçekten çok erken mi? Bu yaşta çocuklar İngiltere, Kanada başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede okula başlıyor. Yani 5 yaşında çocuklar okula gidiyor. Ama çok önemli bir şartla. Okulöncesi eğitim almış olmaları ve öğretmenlerin 5 yaş çocuklarına uygun olacak eğitimden geçmiş olmaları koşulu ile. Eğitim yöntemleri öyle hazırlanmış ki çocuklar, zorlanmadan okula gider, bir iki yıl içinde okuma yazma öğrenir.

Bütün eleştirilere ve tepkilere rağmen bu yasa için neden böylesine acele edildiğini elbette tahmin edebiliyoruz. Uzun dönemde ülkemizde çok tehlikeli gelişime yol açacak olan da zaten bu. Çocuklarımızın matematikte, bilim ve fende, sosyal bilgilerde ilerlemesi ve çağdaş ülkelerin çocuklarını yakalamasını ümit ederken, onların beyinlerini dini eğitimle yıkamayı amaç görüyor bu yasa. Sayın Başbakanımızın sözlerini tekrarlarsak “bütün okulların imam hatip okulları” olması isteniyor.

BİLİM, CESARET

Nasuh Mahruki (Bir Dağcının Güncesi) : Bu dünyada iz bırakan insanların çoğu, uslu uslu oturmayan, akıllı uslu öğütleri dinlemeyen ve kendi kararlarını kendisi verip, kendi yolunu çizenler, gemilerini yakmaktan korkmayanlardır. Yaşam büyük ve güvenli gemilerle sakin bir gezi mi, yoksa kendi teknenizle soluk soluğa bir yolculuk mu olmalı, bunun seçimi size kalmış.

Ben: Ancak bir tekne ile okyanusa açılamazsınız. Açılsanız da, unutmayın ki o teknede başkalarının izleri, başkalarının düşünceleri, başkalarının buluşları vardır. Senin kafanda ve kalbinde de… En iyisi, orta yolu bulmaktır: Geçmişin akıllı deneyimleri ile senin cesaretin ve başkaldırın...

 

20.9.2012

BUGÜNKÜ İSLAM HZ. MUHAMMET ZAMANININ İSLAM’I DEĞİL

YAŞAR NURU ÖZTÜRK (Yurt, 20.9.2012): Hz. Mu­ham­med'in ve­fa­tının hemen ardından şirk il­le­ti dep­reş­miş­tir. İs­lam, de­ği­şik kül­tür­ler­le te­mas edip de­ği­şik çev­re­ler­ce yo­ru­ma uğ­ra­tıl­dık­ça Kur'an'ın tev­hit me­sa­jı yoz­laş­ma­ya ma­ruz kal­dı ve Zâtü Envât tut­ku­su, sa­de­ce ağa­cı, ta­şı, tür­be­yi, du­va­rı de­ğil, baş­ta Hz. Pey­gam­ber ol­mak üz­ere bir­çok in­sa­nı da şirk aracı yaptı.

Bu­gün tüm İs­lam dün­ya­sı, o ara­da Ana­do­lu, kor­kunç bir ‘gizli şirk’ (tabir, Peygamberimizindir) il­le­ti­nin pen­çe­sin­de kıv­ran­mak­ta­dır. Mas­ke­li şirk, ru­ha­ni­yet, er­miş­lik, ‘ule­may-ı fi­hâm, mesâ­yi­hi ki­ram ha­za­râ­tı­na, sa­kal-ı şerîfe, tür­be-i mü­ba­re­ke­ye, mekaa­bir-i ev­li­ya­ya hür­met’ adı al­tın­da tev­hi­din öl­çü­le­ri­ni bir­ bir yık­mak­ta, kit­le­le­ri sin­si bir şirkin kah­rı al­tın­da inim inim in­let­mek­te­dir.

 

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

-''İhtiyatlı olalım derken, fren balataları sıyrılmaya başladı. Merkez Bankası ayağını frenden çekmekte gecikmemeli. Bu yıl yüzde 4'ün üzerinde büyüme, giderek zorlaşıyor. İniş gerçekleşti, ama bu uçak durmak için inmedi. Yakıt ikmali yapıp yola devam etmeliyiz''.   ■ Zafer Çağlayan, Ekonomi Bakanı

(Ben: Adam ekonomiyi araba, uçak gibi bir şey sanıyor.)

-“Zaten Türkiye’de Kuran-ı Kerim okuyanların çok büyük bir bölümü anlamaz, sadece onu kutsal bir kitap olarak okur, ancak anlamazlar. Kuran-ı Kerim dersinde öğrenciler de kutsal kitabı anlamadan okuyabilir.” ■ Ömer Dinçer, Milli Eğitim Bakanı - odatv, 18.9.2012 

- “Her şey nasip işi... Iğdır’a gelmemiz de bir nasip işidir. Aniden karar verdik ve Iğdır’a geldik. Şehitlik de gazilik de, uzun yaşamak da, genç şehit olmak da nasip işi…” ■ İdris Naim Şahin, İçişleri Bakanı - Cumhuriyet, 19.9.2012

(Ben: Böyle büyük sözler söyleyebilmek de nasip işi olmalı.)

-“Devlet tiyatrolarında Nazım Hikmet’in oyunu gitmiş, yerine Necip Fazıl oyunu gelmiş. Neden? Çünkü bizde olaylar hep böyle gelişir: Nazım Hikmet gelince Necip Fazıl gider, Necip Fazıl gelince de Nazım Hikmet…”  ■ Ahmet Hakan - Hürriyet, 20.9.2012

Kleptokrasilerin belirgin bir özelliği; yerli üretimin büyük ölçüde çökmüş olmasıdır. İç pazar ithalata dayanan ve iktidar olanların yandaşlarının da yer aldıkları büyük sermaye gruplarının eline geçmiştir.

 

21.9.2012

BOP, AKP

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: "İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri iktidar mevkiinde iken, milletimizin ihtiyacıyla, mizacıyla ilgili olmayan istilacı bir politika takip ettiler. Kendi toprağı çalışmaya ve ilgiye muhtaç iken, bir milletin gözlerini başka noktalara çevirmeye çalışan bir siyaset doğal bir siyaset değildir, dolayısıyla iflasa mahkûmdur." (1919) 

 

BEN: Günümüzün AKP iktidarı yöneticileri! Sizin Suriye siyasetiniz de öyledir, doğal değildir, iflasa mahkûmdur!

 

TSK

Ordumuza Söz Yok, Ancak Şu Başındaki Nasıl Bir Genelkurmaydır?

HINCAL ULUÇ (Sabah, 21.9.2012): KCK gibi PKK'yı fevkalade öfkelendireceği kolayca tahmin edilen bir operasyondan dönen polisler, bir dolmuş minibüsü ile piknikten gelir gibi yola çıkarılıyorlar. PKK pususu: 8 şehit… Kimsenin kılı kıpırdamıyor Türkiye'de alıştık..
İki gün sonra, gene ayni yolda, bu defa Türk Silahlı Kuvvetleri gaflet ve dalalet içinde yakalanıyor: 200 asker… Siviller ve sivil otobüslerden oluşan bir konvoy halindeler. PKK, roket atarla saldırıyor, 10 şehit, 70 yaralı… O yol zaten mimli… Daha önce de benzeri baskın yapmış PKK: 33 şehit!...
Dahası var: Afyon'da havaya uçan cephanelik, 25 şehit!... Ve plaket alıp vermeler…
Uludere'de 33 sivilin bombalanması…
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, yani ordunun bütün sırlarına ulaşabilme hakkına sahip bir asker, "casusluk" suçundan tutuklanıyor. Aynı suçtan tutuklananların sayısı 100'e ulaşıyor.
Şimdi söyler misiniz, bu nasıl bir Genel Kurmay'dır?

 

22.9.2012

BAĞIMSIZLIK

Mustafa Kemal Atatürk diyor ki “kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.” 

Bugün Avrupa Birliği ve ABD ile yapılan açık gizli antlaşmalar sonucunda devletimiz ve ordumuz; eli kolu bağlı,  güçsüz, haklarını savunamayan, mahkûm ve esir bir hale getirilmiştir. Bağımsızlığımızdan eser kalmamıştır.

23.9.2012

SİLİVRİ, TSK

BEHİÇ GÜRCİHAN: ‘Tolga!... Sizinkilere o kadar yüksek cezaları, sizi genel af sürecine destek vermeye ikna etmek için verdiler. O çok da uzak olmadığınız AKP kazanının içinde , "Sivil Anayasa ile birlikte genel af" lafları kaynamaya başladı bile. Seneler öncesinden yazdığımız, "Ergenekon süreci Öcalan'la af ile sonuçlandırılacak" uyarısını doğru çıkarmak için düğmeye basıldı.

Merak etme. Yeni Devlet, yeni paşalarının gazını aldıktan sonra eski paşalarını bir "Genel Afla" dışarı çıkartacak. Bu noktada, tabi NATO/Gladio'nun teröristi Öcalan'ı da dışarı çıkaracaklar. Küresel plan gereği maksat hasıl olmuş olacak.

Yugoslavya parçalanırken, İtalya'nın keyfini çıkaran biz paşa çocukları gibi… Birilerinin çocukları da Suriye ve sonra Türkiye parçalanırken keyif çatacak.’

 

 

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

ACUN’UN SERVETİ

-Acun Ilıcalı’ya eşi Zeynep Ilıcalı’nın açtığı boşanma davasında mahkemeye sunduğu mal beyanı: Levent’ de villa: (4.5 milyon TL) Beykoz’ da villa: (5 milyon TL), Bodrum Yalıkavak’ ta villa (5 milyon TL), Çamlıca’ da dubleks daire: (3 milyon TL), ABD Miami’ de daire: (1,5 milyon TL), ABD Miami’ de ikinci daire: (800 bin TL), Bahamalar'da ev: (1,5 milyon TL), Ferrari marka araç: (850 bin TL), Range Rover cip: (400 bin TL), Bmw binek oto: (200 bin TL), Absolute 70 Talent tekne: (1,5 milyon TL), Donzi sürat teknesi: (500 bin TL), Show TV ve Zed-Paş alacağı: (26 milyon TL). TOPLAM: 50 MİLYON 750 BİN TL . Bunlar üç sene önceki mal varlığı ... Bir de daha sonra aldığı öğrenilen 2007 model Cessna Citation XLS model uçak (değeri yaklaşık 6-7 milyon dolar) var.  ■ Nilüfer Bayrı, Yurt, 22.9.2012

PLAN İŞLİYOR

-Balyoz davasında, “usul” yönünden çok sayıda tartışmalı nokta bulunuyor. Karara itiraz edeceklerini söyleyen avukat Celal Ülgen’e göre Yargıtay aşaması en az iki yılda tamamlanacak.  Ülgen, temyiz aşamasına ilişkin ise “Yargıtay’dan ne bekleyebiliriz? Hiç. Kocaman bir hiç... Açacağımız tazminat davasına bakacak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ile temyizi inceleyecek olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, önceden bu davalara hazırlanmış. Ne bekleyebilirim bu dairelerden?” dedi. ■ Cumhuriyet, 23.9.2012

 

24.9.2012

AHLAK

Sorunların Kaynağı: Namuslu Adam Kıtlığı

Y. Nuri Öztürk (Yurt, 24.9.2012): Mustafa Kemal, sadece Türk milletinin değil, bütün toplumların çektikleri acıların sebebini tek kelimeye indirgemektedir: Namussuzluk. O halde, Mustafa Kemal’e göre, kurtuluşun, başarının ve mutluluğun sırrı da namuslu olmaktadır. Bir ülkenin namuslu adam sıkıntısı yoksa o ülkenin hiçbir sıkıntısı yoktur, olamaz. Türk milletine gelince, onun da biricik sıkıntısı namuslu adam kıtlığıdır. Özellikle namuslu aydın, namuslu işadamı ve namuslu siyasetçi kıtlığı…

 

AKP, EMPERYALİZM

Akp İktidarı Amerika’nın İslam Dünyasına Soktuğu Truva Atıdır

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 24.9.2012): … Gerçek verileri değerlendiren herkes, AKP iktidarının, İslam dünyasını ele geçirmeleri için ABD, İngiltere ve İsrail’e taşeronluk yaptığını görebilir. Fakat kendisini laik diye tanıtan, Atatürk’ü de istismar etmekten geri kalmayan küçük bir grup, belki de bilinçli olarak, AKP’nin İslam devleti kuracağını propaganda ederek, bu partinin İslam dünyasının içine ABD tarafından sokulmuş bir Truva atı olduğunu gözlerden kaçırmaktadır.

Hatta bunlardan bazıları, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde başlatılan ve adına “Arap Baharı” denilen sürecin, o ülke halklarının isyanı olduğunu bile propaganda ettiler. Oysa bütün bu hareketlerin düğmesine, “Türkiye Dışişleri Bakanlığı Büyük Orta Doğu Projesi Koordinatörlüğü” tarafından 2005 yılında İstanbul Topkapı Eresin Otel’de düzenlenen “İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Toplantısı” ile basılmıştı. Ben de bunu haber vermiştim!
80 milyonluk Mısır’da Amerikan parası ile organize edilmiş, Müslüman Kardeşler Örgütü’nün başını çektiği birkaç bin kişi, bir milyonluk bir sürüyü güderek emeline ulaştı. Libya’da ABD’nin beslediği El Kaide militanları ve Türkiye’nin askeri eğitim verdiği muhalifler ile sonuç aldılar. Rusya, bu tabloyu seyretti. Sıra Suriye’ye geldiğinde bu ülkede askeri üssü bulunan Rusya, yanına Çin ve İran’ı da alarak direndi. Rusya’nın bu direnci, Amerikan politikasına geri adım attırdı. Amerika’dan çok Amerikancılık yapan AKP iktidarı ise ne yapacağını şaşırdı. Obama’nın ne yapmak istediğini anlamadıklarını söylüyorlar.
***

CHP-MUHALEFET HAREKETİ

CHP’nin basit bir kompo ile kolayca ele geçirilmesinde, Deniz Baykal ve Önder Sav ekiplerinin payı büyüktür. İnançlı ve cesaretli partilileri partiden uzaklaştırmak, Kılıçdaroğlu ve ekibinin yönetime gelmesine destek olmak gibi kusurları oldukça ağırdır. Kılıçdaroğlu ve ekibinin yönetim organlarından uzaklaştırılıncaya kadar, bu iki ekibin hiç bir göreve talip olmamaları gerekir. Belki o zaman hatalarını affettirme olanağını elde edebilirler!

HAREKETİMİZ: *Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine kayıtsız koşulsuz bağlıdır, *Antifaşist ve antiemperyalistir,*Tam bağımsızlık yanlısıdır, *Atatürkçü Düşünce’yi rehber alır, Ulu Önderimiz ve Birinci Genel Başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’si ile Bursa Nutku’ndaki öğütlerinin gereğini yapmak üzere; Anadolu’nun her köşesinden Samsun’u doğru yola çıktık! http://chp-muhalefethareketi.biz.tr/bildirge/

 

NE YAPMALIYIZ?

FİGEN ÖZEN (Facebook, 24.9.2012): -Ne yapmalı sorusunu sorduğumuz zaman, karşımıza Mustafa Kemal'in Türk ulusuna duyduğu güven çıkacaktır. Kemalist Düşünce'de her şeyden önce ulusa önem verilmektedir. Ulusa güven, devrimin şartı olarak benimsenmiştir.

-Mustafa Kemal Atatürk: " Ben şimdiye kadar ulus ve ülke yararına ne kadar devrimci atılım yapmış isem, hep halkla ilişkiye geçerek, onların ilgi ve sevgilerinden, gösterdikleri yakınlıktan kuvvet ve ilham alarak yaptım."

-Kuvva-i milliye ve/veya Milli Cephe ışıklı bir yoldur. Milletle birlikte yapılan ulusal örgütlenme, insancıl ve Türk milletinin onuruna yakışan bir örgütlenmedir.

 

25.9.2012

EĞİTİM, AHLAK

Almanya’da bir Lise Müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş.

“Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim.
Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.
İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar…

Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum.
Sizlerden isteğim şudur.
Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın.
Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin.
Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”

 

SİLİVRİ

Balyoz Davasının Hikâyesi

MÜYESSER YILDIZ (odatv, 25.9.2012): Türkiye’nin resmi dönüşüm tarihi olan 12 Eylül 1980 darbesinin 30. yıldönümünde -yine bir 12 Eylül günü- Anayasa referandumu ile yargı dizayn edildi. Askerler sahte delil ve belgelerle patır patır tutuklandı.

2007’de başlayan "Ergenekon operasyonlarında" nihai hedef askerlere ulaşmaktı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığını ve Atatürk ilkelerini savunan çeşitli kesimlerden siviller tutuklandı önce. Toplum her korkutulup sindirildi hem de nihai hedefe alıştıra alıştıra varılmak istendi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 26. Genelkurmay Başkanı dahi "terör örgütü kurmak ve yönetmekten" tutuklandığında, TSK’nın gıkı bile çıkamadı.

Egemenler bile her şeyin böylesine tereyağından kıl çeker gibi kolay olacağını beklemiyordu anlaşılan. Bilseler doğrudan TSK’dan başlarlardı. İşte 2 yıldır yargılanan 365 üst düzey askerimizin akıbetinin hikâyesi özetle budur.

 

MEDYA

Tetikçi Satılmış Medya Neler Yapmış Neler

PINAR DOĞAN VE DANİ RODRİK (odatv, 25.9.2012):Taraf gazetesi, Balyoz sürecinde gazetecilik yapmadı; savunmanın ortaya koyduğu sahtecilik kanıtlarına hiç yer vermediği gibi, el birliği ile bu sahteciliklere kılıf uydurmaya çalıştı. Balyoz davası ile ilgili haberleri çarpıtmakta ve dezenformasyon üretmekte cemaatin yayın organı Zaman ile başa baş yarıştı.

Taraf, sahte belge üreten çetenin emellerine, çetenin hayal edebileceğinden de öte bir şekilde hizmet etmiş oldu. Üstelik bütün bunları liberal değerlere ve medya etiğine sadık olduğunu iddia eden bir gazete kisvesi altında yaptı. Balyoz yayınlarında Gazeteciliğin temel prensiplerinden, etik kurallarından çiğnemediği kalmadı.

 

26.9.2012

BALYOZ DAVASININ ARKASINDA AMERİKA VE İŞBİRLİKÇİLERİ VAR

CÜNEYT ÜLSEVER (yurt, 26.9.2012): Balyoz davası TSK’yı yeniden şekillendirmek amacıyla (sonradan ayrıca intikam davasına dönüşerek) siyaseten açılmıştır.

Kanıt ABD Büyükelçisi Robert Pearson 6 Haziran 2003 tarihinde Ankara’dan Washington D.C.’ye gönderdiği şu kriptodur:

“...(Türk generaller) AKP’den seçilmiş Tayyip Erdoğan’ın davranışlarından büyük rahatsızlık duymaktadır. Erdoğan güçlü bir müttefikimizdir. Generallerin bu tutumu Amerikan menfaatlerinin korunması açısından engelleyicidir. Orgeneral Özkök’ün sadakatli duruşu sahiplenilmelidir.

Muhalif generaller, Orgeneral Hilmi Özkök’ün çizgisine itiraz etmektedirler... Erdoğan kendisine desteğin devamı halinde ABD’nin bir müttefiki olarak Ortadoğu ve Irak dahil olmak üzere Türk hava sahasını, kara ve demiryolları ile Mersin ve İskenderun limanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir. Ancak, Türk ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz.”

 

DİN

-İnanç size cevap vermez. Sadece soru sormanızı engeller.  Frater Ravus

-Bazı soruları kendince cevaplıyor bence, ancak onların doğurduğu ve onların dışındaki soruları yanıtlayamaz. Bu sebeple de o tür soru sorulmasını sevmez, istemez; hatta yasaklar.

 

27.9.2012

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

- Subaylarımız Amerikan Nüfuzu Altına Nasıl Girdi?

Türkiye, İsmet Paşa tarafından güvenlik gereksinimiyle Batı ittifakına sokuldu. ABD’nin Türk toprakların girişi o tarihte başlar. 1947 yılında ABD ile askeri yardım anlaşmasını imzaladık. Türk Genelkurmayı Pentegon’la sıkı ilişkilere girdi. Birçok subay ve astsubayımız Batı Almanya’ya, Amerika’ya kurslara gönderildi. Askerilerimizi siyasi alanda hükümeti büyüleyen ‘Küçük Amerika’ olma hayali sardı. Amerika idari talimatnamesinde papaz yazılan yere biz ‘Alay imamı’ koyacak kadar tercümeye sadık kaldık! Atatürk’leri, İnönü’leri, Karabekir’leri, Cebesoy’ları, Gürsel’leri yetiştiren Harp Akademileri dahi yön, tedrisat, stratejik ve taktik konsept değiştirdi. Amerikanlaştı.” ■ Kurtul Altuğ (Aydınlık, 6.7.2012)

-Yiyin efendiler yiyin, bu hânı iştiha sizin/ Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Samsun’daki sel felaketinde 4’ü çocuk 5 kişiye mezar olan Kuzey Yıldızı konutlarında rant ortaya çıktı. İddiaya göre AKP’li Canikli Belediyesi yöneticilerinin yakın akrabaları dere yatağındaki tüm değersiz arazileri satın aldı. Bölge, hemen sonra imara açıldı. Ardından, TOKİ ile anlaşma yapıldı. AKP’li akrabalar bir anda onlarca daire sahibi oldu.

 

28.9.2012

SERBEST TİCARET BİR TOPLUMDA NELERE MAL OLUYOR? TÜRKİYE’NİN GERİ KALMIŞLIĞINA GETİRİLEN BİR AÇIKLAMA

Sıddıkzade köyün ağasıdır. Köylülerden tiftik yün alır, karşılığında öteberi verir. Fakat son zamanlarda yün almaktan vaz geçer, çünkü İstanbul’da yün isteyen tüccarın siparişi yıldan yıla azalır. Bundan ötürü Sıddıkzade dükkânında Avrupa’dan gelme ucuz fabrika dokumaları satmaya başlar. Bu iş daha kârlıdır.

O yıl köylüler yine Sıddıkzade’ye baş vururlar, fakat yünlerini satamazlar. Bunun üzerine bir kurul seçerek İstanbul’a gönderirler. Artık yünlerini orada satacaklardır. Kurulda Hasan da vardır. İstanbul’a gelince epeyce dolaşır, epey aranırlar. Sonunda dokumacılar loncasının başkanına rastlarlar. Başkan Hasan’a, bütün memleketin ucuz Avrupa malları karşısında bunalım geçirdiğini, çıkrıkların durduğunu, köylülerin şehirlere akın ettiğini anlatır.

Sıddıkzade artık fabrika eşyası satan bir tüccar olmuştur. Köylülerden tiftik satın almaz. Fakat borçlarına karşılık ellerindeki tiftiklere haciz koydurur. Köylülerin ağlayıp sızlanmasına aldırmaz. Ticaretini yürütebilmesi için çevresindeki çıktıkların, tezgâhların durması gerekmektedir. (Sadri Ertem’in Çıkrıklar Durunca romanından)

*

Değerli genç iktisatçılarımız... Derslerinizde yalnız İngiliz Ricardo'nun ticaret teorisini anlatmayınız, onun yanı sıra Türk Sadri Ertem'in bu romanını da anlatınız ki, öğrencileriniz şüphe etmeyi öğrensinler. Biliyorsunuz, şüphe etmek gerçeği bulmanın, bilimde ilerlemenin birinci koşuludur.

 

29.9.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

HALK

-Halk kendisine dürüst davranılmadığı için dürüst olmaktan çıktı ve güzel işlerle sonuçlanmayan güzel sözler dinleye dinleye güvenini yitirdi.  Lao Tzeu  (Çinli filozof)

(Ben: Gökkubbenin altında değişen bir şey yok. Eski tas eski hamam, yalnız tellaklar değişmiş)

ELEŞTİRİ

-Size kimin hükmettiğini anlamak istiyorsanız, sadece kimi eleştirme özgürlüğünüz olmadığına bakın.   Voltaire (Fransız yazar, filozof)

(Ben: Tam da günümüz Türkiye’si için söylenmiş.)

DEVLET

-Kapitalistler devletin egemenliği altında değildir, devlet onların yürütme kuruludur. John Kenneth Galbraith (Amerikalı iktisatçı)

(Ben: Sosyalist bir ekonomide geçerli değildir bu söz.)

 

FEDERASYON

- Türk halkına sabah akşam ‘federasyon’dan bahsedilmeli, kulakları bu duruma alıştırılmalıdır!  Paul Henze (CIA istasyon şefi) 

(Ben: Merkez TV kanalları boşuna mı her akşam bu ve benzeri konuları tartıştırıyor bizim entel müsveddelerine. )

HALKIMIZ

-“Bizim halkımız yalnız bilmiyor değil, aynı zamanda öğrenemiyor. Bu açmazlara mahkûm ettiler onu.”  Mübeccel Kıray (sosyolog)

(Ben: sabah akşam, halka küfrederek kendilerini sözde temize çıkaran değerli “aydın”larımız! Çerçeveleyip tam karşınıza asın bu sözü)

POLİTİKACI

Papuç pahalı... Bütçe açık veriyor, ekonomi durma noktasında. AKP yalnız askerliği değil, vatan topraklarını da satıyor. Elin adamı bastırdı mı doları bir defada 60 hektar toprak satın alabiliyor artık. Politikacı için önemli olan makamdır, oy kaybetmemektir. Dolayısıyla ahlak dinlemez, tutarlılık umurunda değildir. Dün öyle konuşur, bugünse tam tersini... İçi de rahattır, bilir çünkü: Hafızayı beşer nisyanla maluldür.

 

30.9.2012

BAŞARI

"Hep denedin, hep yenildin; gene dene, gene yenil, daha iyi yenil"  Samuel Beckett

(Çünkü akıllı isen, aklını kullanabiliyorsan, başına gelenlerden ders alıyorsan, yenile yenile sonunda yenmeyi öğrenebilirsin.)

MUHAKEME

En büyük hatalarımızdan biri budur. Fikirle şahsiyeti birbirine karıştırıyoruz. Bu bir muhakeme hatasıdır, mantıkta buna "şahsiyete saldırı" adı verilir, ne yazık ki ülkemizde alabildiğine yaygındır. Ben bu yazıyı Fatih Altaylı'nın şahsı için koymadım, Türkiye'de onur konusunun zayıflığına bir kanıt olarak koydum. Bazen hiç ummadığınız biri, bize altın değerinde bilgi kazanımı sağlayabilir. Altaylı'nın şahsiyeti ayrıca tartışılır, burada konu "aydınlarımızda onur duygusu zayıftır" şeklinde ortaya konmuştur. Altaylı'nın İmralı ile söyleşi yapmış olması , filancanın sağ kolu olması tamamen başka konulardır.

AHLAK

FATİH ALTAYLI (Habertürk: 9.9.2012) Yıllar önce ilk okuduğumda Schopenhauer'e bozulmuştum.
"Sen ne bilirsin Doğu toplumlarını" diye. Aforizmalarının bir yerinde şöyle bir laf ediyordu: "Onur kavramı Doğu toplumlarında bir anlam ifade etmez."

Batı'dan kesilmiş, anlamsız bir ahkâm gibi görünmüştü gözüme. Ama galiba Schopenhauer haklıymış. Çünkü ben bu memlekette "onur" için yapılan bir şey göremez oldum giderek.

Ne oturdukları makamın bilincindeler, ne de o makamın ne anlama geldiğinin.
Bugün Ali Demir, Necdet Özel… Dün başkalarıydı.
Yarın da başkaları olacak. Hep olduğu gibi…

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura