Yazı Kategorileri > Bilimsel Yöntem Yazıları
29-01-2013
GÖZLEM VERİLERİ NASIL İŞLENİR?

Cihan Dura

29.1.2013


Gözlem nasıl yapılır? Genel olarak iki aşamadan geçerek: Toplama ve işleme… Daha açık bir ifade ile: Bir, gözlem alanına ait olgusal verileri derleyip toplayacağız; iki, bunları belli bir düzene göre işleyeceğiz.

Gözlem tekniklerinden biri ya da birkaçı kullanılarak olgular toplandıktan sonra, toplanan malzemenin, yani verilerin özel tekniklerle işlenip değerlendirilmesi gerekir. Bu ikinci aşamaya “gözlem verilerinin işlenmesi” adını veriyoruz. Birinci aşamayı daha önce açıkladım. İşleme aşaması ise okuduğunuz yazının konusu. Bu aşamada kullanılan başlıca teknikler şunlardır: Analiz ve sentez, yalnızlama ve soyutlama, matematik model.

1) Gözlemde Analiz ve Sentez

a) Her olguyu bir bütün (küme) olarak düşünürsek, analiz o bütünü, ögelerine ayırma işlemidir. Niçin analiz yapıyoruz? Bütünü oluşturan ögeleri belirlemek, yakından tanımak, ögeler arasındaki ilişkileri görüp betimlemek için. Bilimsel araştırmada, başlıca iki tür analiz kullanılır: Statik analiz, dinamik analiz.

Statik analizde olgu; belli bir anda ve belli bir bakış açısından ögelerine ayrılır. Statik analiz bir nesnenin fotoğrafını çekmeye benzer.

Dinamik analizde ise bir hareket, bir süreç ögelerine ayrılır. Amaç olguların sebep sonuç ilişkileri çerçevesinde art arda sıralanışını belirlemektir. Dinamik analiz bir olgunun filmini çekmeye benzer.

b) Gözlem konusu olguya ait ögelerin (bütünü oluşturucu parçaların) sistemli olarak yeniden bir araya getirilmesi işine sentez adı verilir. Genellikle her analizi bir sentez işlemi izler. Sentez, gözlemde, üç aşamalı olarak açıklanabilir: Ögeleri ayırma, inceleme ve yeniden bütünleştirme.

- Araştırma konusu olgu (bütün, küme) analiz edilir, ögelerine ayrılır.

- Ögeler belirlenir (tanımlanır, sınıflanır); ögelerin sırası, ögeler arasındaki ilişkiler kaydedilir.

- Ögeler aynı düzen içinde yeniden bir araya getirilir.

Sentez araştırmacıya “gözlem keskinliği ve derinliği” sağlar. Bu işleme araştırma konusu olguyu daha yakından tanımak için, ögelerin olgu (küme) içindeki yerini ve rolünü, olgunun yapısını ve işleyişini öğrenmek için başvurulur.

Anlaşılacağı gibi, sentezde araştırılan olgudan hareketle yine aynı olguya dönülür. Ancak olgu; ikinci halde, birinci halde olduğundan daha net, çok daha belirgin, daha eklemli ve anlamlı olarak görülecektir. Gerektiğinde farklı bir düzen de hedeflenebilir, ögeler farklı bir düzen içinde de bir araya getirilebilir.

c) Şimdi analiz ve sentez işlemlerine çok basit, anlaşılması kolay bir örnek verelim. Atatürk’ün şu ünlü sözünü ele alalım:

“Hayatta en hakiki mürşit bilimdir.”

Bu, bir olgudur, üzerinde gözlem yapılabilir.

-Gözlem için, önce onu analiz ediyoruz: Karşımda bir cümle, bir bütün var. Ögelerine ayırıyor, bakıyorum: 5 ayrı ögeden meydana gelmiş, onlara sözcük adını veriyoruz. Her sözcük de hece dediğimiz ögelerden, heceler de harflerden oluşuyor: “Bi-lim-dir” gibi, “b, i, l, m”… gibi. Bu verdiğim örnek, tabiî “statik analiz” e bir örnektir. Analiz yaparak bir bütünü (cümleyi) oluşturan ögeleri belirlemiş oldum, onları yakından tanıdım. Aralarındaki ilişkileri fark ettim. Örneğin, harfler heceleri, heceler sözcükleri oluşturuyor. Heceler 2 veya 3 harfli… Her hece en az bir ünlü, bir ünsüz harften oluşuyor.

Sentez için, ögeleri aynı düzen içinde yeniden bir araya getiriyorum. Bütüne yeniden bakıyorum: Bu gözlemim ilkinden daha farklı, daha derin, daha kapsayıcı ve daha anlamlı… daha bir bilinçli bakıyorum gözlemlediğim olguya.

Analiz ve sentez her zaman böyle kolayca yapılamaz. Örneğin bir canlının vücudunu düşünelim: Bir takım sistemlerden, sistemler organlardan, organlar dokulardan, dokular hücrelerden, hücreler kendisinden daha basit ögeciklerden oluşuyor. Bütün bunların belirlenmesi çok daha ileri bilgiler, işlemler ve teknikler gerektirir.

2) Gözlemde Yalnızlama ve Soyutlama

Özellikle sosyal bilimlerde, araştırma konusu olgular diğer olgularla iç içedir. Onları çoğu zaman, birbirinden ayırt etmek zordur. Çünkü sosyal olgularda bir süreklilik (continuum) karakteri vardır. Dahası, bir olguyu belirleyen pek çok faktör bulunuyor. Eğer gözlem, bu belirttiğim hususlara uyularak yapılmaya kalkışılırsa, işin içinden çıkılamaz. Bu nedenle nesnel gerçeği (realiteyi) zihnen basitleştirici yöntemlere başvurulur.

Basitleştirme iki teknikle yapılır:

-Yalnızlama

-Soyutlama.

a) Yalnızlama

Yalnızlama (isolation) olguları düşünme ve gözlemleme sırasında insan zihnine yardımcı olan bir yöntemdir. Yalnızlama yönteminde, araştırılan olgunun bağlantılı bulunduğu olgulardan bir bölümü yok varsayılır. Daha açık bir deyişle araştırma konusu bakımından gerekli olmayan olgular dikkate alınmayarak inceleme dışında bırakılır. Böylece gözlem alanı daraltılmış, altından kalkılabilecek bir genişliğe indirgenmiş olur.

Yalnızlama yöntemine şu örnekler verilebilir:

-Orman yangınlarının sebepleri “insan hareketleri” ve “doğal afetler” olmak üzere iki grupta toplanabilir. İkinci grubu hiç dikkate almayarak orman yangınlarına yol açan bir faktör olarak yalnızca “insan hareketleri”ni gözlemlemekle yetiniyorum.

-Ekonomide fiyat artışlarının sebeplerini öğrenmek istiyoruz. Alan geniş, çünkü fiyat artışlarının hem yurt içinden, hem de yurt dışından kaynaklanan sebepleri var. Gözlem alanımı daraltıyorum: Fiyat artışlarının yurt dışından kaynaklanan sebeplerini (dış ekonomik ilişkileri, dış ticareti ve bunların fiyatlar üzerindeki etkisini) yok sayarım. Böylece geriye “yurt içi sebepler“ kalır. Sadece bunlarla ilgili olguları gözlemlerim. Yurt içi sebepleri de, bir gözlem alanı olarak daraltabilir, sadece maliyet artışlarını gözlemleyebilirim.

Olguların bu şekilde araştırılmasına, gözlemin bu şekilde yapılmasına “yalnızlama” (isolation) yöntemi adını veriyoruz.

b) Soyutlama

Soyutlama (abstraction) tekniği yalnızlama tekniğine çok benzemekle birlikte, ondan önemli bir farkı vardır.  Bu fark, gözlem dışı bırakılan olguların yok sayılmaması, her birinin daha sonra teker teker gözlem alanına dahil edilmesidir.

Örnek: Diyelim ki bir y olgusu ile bağlantılı olan x1, x2, x3,...xn  olguları var. Bu ilişkiler küme’sini gözlemlemek istiyorum. Ancak gözlem alanı geniş… Öyleyse, basitleştirmeliyim.

-Önce x1 ile y arasındaki ilişkiyi gözlemlerim. Öbür değişkenleri ( x2’yi ,x3’ü,…)  geçici olarak “sabit,” yani etkisiz kabul ederim.

-Bu işlem bittikten sonra x2 ile y,  ardından x3 ile y, en sonra da xn ile y arasındaki ilişkiyi gözlemlerim.

Görüldüğü gibi çok sayıda olguyu bir defada gözlemlemeye kalkışmıyor, sadece tek bir değişkenle yetiniyorum. Bir değişkenin etkisini gözlemledikten sonra, diğerine geçiyorum. Tabii son değişkene kadar gitmek zorunda değilim, ilk üç veya dört, … değişkenle de yetinebilirim.

İktisatta geniş ölçüde kullanılan bu usule; soyutlama yöntemi adı verilir. Aynı yöntem, bazen Latince bir ifade ileceteris paribus (diğer değişkenler aynı kalmak kaydıyla) adıyla da anılır.

Diyelim ki xn ile y arasında bir fn ilişkisi gözlemledim; o zaman şöyle derim (şu hipotezi kurarım): xn ile y arasında ceteris paribus  fn ilişkisi var.

Aşağıda, soyutlama (abstraction) yöntemine ekonomiden bir örnek veriyorum.

Herhangi bir maldan satın alınmak istenen miktar, yani bir malın talebini (D) belirleyen başlıca faktörler; o malın fiyatı (P), gelir seviyesi (Y), tüketici tercihi (T) ve diğer malların fiyatlarıdır (Pd). Bu ilişkileri şu matematik ifade ile gösterebilirim:

D= f (P, Y,T, Pd)

Soyutlama yönteminde, bütün bu faktörler ve bunların bağımlı değişken yani talep üzerindeki etkisi hesaba katılır; yalnızlama yönteminde olduğu gibi hiç yokmuş gibi davranılmaz. Ancak tüm faktörlerin aynı anda değiştiğini düşünürsek, kurulu ilişkileri kavramakta güçlük çekeriz. Öte yandan, hangi faktörün ne şiddette bağımlı değişkeni etkilendiğini belirleyemeyiz. Onun için, önce sadece tek bir bağımsız değişkenin değiştiğini kabul ederiz; diğer bütün değişkenleri sabit sayarız. Değiştiği kabul edilen faktörün bağımlı değişken üzerindeki etkisini araştırır ve bilgi ediniriz, sonra sırasıyla diğerlerine geçeriz.

Örnek:

-Talep fonksiyonunu göz önüne alalım. Fiyat dışında tüm faktörler sabit kabul edelim:  D= f (P)

Yaptığım gözlem şudur: Malın fiyatı yükseliyor, ceteris paribus talebi azalıyor.

-Gelir dışında, diğer faktörleri sabit kabul edelim: D= f (Y)

 Bu kez şu gözlemi yapmış olurum: Tüketicilerin gelir seviyesi yükseliyor, ceteris paribus mala olan talep artıyor.

3) Gözlemde Matematik Model

Araştırmacının, zihinsel basitleştirmede birinci yardımcısı uygulamalı matematiktir. Uygulamalı matematik basitleştirme için bize çok değerli bir araç sunar: Matematik model!... Süreci kısaca açıklayalım:

Nesnel gerçek (gerçek dünya olgusu), soyutlama aracılığı ile matematik modele dönüştürülür. Başka bir deyişle gerçek dünya olgusunun, matematik dünyada soyut bir kopyası oluşturulur.

Araştırmacı gerçek dünyadan bir süre için kopar. Artık matematik bir dünyadadır, tıpkı aynanın ötesine geçen, “Harikalar Diyarı”ndaki Alice gibi... Bütün dikkatini matematik model üzerinde toplar. Matematiğin türlü araçlarından uygun olanları kullanarak model üzerinde çalışır, modeli analiz eder. Yeni kavramlar, ilişkiler,… oluşturur.

Sonra bu yepyeni bilgilerle donanımlı olarak, tekrar gerçek dünyaya döner. Matematik bulgularını, araştırdığı nesnel gerçeğe uygular. Artık gerçek dünya olgusu hakkında, başlangıçta olduğundan çok daha fazla şeyler bilmektedir.

Görülüyor ki matematik model süreci iki aşamalıdır:

-Gerçek dünyadan matematik dünyaya geçiş: Soyutlama,

-Matematik dünyadan gerçek dünyaya dönüş: Uygulama.

Öyle görünüyor ki matematik model soyutlama yöntemi ile yakından ilgilidir, Bu sebeple onun bir türü, geliştirilmiş bir şekli veya ondan türemiş bir metot olarak kabul edilebilir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura