Atatürk Okulu > Milliyetçilik Dersleri
22-05-2015
BİRİNCİ GÖREV SINIFI İÇİN “MİLLİYETÇİLİK DERSİ” DOKÜMANI

Cihan Dura

22.5.2015


 

BİRİNCİ GÖREV SINIFI İÇİN “MİLLİYETÇİLİK" DERSİ DOKÜMANI

ATATÜRK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ ÖNCE BİR, SONRA İKİ ANA SÜTUN ÜZERİNE KURMUŞTUR:

BİR: MİLLİYETÇİLİK...

DİĞER İKİSİ: MİLLÎ EGEMENLİK… TAM BAĞIMSIZLIK...

ATATÜRKÇÜLÜĞÜ ÖĞRENMEK İSTEYEN HER YURTTAŞ, HER GENÇ, İŞE BU ÜÇ İLKEYİ ÖĞRENMEKLE BAŞLAMALIDIR. ANCAK BUNLARI SAĞLAMLAŞTIRAN, YAŞATAN, ÖĞRENECEĞİMİZ YEDİ İLKE DAHA VARDIR.

ÖNCE MİLLİYETÇİLİK İLKESİ!...

MİLLİYETÇİLİK NEDİR? AŞAĞIDA 8 KONU HALİNDE ÖZETLE AÇIKLADIM.

 

I. Konu: MİLLİYETÇİLİĞİN TANIMI VE ÖNEMİ

2. Konu: MİLLİYETÇİLİĞİN İKİ TEMEL ÖZELLİĞİ

3. Konu: MİLLİYETÇİLİĞİN DİĞER ÖZELLİKLERİ

4. Konu: MİLLET KAVRAMI

5.Konu: TÜRK MİLLETİ

6.Konu: ULUSAL BİLİNÇ

7. Konu: MİLLÎ BİRLİK

8. Konu: MİLLÎ BİRLİĞİMİZİ NASIL GÜÇLENDİREBİLİRİZ?

 

HAYDİ ARKADAŞLAR, DAVRANALIM! BU KONULARA ÇALIŞALIM.

EN İYİSİ, EVİMİZDE, ÇEVREMİZDE, ARKADAŞLARIMIZ ARASINDA BİR “1.GÖREV SINIFI” AÇALIM, HER TOPLANTIDA BİR KONU İŞLEYELİM.

 

 

1. KONU: MİLLİYETÇİLİĞİN TANIMI VE ÖNEMİ

Atatürk Türk milliyetçiliğini şöyle tanımlar: “Türk milliyetçiliği Türk toplumunun kendine özgü karakterini ve bağımsız kimliğini korumak demektir. Ancak aynı zamanda ilerleme ve gelişme yolunda, bütün çağdaş uluslarla uyum içinde yürümek demektir.

Toparlarsak, Türk ulusu bir yandan çağdaşlaşırken, bir yandan da kendi varlığını ve benliğini koruyacaktır. Öz bir deyişle, tarihsel köklerinden çağdaş uygarlığa yükselecektir.

Milliyetçilik bir topluma başlı başına kuvvet ve sağlamlık kazandırır, hayat yeteneğini genişletir. Bir toplumun bireyleri bu konuda cahilse, gaflet içindeyse o toplum çürümeye, dağılmaya mahkûmdur.

Atatürk milliyetçiliği aynı topraklar üzerinde benzer koşulları paylaşan insanların, dışa karşı korunma ve dayanışma gereksinmelerini karşılayan bir ideolojidir.

Ancak milliyetçiliğin düşmanları da vardır. Atatürk’ün dediği gibi, “millet idealini yok etmeye çalışan görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bunlardan hiçbirinin uygulanması mümkün olmamıştır. Milliyet duygusu yok edilememiş, kuvvetle yaşamıştır.”

Milliyet duygusuna yönelik saldırılar günümüzde de geçerlidir. Bu saldırı küreselleşme aldatısı çerçevesinde, küresel şirketler tarafından, onların hizmetlisi Batı hükümetleri tarafından gerçekleştiriliyor. Çünkü refah ve zenginliklerini sürdürmelerinin önündeki tek engel olarak milliyetçiliği, “ulus devlet”leri görüyorlar. Çünkü dünyaya dayattıkları neoliberal politikalara (serbest ticaret, borçlandırma, özelleştirme, yabancı sermaye,…) karşı direnişi ancak ulus-devletler gösterecektir.

Sorular:

1) Atatürk, Türk milliyetçiliğini nasıl tanımlamıştır?

2) Milliyetçilik bir topluma hangi faydaları sağlar?

3) Bir toplum milliyetçilik konusunda cahilse, bunun sonucu nedir?

4) Günümüzde milliyetçiliğe saldırılar kimler tarafından, neden yapılıyor?

**

 

2. KONU: MİLLİYETÇİLİĞİN İKİ TEMEL ÖZELLİĞİ

Türk milliyetçiliğinin başta gelen iki özelliği şunlardır: Bir,Türk milliyetçiliği bir kültür milliyetçiliğidir; iki, Türk milliyetçiliği anti-emperyalisttir.

a) Kültür Milliyetçiliği

1) Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı bir ''kültür milliyetçiliği''dir. Ülkemizde bin yılda oluşmuş bir kültür ortaklığı üzerinde inşa edilmiştir. Amacı, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir “biz” duygusu, bir dayanışma duygusu yaratmaktır. Büyük küçük yirmiyi aşkın etnik kökenden gelen yurttaşlardan çağdaş bir toplum yaratmaktır.

Atatürk milliyetçiliği aşiret düzenini aşar; etnik, yöresel, inançsal ayrımların ötesine geçer. Irkçılıktan uzaklaşır, birleştirici olur.

2) Atatürk ulusçuluğu, “Türk” sözcüğüne iki anlam yükler; biri “üst kimlik”tir; yani ona, herhangi bir soy ya da “etnik” anlamı yüklemez. Atatürk ulusçuluğu her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını “Türk” kabul eder.

Farklı köken sahiplerini ve kendini Türk sayanları ortak bir kimlik yaratmaya, yeni bir ulus yaratmaya çağırır. Bu kimlik, bin yıllık bir kültür alaşımı üzerinde yükselmektedir.

Gelişkin bir madde, nasıl elementlerine ayrıldığı anda yok olursa, farklı kökenliler ayrılık güderse; üst kimlik, yani ulus da darmadağın olur.  Atatürk’ün “dış ve iç düşmanlar” olarak tanımladığı güçler, ne yazık ki günümüzde bu ayrışmayı gerçekleştirmek için büyük çaba gösteriyorlar.

3) Böyle olunca, “Türk” sözcüğünün iki anlamını şöyle tanımlayabiliriz:

- Soy anlamı: Tarihte Asya içlerinden Batı’ya göç ederken, bir bölümü Anadolu’ya yerleşmiş, orayı, devletler kurarak kendine vatan yapmış bir kavim, bu kavimin üyesi.

- Üst kimlik anlamı: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkının adı, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes.

Günümüzde, Türkiye’yi neredeyse bölünme noktasına getiren “etnik sorun” açısından ifade edersek, çözüm “x asıllı Türk” ifadesinde kendini gösterecektir. Bu ifade ile, ilgili kişi:

-“x asıllı” terimini kullanarak, etnik kökenini;

-“Türk” terimini kullanarak da “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” olduğunu belirtmiş olur.

b) Türk Milliyetçiliği Anti-Emperyalisttir

Türk Milliyetçiliği bir mazlum milletler milliyetçiliğidir; dolayısıyla anti-emperyalisttir, sömürgeciliğe şiddetle karşıdır.

Bir Türk Milliyetçisi yabancı güçlere karşı devletimizin tam bağımsızlığını, hak ve çıkarlarını her zaman, her yerde ödünsüz olarak savunur.

Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni bir ulus-devlet olarak kurmuştur. Türk Milliyetçiliği Emperyalizm’e karşıdır, karşı olmak zorundadır. Çünkü bizzat Emperyalizm ona karşıdır, onu yok etmeye çalışmaktadır. Günümüzde Emperyalizm, bunun küresel unsurları ulus-ötesi şirketler ulus-devlete karşıdır.

Bir an bile aklımızdan çıkarmayalım: Ulusal benliğini bulmayan milletler, başka milletlerin avı olur.

Sorular:

1) Türk milliyetçiliğinin iki temel özelliği hangileridir?

2) Atatürk milliyetçiliğinin amacı nedir?

3) Türk milliyetçiliğinin "anti-emperyalist" olması ne demektir, açıklayınız?

4) Türk milliyetçiliği neden emperyalizme karşı olmak zorundadır?

5) Ulusal benliğini bulmayan milletler, neden başka milletlerin avı olur?

**

 

3. KONU: MİLLİYETÇİLİĞİN DİĞER ÖZELLİKLERİ

Atatürk milliyetçiliği bilimseldir, insancıl ve barışçıdır. Çağdaştır, taklitçi değildir.Bencil değildir, içe kapanmaz.

a- Türk Milliyetçiliği bilimseldir; bilimsel yöntemlere, pozitif bilimlere dayanır. Gerçekçidir, bizi gerçekleri görmeye çağırır. Bu gerçeklerden biri; tarihimizin olumlu, olumsuz her türlü yönünün olabileceğidir. Diğeri, “Araplaştırılmış” bir İslâm kimliği içinde fark etmez duruma düşürüldüğümüz “ulusal benliğimiz”dir.

b- Türk milliyetçiliği insancıl ve barışçıdır. İnsancıllığı temel alır; soy, dil, din farklılıklarına saygılıdır. Başka ulusları hor görmez. Türk ulusunun gönencini, bütün dünya uluslarının gönenci ile birlikte düşünür. Yurtta ve dünyada barışı gözetir, asla saldırgan değildir, Milleti, olmayacak emeller ardında serüvene sürüklemez.

c- Atatürk’ün milliyetçiliği çağdaştır, ancak taklitçi değildir. ''geçmiş''e değil ''çağdaş'' olana ve ''gelecek''e dönüktür. Türkiye çağdaş dünyada yerini almalıdır, ancak kendi benliğiyle ve kendi kimliğiyle!...  Başka toplumların deneyimlerinden yararlanmalıdır, ancak “taklit”ten kaçınmalıdır.

d) Türk milliyetçiliği bencil değildir, gururlu bir milliyetçilik değildir.  İçe kapanmaz. Dış politikada diğer ulusların hukukuna saygılıdır. Bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyar. Kendi milletimizin varlığı ve mutluluğu için ne istiyorsak,  onlar için de aynısını isteriz. Ancak hakkımızı, hayatımızı, ülkemizi, namusumuzu savunuruz.

Sorular:

1) Türk Milliyetçiliğinin diğer özelliklerini sayınız.

2) Türk milliyetçiliğinin "bilimsel" olması ne demektir?

3) Diğer uluslara saygı,Türk milliyetçiliğinin hangi özelliğini ifade eder?

4) Türk milliyetçiliğinin çağdaş olma özelliğini açıklayınız.

5) "İçe kapanma" ne demektir? Bir milletin, kendi içine kapanması sakıncalı mıdır, neden?

**

 

4. KONU: MİLLET KAVRAMI

Millet kısaca aynı kültürden olan insanların oluşturduğu bir toplumdur. Aynı kültürden kasıt, “millî kültür”dür.

Bir milleti oluşturan temel ögeler; ortak tarih, o tarihin ürünü olan ortak dil ve sonuç olarak ortak kültürdür. Daha geniş bir tanımla, millet birbirine dil, kültür ve ülkü birliği ile bağlı olan yurttaşların oluşturduğu siyasal bir topluluktur.

“Millet” kavramını, “kavim” ve “devlet” kavramlarıyla karıştırmamak gerekir.

Millet denince siyasi bir topluluk kast edilir; kavim sözcüğü ise her şeyden önce kökeni ve soyu hatırlatır. “Millet” ve “devlet” kavramları da bir değildir. Devlet milletin ancak bir teşkilat unsurudur, şekillenmesidir. Millet, yasalarını devlet eliyle uygular, savunmasını devlet eliyle yapar.

Bir Milleti meydana getiren başka unsurlar da vardır.

Birbirinden farklı olan kavimler de bir millet oluşturabilir.

Bu kavimlerin insanlarını ancak iki unsur birleştirebilir:

-Biri, “zengin bir hatıralar mirası”na sahip olmak,

-Diğeri, “birlikte yaşamak hususundaki arzu ve rıza” ile “sahip olunan mirasın muhafazasına devam hususundaki irade”dir.

Buna göre milletin diğer ve işlevsel bir tanımını şöyle yapabiliriz: Zengin bir hatıralar mirasına sahip bulunan, birlikte yaşamak hususunda ortak arzu ve uzlaşmada içtenlikli olan, sahip olunan mirasın korunmasına birlikte devam hususunda iradeleri ortak olan insanların bir araya gelip birleşmesinden meydana gelen topluma millet denir.

Sorular:

1) Bir milleti oluşturan temel ögeler hangileridir?

2) Millet, kavim ve devlet kavramlarının farkları nelerdir?

3) Birkaç kavim hangi unsurlar sayesinde bir araya gelip bir millet oluşturabilir?

4) Kavimlerin oluşturduğu milleti nasıl tanımlayabiliriz?

**

 

5. KONU: TÜRK MİLLETİ

Atatürk millet (ulus) konusunda hiçbir zaman ırkçı bir yaklaşım içinde olmamıştır. Onun millet anlayışı üç unsur üzerine kuruludur: Ortak tarih, ortak dil ve ortak kültür. Türk, Kürt, Laz, Çerkez,… bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin bir bütün oluşturduğu anlayışından hareket etmiştir. İrili ufaklı birkaç soyun karmaşığı olan bir kültürel bütündür Anadolu insanı. Ve biz Türkiye ile kendimizi sınırlayarak, Türk milleti dediğimiz zaman bunu anlıyoruz.

Atatürk’e göre:  Türk milletini oluşturan insanların tarihleri birdir, dili Türkçedir. Türk milleti birbirine karşı saygı ve özveri duygularıyla dolu, yazgı ve çıkarları ortak bir toplumdur.

Atatürk’ün son derecede birleştirici bir millet tanımı daha vardır ki, o da şöyledir:” Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.

Dünyada hiçbir millet yoktur ki, büyük veya küçük saldırı ve zulümlere, darbelere maruz kalmamış olsun. Bunlar iki sonuca yol açmıştır:

-Birincisi, söz konusu darbeler milletin benliğini ve varlığını mahvetmiştir.

-İkincisi, bu darbeler mevcut şekli yıksa bile, asli unsuru yok edememiştir.

Böyle darbelere maruz kalan bir ülkede ikinci sonucun meydana gelebilmesi için, o ülkenin barındırdığı milletin çok kuvvetli olması lazımdır. Türk milleti böyledir. Türk milleti maruz kaldığı darbeler karşısında varlığını hep muhafaza etmiştir.

Türklerin her şeye rağmen, bütün devirlerde ulusal dayanışma ve bağlılıklarının korunmuş olmalarında, hemen hemen devamlı savaş halinde bulunmalarının da etkisi olmuştur. Savaş da kavimlerin birleşmesinde kuvvetli bir etkendir ki, o da ortak tarihin bir unsurudur.

Sorular:

1) Atatürk'ün millet anlayışı hangi üç unsur üzerinde kuruludur?

2) Atatürk'ün "son derecede birleştirici" olan millet tanımı hangisidir?

3) Milletlerin uğradığı saldırı ve zulümler hangi iki sonuca yol açmıştır?

4) Savaşın Türkler üzerindeki etkisi nasıl olmuştur?

**

 

6. KONU: ULUSAL BİLİNÇ

Atatürk’ün üzerinde sıklıkla durduğu sorunlarımızdan biri de toplumdaki ulusal bilinç eksikliğidir, “ulusal bilinç” sorunudur.

Bir toplumda ulusal bilincin oluşmasının ilk gereği; milletin kendini tanıması, bu yoldan yürüyerek ulusal benliğini bulmasıdır. Atatürk, Türk milletini kendi özünü tanımaktan alıkoyan engellerin üzerine yürümüş, onları olabildiğince yıkmış, yok etmiştir. Geçmişte Arap kültürü, Türk ulusal bilincinin gelişmemesinde başlıca rolü oynamıştır. Zamanla bu etkiye bir diğer faktör eklenmiştir: O da Avrupa ulusları karşısında, Tanzimat’la başlayan aşağılık duygusudur.

Türk Milleti içine düşürüldüğü bu hâkir durumdan nasıl kurtulacaktı?  Tek bir yolu vardı bunun: Ona ulusal bilinç aşılamak, bu bilinci sürekli geliştirmek... Atatürk işte bu gerçeği görmüş çözümü için harekete geçmiştir. Türk ulusunun bir üyesi olmaktan gurur ve övünç duymuştur. Türk ulusunu Avrupalı emperyalistler karşısındaki aşağılık kompleksinden kurtarmış, Arap etkisinden önemli ölçüde uzaklaştırmıştır.

Milletimiz ulusal benliğini fark etmeye başlaması Atatürk sayesinde olmuştur. Atatürk Türk milletinin bilinçlenmesine çok büyük önem vermiş, bu amaçla bizzat kendisi incelemeler yapmış, bilimsel araştırmalar yaptırmış, kurumlar kurdurmuştur.

Günümüze bakarsak, ulusal bilinç bakımından ülkemizin görünümü hiç de iç açıcı değildir. Atatürk’ün aramızdan ayrılışından hemen sonra geri dönüşler başlamış, ihanetler görülmüş, bunlar günümüzde doruk noktasına ulaşmıştır. Öyle ki, bugün Türkiye’de Türk ulusal bilincine karşı bir savaş açılmıştır desek, doğruyu söylemiş oluruz.

Bu, neden böyle olmuştur? Başlıca iki kaynaktan dolayı: Birincisi, Emperyalizm canavarının sinsi çalışmaları; ikincisi, bu canavarın aramızdaki ortakları... Kısacası, Nutuk’ta bizi uyardığı iç ve dış düşmanlar… Bugün bütün yurdu kaplamış bulunan Emperyalizm destekli ümmetçilik propagandası her yerde eyleme geçmiş bulunuyor.

Peki, Atatürkçüler bu saldırıya karşı ne yapmalı? Yurttaşlarımızda ulusal bilincin zayıflamaması,  daha pekiştirilmesi, geliştirilmesi için nasıl bir yol izlemelidir?

-Laiklik kesinlikle korunmalıdır. Çünkü Laiklik, Türklük bilincinin kökleşmesinin birinci teminatıdır.

-İkinci olarak, milletimizi iyi tanımak gerekir. Onun ruhu, tarihi, sanatı, gelenekleri gözlemlenmeli, doğru, sağlam bir bakışla görmeli, yazılmalı, anlatılmalıdır.

-Ulus bireylerinde, özellikle gençlerde millî bir karakter yaratmak gerekir.

-Çocuklarımızı ve gençleri yetiştirirken, onlara özellikle kendi hakları ile, varlık ve birliği ile ters düşen bütün yabancı unsurlarla mücadele gereği aşılanmalıdır. Ulusal fikirleri büyük bir olgunlukla ve mukabil düşünceye karşı şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğu telkin edilmelidir.

-Milletimize gideceği yolu gösterirken, dünyanın her türlü biliminden, bütün buluşlarından, ilerlemelerinden faydalanmalıdır, ancak asıl temeli içimizden çıkarmalıdır.

- Çocuklarımıza, gençlerimize öyle bir millî bilinç aşılamalıyız ki, Türk olmaktan gurur duymalılar.

Sorular:

1) Geçmişte Türk ulusal bilincinin gelişmemesinde hangi iki faktör etkili olmuştur?

2) Atatürk milletimizin, ulusal benliğini fark etmesi için neler yapmıştır?

3) Ulusal bilinç bakımından günümüzdeki durum nasıldır, neden böyle olmuştur?

4) Ulusal bilincin korunması ve geliştirilmesi için gerekli önlemlerden üçünü söyleyiniz.

5) Ulusal bilincin varlığı açısından laiklik neden önemlidir?

**

 

7. KONU: MİLLÎ BİRLİK

İnsan sosyal bir varlıktır. Doğası itibariyle toplu yaşamaya, hayatı birlikte sürdürmeye eğilimlidir. Toplum büyüdükçe, birlik olmanın önemi artar; Bu nitelik “millet” dediğimiz toplumlar için de doğrudur.

Millet birbirine tarih, dil, kültür ve ülkü birliği ile bağlı olan yurttaşların oluşturduğu siyasal bir topluluktur. Millî Birlik; işte bu “alt birlikler” diyebileceğimiz tarih, dil, kültür, ülkü birliklerinden doğan bir tür “üst birlik”tir; denebilir ki, adı geçen alt birliklerin toplamı veya bileşkesidir.

Millî Birlik ne kadar kuvvetli olursa, o kadar iyidir. Ancak değişkendir: Güçlenebilir, zayıflayabilir; bu nedenle, sürekli ilgi gerektirir.

İnsan dahil, nasıl her canlı bir hayat mücadelesi içindeyse, bir millet de öyledir: Varlığını sürdürmek için “dışa karşı kendini koruma gereksinimi” duyar. Bunu da toplu yaşama yoluyla, bunun güçlenmiş şekli olan Millî Birlik yoluyla sağlar.

Millî Birlik bir milletin en değerli varlığı, en büyük gücü, en etkili silahıdır. Yurttaşların millet bilinci etrafında birbirine bağlanması, birbiriyle kenetlenmesidir. Millî Birlik; milletin varlığını ve vatanı korumak için, bütün yurttaşların canlarını ve her şeylerini gerektiği an ortaya koyma kararlılığıdır!

Millî Birliğin derecesi; halkın büyük olaylar karşısındaki tepkisinin şiddetinden, milletin varlığına yönelik olumlu veya olumsuz olaylar (başarılar, felaketler) karşısında sergilediği tepkiden anlaşılır. Millete yönelik bir tehlike (felaket) karşısında, halkın o tehlikeyi önleme ve bertaraf etme kararlığıyla maddî ve manevî olarak bir araya gelebilme yeteneğinde kendini gösterir.

Millî Birlik milleti bir bütün yapar; Atatürk’ün deyişiyle “millet ve biz yoktur, birlik halinde millet vardır. Biz ayrı, millet ayrı değildir.” Millî Birlik millet içinde hiçbir bölücü, ayırıcı unsura yer vermez. Tüm yurttaşlari eşit sayar.

Sorular:

1) Millet hangi "alt birlik"lerden oluşur?

2) Millî Birlik neden sürekli ilgi gerektirir?

3) Millî Birlik nedir?

4) Millî Birliğin derecesi nelerden anlaşılır?

5) Milletin bir bütün olması ne demektir?

**

 

8. KONU: MİLLÎ BİRLİĞİMİZİ NASIL GÜÇLENDİREBİLİRİZ?

Hepimiz biliyoruz ki,  bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve bütünlüğü büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Dolayısıyla Millî Birliğimizin üzerinde yeniden durmak, onu canlandırmak, yeniden güçlendirmek zorundayız. Peki, nasıl sağlayabiliriz bunu, neler yapabiliriz?

Genel olarak yapılması gereken işler, alınacak önlemler şunlar olabilir:

1) İlk olarak, yurttaşlarda bir ortak tarih bilinci oluşturulmalı, var olan bilinç güçlendirilmelidir. Bu da eğitim ve öğretimle olur. O halde, millî tarih öğretimini yaymak gerekir; yalnız okullarda değil her yerde, evlerde, kışlalarda, dairelerde bu öğretime yönelik faaliyetler yapılmalıdır. Millî günlere, hatıralara, ulusal değerlere sahip çıkmalı, bu değerler özellikle çocuklara, gençlere öğretilmeli, benimsetilmelidir.

2) Herkes dilini, devletimizin dili olan Türkçe’yi daha iyi öğrenmeye, en iyi şekilde kullanmaya çalışmalıdır.

Ortak anlaşma dilimizi ne kadar doğru konuşur ve yazarsak, diğer yurttaşlarımızla o kadar kolay anlaşırız. Bu uyum elbette birliğimizi olumlu etkiler, güçlendirir.

3) Millî kültürümüzü oluşturan dil, bilim, sanat ve ahlaka ilişkin ögelerin ön plana çıkması için çaba göstermelidir. Millî kültür işlenerek, uygun hallerde modernleştirilerek, Batı kültürüyle rekabet edebilir bir duruma getirilmelidir. Bireylerde millî ahlak bilinci oluşturulmalıdır.

4) Atatürkçü düşünce sistemi Türkiye’de gerçek anlamında bilinmiyor, öğretilmiyor. Oysa Cumhuriyetimiz bu büyük öğreti üzerinde yükselmiştir. Atatürkçülük bizim millî ülkümüzü içerir. Dolayısıyla, yurttaşlarımıza, özellikle de gençlerimize gerçek Atatürkçülüğü anlatmaya yönelik öğretim kampanyaları başlatılmalıdır. Cumhuriyetimizin dayandığı fikir temelleri öğretilmeli, buna uygun tutum ve davranışlar benimsetilmelidir.

5) Millî Birliği oluşturucu unsurlar çoğu zaman örgütlenme ister. Bu bakımdan, bireyler her alanda örgütlenmeye teşvik edilmelidir. Yurttaşlarımıza örgütlenme eğitimi verilmelidir.

6) Ekonomiye, sanayileşmeye, ekonomik kalkınmaya büyük önem vermek gerekir. Ülkede kalkınma dengeli olmalıdır. İşsizliğin önlenmesi, başlıca hedeflerden biri olmalıdır.

Devlet yalnızca Türk milletine hizmet etmeli, hükümetler yalnızca Millî İrade’nin yerine gelmesi için çalışmalıdır. Politikada millî ahlakın hâkim olması, gelir dağılımında adalet sağlanması için gayret edilmelidir.

7) Türkiye bugün olağanüstü bir dönemden geçiyor. Devlet ve milletin bütünlüğü tehlikededir. Halka bir felaketle karşı karşıya bulunduğumuz, herkesin anlayacağı şekillerde kesintisiz anlatılmalıdır. Bu faaliyet etkili bir örgütlenme ve geniş çaplı kampanyalar gerektirir.

Genel olarak, büyük bilgilendirme kampanyaları kapsamında halka Millî Birliğin neden gerekli olduğu, bireye ve topluma sağlayacağı faydalar kesintisiz olarak, somut örneklerle anlatılmalıdır. Tüm faaliyetlere başta medya, ilgili kurumların katılımı sağlanmalıdır.

Sorular:

1) Ortak tarih bilincini nasıl güçlendirebiliriz?

2) Cumhuriyetimiz hangi büyük öğreti üzerine kurulmuştur, millî birliğimizi güçlendirmek için bu alanda neler yapmalıyız?

3) Millî birliği güçlendirmek için ekonomiye neden önem vermeliyiz?

4) Büyük bilgilendirme kampanyaları kapsamında neler yapmalıyız?

5) Millî birliğimizi güçlendirmek amacıyla yapmamız gereken işlerden üçünü sayınız.

**

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura