Atatürk Okulu > Kitaplık
16-08-2014
CUMHURİYET: TÜRK MUCİZESİ İKİNCİ KİTAP / TURGUT ÖZAKMAN

Cihan Dura

16.8.2014


Turgut Özakman, Cumhuriyet: Türk Mucizesi, 2. Cilt, Bilgi Yayınevi, Ank., 2010, 845 s.

e-kitap olarak indirmek için adres: http://ge.tt/2CBcaso/v/5B 

*

 “Cumhuriyet” iki cilttir. 2. cildin kısa tanıtımını, kitabın önsözünü okuyarak, yazarın kendisinden dinleyelim:

 

Sevgili okurlarım,

Türkiye Üçlemesi bu kitapla sona eriyor.

Üçleme yakın tarihimizin üç büyük ve birbirini tamamlayan dönemlerini içeriyor: Çanakkale, Milli Mücadele ve Cumhuriyet.

Birinci kitaptaki önsözüm geçerliliğini koruyor.

Burada kaynakça ile ilgili birkaç söz eklemek istiyorum. Bütün incelediğim kitapları kaynakçaya alsam kitap daha da kalınlaşacaktı. Özet bir kaynakça yapmak gerekli oldu. Ama şunu söylemeliyim ki Cumhuriyet dönemi ile ilgili hemen her kitabı toplayıp okudum. İnternette de geniş bir tarama yaptım. Cumhuriyet dönemiyle ilgili bazı haklı olduğunu gördüğüm eleştirileri de dikkate aldım. Aleyhte olan kitapları da okudum. Objektif olanlara saygı duydum! Cumhuriyet döneminin ilk 15 yılını anlatmak için her kaynaktan yararlanarak derlediğim doğru bilgileri birleştirdim, sadeleştirdim, özetleyip sundum. Maksatlı ve dayanaksız olanları da okudum ama dikkate ve kaynakçaya almadım. Dipnotlarda adlarını da vermedim. Çünkü tarih açısından bir değer taşımıyorlar. Sayıca az gönderme yapılan kitapların künyelerini dipnotlarda belirtmekle yetindim.

Dipnotlarda her yılın başında o yıla ait olayların özetleri yer alıyor. Bu özetlerin dipnot sayıları metin içinde koyu renk olarak basılmıştır.

Cumhuriyetin 15 yılına katkıda bulunan bütün öncüleri tanıtmak isterdim. Ama bu birçok kitaba sığabilirdi. Ancak bazı öncüleri yansıtabildim. Bunlar gibi binlerce Cumhuriyetçi vardı.

İkinci kitap şu ana olayları içeriyor:

Devrimler, Atatürk'ün evliliği, İzmir İktisat Kongresi, yeni Anayasa, Şeyh Sait isyanı, Terakkiperver Cumhuriyet Partisi ile Serbest Parti olayları, CHP, İzmir suikastı, öteki iki suikast olayı, Orman Çiftliği, Fikriye'nin intiharı, Büyük Nutuk, demiryolları, fabrikalar, Millet Mektepleri, Medeni Kanun, dil ve tarih konuları, Afet Hanım, Sabiha Gökçen, Türkçe ezan, Halkevlerinin kuruluşu, eğitmen kursları, Balkan Antantı, Sadabat Paktı, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi, ilk kadın milletvekilleri, üniversite reformu, DTC Fakültesinin kuruluşu, ilk radyo yayınları, Montreux Sözleşmesi, Kuran çevirisi, Dersim olayları, Hatay sorunu, Mussolini Kupası, Bayar'ın Başbakan olması, Atatürk'ün hastalığı ve sonsuzluğa karışması.

Yakın tarihimiz ile Atatürk'ün hayatı iç içedir. Türk Mucizesinin odağı Atatürk'tür. Cumhuriyetle birlikte Atatürk'ü de yakından tanıyacağız.

Ben Cumhuriyet kitabına son biçimini verirken, ilk ciltte de, sonrasında da hastaydım. Büyük, tehlikeli bir ameliyat geçirmiştim. Şeker, tansiyon, ülser, kalp gibi ek sorunlarım da vardı. Kitabı yetiştirmek için hastaneden çıktığım gün çalışmaya oturdum. Cumhuriyet o kadar gurur verici, destan niteliğinde olaylar, insanlar, çabalar ve başarılarla dolu ki bunları yazarken büyük bir güç kazandığımı fark ettim. O güçle günde 10-12 saat çalışabildim. Hiç yüksünmeden beş yüzden fazla kitap inceledim. Çoğunu fişledim. Yanlış yapmamak için kaynakları birçok kez elden geçirmeyi de ihmal etmedim. Atatürk döneminin, okurken bile insana can veren bir olağanüstülüğü var.

Sayın okurlarım, sevgili gençler,

Cumhuriyetin ilk on beş yılı gerçek bir kurtuluş destanıdır. Bu destanla gurur duyacağınızı biliyorum.

Saygı ve sevgilerimle.

 

 

KİTAPTAN YAPTIĞIM AŞAĞIDAKİ ALINTI HEM ATATÜRK VE ARKADAŞLARININ VERECEĞİ ASIL KURTULUŞ MÜCADELESİNİ, HEM DE KİTABIN ANA KONUSUNU GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR

Gazi 30 Ekim 1923 sabahı İsmet Paşa'yı köşke davet etti. Misafir salonuna aldı.

Genel durum hakkında Bakanlıklara incelemeler yaptırmış, Türkiye'nin röntgenini çektirmişti. Raporlar sehpanın üzerindeydi.

"Sevgili paşam.." dedi, ".Cumhuriyetin ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Sorunlarımız ne kadar çok, imkânlarımız ne kadar az, bilmeni istiyorum.

Bize yazık ki geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz.

Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. Kışın batağa döndüğü için geçilmesi çok zor. 4.000 km. kadar demiryolu var Anadolu'da. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz bir demiryolu ağı. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart.

Denizciliğimiz acınacak durumda.

Köylümüzü her halde topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmaz. Sen de ben de o cephede çalıştık. Durumu yakından gördük. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız.

Her yerde tefeciler halkı eziyor.

Çok az tarım mühendisimiz var. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışardan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor.

Şu andaki doktor sayımız 337, sağlık memuru sayısı 434… 150 kadar ilçede doktor yok. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Ebe sayısı çok az. Kırk küsur bin köye karşılık diplomalı ebe sayımız 136. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun

yarısı hasta denebilir. Bebek ölüm oranı % 60'ı geçiyormuş.

Nüfusun % 80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun oldukça önemlice bir bölümü yerleşik değil, göçebe.

Telefon, motor, makine yok denecek düzeyde. Teknolojiden yoksun bir ülkeyiz. Bütün sanayi ürünlerini dışardan alıyoruz, Kiremiti bile ithal etmekteyiz. Avrupa'nın her çeşit malı için açık pazar halindeyiz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var.

Düşmanların tümüyle yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı da 400.000'i geçecek. Göçmenlere ordunun yiyecek stoklarından yardım ediyoruz.

İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı bir halde. İktisatçımız da çok az. Çoğu bilip okuduğu kuramların dışına çıkamıyor. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi ise hiç çözülmemiş bir sorun olarak duruyor. Oysa Cumhuriyeti yaşatmak için onun insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. İki yıl önce Milli Eğitim Bakanlığında bir hars (kültür) şubesi kurmuştuk. Bu şube Anadolu kültürü ile ilgili eşyaları, belgeleri topluyordu. Ödeneği yükseltilemediği için bu hizmet gelişmedi. Birçok kültür eseri dışarı kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor."

Raporların kopyalarını ismet Paşa ya verdi:

"Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler. Bütçemiz yetersiz. Gelir kaynaklarımız kıt. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. İzmir iktisat Kongresi'nde Mahmut Esat Bey aracılığı ile duyurmuştum. Tartışılmadı bile. Daha acil, zor konular vardı. O konulara eğildiler. Bu düşünceyi günü gelince ayrıntılı olarak konuşuruz. Şimdi erken. Ama hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı.

Cumhuriyete uygun bir anayasaya gerek var. Uzman sayısı az. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir Örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkımızı kurtarmak için mümkün olan hızla sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu âna kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun!"

(ss. 12-14)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura