Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
10-10-2012
GÜNLER V NOTLAR: AĞUSTOS 2012 (Dincilik, Silivri, özelleştirme, RTE, BOP, bölücülük, milliyetçilik, Batı, bankalar, UÖŞ, …)

Cihan Dura

10.10.2012


1.8.2012

DİNCİLİK

Atatürkçü “Dinci”Ye Karşıdır, “Dindar”a Asla!...

Tarihte bütün büyük fikir akımları, ideolojiler kurucuları hayattan çekilince, ilkelerinden saptırıldı, birtakım çıkar çevrelerinin aracı haline getirildi. Bu saptırma İslamiyet’in de başına gelmiştir. Atatürk bu tarihî hakikati çeşitli vesilelerle dile getirmiş, vurgulamıştır. Bunu yapan “dinciler”i, “dindarlar”dan ayırarak şiddetle eleştirmiştir.

Gerçek bir Atatürkçü “dindar”a saygılıdır, ancak “dinci”ye asla!... Dinci (dini menfaat için kullanana) ile mücadele eder. Mücadelesi için gerekli bilgi birikimini gerçek İslam'a sahip çıkan yazarlardan sağlar. Bunlardan biri de İhsan Eliaçıktır.

 

SİLİVRİ

Sevgili Dostlar, Sizi Harekete Geçmeye Çağırıyorum. Yalnız Olmadığımı Gösterin. Sesim Olun, Kalemim Olun

SONER YALÇIN: “Yaklaşık 2 yıldır İstanbul'daki Silivri Cezaevi'nde tutukluyum. Daha mahkeme ne kadar sürecek bilmiyorum. Fakat ben şimdiden, unutuluşa mahkum edildim. Suçum büyük çünkü: Düşünmek, yazmak, gazetecilik yapmak. Adım, Soner Yalçın... Türkiye'nin önde gelen bazı gazete ve TV merkezlerinde yöneticilik yaptım. 12 kitap yazdım. Bunların hemen hepsi, 100-200 bin satarak beni ülkemin “bestseller” yazarı yaptı. Ayrıca odatv.com adlı haber sitesinin sahibiyim.

Ülkemde sadece mesleki kimliğimle tanınırım, siyasal kimliğimle değil.
Ve buna rağmen, 5 yıldır süren yargılama sonucu hala ortaya çıkarılamamış gizli bir örgütün üyesi olduğum iddiasıyla hapisteyim. Peki delil olarak ne gösteriyorlar? Sahibi olduğum odatv.com bilgisayarında devlet güvenliğini ilgilendiren Word dosyalarının bulunması!
Bunlar bize ait değil, virüsle bilgisayarımıza gönderildi.”

 

2.8.2012

ÖZELLEŞTİRME

ÖİB, Halkbank’ı satışı için danışmanlık ihalesi açtı, ön yeterlilik tarihi 28 Ağustos.

 

RTE

Ey Tayyip Erdoğan!...

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 2.8.2012): Ey Tayyip Erdoğan, her ay “aziz millet” diye bir millete sesleniyorsun, yani kime seslendiğini saklıyorsun, Türk milleti diyemiyorsun. 

-Ey Tayyip Erdoğan, sen Türk Milleti’nden büyük müsün ki milletin adını Anayasa’dan çıkaracaksın?

-Ey Tayyip Erdoğan, sen bir olan milleti, uyguladığın Amerikan projeleri ile ateşe atmak, suya batırmak üzeresin.

-Ey Tayyip Erdoğan, Türklerin kutsal sularını, dağlarını, ormanlarını, yaylalarını 40 milyar dolara yabancılara sattın.

-Ey Tayyip Erdoğan, Türk Milleti’nin kutsal vatanını parça parça yabancılara satarken ve Libya, Suriye politikaları ile Türk Milleti’nin geleceğini de tehlikeye atarken, hatta Türk kimliğini yok etmeye çalışırken, Türk Milleti’nden büyük olduğunu mu zannediyorsun? Ya Türk Milleti birazcık düşünürse halin nice olur biliyor musun?

 

4.8.2012

BOP

Amerika Arap Ülkelerini Neden Darmadağın Ediyor?

ÖZTİN AKGÜÇ: ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) çok eski yıllardan beri hazırlanmıştır. Projenin amacı; Kuzey Afrika Atlantik kıyılarından Avrasya’ya kadar olan geniş bir bölgeyi, siyasal ve ekonomik açıdan ABD’nin güdümüne, hegemonyası altına almaktır. Bu aleni, amacı ve aşamaları belli bir projedir, gizlisi saklısı yoktur.

Tabii asıl amaç, demokratikleşme, insan haklarına saygı, bölgeyi zorba yönetimlerden kurtarma, bölgeyi dünya ekonomisiyle bütünleştirme, serbest piyasa koşullarına uygun altyapı eksikliklerini giderme, bölgesel ekonomik işbirliği gibi söylemlerle ifade edilerek, kamufle edilmektedir.

Aşamalar bellidir. Bu ülkelerde siyasal rejimler değiştirilecektir. Projede bazı ülkelerin bölünmesi öngörüldüğü gibi yeni devlet ya da devletler kurulması da bu bağlamda büyük Kürdistan oluşturulması da proje kapsamındadır. Plan, proje gayet açıktır, gizlisi, saklısı yoktur. Adım adım uygulanmaktadır.

Aymaz Türkiye kendi kundakçılarıyla işbirliği yaparak beladan sıyrılabileceğini sanmaktadır.”

 

SİLİVRİ

Balyoz delilleri sahte…

Tüm bilimsel gerçeklere karşın 250 kişinin halen tutuklu tutulması, adil bir yargılama yapıldığına olan inancı ortadan kaldırmaktadır. Devam eden yargı süreci tüm evrensel hukuk değerlerinin gözardı edildiği bir kara hukuk uygulamasıdır. Başbakan'ın dahi "Devlet içinde devlet oldular" diyerek eleştirdiği eski adıyla Özel Yetkili yeni adıyla Geçici Yetkili Mahkemeler temel hak ve özgürlükleri ortada kaldırarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. (Odatv, 4.8.2012)

 

SİLİVRİ

“Kasaptaki Ete Soğan Doğramayan” Paşa’nın Ergenekon Misyonu Bitti

CAN ATAKLI (Vatan, 4.8.2012): Hilmi Özkök’ün önemli bir misyon yüklendiğini anlıyoruz.

Ergenekon’un asker sanıklarının inancına göre, iktidar Hilmi Özkök’ün kendilerine verdiği bilgi ve belgelere güvenerek bu operasyona kalkışmıştır. Özkök tamamına sahip olduğu kimi kozmik bilgi ve belgeleri sızdırmış ve operasyonun başlamasını sağlamıştır. İktidarın Türk Silahlı Kuvvetleri’ni etkisiz hâle getirmek için yürüdüğü yolun açılmasına katkıda bulunmuştur.

Misyon tamamlanmıştır.

Tahminim, mahkemenin Özkök’ün ifadesini “yandaş medyadaki” gibi yorumlayacağı ve sanıklara “darbeye teşebbüsten” cezalar vererek davayı kapatacağıdır.

 

5.8.2012

SİLİVRİ

Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Özkök’ün Silivri Tanıklığı

Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet, 5.8.2012): Silivri yargıçlarından Haşıloğlu’nun bir sorusu üzerine: Kara Kuvvetleri Komutanı iken Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun sevgisini kazandığını, fakaaat Kıvrıkoğlu’nun “Genelkumay Başkanlığı’na geçişi sırasında ‘irtica ile mücadele konusunda iyi çalışamayacağını’ düşünerek Genelkurmay başkanı yapmayacağını” söylediğini açıklıyor. Fakat Kıvrıkoğlu’na karşın Genelkurmay Başkanlığı’na atanmasındaki gizemi açıklamıyor Özkök. Tabii mahkeme sormuyor.

O günlerde Cumhuriyet’te:

Özkök’ün atanmadan önce AKP liderlerine yakınlığı ile tanınan milletvekilleri ile görüşmeler yaptığını…

… RTE’nin Başbakan olmadan önce yakın ve sıkı dostluk kurduğu Amerikalılardan Özkök ile görüştürülmesini sağlamalarını istediğini içeren haberler yayımlandı.

Nitekim tanık Özkök’e mahkeme soruyor: “2002 seçimlerinden hemen sonra resmi hiçbir sıfatı (milletvekili bile) olmadığı halde ve hapse hüküm giymişken RTE ile neden görüştünüz? Görüşmede ne planladınız?” Özkök’ün yanıtına bakınız: “Benim takdirimdir!” Tarihsel tanık tarihsel gerçekleri açıklamaktan kaçıyor.

RTE’nin orduyu cumhuriyetin ordusu olmaktan çıkaran süreç Özkök’le başlıyor, Büyükanıt’la sürüyor ve bugün tak-şak olgusuna varıyor.

 

TARİH KATLİAMI, RANT

Osmanlılıkla Övünen Akp İktidarı, İş Ranta Gelince Sesin Soluğun Kesiliyor

GÜNGÖR URAS: Kasımpaşa’daki tarihi kışla binasının (Cezayirli Gazi Hasan Paşa-Kalyoncu Kışlası’nın) yıkılmasına izin vermeyiniz.

İstanbul Deniz Saha Komutanlığı tarafından kullanılan bina İl Özel İdaresi’ne devredilmiş. İl Özel İdaresi 230 yıllık binanın yıkılmasına ve yerine yepyeni bir bina inşa ettirilmesi için proje hazırlatmış. Kışla yakında yıkılacakmış. Bu önemli haber gazetelerin diğer haberleri arasında kaynadı gitti.

İstanbul’u İstanbul yapan tarihidir. Tarihi binaları korumaya mecburuz. Yeni bina her yerde var ama İstanbul’da 230 yıllık kaç bina kaldı?

Alışveriş merkezi yapmak için 230 yıllık bu tarihi binayı yıkmak günah değil mi? Allahtan korkan kalmamış. Yola çıkılmış... Biri “Dur” demez ise, “Gitti gider”.

 

6.8.2012

BÖLÜCÜLÜK, PKK

- 10 yılda 818 şehit… Kayıplarımızın asıl sorumlularını sırasıyla yazıyorum: ABD, AKP hükümeti, etkisiz iki büyük muhalefet partisi, Genelkurmay'daki yetkili paşalar... PKK bence en sonda geliyor. ABD BOP'dan, AKP BOP'a taşeronluk yapmaktan, muhalefet partileri eyyamcılıktan, Genelkurmay iktidara yaranmaktan vazgeçse, PKK ne yapabilir?

-Hocam görüşlerinize katılmamak imkansız. Peki abd ye rağmen nasıl bağımsızlığımızı kazanabiliriz? öyle bir ülkede yaşiyoruzki abd internetimizi kesse herkes isyan eder gençlik tamamen bitmiş durumda kaldiki politikacilarda abd nin icazeti o...

-Benim söylediğim, bir durum tespitidir. Bugünkü noktaya tam (2012-1938 = ) 74 yılda, ödün vere vere, yanlış yollara sapa sapa geldik. O kadar çok kayıp, o kadar çok tahribat var ki, nasıl işin içinden çıkabiliriz, bu tamamen ayrı bir konu... Bugünden yarına fazla bir şey yapılamaz. Ancak, bütün "olumsuz koşullar"a rağmen asla umutsuz olmamalıdır. Uzun vadede çok şey yapılabilir... Çok kafa yormak lazım, birlik şart. Belli olmaz, dünya koşulları da ezilen uluslar lehine değişebilir. Sanırım İsveç'te darbımesel haline gelmiş: Atatürk gibi düşünmek lazım!

 

7.8.2012

DAHİLİ BEDHAHLAR

YILMAZ ÖZDİL (Hürriyet, 7.8.2012): “Kafamıza çuval geçirdiler… Teşekkür mahiyetinde, Kuzey Irak’taki Amerikan üssünü biz inşa ettik. Erbil Havalimanı’nı biz yaptık. Süleymaniye Havalimanı’nı da… Yaralı pkk’lıların tedavi gördüğü hastanelerini biz yaptık. İçişleri Bakanlığı binasını, Kültür Bakanlığı binasını, Merkez Bankası binasını, Kürdistan Başbakanlık Binası’nı biz yaptık. Kuzey Irak’taki Amerikan Elçiliği binası da bizim eserimiz.

Evlatlarımızı şehit edenler, elini kolunu sallaya sallaya nereden geliyor? Oradan. Karakollarımız nasıl?
Barakadan.”

*

BEN: Azılı Türkiye düşmanı ve Barzani ve Peşmergelerini yarın için böyle kim hazırlıyor? AKP Hükümeti ve yandaşları, paratapar müteahhitler, Genelkurmay’ın yetkili başağaları!...

Okuyun, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni, kimlerin hazırladığını daha iyi anlayacaksınız.

 

Hakkâri’de 8 şehit, 16 gazi verdiğimiz baskında, beline şarapnel yiyen onbaşı Erhan’ı otobüsle göndermişler evine… Ankara-Bursa yolundaki benzin istasyonunda inmiş otobüsten, topallayarak, sabahın köründe, beşte… Ayağında terlikle.
Canlarını verdiler, karakolu vermediler, bunlar bırak uçak biletini, ayakkabı bile vermemişler çocuğa… Zaten, otobüs parasını da babası göndermiş, komşudan borç alarak.
Şehitleri kamyonet kasasında gönderdiklerini görmüştük, bunu ilk kez görüyoruz.8.8.2012

MİLLİYETÇİLİK

Bir fotoğraf: Şehidin tabutunu ve bir valize sığan eşyalarını bir kamyonetin arkasına gelişigüzel atıvermişler.

-Milli terbiye almamış olanlar böyle davranır. Vatana ve milletine saygı duymayan, ruhunda, kafasında bu bilinç olmayan, şehide de saygı duymaz. Davranışlarıyla bu büyük eksikliğini ele verir.

 

10.8.2012

DİNCİLİK

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: -İnsanlık tarihinin her devirde en büyük tehlike ve tehdidi dinciliktir.

- İnsan haklarını ihlal edenler, özellikle kamu haklarına musallat olanlar ve bu tasallutu kıldıkları namazlarla kamufle edenler, dini fiilen inkâr etmiş ve bunun için de lanetlenmeye müstahak hale gelmiş Allah düşmanlarıdır.

-Erdemin yok edildiği bir zeminde kılınan namazların yoğunluğu ve cami sayısının çokluğu, olumlu hiçbir anlam ifade etmemekte, tam aksine, bu namazlar, kılanların lanetlenmesine sebep oluşturmaktadır.

 

N. ÖZEL GENELKURMAY BAŞKANI!...

-Balyoz davası kapsamında 2.5 yıldır yargılanan ve aralarında general ve amirallerin de bulunduğu 57 asker, senin şerefli elemanların, tamamen iftira ürünü olan dijital verilere dayanarak yargılandıklarını belirterek “Bu şekilde yargılanmamız bir insanlık suçudur ve telafisi mümkün olmayan bir insan hakları ihlalidir” diyorlar.

-“Sözde delillerin tümünün iftira olduğunu bilimsel olarak kanıtladık” diyorlar.

- SORUYORLAR, SANA SORUYORLAR: Sizin isminiz, bilginiz ve iradeniz dışında sizinle hiç ilgisi olmayan bir yerde bulunan bir harddisk ya CD’nin içindeki imzasız bir dijital veride geçtiği için haksız ve hukuksuz olarak, tutuklansanız ve aylarca tutuklu olarak yargılansanız ne hissedersiniz? Kendinizi nasıl savunursunuz? [Cumhuriyet, 9.8.2012]

SİLAH ARKADAŞLARINA SAHİP ÇIKMADIN, HİÇ OLMAZSA CEVAP VER.

 

11.8.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

ŞİDDET

-Şiddet kullanan; iyiliği ve dinginliği bilemez. Ne rahatlamayı, ne huzuru, ne ateşkesi bilir ne de bunlardan haberdardır.    Martin Heidegger (filozof)

ZULÜM

-Zulüm bizdense, ben bizden değilim.    Rachel Corrie ( İsrail tanklarının önüne atılarak can veren Amerikalı aktivist)

HUKUK

-Yürütme erki kimin elindeyse kanunlar da daima onun yanındadır. Bu işin ahlakla ya da yasal ayrıntılarla bir ilgisi yoktur. Tüm mesele şudur: Sopa kimin elinde?     Frank Herbert

İSRAİL

- Her şey planlandığı gibi giderse, Ortadoğu’nun yarısı İsrail’in olacaktır.   Henry Kissinger

BASKI

-ABD, Wolfowitz aracılığı ile bana 'Tezkerenin geçmesi için baskı yap' dedi. Ancak ben dinlemedim.   Hilmi Özkök, emekli paşa  (Bu ibretlik söz bir açıklama gerektiriyor: Şecaat arz ederken … )

 

12.8.2012

BEDHAHLAR, SİLİVRİ

EROL ERTUĞRUL (Aydınlık, 11.8.2012) : Bir ülkeyi çökertmenin, teslim almanın yolu, önce ordusunu çökertmektir. 2002 yılından bu yana Cumhuriyetin ordusuna karşı yürütülen eylemlerin nedeni budur. ABD‘nin böyle bir planı uygulamaya koyduğu, bunun için ülkemizi yönetenlerle anlaştığı Wikiliks belgelerinde, yabancı kaynaklar da yer aldı, yazıldı, açıklandı.

Okyanus ötesinden plânlanan davalarla vatanseverleri cezaevlerine tıktılar. TSK‘nın kahraman subaylarına, Mustafa Kemal’in askerlerine uydurma suçlamalar yöneltildi. Tutsak edilmiş 40 general ve amiral emekli edildi. Bu karar TSK‘nin gücünün kırılmasıdır. New York Times gazetesi “Evcilleştirme tamam” diye yorum yapıyor.

Ordumuza olmadık hayınlıkları yapanlar, vatanseverleri yıllarca yakınlarından ayırıp acı çektirenler, cezaevlerinde tutsak edenler, yaptıklarının hesabını verecekler.

Hiçbir yönetim kalıcı değildir.

 

TAŞI DELEN SUYUN ŞİDDETİ DEĞİL, DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİDİR

Bankalardan al haberi
SELİM KOTİL (Yeni Mesaj, 12.8.2012): Türk bankalarından birçoğu doğu ve güneydoğudan verilen gayrimenkulleri ipotek olarak almamaya başlamış.
Batan gemiden önce fareler kaçar. Bu bankalar işi gereği olası olayların kokularını önceden alır. Bankalar, “artık bu bölgenin kontrolü Türkiye’ye ait değildir” demek istiyor.
AKP iktidarı bankalara kızacağına, hadi çoluk çocuğu ile karadan oralara tatile gitsin. Neden hepsi soluğu ABD’de alıyor? Senin karadan gidemediğin yeri banka da ipotek olarak kabul etmiyor. Aklı olan için sadece bu olay bile her şeyi anlatmaya yetiyor.
Irak’ın kuzeyinde bir sürü Türk bankası var oradaki gayrimenkuller kabul ediliyor. Ama güneydoğu kabul edilmiyor.

 

14.8.2012

CEHENNEME GİDEN YOL KİMLER TARAFINDAN NASIL DÖŞENİYOR?

ARSLAN BULUT (Yeniçağ, 14.8.2012): -“İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz üniversiteleri arasında ‘Kürt Araştırmaları Enstitüsü’ olan tek yüksek öğretim kurumudur. Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslâm Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir. Abdullah Gül, Fehmi Koru, Şükrü Karatepe, Durmuş Yılmaz, Ekmeleddin İhsanoğu da Exeter’de eğitim görmüştür.

-Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, “Fransa’da, İsveç’te, Rusya’da ve dünyada nerede Kürdoloji adına üretilen bir ürün varsa, orada bunu üretenlerle iletişim içerisinde olacağız” dedi. İngiliz gizli servisinin İslam dünyasında görev yapacak elemanlarını yetiştiren bir üniversite ile “Kürdoloji” konusunda işbirliği yapmak ise gerçekte aleni istihbarat faaliyetidir.

İngiltere; iki asır önce başlattığı Kürdoloji faaliyetlerini, Suriye’nin kuzeyinde “Batı Kürdistan”ın ortaya çıkarıldığı bir dönemde ve sınırın Türkiye tarafında Artuklu Üniversitesi’ne sözde bilimsel katkı yaparak sürdürüyor. Bütün bu çalışmalar AKP iktidarının ‘Kürt Açılımı’ ile hızlandı ve devam ediyor.

-Cehenneme giden yollar işte böyle döşeniyor.

BATI UYGARLIĞI

Batı zenginleşme hırsını olabildiğince körüklüyor. İnsanlığın bugünkü ıstıraplarının kökeninde bu hırs vardır. Bu sebepledir ki Batı uygarlığı insanlığı mutluluğa götürmüyor, dolayısıyla karşı çıkılması, şiddetle eleştirilmesi gerekir.

 

15.8.2012

ATATÜRK'TEN USTA RECEP TAYYİB'E VE ÖZEL KOMUTANA UYARI

-Savaşa girdikten sonra idare yönünden yapılan hatalar çoktur.

-Bir milletin asıl kuvvetleri kendi hayatını ve varlığını müdafaa içindir. Fakat kendi varlığını unutup da kuvvetlerini herhangi yabancı bir gaye için kullanmak kesinlikle caiz değildir.

-Savaşı sevk ve idare edenler Birinci Dünya Harbi'nde kendi varlığımızı unutarak, bütünüyle Almanların esiri olmuşlardır. Aslında ülkeyi savunmaya bile yeterli olmayan kuvvetlerimiz Galiçya'ya, Makedonya'ya, İran ovalarına gönderilmekle hata edilmiştir.

 

16.8.2012

BANKALAR HEPİMİZİ SOYUYOR

Esfender Korkmaz: “Bir araba aldım. Bir yıl için 5.000 lira faiz ödeyeceğim. Ancak aynı zamanda da 700 lira dosya parası ödüyorum. Yani gerçek faiz yüküm 5700 liraya çıkıyor. Bu şartlarda banka benden gizli faiz almış olmuyor mu?
Sanayi sektöründe en yüksek kâr oranı yüzde 15 yüzde 20 iken, bankalar parayı yüzde 350 kârla satıyor. Bu, bir spekülatif kâr değil mi? Bu, tüketiciyi istismar değil mi?

Üstelik bu soygunu Merkez Bankası yaratıyor.

Türkiye’de bankalar başarılı deniliyor. Dünyada dolar ve euro faizleri yüzde 0 ile yüzde 5 arasında değişirken, Türkiye’de bankalar dolar avansı için yüzde 20.4 ve dolar gecikme faizi olarak da yüzde 26.40 faiz alırsa, elbette bankalar yürüyecek, buna karşılık halk batacaktır.”

 

UÖŞ

Obama’nın Günahını mı Alıyoruz, O Bir Kukla mı Yoksa?

BEKİR HAZAR (Takvim, 16.8.2012): “Exxon, Cheuron, Gulf, Texaco, BP, Mobil ve Shell … Petrol şirketleri!... Onlara 7 kız kardeş deniyor. Dünyayı onlar yönetiyor, soyup soğana çeviriyorlar, devlet yönetimlerine sızıyorlar. Etrafımızdaki ülkelerde yaşanan tüm gerilimlerin perde arkasında petrolcü kızlarla oğlanların tecavüz savaşı yatıyor.”

 

17.8.2012

BİR MEKTUP

Değerli kardeşim,

Sayın Dr. Ali Nejat Ölçen’e büyük saygım vardır. Türkiye’nin en iyi iktisatçılarındandır, eski planlamacıdır. Yıllardır insanımızı aydınlatmak için, bizlere yol göstermek için çalışır, didinir, eser verir.

Benim “Lozan’ı Nasıl Harcadık” başlıklı yazımla ilgili olarak ileri sürdüklerine gelince, elbette dikkatle okumak, üzerinde düşünmek, faydalanmak gerekir. Ancak eleştirilerini biraz aceleye getirdiği izlenimi edindim. Ben söz konusu yazımı doğrudan İsmet Paşa’yı eleştirmek amacıyla yazmadım. Türkiye’nin Atatürk ilkelerinden zamanla nasıl adım adım saptırıldığına dikkat çekmek için kaleme aldım. Bunda Atatürk’ün aramızdan ayrılışından sonra iktidara gelen bütün iktidarların payı vardır. İsmet Paşa’ya saygım büyüktür, ancak böyle diye gerçeklerin üzerini örtemem. Bugünkü iktidarı da birçok makalemde eleştirdim, eleştirmeye devam ediyorum (Internet siteme bakılabilir: www.cihandura.com).

Tartışmaya konu olan yazım daha kapsamlı bir diğer makaleme dayanmaktadır. Orada mümkün olduğunca kanıtları da belirttim. Aşağıda künyesini veriyorum. Bütün bunları ortaya koyarken de, başlıca kaynağım Sayın Prof. Dr. Çetin Yetkin’in, defalarca baskısı yapılan, yine aşağıda adını verdiğim kitabı oldu.

Bu vesile ile, ilginiz ve bana yollamak lutfunda bulunduğunuz dokümanlar için çok teşekkür ederim.

Selam ve saygılarımla, en candan iyi dileklerimle.

Cihan Dura

 

*

-Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye, İleri Yayınları, İst., 2004, ss. 199-220 (Bölüm 2.7 Türkiye’de Amerikancılık Nasıl Başladı?)

 

-Çetin Yetkin, Karşı Devrim 1945-1950, Otopsi Yayınevi, İst., 2002, 727 s.

 

 

18.8.2012

BOP, BÖLÜCÜLÜK

Türkiye Hep Kaybediyor, Hep Amerika Ve Kürtler Kazanıyor

PROF. DR. İLHAN UZGEL (Akşam, 18.8.2012): “Arap Baharı ilk olarak Türkiye'de başladı. AKP'nin iktidara gelmesi bunun kanıtıdır. Türkiye, diğer Ortadoğu ülkelerine göre daha demokratik olduğu için bu değişim hem daha önce, hem de seçimle gerçekleşti.

Arap baharı:

-Türkiye'de seçimle,

-Mısır ve Tunus'ta orta sınıf hareketlerle ve

-Libya'da Batı'nın doğrudan müdahalesiyle gerçekleşirken,

-Suriye'de Batı'nın dolaylı müdahalesiyle yaşanıyor.

-Sırada İran var.

Ortadoğu'da son 20 yıldır yaşanan her kriz Kürtlerin lehine işledi. Kürtlerin, bölgedeki kazanımları arttı. ABD'nin 1991'de Kuveyt nedeniyle Irak'a yaptığı müdahalenin ardından Kuzey Irak'ta önce fiili oluşum gerçekleşti. 2003'te Irak'ın işgal edilmesinden sonra da Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu. Arap Baharı'yla gelişen bu süreçte Suriye Kürtleri muhtemelen özerklik elde edecek.”

 

19.8.2012

BORÇLANMA

Ustanın Boynu Neden Eğik?

BÜLENT ESİNOĞLU (Turkcelil, 19.8.2012): Borçlanmak günümüzün temel yaşam tarzı haline geldi. Ev için uzun vadeli kredi, araba için kredi, tüketim için kredi… Sömürü bugün, asıl olarak, mübadele değil borç temelinde, yani %99’un, %1’e tabi oluşuna dayanıyor. Eskiden, sömürü fabrika patronu ve iş yeri sahibi tarafından sağlanırken, şimdi borçlanma yolu ile finans kapital tarafından gerçekleştiriliyor.

Bu günün yeni yoksulları, borçları yüzünden, bir kere daha efendilerinin mülkü haline gelmişlerdir. Finans kapital (%1), nasıl ki bireylerin burnunu sürtüp köleleştiriyorsa, aynısını devletler için de yapıyor. Borçlanan devletler, %1’in kölesine dönüşüyorlar.

AKP iktidarına şöyle deniyor: “Suriye’de örtülü savaşa önderlik edeceksin, İran’a saldıracaksın. Yoksa keserim sıcak parayı…”.

 

20.8.2012

BÖLÜCÜLÜK, BOP

Amerika Türkiye’ye Karşı Bir Parçalama Politikası Uyguluyor

PROF. DR. HALİL İNALCIK: ABD, Ortadoğu'da kendi planını uygulama yolundadır ve bu planlarda Türkiye'yi emellerine engel olarak görmektedir. Bu devlet, Irak'ın egemenliği örtüsü altında Kürt kartını oynuyor. Plan, Kürdistan planı I. Dünya Savaşı'ndan beri tezgâhtadır. Irak devletinin başına bir Kürt oturtulmuştur, Dışişleri'ne bir Kürt getirilmiştir. Kuzey Irak şimdiden ABD himayesindedir ve onun planlarına hizmet etmektedir.

Türkiye için büyük tehlike şudur: Kürt liderler dâvâyı Birleşmiş Milletler'e götürmeye çalışıyor. Barzani şimdiden BM ile temastadır. PKK, işte bu planın uygulanmasına hizmet etmektedir: PKK'nın asıl hedefi sınırda kalmayıp Türkiye içinde kanlı bir çatışma çıkarmaktır. Türkiye'de etnik bir çatışma çıkması ve Batı kontrolünde olan Birleşmiş Milletler'in, bu çatışmayı dünya barışı için bir tehdit sayarak müdahale etmesi asıl amaçlarıdır. Böylece dâvâ tamamıyla elimizden alınıp ABD ve AB'nin istekleri doğrultusunda bir seyir alacak, Türkiye'nin kontrolünden çıkacaktır. Bir tarihçi olarak benim gözlemim şudur: Batı, Türkiye'ye karşı, 19. yüzyılda Osmanlı'ya karşı uyguladığı parçalama politikasını aynen sürdürmektedir.

 

BÖLÜCÜLÜK, MEDYA

Yuh Bu Medyaya, Bu Hain, Bu Satılmış Medyaya Yuh!

EMİN PAZARCI (Takvim, 20.8.2012): Çirkin olaya ilişkin, aynı kalemden çıktığı belli olan "haberler" bayram öncesi pek çok vatandaşın ağzını bozmasına yol açtı. Neymiş, PKK'lılar "BDP konvoyunun yolunu kesmiş", sonra "yarım saat boyunca propaganda" yapmış. Ardından da "serbest bırakılmış" bu BDP'liler.

Ortada bir "yol kesme" yok, "buluşma" vardı. PKK'lılar "propaganda" yapmıyor, BDP'li güruha "brifing" veriyorlardı.

Görüntüler son derece net, her şey apaçık ortada. Buna rağmen, bizim medyanın hali evlere şenlik, ortaya çıkan tablo düpedüz kepazelik! Kimi bütün bunları bilerek planlı bir şekilde yapıyor. Kimisi de şaşkın mı şaşkın, sürü psikolojisi içinde hareket ediyor.
Başbakan ise bu haberleri "PKK'ya psikolojik destek veriyorsunuz" diye eleştirdiğinde, "Basın Özgürlüğü" adına hep birlikte ayağa kalkılıyor!
Yuh, gerçekten yuh! Daha fazlasını da dilimin ucuna geliyor, ama bu bayram günü söyleyip ağzımı bozmak istemiyorum.

 

23.8.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

DİN ADAMLARI

-Ezilenler arasında din adamı göremezsiniz. Din adamları ezen sınıfın asalağıdır.   Jean-Paul Sartre. (Bana sorarsanız, ben bu sözü –dindarları hariç tutarak- şöyle söylerim: Ezilenler arasında dinci göremezsiniz. Dinciler ezen sınıfın asalağıdır.  CD)

KEMALİSTLER

-Dünya bir kristal küredir. Ben şimdi bu küreyi üfleyerek havada tutuyorum. Üflemeyi bırakırsam küre tuzla buz olur. Bu küreyi benden sonra havada tutacak olan, Anadolu’dur. Türklerden, Kemalistlerden gözünüzü ayırmayın, bu adamlar tam bağımsızlıkçıdır. Orası da çökerse, orası da bölünürse, bu, dünyanın sonu olur!   Jozef Broz Tito, Eski Yugoslavya Devlet Başkanı

UZMANLAR

"On emir", işin içine konunun uzmanı bir komisyon girmediği için öyle kısa ve anlaşılır biçimde yazılmıştır.   Charles de Gaulle

BÜYÜK DEVLETLER

“Büyük devletlerle dost olup yakın ilişkiye girmek, Ayı ile çuvala girmeye benzer.”   İsmet İnönü

HAİNLER

“ABD kendi vatan hainlerini yaşatmaz yok eder. Dünyanın başka ülkelerindeki vatan hainlerini ise destekleyerek, kendi ülkelerinde önemli görevlere getirir.”   Henry Kissinger (ABD‘nin eski Dışişleri Bakanlarından)

 

BÖLÜCÜLÜK, BOP

Yeteneksizlerin, Beceriksizlerin, Türedilerin  Elinde Oyuncak Olduk

ESFENDER KORKMAZ (Yeniçağ, 23.8.12) : -Eğer Hükümet ve muhalefet olarak teröriste insanlık yaparsan, teröre hizmet edersin. Çünkü terörist bu insanlık yaklaşımını zafiyet olarak algılar. Başbakanın demokratik açılım, Habur, Oslo ve müzakere süreçleri PKK tarafından zafiyet olarak algılandı. Başbakan’ın bu süreçlerin zafiyet yaratacağını hesaplaması gerekirdi. Bunları hesaplamadı mı?

-Kemal Kılıçdaroğlu da teröre ve teröriste yanlış yaklaştı. “Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekinceleri kaldıracağız” vaadinin sonuçlarının nasıl yorumlanacağını kestiremedi mi? Söz gelimi, özerklik şartının “Yerel makamlar, kanunlarla muhtemelen öngörülen şartlar dahilinde, başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler’’maddesinin BDP tarafından nasıl anlaşılacağını ve nasıl kullanılacağını kestiremedi mi?

-Gerek Başbakan ve gerek Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetle hesaplaşırken, teröristin boş durmasını mı bekleyeceklerdi?

-BDP ile PKK arasındaki organik ilişki tartışılmayacak kadar açıktır. Dünyada hiçbir siyasi örgütle terör arasında bu tür bir bağ olmamıştır.

 

24.8.2012

BOP, BÖLÜCÜLÜK

Ey millet! Farkında değil misin, yetiştirdiğin aydınların seni aydınlatmıyor mu?

Sen bir bütündün. Ancak bunu istemiyorlar, seni parça parça bölmek istiyorlar: Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Alevi, Sünni diye!…

Neden? Çünkü dünyanın zenginleri böyle istiyor. Servetlerini kaybetmemek, onu güvence altına almak için! Bunu sağlamak için de Ortadoğu’da güçlü devlet kalmasın, hele Türkiye, bölünsün, parça parça olsun istiyorlar.

Oyuna gelesiniz diye de size “demokrasi, özgürlük, insan hakları” havucunu gösteriyorlar!

Ey millet, ey aydınlar, nasıl gelirsiniz bu oyuna?

 

BÖLÜCÜLÜK, PKK

Acı Gerçek Ne Yazık Ki Budur. “Açılımcı” Gafiller Türkiye’yi Sonunda Bu Noktaya Getirmiştir

CEVDET AŞKIN (Radikal, 24.8.2012): Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun Hakkâri'ye gidişi PKK'nın 23 Temmuz'da Şemdinli bölgesine başlattığı saldırılar silsilesinden sonra bir ilke işaret ediyor ve hiç kuşkusuz durumun ciddiyetini doğruluyor.

Derecik ve Omurlu taburlarına yapılan saldırılar, Kıvrıkoğlu Hâkkari'deyken yapılmıştır. Kıvrıkoğlu'nun bölgeye gidişi, son günlerdeki diğer saldırılar bir yana bölgedeki bu iki tabura yapılan eşzamanlı saldırılar dahi örgütün alan hâkimiyeti iddiasını teyit eder niteliktedir.

Hoşa gitsin gitmesin, PKK 23 Temmuz'dan beri bulunduğu ve sürekli olarak askeri birliklere saldırdığı bölgeden peşpeşe yapılan ve hâlâ devam eden operasyonlara rağmen sökülüp atılamamıştır. Örgüt bölgedeki askeri birliklere tekrar tekrar saldırmakta, o birliklere giden takviye ve ikmal konvoylarını vurmakta ve uygun gördüğünde yol kesip kimlik denetimi yapmaktadır.

Bu bir savaş halidir ve kamuoyu bu savaştan 'bütün' boyutlarıyla haberdar değildir.

 

28.8.2012

SİLİVRİ

Hapiste Ölümü Bekliyorlar

"Balyoz ve 28 Şubat gibi davaların tutuklu sanıkları Silivri cezaevinde yaşam savaşı veriyorlar. Tahliye talepleri sürekli reddediliyor." Sözcü, 27.8.2012

Siz bu olguyu nasıl yorumlarsınız? Benim yorumum şudur: Silivri Mahkemeleri asla "Yüce" yargı değildir. Adaletin yargısı değildir. Silivri mahkemeleri olsa olsa bir hınç, bir intikam örgütünden ibarettir.

 

BOP, BEDHAHLAR

Arslan Bulut (Yeniçağ, 28.8.2012): Amerikalı tarihçi W. Tarpley’in “Suriye’ye müdahale modern Türkiye’yi imha edebilir” değerlendirmesi doğru ama burada oyuna getirilme diye bir durum yok. Zira Tayyip Erdoğan, Beyoğlu İlçe Başkanlığı’ndan itibaren ABD ile anlaşmıştır. AKP iktidar olduktan sonra da milletvekili olabilmesi, ABD Büyükelçisi’nin ilgili devlet kurumlarını ve CHP’yi ziyaret etmesi ile sağlanmıştır. Yine seçimlerdeki seçmen kayıtları ve bilgisayar hilelerinde ABD’nin teknolojik desteği vardır. Zaten AKP’nin programı bile belgesini yayınladığım gibi ABD’den gönderilmiştir.

AKP’nin bir mutabakatı vardır,  ancak milletle değil ABD ve AB ile... Hem de Türk kimliğini ve modern Türkiye’yi imha etmek için...

 

29.8.2012

BÖLÜCÜLÜK

PKK ve KCK'nın Hemen Altına Terörist Olarak BDP'nin Adını Eklemek Hiç De Yanlış Olmaz

EMİN PAZARCI (Takvim, 29.8.2012): “TBMM'de, milletvekilleri ile ilgili 755 dokunulmazlık dosyası var. Bunların 634 tanesi BDP'li milletvekilleri ile ilgili. Ayrıca, her gün yenileri ekleniyor. Tamamına yakını da "terör destekçiliği" suçundan!
dokunulmazlık dosyalarının yüzde 84'ü bunlarla ilgili. Her birine 26 suçtan fazla düşüyor.
Adeta birer "suç makinesi" gibiler!
Buna rağmen, umurlarında bile değil. Üstelik, her geçen gün daha fazla pervasızlaşıyorlar, bölücü terör örgütü ile ilişkilerini daha da çok ortalığa döküyorlar.

* * *
Ne kanun ne nizam takıyorlar. Tecavüzü, tahriki ve küstahlığı tarz edinmiş durumdalar.
Suç işlemeyi kendilerine hak olarak görüyorlar. Ali kıran, baş kesen gibiler!
PKK kırsal alanda kan döküyor, Şemdinli gibi şehirlere sızma girişiminde bulunuyor. Gaziantep'te bebekleri ve küçücük çocukları katlediyor. Bunlar da Meclis'ten onlara "destek atışları" yapıyor.
Bir de "Biz siyasetçiyiz" diye de ortalıkta geziyorlar.
Ne siyasetçisi? Onları İmralı ve Kandil seçti, Ankara'ya gönderdi. PKK denilen bölücü terör örgütü olmasaydı, bunlar Meclis'e girmeyi hayal bile edemezdi.
Bizim de artık bu gerçeğin altına kalın çizgiler çekip ona göre hareket etmemiz gerekiyor.”

 

BÖLÜCÜLÜK

Bir Adım Daha Uçurumun Dibidir

Türkiye bölünme uçurumunun kıyısında...

Süreç, 1990’larda Süleyman Demirel’in “Kürt realitesini tanıyoruz” sözü ile gündeme sıçradı. Ardından, Turgut Özal’ın “federasyonu tartışalım” lafı geldi. Ve AKP’nin üç ahbap çavuşları… Recep Tayyip Erdoğan’ın mozaik ve Türkiyelilik propagandası… Abdullah Gül’ün “güzel şeyler olacak çocuklar” deyip müjdesini “Norşin”le somutlaştırması… Bülent Arınç’ın TBMM’nde Kürtçe laflar etmesi… AKP iktidarı boyunca Avrupa Birliği’ne verilen tehlikeli, sonu gelmez ödünler… Böyle böyle kalenin kapısı önce aralandı, sonra, azar azar açılarak Cumhuriyet bugünkü güçsüz, kimsesiz, savunmasız duruma getirildi: İki ayrı dil, iki ayrı bayrak, özerklik talepleri. Ayrı savunma birlikleri. İlk kez devlete isyan provaları. Türkler ve Kürt asıllı yurttaşlarımız ilk kez birbirini düşman görme yolunda. Gündem bölünme. İlk kez iç savaş korkusu.

Ne PKK ve BDP’nin, ne bunların TV ekranlarındaki adamlarının malum taleplerinin demokrasi ile, insan hakları ile ilgisi yoktur. Bu değerler işin örtüsüdür, maskesidir, ambalajıdır; kitleleri uyutmaya yöneliktir. ABD’nin Derin Merkez’i “ben böyle olsun istiyorum” demektedir, o kadar... Oyun eskidir, günümüzde yeniden, BOP adıyla sahneye konmuştur. Oyuncular bir kısım “Kürtler”dir; bir kısım “Türkler”le emanet aldığı Millî Egemenliği Millî İrade’yi saptırarak kullanan iktidardır. Her iki taraf da “Küresel Çete”nin kendilerine biçtiği rolü oynamaktadır.

Artık son sahnelerdeyiz, Türkiye bölünme uçurumunun en kenarında...

http://www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=8723

 

30.8.2012

AHLAK

-Ekmek parçasını üç defa öpüp yerden kaldıran çocuklar… Neredeler onlar?

-O çocuklar büyüdü, yaşlandı, saati geldi, çoğu çekip gittiler; o güzel ahlaklarıyla beraber. Ahlaklarını torunlarına benimsetemediler, bırakamadılar; muazzam bir güç, nasıl bir güçse, onları engelledi, başaramadılar. Son yıllarını yaşayan birkaçı ise hâlâ çırpınıp duruyor bir şeyler yapabilmek için.

 

31.8.2012

ESKİ HAMAM ESKİ TAS, YALNIZ TELLAKLAR DEĞİŞTİ

Dünyanın servete doymaz küresel zenginlerinin, çevre ülkelerinin doğal kaynaklarını ele geçirmek, onları kendi siyasal ve ekonomik amaçları yolunda kullanmak için, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi devletleri ileri sürerek uyguladıkları birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerden biri de o ülkeyi kendi kendine vurdurmak, ülke içinde bir kısım halkı ayaklandırmaktır. Libya’da yaptılar bunu, şimdi de Suriye’de uyguluyorlar. Biraz farklı bir versiyonu da AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’de uygulanmakta…

Söz konusu yöntemin tarihî örnekleri, hele Osmanlı tarihinde pek çoktur. Bütün bunlar da hep özgürlük, insan hakları kisvesi altında gerçekleştirilmiştir.  Bir örneği de halk ayaklandırılarak, Girit’in Osmanlı devletinden koparılmasıdır. Bu olayla ilgili daha önce kaleme aldığım bir yazımı aşağıda sunuyorum.

Eminim, yazıyı okuyup bitirdikten sonra şöyle mırıldanacaksınız: “Tarih gerçekten bir tekerrürden ibaretmiş.” Ancak ister istemez şu yorumu da ekleyeceksiniz: “Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!”

 

YABANCIYA TOPRAK

… Ermenistan’dan boşalan Ermeniler, İstanbul’a akın etti. Toprakların satılmasına imkan veren yasalardan sonra Amerikan veya Fransa vatandaşı Ermeni ve Rumlar, eski tapularının peşine düştü ve bir kısmını elde etti.
Aslında toprak satışına dair bütün yasaları yabancılar hazırlayıp Türkiye’ye dayatmıştır. Yabancılara toprak satışı için, 57’nci hükümet döneminde önce Endüstri Bölgeleri Kanunu çıkarılmıştı! AKP döneminde ise bütün engeller kaldırıldı.
Dışişleri Bakanlığı’nın İnternet sitesinde, Tayyip Erdoğan’ın, 27 Ocak 2004 günü, “Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Türkiye’nin Ekonomik Kalkınması” konulu CSIS Konferansı’nda yaptığı konuşma var. Erdoğan, bakın neler demiş:
“Çalışmalarımız Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu’nun uzmanları ile kendi uzmanlarımızın yürüttüğü alan çalışması ve ilgili çevrelerin katılımıyla yapılan toplantılar sonunda ortaya çıkan ve ’Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Reform Programı’olarak kabul edilen eylem planı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.”
Görüldüğü gibi, Erdoğan da bu kanunların Dünya Bankası ve IMF ile birlikte hazırlandığını itiraf etmiştir.

58’inci hükümetin Başbakanı olan Abdullah Gül de Davos toplantısına katıldığı bir sırada, bir işadamının “20 bin dolara Türk vatandaşlığı satalım, milyarlarca dolar kazanalım” önerisi getirdiğini söylemiş, ancak tepkiden çekindiklerini belirtmişti!
Vatandaşlık para ile satılınca, yabancıların mülk edinmesi önünde en küçük bir engel dahi kalmayacaktı.
Biz konuyu 2004 yılında ele aldığımızda “Şimdilik buna cesaret edemediler ama emin olunuz ki, fırsat bulurlarsa hiç tereddüt etmeyecekler” diyorduk. Çünkü hedeflerinin ne olduğunu biliyorduk.

Arslan Bulut, Yeniçağ, 31.8.2012

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura