Diğerleri > Sıcağı Sıcağına
05-07-2013
GÜNLER V NOTLAR: ARALIK 2012 (Teşkilatlanma, mücadele, BOP, başarı, Atatürk, bağımsızlık, ibretlik sözler)

Cihan Dura

5.7.2013


31.12.2012

TEŞKİLATLANMA

MÜCADELEDE BAŞARIYA ULAŞMANIN BİR KOŞULU “İYİ BİR ÖRGÜTLENME”DİR. BİR KOŞULU DA “FİKRE, KUVVETLE DEĞİL, FİKİRLE KARŞI ÇIKMAK”TIR. ÜÇÜNCÜ BİR KOŞULU DA “BİRLİĞİ” SAĞLAMAK, HALKI “TEK BİR FİKİR” ETRAFINDA TOPLAYABİLMEKTİR

MUSTAFA KEMAL PAŞA (1921): Biz mücadeleyi başlatırken, halkı açık, net ve herkes için anlaşılır olan tek bir fikir etrafında topladık. Bu, millî bağımsızlık fikriydi. Şu anda Anadolu hükümetinin başka bir amacı yoktur. Bu amaca ulaşabilmemiz için aramızda birlik olması şarttır. İnkılapçı çalışmanın iki yolu vardır: Birisi, halkı kendi kişisel fikrine boyun eğmeye zorlamaktır. İkincisi, halkın hislerini tartarak, çoğunluğun istekleri doğrultusunda hareket etmektir. Bugünkü ortamda birliğimizin korunabilmesi için, ikinci yoldan gitmek zorundayız.

Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 10, s.323

 

26.12.2012

TEŞKİLATLANMA

MÜCADELEDE BAŞARIYA ULAŞMANIN BİRİNCİ KOŞULU İYİ BİR ÖRGÜTLENMEDİR. BİR KOŞULU DA "FİKRE", KUVVETLE DEĞİL, FİKİRLE KARŞI ÇIKMAKTIR.
Mustafa Kemal Atatürk (1921): Fikir akımlarına karşı fikre dayanmayan kuvvetle karşılık vermek, o akımı yok etmedikten başka, herhangi bir muhatabınızla, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman, onun herhangi bir fikrini kuvvet zoru ile reddederseniz, o kişi ısrar eder. Israr ettikçe kendi kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir. Dolayısıyla fikir akımları cebir, şiddet ve kuvvetle reddedilemez. Tersine, pekiştirilmiş olur. Buna karşı en tesirli çare, fikir akımına karşılık fikir akımı oluşturmak, fikre fikirle karşılık vermektir.  ■ Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt10, s.307

25.12.2012

-Fikre fikirle karşılık veremeyenler örgütlenemezler de..., çünkü aralarında anlaşamazlar.

MÜCADELENİN UNSURLARI NELERDİR?

Türk ulusal kurtuluş savaşı, emperyalizme karşı yurtsever ilericiler ile yurtsever muhafazakârların bir hassas koalisyonu sonucunda başarıya ulaştırılmıştır.
Kemalistler, eski ittihatçılar, TBMM içinde tutucu İkinci Grup, saltanata bağlı olanlar, din adına dövüşenler ve çeteciler…, düşmana karşı omuz omuza çarpışmışlardır.
Dış düşmanın varlığı birleştirici bir unsurdur ve mücadele edenler arasındaki fikir ayrılıklarını erteleyici niteliktedir.
(Attila İlhan, Hangi Atatürk, Bilge Yayınevi, 1999, s. 109)

*
-Mücadelenin dört temel unsuru var:
-Yurtseverlerin ortak dış düşman bilinci,
-yurtseverlerin bir araya gelmeleri,
-fikir ayrılıklarını ertelemeleri,
-birlikte mücadeleye girişmeleri.

 

23.12.2012

ÜLKE FİİLİ İŞGALE SÜRÜKLENİYOR, NEDEN TEPKİ YOK?

ÖZTİN AKGÜÇ (Cumhuriyet, 23.12.2012): -Basına yansıyan bilgilere göre, Patriot füzeleriyle birlikte 400’er ABD ve Alman askeri Türkiye’ye geliyor. Bazı haberlerde buna 200 Hollanda askeri de ekleniyor. Yabancı askerlerin Türkiye’ye geliş gerekçesi de; kara mizah mı dersiniz, trajikomik mi dersiniz, yoksa haysiyet kırıcı, yüz kızartıcı olarak mı nitelendirirsiniz; Türkiye’yi Suriye’ye karşı korumak. Suriye hangi açıdan bakarsanız bakın -nüfus, yüzölçümü- Türkiye’nin ancak dörtte biri kadar bir ülke; en az bir yıldır da iç savaş, iç kargaşa yaşıyor. Emperyal çevrelerce Beşşar Esad yönetiminin sonu geldiği öngörülüyor. İşte böyle bir ülkenin olası saldırı tehlikesine karşı yeri geldiğinde Ortadoğu’nun lider ülkesi, dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olduğu söylenen Türkiye’yi korumak için yabancı askerler ülkemize geliyor. İnandırıcı geliyor mu? Ülkemizde, özür dilerim, öyle kişiler, olaylar yutturuldu ki herhalde bu da yutturulur, halk görmezden gelir diye düşünülüyor.-Birkaç cılız ses dışında bu oyuna, tezgâha karşı çıkan yok. Asıl vahim olan, utanılacak durum bu. Türkiye Suriye’ye karşı mı korunacak? Silahlı kuvvetleri bu denli küçümsemeye, güçsüz göstermeye hakkımız var mı diye kimse sorgulamıyor. Tepki göstermesi gerekenler de suskun.

-Bir toplumda bağımsızlık, özgürlük, onur gibi kavramlar yeşermemiş, yerleşmemişse, onur kırıcı davranışlara karşı tepki vermiyorsa işte o zaman dış güçler, yönlendirmeden bir adım daha atıp, iç destekçilerinin de katkısıyla ülkeyi fiilen işgale bile kalkışırlar.

22.12.2012

Milletin Başında Mustafa Kemal Paşa Olursa, İşte Böyle Olur

Tarih: 12 Ağustos 1920

Eski Sadrazam Âyan Üyelerinden İzzet Paşa’ya,

İstanbul’a nakledilen ve edilecek olan tutuklulardan herhangi birinin düşük İstanbul hükümeti eliyle olsa dahi idamı halinde –Erzurum’da esaretimiz altında bulunan- Yarbay Rawlinson dahil olmak üzere elimizde mevcut subay, nefer bütün esir İngilizlerin karşılık olarak derhal idam edilmelerinin kesin olarak kararlaştırılmış olduğunun İngilizlere tebliğini rica ederim.

 

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 9, s.168)

 

EMPERYALİZM, BOP

H. Kissinger: Her şey planlandığı gibi giderse, Ortadoğu’nun yarısı İsrail’in olacaktır.

Ben: Kan, kemik ve ateş üzerine düzen kuramazsınız. Bugün başarsanız bile, yarın, gelecek kuşaklar bu hainliğinizin hesabını sorar. Kurduğunuz düzeni yerle bir eder.

 

21.12.2012

MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN 19 NUMARALI NOT DEFTERİNDEN
Tarih: 10 Mart 1922
İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti, gördüm. Hafıza KUR'AN okuttum. Saat 10'da gittiler. Bu notları yazıyorum. Biraz kitap okuduktan sonra yatacağım.
(Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 12, s. 70)

 

20.12.2012

ATA.K: Birlik ve Teşkilatlanma

Bir kervanın önünü üç eşkiya kesmiş. Kırk muhafıza rağmen, kervanı soyup soğana çevirmişler. Muhafızları da çırılçıplak bırakmışlar.
Kervan kasabaya döndüğünde “ne oldu size” diyenlere bir muhafız şu yanıtı vermiş:
-Onlar üç kişi beraberdi, biz 40 kişi yalnızdık.
*
Ey Atatürkçüler, aynı hatayı bizler de işledik.
Mustafa Kemal Paşa'nın, Milli Mücadele sırasında en fazla önem verdiği, üzerinde titrediği şey neydi biliyor musunuz?

-Birlik ve teşkilatlanma!...

 

19.12.2012

BAŞARININ UNSURLARI NELERDİR?

Türk ulusal kurtuluş savaşı, emperyalizme karşı yurtsever ilericiler ile yurtsever muhafazakârların bir hassas koalisyonu sonucunda başarıya ulaştırılmıştır.

Kemalistler, eski ittihatçılar, TBMM içinde tutucu İkinci Grup, saltanata bağlı olanlar, din adına dövüşenler ve çeteciler…, düşmana karşı omuz omuza çarpışmışlardır.

Dış düşmanın varlığı birleştirici bir unsurdur ve mücadele edenler arasındaki fikir ayrılıklarını erteleyici niteliktedir.

(Attila İlhan, Hangi Atatürk, Bilge Yayınevi, 1999,  s. 109)

*

-Başarının dört temel unsuru var:

-Yurtseverlerin ortak düşman bilinci,

-yurtseverlerin bir araya gelmeleri,

-fikir ayrılıklarını ertelemeleri,

-birlikte mücadeleye girişmeleri.

 

 

18.12.2012

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

EN BÜYÜK YANLIŞ

- “Muhteşem”in sinirleri öylesine bozuk ki… Şu, meşhur yolsuzluk itirafının ardından “Muhteşem” , telefonla attığı fırça ile yetinemiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı’na o kadar kızmış ki yanına çağırıyor ve ağır sözlerin ardından, “Hayattaki en büyük yanlışım sensin” deyip Erdoğan Bayraktar’ı kapı dışarı ediyor. O Erdoğan Bayraktar ki “Muhteşem” le İstanbul’dan bu yana derin dostlukları var(dı). TOKİ Başkanı iken, Bakanlar üstü bir isimdi Bayraktar. Ama siyaset bu!.. Yolsuzluk itirafı yapıp da tam devlet başkanlığı arifesinde adamın maskesini düşürürsen bir kalemde çiziliverirsin. Oy pazarı bu, Bursa pazarı değil ki… ■ Ahmet Takan, Yeniçağ, 13.12.2012

TARIMI BİTİRENLERE MADALYA

- “Hamdolsun, 10 yılda Türk tarımını bitirdik, samanı dahi ithal eder hâle geldik ve nihayet 129 yıl sonra Şövalye Liyakat Nişanı'nı kaptık! Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker'e, Fransa Hükümeti tarafından 'Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı' verildi. Bakan Mehdi Eker, Şövalye Liyakat Nişanı’nı Paris’te düzenlenen törenle Fransa Tarım Bakanı Stephane Le Foll’un elinden aldı.” ■ Gazetelerden

DOLAR MİLYARDERLERİ

Japonya’nın fert başına geliri, Türkiye’nin 3.5 katıdır. Ne var ki Türkiye’de dolar milyarderi sayısı 35’tir, Japonya’da 28’dir. Öte yandan Moskova da New York’u geçerek dünyada en çok milyarderin yaşadığı şehir oldu. Rusya’da milyarderlerin çoğu, özelleştirmeler sırasında devletin malını bedavaya kapattılar. ■ Esfender Korkmaz, Yeniçağ, 19.12.2012

 

BAĞIMSIZLIK

Bir Savaş Çıkarsa, Türkiye Kendini Ne Kadar Savunabilir?

HÜSEYİN VODİNALI (Odatv, 18.12.2012): Türkiye, aynı 14. Yüzyıl’da tüm savunma ve güvenliğini Venedik ve Cenevizlilere emanet eden ve sonunda İstanbul’u yitiren Bizans gibi NATO’ya girdiğinden beri savunma sanayiini bitirdi.
Etrafımız yangın yeri, daha doğru dürüst bir tane kendi füzemiz yok.
Kendi gemimizi yapalım dedik, yapanların (asker sivil) hepsini hapse attılar. Rusya’dan kendi üretebileceğimiz saldırı helikopteri alacaktık (fabrika inşası dahil) 12 yıl ihaleyi bitirtmedi içimizdeki İrlandalılar. Kürecik ve patriot sistemlerinin bir ucunun Amerikan uçak gemilerindeki Aegis sistemine, diğer ucunun da İsrail’e bağlı olduğunu sağır sultan duydu.sivil) hepsini hapse attılar.
Rusya’dan kendi üretebileceğimiz saldırı helikopteri alacaktık (fabrika inşası dahil), 12 yıl ihaleyi bitirtmedi içimizdeki İrlandalılar. Kürecik ve patriot sistemlerinin bir ucunun Amerikan uçak gemilerindeki Aegis sistemine, diğer ucunun da İsrail’e bağlı olduğunu sağır sultan duydu.

 

17.12.2012

KAYBEDEN, ATATÜRKÇÜLÜK MÜDÜR?

ATTİLA İLHAN: “Resmi ideoloji kılığına sokulan Atatürkçülük, kurcalandıkça görülür, ne Müdafaai Hukuk yıllarının antiemperyalist tutumuna sahiptir, ne de çağdaşlaşmak için çağdaş uygarlık düzeyini bilimsel yöntemlerle ulusal bileşime kavuşarak yakalamayı öneren, tam bağımsızlıkçı kişilik taşıyan tutuma! Benim kestirmeden “İnönücülük” dediğim o resmi Atatürkçülük, en mükemmel ifade ve uygulamasını 40 yıllarında bulur ki, o da faşizan bir dikta, Tanzimat türünden bir batıcılık, üstyapısal kültür aktarmalarıyla kişilik kaybını ilerleme sayan tatlısu alafrangalığıdır.” ■ Hangi Atatürk, Bilgi Yayınevi, 1999, s. 47.

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: Türkiye, Atatürk’ün ölümünden itibaren imkân yiyenlerin yönettiği ülke oldu. Atatürk çok büyük bir imkân yaratmıştı. Buna en küçük bir ekleme yapılsaydı, Türkiye bugün, örneğin Japon mucizesini geride bırakmış olurdu. Ama hiçbir ilave yapılmadı. Çünkü Atatürk sonrasındakilerin hiçbirinde yaratıcı diyalektikten nasip yoktu. Hepsi imkân yiyici oldu, hepsi hazıra duacı idi. Keşke sadece böyle olsalardı, epey bir kısmı aynı zamanda haindi. Türkiye’de imkân yiyenlerin, dincisi ve Atatürkçüsü ile geldikleri ve ülkeyi getirdikleri yer, işte ortadadır.  ■ Kur’an Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na Bakış, Yeni Boyut Yayınları, 2012, s.425.

*

BEN: Demek ki kaybeden, Atatürkçülük değildir, kaybeden resmî Atatürkçülüktür, “imkân yiyenlerin Atatürkçülüğü”dür. İsmet İnönülerin, A. Mendereslerin, S. Demirellerin, K. Evrenlerin, T. Özalların, T. Çillerlerin, M. Yılmazların, D. Baykalların,  B. Ecevitlerin, bunların kadrolarının Atatürkçülüğüdür. Eğer şu saydıklarım Atatürk ilkelerini adam gibi uygulasalardı, bugünkü Türkiye Tayyip gibilerin eline geçmez,  bambaşka, bayındır, güçlü, şahsiyet sahibi bir Türkiye olurdu.

 

16.12.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER  

 

DİN

-“Günümüz insanına din konusunda söylenecek ilk söz, dine karşı bir söz olmak zorundadır.”  ■ Paul Tillich

YOKSULLUK

-“Sosyal yardım ve bağışlarla yoksulluk sorunu çözülmez, gizlenir.”   ■Prof. Dr. Muhammed Yunus (Nobel Barış Ödülü sahibi, Bangladeşli Ekonomist)

AMERİKAN SEÇİMLERİ

- "Amerika'da başkanlar değişir, politikalar, plan değişmez! Çünkü Amerika'da iktidar değişmez. Çünkü orada seçimler, sürekli iktidarda olan Derin Merkez'in (dev küresel şirket sahiplerinin) asırlık planlarını uygulayacak başkan ve diğer temsilcilerin seçilmesi için yapılır.”  ■CD

ÖZGÜRLÜK

-''Koyun, kendisini kurdun dişleri arasından kurtaran çobana, özgürlüğe kavuşturucu olarak teşekkür eder. Ama bu aynı eylemden dolayı kurt, çobanı özgürlüğü ortadan kaldırmakla suçlar. Koyunla kurdun, özgürlüğün tanımı üzerinde anlaşamadıkları açıktır. Ve aynı anlaşmazlık bugün insanlar arasında da sürmektedir.''   ■Abraham Lincoln

 

ATATÜRK

Söz konusu Olan Vatansa, Gerisi Teferruattır.  Mustafa Kemal Atatürk

Bundan bir süre önce, malum inkârcı medyada Atatürk’ün böyle bir sözü olmadığına dair bir iddia okumuştum. Oysa doğru değil, Atatürk böyle bir düşünceyi ifade etmiş, daha sonra bu sözü kısaltılarak formül haline getirilmiş. İşte kanıtı:

TBMM tarafından başkumandanlığa atanması üzerine, 5 Ağustos 1921’de orduya ve millete yayınladığı beyannamede, bakın ne diyor:

“… vatan kavramı karşısında teferruattan ibaret kalan diğer fikirler ile kayıtlı olmayarak düşman ordusunun imhasından ibaret olan… tek gayenin elde edilmesi için gereken her şey yapılacaktır.”

Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt 11, s. 287.

 

15.12.2012

ATA.K

İnsanları belli bir davranışa yönlendirmek mi istiyorsunuz, bunda somut ve yakın bir çıkarları olduğunu görmeleri lazım. CD

İSTİHDAM

-İşçilerin sayıca çokluğu hem dezavantajları, hem de avantajlarıdır.  CD

DİNCİLİK, HURAFE

Başkasının yalancısıyım, Necip Fazıl şöyle demiş: “Her şeyin ilacı zaman diyenler, bir de bu kelimeyi tersten okumayı deneseler.”

Ben: İyi de Necip Fazıl, Kur'an'da namaz denmiyor ki, salat deniyor. Namaz Farsça'dan dilimize geçmiştir. Araplar tersten okursa ne olacak? Talas'da mı arayacaklar ilacı?

 

10.12.2012

ATTİLA İLHAN: Biliyorsunuz, Mustafa Kemal Paşa Süleymaniye, Kerkük ve Musul’un Misak-ı Milli sınırları içersinde olduğunda ısrarlıydı. Yani, vermiyorduk. Lozan’da bu tartışıldı. Kabul ettiremedik. Kabul edilmeyince, bir konferans yapar orada anlaşırız dediler. İstanbul’da Haliç’de bir konferans yapıldı. Orada da anlaşılamadı. Her iki tarafta burası bizim diyor. İngilizler bizim diyorlar, biz burası bizim diyoruz. Bunun üzerine, Birleşmiş Milletlerinin o zamanki varyasyonu olan Milletler Cemiyetine gidildi. İngilizler, orada kulisleri sayesinde kendi lehlerine bir karar çıkardılar. Ve Türkiye’ye denildi ki Süleymaniye, Musul ve Kerkük’ü terk edeceksiniz. Türkiye ne yaptı biliyor musunuz? Türkiye bunu reddetti. Türkiye bunu reddedince ne oldu biliyor musunuz? İngiltere devleti fehimanesi Ankara’ya bir ültimatom verdi. Eğer orayı bize vermezsen ‘savaş’ çıkar. Türkiye’nin cevabı ne oldu biliyor musunuz? Savaşırız! Oldu. Biz böyle bir devletin çocuklarıyız. Bir de şu halimize bakın. İngiltere devleti fehimanesine Süleymaniye, Musul ve Kerkük için savaşırız diyoruz. Savaştan çıkalı henüz beş sene olmuş. Halbuki, sonradan savaşsız, bir miktar ‘para alarak’ her üçünü de onlara devrettik.

‘Şeref’ ve ‘Namus’. Bu iki kelime, bütün bir İstiklal Savaşının özetidir. Biz tarihte 20’ye yakın devlet kurmuş bir kavimiz. Biz öyle kolay kolay Yunanlıya, İngilize, Fransıza esir olacak bir millet değiliz. Bunu her zaman isteyenler çıkacaktır. Ama görev verilmiştir. Görevi biliyorsunuz. Birinci vazifemiz, Türk İstiklalini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdaafa etmektir. Bu, bizim en büyük hazinemizdir. Ama bu hazineyi, istikbalde dahi elimizden bizim almak isteyecek olan harici ve dahili bedhahlarımız olacaktır. O bedhahlara karşı aynı mantıkla direnebilmeliyiz. O bedhahlar, Mustafa Kemal Paşa’nın nutkun sonunda belirttiği ‘bedhahlar’ ortada. İş o kadar vahim.
Onun için ben diyorum ki ‘Parola Vatan, İşareti Namus’ O halde dikkat. Görev başına. Marş marş, marş!


6.12.2012

HATIRALAR

Eski bir fotoğraf karşısında

Ben o yıllar 12-14 yaşlarında imişim. İnsanlar, doğa ile iç içe yaşardı o zamanlar... Bağlar, bahçeler... Cennet gibiydi Niğde. Mis gibi elma kokardı sokakları. Bugün hayalimde yine öyle. Gerçekte ise, ne yazık ki çimentolaşmış, egzoza boğulmuş hemen bütün kentlerimiz gibi.

 

AKP, KURULUŞU

İktidar Partisinin Temeli 1996 Yılında Amerika’da Atıldı

“-AKP’nin fikri temeli de 20 Temmuz 1996’da Washington Enstitüsü’nde düzenlenen bir panelde atıldı.

-Gerek 1960, gerek 1982 gerekse 28 Şubat sürecinde başı Amerika çekmiştir. Hepsini ABD yapmıştır diye çok açık söyledim. Türkiye’de Amerika’nın müsaadesi olmadan darbe yapılamaz. Çünkü TSK tamamen ABD güdümünde bir çizgi takip etmiştir.

Bir alternatif parti içindeki yenilikçi gençlerdi. Bunu Refah Partisi’nde yapamadılar ama Fazilet Partisi’nde denediler. İlk defa Fazilet Partisi kongresinde Genel Başkan Recai Kutan’a karşı Abdullah Gül yenilikçi hareketin lideri ve başkan adayı olarak çıktı. Daha sonra partinin kapatılmasını fırsat bildiler. Saadet Partisi’nin yanı sıra AKP’yi kurdular. Yani bunun fikri temeli 20 Temmuz 1996 Washington Enstitüsü’nde atılmıştır.”

 

3.12.2012

MEDYADAN İBRETLİK NOTLAR

SİLİVRİ DRAMI -“Ergenekon davasında iddianameler birleştirildi, dosya 5 terabayt, yani 120 milyon sayfa... Bir kişi bir günde 100 sayfa okursa, dosyayı 3 bin 200 yılda okuyabilir!'' ■ Mustafa Balbay (Gazeteci-yazar, Ergenekon davasından tutuklu)

SİLİVRİ DRAMI - “Bu dava tam altı yıldır sürüyor. 600’e yakın duruşma yapıldı. Bin 360 kişi ifade verdi. 287 sanığı, çoğu hükümlü 44 gizli tanığı var. Birbirleriyle alakasız 19 dava, bu davayla birleştirildi. Sadece iddianamenin toplam sayfa sayısı 17 bin oldu. Ekleriyle birlikte toplam sayfa sayısı 5 terabaytlık bir hacme ulaştı ki bu aşağı yukarı 120 milyon word sayfası eder. Bir başka deyişle her biri 300 sayfalık 500 bin kitap! Bu kadar belgeyi hangi savcı ne zaman okudu da onları bizi suçlamak için davaya dahil etti çok merak ediyorum. Ya da o belgeler hiç okunmadan ve ‘Nasıl olsa okunamaz’ diyerek mi dosyaya eklendi? Böyle bir adalet anlayışı olabilir mi?” ■ Tuncay Özkan (Gazeteci-yazar, Ergenekon davasından tutuklu)

TAYYİB’İN BAKANI OLMAK -Eskiler “Memleketin çivileri çıktı” derlerdi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, KC Grup’un yolsuzluk yapması sonucu TOKİ’nin 55-60 milyon lira zarara uğratıldığını açıklamıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan gazetelerdeki açıklamaları görünce Bayraktar’ı “Niye açıklıyorsun, niye açık veriyorsun” diye azarlamış. Bayraktar önceki gün yaptığı basın toplantısında bu durumu da gazetecilere anlattı. Toplantıdan sonra Bayraktar’ın bürokratları kendisini uyarmış: “Başbakan size yine kızacak. Niçin Başbakan’ın size kızdığını söylediniz. Bu haberler gazetelerde yayınlanınca yine zor durumda kalırsınız”, demişler.
Bayraktar bunun üzerine toplantıya katılan gazetecileri tek tek aratıp, Başbakan’la ilgili sözlerinin yazılmamasını istiyor. ■ Melih Aşık (Köşe yazarı, Milliyet))

 

MÜSLüMAN NASIL KURTULUR -Müslümanların kurtuluşu kelle sayısı çokluğu ile değil; vasıf, güç, keyfiyet (kalite) üstünlüğü ile olacaktır. ■ Mehmet Şevket Eygi (Gazeteci-yazar, Millî Gazete)

 

SİVİL VEYA ASKER ÇAKMA ATATÜRKÇÜLER!...  İŞTE YILLAR ÖNCE SÖYLEDİKLERİ…, SAYENİZDE BUGÜN BİR BİR GERÇEKLEŞTİRİYOR

-“Elhamdülillah şeriatçıyız” (Milliyet, 21.11.1994)
-“Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok” . (Hürriyet, 12.5.1994)
-“İstanbul'u Medine yapacağız” (Akis)
-“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak” (Cumhuriyet, 17.9.1994)
-“Taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız” (1.7.1994)
-“Cumhurbaşkanı'nın imam hatipli olacağı günler yakındır” (Akit, 5.2.1996)
-Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.”
-“Türkiye’yi eyaletlere bölmek lazım. Merkezi yönetimin bir takım yetkileri bunlara verilmelidir. Belediye Başkanları da bu konuda en yetkili olmalıdırlar. O bölgelerdeki her türlü eğitimde bunlara bırakılmalıdır.”
-“1.5 milyarlık İslam âlemi, Müslüman milletimizin ayağa kalkmasını sabırsızlıkla bekliyor. Kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak.”
-“Türkiye’yi pazarlıyorum.

-“Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne diyorsa o olur.” (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne söylüyor.)
-(Danıştay’ın türban kararı konusunda)“Efendi sen kim oluyorsun, buna Mecelle (şeriat hukuku) karar verir”
-Başbakanlığının 4. yılında: “Ben hiçbir zaman değişmedim. İslami fikirler değişmez.”

2.12.2012

DERİN MERKEZ

BANU AVAR (Odatv, 2.12.2012): -İktidara geçen her parti ‘sistem’ içinde kalacak şekilde oluşturulur… Partilerde yükselen kişiler seçilmiş değil, atanmış kişilerdir. Seçimler medya gücünü elinde tutan erkler tarafından şekillendirilir. O nedenle bir kukla tiyatrosudur... Halkı gerçekten temsil eden kimse Meclislere adım atamaz… Kazara giren olursa onlar da pasifize edilir ya da bir ikisi bağırsın diye bırakılır ki halk gerçek temsilcisi orada var zannetsin.

-Kaynak Yayınları’ndan müthiş bir çalışma yayınlandı: Atatürk’ün Bütün eserleri. Dikkatle incelenmeli. Çünkü 1918'den 1923'e kadar Anadolu’da hiç parti yoktu. Bu Anadolu ihtilali sürecidir. Sivas ve Erzurum kongre kayıtlarında gayet güzel görüleceği gibi, "aman bir parti kuralım" diyen İttihat ve Terakki'ye Atatürk, "hayır parti olmayacak" demiştir. Örgütlenme Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak cemiyetlerince, işin içinde siyasi parti bölünmesi olmadan gerçekleşmiştir. Kurtuluş dönemindeki örgütlenme çığ gibi büyümüş ve her cenahtan insanı kucaklamıştır. Hem dini hassasiyetini öne çıkaran gruplar, hem Türkçüler, hem de solu kapsayan ortak platformlar ortaya çıkmıştır...

-… Yeni yepyeni bir kavalcı gerek. Yoksa küresel çete ne yapar. Toplumdaki direnç noktalarını yakalayıp insanları yönlendirebilecek bir lider arayışı var. Sivil toplum örgütlerini dikkatle izliyorlar. Amerikan istihbaratından haberlere sızan detaylı profil çalışmalarına bakın. Kimin ne kapasitede olduğu, hırsları, kibirleri ve korkuları raporlara yansıyor. Kim ne yapmak üzere kiralanabilir, satın alınabilir araştırıyor, hedefi bulunca harekete geçiyorlar.

-Dünya sermayesinin yarısından çoğunu elinde tutan batılı çete başları Türkiye yönetimine diyor ki: “Doğal kaynaklarım giderek azalıyor Gıda, Su ve madenler konusunda tekel olmam gerekiyor. Bor çok önemli benim için. Geleceğin yakıtı. Türkiye Bor madeninde tüm dünya rezervlerinin yüzde 76'sına sahip. Avrasya’nın kapısında duruyorsun yani büyük zenginlerin vatanı Avrasya’nın kilidi konumundasın… Müthiş bir ordun var. Bu ordunun benim çıkarlarım doğrultusunda Avrasya'nın kapısından içerilere gitmesi için kullanılması lazım. Bunun için de bu ordunun tamamen Amerikan ordusu, NATO ordusu haline dönüştürülmesi gerekiyor. Tüm bunlar olurken, halkının sessiz, tepkisiz kalması için gerek eğitimin gerek diğer toplum hipnoz operasyonlarının önü açılmalı, muhalefet susmalı..”

 

1.12.2012

HEP GÜZEL SÖZLER…, BİRAZ DA İBRETLİK SÖZLER

HALK VE MİLLET

 -“Bağımsız hükümet ve siyasal haklarla, ancak halk olunur. Ulus olmak için dil ve tarih birliği gerekir.”  ■Sımonde de Sısmondi

İKTİDAR

- “Büyük iktidar yoktur, onu büyük gören muhalefet vardır.”  ■ Karl Marx

DEĞİŞME

-“Hiçbir şey değişmesin istiyorsan, bir şeyleri değiştir.”   ■ Giuseppe Lampedusa

BAKIŞLAR

-“İnsanlar dünyaya sadece gözleriyle bakıyor; oysa akılları ve kalpleriyle de baksalar, göremedikleri o kadar çok şeyi fark edecekler ki…”  ■ CD

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura