Atatürk Okulu > Milli Egemenlik Dersleri
24-04-2015
BİRİNCİ GÖREV SINIFI İÇİN “MİLLÎ EGEMENLİK DERSİ” DOKÜMANI

Cihan Dura

24.4.2015

 


 

BİRİNCİ GÖREV SINIFI İÇİN "MİLLÎ EGEMENLİK" DERSİ DOKÜMANI

ATATÜRK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ "MİLLİYETÇİLİK İLKESİ" ÜZERİNE KURMUŞTUR:

ONU, MİLLÎ EGEMENLİK VE TAM BAĞIMSIZLIK İLKELERİ İLE SAĞLAMLAŞTIRMIŞTIR.

ATATÜRKÇÜLÜĞÜ ÖĞRENMEK İSTEYEN HER YURTTAŞ, HER GENÇ, İŞE SIRASIYLA BU ÜÇ İLKEYİ ÖĞRENMEKLE BAŞLAMALIDIR.

“MİLLİYETÇİLİK” İLKESİNİ ÖĞRENDİK.

ŞİMDİ SIRA “MİLLÎ EGEMENLİK” İLKESİNDE…

MİLLÎ EGEMENLİK İLKESİNİ AŞAĞIDA SEKİZ KONU HALİNDE ÖZETLE AÇIKLADIM:

1.KONU: İRADE NEDİR?

2.KONU: MİLLÎ İRADE NEDİR?

3. KONU: MİLLÎ İRADE NASIL GERÇEKLEŞİR?

4. KONU: TÜRKİYE ÖRNEĞİNDE MİLLÎ İRADE

5. KONU: MİLLÎ EGEMENLİK DÜZENİNİN TAHRİP EDİLMESİ

6. KONU: MİLLÎ EGEMENLİK:  KAYNAKLARI, TANIMI VE NİTELİKLERİ

7. KONU: MİLLÎ İRADE VE MİLLÎ EGEMENLİK BERABERLİĞİ

8. KONU: TÜRKİYE'DE DURUM

HAYDİ ARKADAŞLAR, DAVRANALIM! MİLLÎ EGEMENLİK İLKESİNİ ÖĞRENELİM.

EN İYİSİ, AİLEMİZDE, ÇEVREMİZDE, ARKADAŞLAR ARASINDA BİR “1.GÖREV SINIFI” AÇALIM, HER TOPLANTIDA BİR KONU İŞLEYELİM.

***

1.KONU: İRADE NEDİR?

Millî Egemenliğin ne olduğunu öğrenmek için, önce Millî İrade kavramını öğrenmemiz gerekir.

Millî İrade Atatürkçü Öğreti’nin temel kavramlarındandır.

Anlama kolaylığı için, önce birey açısından “irade” nedir, bu kavramı öğrenmeliyiz. Ardından, konuyu millet açsından ele alacağız.

İrade birey açısından, isteme, istek anlamına gelir. Egemenlik ise bu isteği gerçekleştirme gücüdür.

Bireyin iradesine konu olan istekler ihtiyaçlardan kaynaklanır. İhtiyaçlar çeşitlidir. Örneğin, “bireysel ihtiyaçlar” vardır, “sosyal ihtiyaçlar” vardır. Bu iki grubun kapsamında ise beslenme, giyinme, barınma, güvenlik, sevme, sayılma, özgürlük, adalet, prestij,… gibi daha somut ihtiyaçlar yer alır.

Birey iradesi bir şeyleri isterken, aslında bu ihtiyaçları dile getirir. Ancak sadece istemekle tatmin sağlanamaz, isteğin yerine gelmesi bir koşula daha bağlıdır: Yeterli güç, egemenlik!... Demek ki bireyin iradesinin, yine bireyin sahip olduğu bir kuvvetle, “egemenlik” dediğimiz kuvvetle bir arada bulunması, onun tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Aksi halde istek yerine getirilemez.

İki örnek:

-Bir bebek acıkınca ağlar, bağırır, tepinir; ancak isteğini kendisi yerine getiremez. Çünkü gücü yoktur. Ancak büyüdüğü zaman bu isteğini yerine getirebilir.

-Yoksul bir işçi lüks bir lokantada yemek yiyemez, çünkü parasal gücü yoktur. Bunu ancak patronu yapabilir.

Sorular:

1) İrade ve egemenlik kavramlarını tanımlayınız.

2) İsteklerin kaynakları nelerdir?

3) Birey iradesinin gerçekleşmesi için ne gereklidir?

4) Örnekteki bebek, büyüyünce, beslenme isteğini neden kendisi yerine getirebilir?

5) İşçinin lüks bir lokantada kendine yemek ısmarlayabilmesi için ne gereklidir?

**

2.KONU: MİLLÎ İRADE NEDİR?

İrade ve egemenlik kavramları, bir birey için söz konusu olduğu gibi, bir topluluk için, bir millet için de söz konusudur. Bu son durumda “Millî İrade” ve “Millî Egemenlik” dediğimiz kavramları elde ederiz. Bunlar sırasıyla “millete ait irade”, “millete ait egemenlik” anlamında kullanılır.

Millî İrade bir milletin ortak arzuları, tercih ve eğilimleridir; milleti oluşturan bireylerin arzularının, emellerinin bileşkesidir.

-Bu tanımdaki “ortak” sözcüğü “birden fazla kimseyi ilgilendiren” anlamındadır.

Örnek:  Beslenme, barınma-konut, giyim, sağlık, güvenlik,… gibi istekler birçok insana, hatta bütün insanlara özgü olan, onların her birini ilgilendiren ihtiyaçlardan kaynaklanan ortak arzulardır. Sevme ve sevilme, ilgi görme, bir gruba üyelik, başarı, prestij gibi sosyal ihtiyaçlardan kaynaklanan arzular da öyledir. Bunlar da birden fazla insan tarafından açığa vurulan isteklerdir.

-“Bileşke” ise, “bir toplumun, bir milletin belli bir anda hissettiği birkaç ihtiyacın toplam şiddetine eşit olan ihtiyaç durumu” anlamına gelir. Hangi ihtiyaç güçlü ise öncelik ondadır, diğerleri şiddetlerine göre sıraya girer.

Varsayalım ki toplumun yalnızca iki ihtiyacı var: Beslenme ve özsaygı… Beslenme arzusu özsaygıdan daha şiddetli hissedilir. Bu takdirde bileşke; iki ihtiyacın da hissedildiği, ancak beslenme arzusunun özsaygıdan daha kuvvetli (ağırlıklı) hissedildiği bir ihtiyaç durumu olacaktır. Beslenme arzusu, özsaygıdan önce gelecek, özsaygı ikinci sıraya yerleşecektir.

Tıpkı birey iradesi gibi, Millî İrade de realite olmak, fiilen gerçekleşmek ister.

Acaba, bu gerçekleşmenin koşulu nedir?

Sorular:

1) Millî İrade kavramını tanımlayınız.

2) Millî irade tanımında geçen "ortak" sözcüğü ne anlama gelmektedir*

3) Millî irade tanımında geçen "bileşke" sözcüğü ne anlama gelir?

4) Az sayıda insan arasında ortak olan ihtiyaçlara bir örnek veriniz.

5) Varsayalım ki, bir toplumda sadece iki ihtiyaç var: Beslenme ve barınma. Bu takdirde adı geçen isteklerin bileşkesi nasıl olacaktır?

**

3. KONU: MİLLÎ İRADE NASIL GERÇEKLEŞİR?

Bundan önceki konuyu şu soruyla bitirmiştim: “Tıpkı birey iradesi gibi, Millî İrade de realite olmak, fiilen gerçekleşmek ister. Acaba, bunun koşulu nedir?” Başka bir deyişle Millî İrade’nin fiilen gerçekleşmesinin koşulu nedir? Konumuz budur.

a) “Millî İrade'nin Gerçekleşmesi” Ne Anlama Gelir?

Önce, “Millî İrade’nin gerçekleşmesi” ne demektir, kısaca açıklayalım.

Millî İrade’nin gerçekleşmesi demek, halkın bütün bireylerinin isteklerinin, yani ihtiyaçlarının yeterli ölçüde karşılanması demektir. Örneğimize göre, milleti oluşturan bireyler; yeterli ölçüde beslenebilmekte, elverişli konutlarda oturmakta, sağlık ve eğitim hizmetlerinden yeterli ölçüde yararlanabilmektedir. Millî İrade yerine gelmiştir, gelmektedir.

Bu ihtiyaçlardan biri veya birkaçının tatmin edilmemesi, Millî İrade’nin gerçekleşmemesi anlamına gelir.

b) Millî İrade’nin Gerçekleşmesi Koşulu

Bu koşul şu iki unsuru kapsar:

- Millî İrade, Millî Egemenlik, yani "milletin gücü" tarafından desteklenecek,

- Millî İrade’yi tatmine yönelik devlet hizmetleri olacak.

Buna göre: Milli İrade’nin gerçekleşmesini ülkedeki kurulu düzen, yani devlet teşkilatı sağlayacaktır, Ancak bu teşkilatın bütününde egemenlik yalnızca milletin elinde olacaktır.

Millî İrade’nin gerçekleşmesi koşulu kısaca şudur: Millet; kendi egemenliğine dayanarak, devlet teşkilatı vasıtasıyla iradesini, yani Millî İrade’yi yerine getirir. Böylece Millî İrade bir realite olur, gerçekleşmiş olur.

Örnek veriyorum:

-Bireyin, yani yurttaşın beslenmesi, barınması, giyinmesi,… gerekir. Bunun için gelir sahibi, bir iş sahibi olmalıdır. Devlet; onlara iş imkânları açmalıdır.

-Vatandaş fiziki varlığının korunmasını ister. Canı, malı emniyette olsun ister. Öyleyse devlet ülkede emniyet ve asayiş sağlamalıdır.

-Yurttaş, sağlığı yerinde olsun ister. Ülkede yeterli sağlık hizmetleri olmalıdır. Yurttaş bu hizmetlerden bir engel olmadan, kolaylıkla yararlanabilmelidir.

Örnekler artırılabilir.

Bu ve benzeri hizmetlerin bazıları, devletin kontrolü altında özel sektör tarafından da yerine getirilebilir.

Sorular:

1) Millî İrade’nin gerçekleşmesi ne demektir, açıklayınız.

2) Millî İrade'nin gerçekleşme koşulunun iki unsurunu sayınız.

3) Millî İrade'nin gerçekleşme koşulunu bir cümle ile ifade ediniz.

4) Devletin, yurttaşlarına yeterli iş alanları açmaması ne anlama gelir? Neden?

**

4. KONU: TÜRKİYE ÖRNEĞİNDE MİLLÎ İRADE

Konuyu Türkiye örneğinde ele alalım:

Türk Milletinin sahip olduğu kaynaklar (insan gücü, doğal kaynaklar, sermaye, teknik bilgi); yine milletin hizmetinde, onun iradesi yönünde, onun ihtiyaçlarını tatmin istikametinde kullanılmalıdır. Türk milleti; egemenliğine dayanarak, kurduğu devlet teşkilatı vasıtasıyla kendi iradesini, Millî İrade’yi yerine getirir.

Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ana görevi şudur: Ulusal egemenliğin, her zaman, Türk milletinin iradesini yerine getirecek şekilde kullanılmasını sağlamak.

Bu görevi ifa etmek üzere, devlet -Anayasamızda belirtildiği gibi- üç temel işleve göre örgütlenmiştir: Yasama,  Yürütme, Yargı. Yasama görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisi; Yürütme görevini, cumhurbaşkanı ve hükümet; Yargı görevini mahkemeler yerine getirir. Bu üç organ yalnızca tek bir merkezden emir almalıdır: Millî İrade!....

Türk Milleti, egemenliğini, vekâlet yoluyla kullanır. Vekili, bu amaçla seçtiği kişilerden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ne var ki, milletvekilleri, Millî Egemenliği, milletin arzu ettiği yönde, Millî İrade yönünde kullanmayabilirler.

Cumhurbaşkanı ve hükümetin bütün çalışmaları –bir şahsın, bir grubun veya bir dış gücün değil- yalnızca milletin ihtiyaçlarının tatmini ile ilgili olacaktır. Kamu hizmetleri Millî İrade esas alınarak hükümetçe belirlenir ve yürütülür. Yargı ise bütün kararlarını Millî İrade’nin adalet ihtiyacına göre alır.

Ne var ki milletvekilleri, cumhurbaşkanı ve hükümetin, mahkemelerin, Millî Egemenliği, milletin arzu ettiği yönde, Millî İrade yönünde kullanmaması riski daima mevcuttur.

Sorular:

1) Türk milletinin sahip olduğu kaynaklar nelerdir, bunlar nasıl kullanılmalıdır?

2) Türkiye Cumhuriyeti devletinin ana görevi nedir?

3) Devletimiz, ana görevini yerine getirmek üzere nasıl örgütlenmiştir?

4) Millî İrade her zaman kesin olarak gerçekleşir mi, yoksa her zaman bir risk söz konusu mudur?

**

5. KONU: MİLLÎ EGEMENLİK DÜZENİNİN TAHRİP EDİLMESİ

Demokrasi rejimini, egemenliğin gerçekten milletin elinde bulunduğu rejimi, “Milli Egemenlik düzeni” olarak tanımlayabiliriz.  Ne var ki, bu düzenin sürüp gitmesinin garantisi yoktur.

a) İki Düşman

Millî Egemenlik düzeni biri iç kaynaklı (ülkenin içinden gelen), öbürü dış kaynaklı (yabancı ülkelerden gelen), iki düşman güç tarafından bozulabilir. Atatürk Gençliğe Hitabesi’nde bunları iç ve dış bedhahlar olarak adlandırmıştır.

İç ve dış bedhahların (düşmanların) hedefi, acaba neden Millî Egemenlik düzenidir?

Çünkü her ikisinin de gözü ülkenin ekonomisindedir, kaynaklarında, stratejik konumundadır. Kendi ihtiyaçlarını tatmin için, servetlerini artırmak için, ülkenin kaynaklarını olabildiğince ele geçirmek isterler. Bu da devlet işlerinin, Millî İrade doğrultusunda değil, onun dışındaki, düşman güçlerin iradelerine uygun olarak yürütülmesini gerektirir. Gerçek hayatta olan da budur: Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet, mahkemeler, kamu hizmet birimleri; görevlerini yaparken, Millî İrade’ye göre değil, düşman iradelere uygun olarak hareket edebiliyorlar.

b) Düşman Düzeni

İşte yozlaşmış olan bu ikinci düzene, “ “düşman düzeni” veya “sömürü düzeni” adını verebiliriz.

“Düşman düzeni”nde Millî İrade bertaraf edilmiş, millet devlet teşkilatından dışlanmış, ülke sömürgeleştirilmiştir. Geçerli olan; yalnızca yabancılar, dış güçler ile, -genellikle bir süper güç ile- iç bedhahların, işbirlikçilerin iradeleridir. Milletin gücü, Millî Egemenlik, dolayısıyla da ülke kaynakları artık tamamen bu millî olmayan güçlerin iradeleri ve planları yönünde kullanılmaktadır. Millî irade felç olmuştur.

Böyle bir düzenin çok tehlikeli bir sonucu daha vardır ki, o da Tam Bağımsızlığın tahrip edilmesi, zamanla yok olmasıdır. Hatırlayalım ki, Tam Bağımsızlık Millî Egemenlikle birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin iki temel taşından biridir.

Türkiye bugün ne yazık ki, bu durumdadır: Ekonomik kaynaklarımız iç ve dış düşmanların, yabancıların eline geçmiştir, geçmektedir. Millî Eğitim milletin hizmetinde olmaktan çıkmıştır. Millî savunma ülküsü terk edilmiştir.

Peki, nasıl önleyeceğiz bu ölümcül sapmayı?

Atatürkçülükle önleyeceğiz.

Bence, Atatürkçülerin milletimize yapacakları, en önde gelen hizmetlerinden biri; Millî Egemenlik düzeni için mücadele etmeleridir, bu düzenin bilincini her insanımıza aşılamak üzere seferber olmalarıdır.

Sorular:

1) Millî Egemenlik düzenini tanımlayınız.

2) İç ve dış düşmanların hedefi neden Millî Egemenlik düzenidir?

3) Düşman düzeninin diğer ikinci tehlikesi nedir?

4) Türkiye'de bugün hangi düzen geçerlidir, Millî Egemenlik düzeni mi, düşman düzeni mi, neden?

5) Düşman düzenine karşı Atatürkçüler nasıl mücadele etmelidir?

**


6. KONU: MİLLÎ EGEMENLİK:  KAYNAKLARI, TANIMI VE NİTELİKLERİ

“Milli Egemenlik’ Atatürkçü öğretinin temel kavramlarındandır.

Millî Egemenlik bir güçtür, maddî ve mânevi bir kuvvettir.

Bu güç nereden kaynaklanır, nasıl tanımlanabilir, nitelikleri nelerdir?

a) Millî Egemenliğin Kaynakları

Millî Egemenliğin kaynakları dörttür, aşağıda sayıyorum:

-Ülkenin nüfusu (insangücü, ordusu),

-Beyin ve bilim gücü (eğitim düzeyi, kültürel, bilimsel ve teknolojik birikimi),

-Ekonomik güç (doğal kaynaklar, işgücü, sermaye, üretim),

-Sosyal ahlak düzeyi.

Millî Egemenliği “oluşturucu güçler” adını verebileceğimiz bu dört gücün bileşimi Millî Egemenliği meydana getirir.

b) Millî Egemenliğin Tanımı

Öyleyse Millî Egemenliği şöyle de tanımlayabiliriz: Sayıca insan çokluğu (nüfus); coğrafya, geniş ve çeşitli doğal kaynaklarla, kültür birikimleri, ekonomi, düşünce ve duygu hazineleri ile bir araya gelerek muazzam boyutlarda maddî ve manevî bir güce hayat verir ki, bu güce “Milli Egemenlik” adı verilir.

Bir millet fizikî, ekonomik, mâlî, kültürel, bilimsel, askerî bakımlardan ne kadar güçlü ise, Millî Egemenlik de o kadar yüksek düzeyde ve etkili olur. Örneğin bir halk ne kadar bilimselleşmişse, egemenliği o kadar etkili olur. Ekonomik bakımdan ne kadar güçlü ise, egemenliğini, kendi iradesi yönünde o kadar rahat kullanır, kullandırır. Sosyal ahlak ne kadar yüksekse, milletvekilleri, hükümet üyeleri, memurlar, hâkimler; görevlerini yaparken o kadar milletin çıkarlarını düşünürler.

c) Millî Egemenliğin Nitelikleri

Ulusal egemenliğin olmazsa olmaz nitelikleri vardır. Atatürk bunları şöyle sıralamıştır:

-Millî egemenlik birdir.

-Millî egemenlik bir bütündür, bölünemez, parçalara ayrılamaz.

-Ortak kabul etmez.

-Millî egemenlik terk ve iade edilemez,  devredilemez, kimseye bırakılamaz. Tek bir zerresi bile feda edilemez.

İç ve dış düşmanlar; Millî Egemenliği zayıflatmak için, gasp etmek için bu saydığım niteliklere saldırır, onları ortadan kaldırmaya çalışırlar. Çünkü ancak o zaman ülke kaynaklarını kendi çıkarları için kullanabilirler.

Sorular:

1) Millî Egemenliğin kaynakları nelerdir, sayınız.

2) Kaynaklarını esas alarak, Millî Egemenliği tanımlayınız.

3) Şunlar Millî Egemenliğin hangi kaynaklarıyla ilgilidir: Eğitim düzeyi, insan gücü. üretim?

4) Millî Egemenliğin niteliklerini sayınız.

5)Düşmanlar Millî Egemenliği hangi amaçla gasp etmeye çalışırlar?

**

7. KONU: MİLLÎ İRADE VE MİLLÎ EGEMENLİK BERABERLİĞİ

Millî İrade bakımından yaşamsal olan bir koşul vardır ki, o da şudur: Millî Egemenlik daima Milli İrade ile bir arada olmalıdır, yoksa gerçekleşemez, somutlaşamaz.

a) Neden Beraberlik?

Milletin varlığının tek güvencesi bu beraberliktir. Neden? Çünkü Millî Egemenlik kendi elinde değilse, millet; iradesini uygulayamaz, kendi istek ve ihtiyaçlarını fiilen karşılayamaz. Gelişemez, ilerleyemez, yoksul kalır. Dış saldırılara açık hâle gelir.

Eğer güç kendi elinde değilse, Millî Egemenlik, bunun insan gücü, bilim ve teknoloji, üretim gibi kaynakları milletin dışında iç ve dış başka odakların eline geçmiş demektir. Bu durumda egemenlik, kendisine yabancı unsurların istek ve emelleri, o odakların refahı ve zenginliği hizmetinde kullanılıyor demektir.

b) Somut Örnek

Örneğin milletin madenleri var, onları kendi çıkarı, kendi refahı yönünde kullanmak, işletmek istiyor; bu istek Millî İrade’dir. Ancak işletemiyor, neden? Çünkü bunu yapmak için güç gerekli, kendisi lehine iş yapacak yasama erki (Meclis), icra erki (hükümet) gerekli… Bu koşullar yok…, madenleri yabancılar işletiyor, bu sayede zenginleşiyorlar. Çünkü milletin, egemenliğini geçici olarak emanet ettiği Meclis, yasaları yabancıların lehine çıkarmış; hükümet, devlet teşkilatı da onların lehine iş yapıyor. Milletle ilgisi olmayan bir takım çıkar odakları; büyük gücü, Milli Egemenliği, kendi lehlerine iş yapar hale getirmişler; bu yoldan güçleniyor, zenginleşiyorlar.

c) Devletin Önemi

Bir ülkede Milli İrade’nin tüm içeriği ile tecelli etmesi, yani gerçekleşmesi şartı şudur: Egemenliğin, bütünüyle milletin hizmetinde kullanıldığı bir devlet teşkilatının var olması... Eğer bu teşkilatta egemenlik; millet değil de, başka odaklar lehinde, yurt içinde bir şahıs veya grup, dışarıda yabancı bir devlet veya kuruluş lehinde kullanılıyorsa, egemenlik milletin elinden alınmış demektir. Dolayısıyla, Millî İrade de lafta kalır, felç olur, gerçekleşemez.

Sorular:

1) Neden Millî İrade ve Millî Egemenlik beraberliği, Milletin varlığının biricik güvencesidir?

2) Millî İrade (Mİ) ve Millî Egemenlik (ME) beraberliğinin olmaması, "sosyal ahlak"ın bozulmasından ileri gelebilir mi, nasıl?

3) Mİ ve ME beraberliğinin olmaması, metinde örnek verdiğim madencilikten başka sektörler, örneğin bankacılık  için de söz konusu olabilir mi, nasıl?

4) Bir ülkede Mİ'nin gerçekleşme koşulu nedir?

5) Mİ hangi durumda gerçekleşmez?

**

8. KONU: TÜRKİYE'DE DURUM

Türkiye’de durum nedir?

Soru şudur: “Türkiye’de Millî Egemenliğin “bölünmezlik ve devredilmezlik” niteliklerine gereken özen ve saygı gösteriliyor mu?”

Yanıtım kesin bir “hayır” olacaktır. Bu saygısızlığın pek çok sebep ve örnekleri vardır.

Birincisi, Türkiye’de gerçek demokrasi rejimi yoktur, “lider demokrasisi” vardır. Kararları tek bir şahıs, onun çevresi; kendi veya dış güçlerin çıkarlarını gözeterek, almaktadır.

İkincisi, Türkiye’de “sadaka demokrasisi” vardır. Bu durum, halkın siyasal iradesinin, ipotek altına alınmasını kolaylaştırmaktadır.

Üçüncüsü, kimi emperyalist ülkelerle yapılan anlaşmalar sebebiyle, ulusal kararlar bu odakların çıkarları yönünde alınmaktadır.

Dördüncüsü, TBMM bazı yasama yetkilerini -üyesi bile olmadığı- Avrupa Birliği adlı uluslararası kuruluşun organlarına devretmiştir.

Özetle, Türkiye’de Millî Egemenlik kullanılırken, Millî İrade hesaba katılmıyor. Türkiye’de Milli Egemenlik kâğıt üzerinde millete aittir, uygulamada ise iç ve dış Millî İrade düşmanlarına…

Oysa, egemenliğin millete ait olduğu bir devlette Meclis yalnızca milletin lehine yasalar çıkartır, hükümet yalnızca milletin lehine işler yapar, mahkemeler yalnızca milletin lehine olan kararlar alır; bir şahsın, bir zümrenin veya yabancı güç odaklarının, emperyalist devletlerin değil!...

Sorular:

1) "Lider demokrasisi" nedir, araştırıp öğreniniz. Millî Egemenliğe neden zarar verir?

2) "Sadaka demokrasisi" nedir, araştırıp öğreniniz. Millî Egemenliğe neden zarar verir?

3) Avrupa Birliği nedir, araştırıp öğreniniz. Millî Egemenlikle neden uyuşmaz?

4) Egemenliğin millete ait olduğu bir ülkede Meclis, hükümet ve yargı nasıl davranır?

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura