Atatürk Okulu > Cumhuriyetçilik Dersleri
17-02-2016
BİRİNCİ GÖREV SINIFI İÇİN “CUMHURİYETÇİLİK" DERSİ DOKÜMANI

Cihan Dura

17.2.2016

 


 

ATATÜRK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ ÖNCE BİR SÜTUN, SONRA İKİ ANA SÜTUN ÜZERİNE KURMUŞTUR:

BİR: MİLLİYETÇİLİK...

DİĞER İKİSİ: MİLLÎ EGEMENLİK… TAM BAĞIMSIZLIK...

ATATÜRKÇÜLÜĞÜ ÖĞRENMEK İSTEYEN HER YURTTAŞ, HER GENÇ, İŞE BU ÜÇ İLKEYİ ÖĞRENMEKLE BAŞLAMALIDIR. ANCAK BUNLARI SAĞLAMLAŞTIRAN, YAŞATAN, ÖĞRENECEĞİMİZ YEDİ İLKE DAHA VARDIR.

BU İLKELERDEN HALKÇILIK İLKESİNİ GÖRDÜK, ŞİMDİ SIRA CUMHURİYETÇİLİK İLKESİNDE…

CUMHURİYETÇİLİK NEDİR? AŞAĞIDA 8 KONU HALİNDE ÖZETLE AÇIKLADIM.

I. Konu: TÜRKİYE CUMHURİYETİ

2. Konu: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

3. Konu: HÜKÜMET: ATATÜRK DÖNEMİ

4. Konu: HÜKÜMETLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR

5.Konu: İDARE VE ORDU

6.Konu: ADLİYE TEŞKİLATI

7. Konu: CUMHURİYETİ KORUMAK

8. Konu: GENÇLER VE ÖĞRETMENLER

HAYDİ ARKADAŞLAR, DAVRANALIM! BU KONULARA DA ÇALIŞALIM.

EN İYİSİ, EVİMİZDE, ÇEVREMİZDE, ARKADAŞLARIMIZ ARASINDA BİR “1.GÖREV SINIFI” AÇALIM, HER TOPLANTIDA BİR KONU İŞLEYELİM.


 

1.KONU: TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Cumhuriyet, Millî Egemenliğin somutlaşmasıdır, ete kemiğe bürünmesidir. Bütün ülkeyi kapsayan dev bir örgüt olarak kendini göstermesidir. Türkiye Cumhuriyeti bunun bir örneğidir.

a) Cumhuriyetin Tanımı ve Nitelikleri

- Cumhuriyet halk idaresidir, demokrasi esasına dayanan devlet şeklidir. Millî Egemenlik en iyi Cumhuriyet’le gerçekleşir. Cumhuriyet yüksek ahlaka dayanır. Ahlakın zayıf olduğu toplumlarda yaşamaz.

Türkiye cumhuriyetle idare edilir. Türkiye Cumhuriyeti milletimizin doğrudan doğruya, kendiliğinden kurduğu devlet teşkilatı ve hükümettir.

- Cumhuriyet idaresi Türk milletinin tabiat ve karakterine en uygun olan yönetim şeklidir. Cumhuriyet’te hükümet millettir, millet de hükümet. Milletle hükümet arasında ayrılık yoktur.

Cumhuriyet demokrasiyle özdeştir. Herkesindir: Yurttaş olarak “ne mutlu Türküm” diyen herkesin cumhuriyetidir. Ulusaldır: Türkiye Cumhuriyeti kat kat ulusallık üzerinde yükselmiştir: Ulusal savunma, ulusal iktisat, ulusal kültür, ulusal eğitim ve öğretim gibi.

- Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı temeller devrimlerdir, devrim kanunlarıdır; Türk toplumudur, yüksek Türk kültürüdür. Türkiye Cumhuriyeti Emperyalizm’e karşı verilen silahlı bir mücadele sonunda kurulmuştur. Temelinde antiemperyalist bilinç yatar. Türk kahramanlığının, ulusal azmin ve ulusal bilincin ürünüdür.

b) Cumhuriyetin İşlev ve Faydaları

Cumhuriyet idaresi çok önemli işlevleri yerine getirmiş, halkımıza birçok faydalar sağlamıştır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

- Millî Egemenlik: Cumhuriyet’in ilk işlevi millet egemenliğini gerçekleştirmesidir. Cumhuriyet Milli Egemenliğin korunmasının en sağlam güvencesidir.

- Halkın Özgürlüğü, Gönenci ve Güvenliği: Cumhuriyet idaresi yurttaşların özgürlüğünü tanır, ona saygı gösterir. Milletimizin gönenç ve huzuruna her şeyden fazla önem verir. Yurttaşların güvenlik içinde yaşamalarını sağlar. Cumhuriyet idaresinde Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Hükümet yalnızca halkın özgürlüğü, halkın rahatı ve güvenliği için çalışır.

- Karşılıklı Güven ve Benimseme: Cumhuriyet halkımıza özgüven vermiştir, devletine güven duygusu aşılamıştır. Devleti ve hükümeti kendi eseri ve koruyucusu bilmek, bir millet için büyük nimettir, büyük onurdur. Türk milleti bu sonuca Cumhuriyet’le ulaşmıştır.

- Ulusal Kaynakları İşleme: Cumhuriyet milletimizin uygarlık yeteneğini geliştirir, ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını işletir. Bu kaynakları Türk milletinin gönenci ve gelişmesi yolunda kullanır.

- Uluslararası Saygınlık: Cumhuriyet ülkemizin hak ettiği itibarı sağlayıp koruyacak biricik yönetim şeklidir. Milletin yüksek çıkarlarını dış tehlikelere karşı savunmaya hazırdır.

Sorular:

1) Cumhuriyet hangi toplumlarda yaşamaz?

2) Cumhuriyetimiz ulusal mıdır, hangi bakımlardan?

3) Türkiye Cumhuriyeti hangi temellere dayanır?

4) Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk işlevi hangisidir?

5) Cumhuriyet’in “karşılıklı güven ve benimseme” ve “kaynakları işleme” işlevlerini açıklayınız.

**

 

2. KONU: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

I) TBMM’NİN GÖREVLERİ VE OLUŞUMU

Devletimiz Millî İrade’yi yerine getirmek üzere üç temel işleve göre örgütlenmiştir: Yasama,  Yürütme, Yargı. Yasama görevini, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) yerine getirir. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnızca milletin emrine itaat eder. Ülkenin yazgısında biricik yetki ve kudret sahibidir. TBMM milletin seçtiği vekillerden oluşur. Milletvekilleri yetki ve görevlerini millet adına kullanır. Ülkenin çıkarlarını kişisel çıkarlarının üstünde tutar.

Yurttaşlar ülkeyi ve milleti en çok seven, aklına, bilgisine, vicdanına en çok güvendikleri, liyakatli ve ahlaklı insanları vekil olarak seçmelidir. Ancak bu sayede meclis halkın arzularını yerine getirir, millete hizmet eder. Bu, Millî İrade’nin gerçekleşmesi demektir.

II) İLK MECLİS’TEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NE

A) İlk Meclisimiz

İlk meclisimizi Atatürk şöyle anlatır: Büyük Millet Meclisi (BMM) Millî İrade’ye dayanarak Türkiye’nin yazgısına el koymuş olan biricik meşru, egemen ve bağımsız kuvvettir. Emperyalist ülkelerce milletin varlığına karşı yapılan saldırının ardından, 23 Nisan 1920’de kuruldu. Hem kanun yapma hem de yürütme kuvvetini kendinde toplamıştır. Millet ve ülke için yapılması gereken bütün işler Büyük Millet Meclisi’nin yetkisindedir.

B) Bugünkü Meclisimiz: TBMM

Bütün bu esaslar ve görevler -kuvvetler birliği esası dışında- bugünkü meclisimiz için de geçerlidir. 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in ilanı sırasında yasa erki ile yürütme erki birbirinden ayrılmıştır. O tarihten beri Meclis yasa yapar, hükümetse yasaları uygular. Meclis görevini yaparken, Millî İrade’ye göre hareket eder.

C) Meclis’in Görev Süresi

Atatürk’e göre bir meclisin görev süresi uzun olmamalıdır. Aksi halde vekillerle temsil edilenlerin görüşleri birbirinden ayrılmaya ve aradaki bağlar kopmaya başlar. Uzun süre iktidara sahip olarak görev yapan milletvekilleri, yavaş yavaş Millî İrade’den uzaklaşırlar. Süre ne kadar az olursa, millet için o kadar iyidir.

III) YASALAR

A) Yasalar Nasıl Yapılmalı

Meclis’in görevi yasa yapmaktır. Partiler yasaları kendi programlarına uygun olarak çıkarmak ister. Ancak çoğunluk partisinin programı önceliklidir. İdeal olan, iktidar partisinin, diğer partilerle uzlaşma araması, onların görüşlerini de dikkate almasıdır. Bu takdirde Millî İrade daha geniş ölçüde yerine getirilmiş olur.

Yasalar duygularla yapılmaz. Tersine gerçekçi bir yaklaşımla hazırlanmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi hayallerden uzak, gerçeksever olmak zorundadır.

Yasalarda aranacak üç özellik şunlardır: Ulusal ihtiyaçlara uygunluk, hukuk bilimine uygunluk, çağa uygunluk...

B) Yasa Koyucuların Nitelikleri

Yasa koyucular birtakım üstün niteliklere sahip olmalıdır. Yasa teklif eden, yasa yapan, yasa koyucu bir kimse; insanlığın bütün duygularını, bütün tutkularını herkesten daha çok kavramış olmalı, onları herkesten daha iyi bilmelidir.

Sorular:

1) İlk meclisimiz hangi tarihte kuruldu, yetkileri nelerdi?

2) Atatürk’ün Meclis’in görev süresi hakkındaki görüşü neydi?

3) Yasalar nasıl yapılmalıdır?

4) Yasalarda aranan özellikleri sayınız.

5) Yasa yapanlar hangi özelliklere sahip olmalıdır?

**

 

3. KONU: HÜKÜMET: ATATÜRK DÖNEMİ

Devletimizin üç temel işlevinden Yürütme görevini, Hükümet ve cumhurbaşkanı yerine getirir.

Hükümet toplumsal bir ihtiyacın gereğidir. Bir toplumun hükümet yapmaktaki gayesi, ikidir: bir, varlığını korumak; iki, maddi ve manevi bakımdan gönençli ve mutlu olmak. İnsanlar bu iki şey için devlet sahibi olmak, hükümet teşkil etmek zorundadır.

Milletin gönenç ve mutluluğunu temin etmeyen hükümet zararlıdır, kötüdür; terk edilmesi lazımdır.

I) MİLLÎ MÜCADELE YILLARI

a) Atatürk bağımsızlık savaşımızı yürüten, Millî Mücadele yıllarının Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni şöyle anlatır: Hükümetimiz milletin hayat ve bağımsızlığını kurtarmayı biricik kutsal amaç bildi. Bunun için:

-Halkı emperyalizm ve kapitalizmin tecavüz, tahakküm ve zulmünden kurtarmalıydı.

-Milleti, irade ve egemenliğin gerçek sahibi kılmalıydı.

Dış düşmanları kovmak için,  onlarla işbirliği yapıp milleti aldatmaya ve karışıklık çıkarmaya çalışan iç hainleri yola getirmek için orduyu yeniledi, sağlamlaştırdı; orduyu milli bağımsızlığın dayanağı yaptı.

b) Yönetimde kuvvetler birliği mi, yoksa kuvvetler ayrılığı mı geçerliydi? Atatürk bu soruyu şöyle yanıtlar: Ben ve arkadaşlarım hükümeti Millî İrade’ye dayandırdık, kuvvetler birliği esasına göre kurduk.

"Kuvvetler birliği", yasama ve yürütmenin aynı erkte (mecliste) toplanmasıdır. Bunların birbirinden bağımsız olmasına ise, "kuvvetler ayrılığı" adı verilir.

II) SONRAKİ YILLAR

Atatürk Cumhuriyet rejimine geçildikten sonra, 1930’lu yıllarda hükümetle ilgili görüşlerini aşağıdaki gibi ifade etmiştir.

a) Hükümetimiz kişilerin iradesine değil, milletin iradesine dayanır.

Bir hükümet Millî İrade’ye dayanmazsa, kararları kişisel olur, keyfî olur. Bu tür kararlar milletçe kabul görmez, dışarda da geçerli olmaz.

b) Hükümetimiz bütün milletin hizmetindedir

Biz bütün Türk milletinin hizmetkârıyız. Vatandaşlar arasında ayrım gözetmeyiz.

c) Tek kaygımız ulusal sorunların çözümüdür

Cumhuriyet Hükümeti ulusal sorunlar üzerinde şaşmaz bir dikkatle durur. Vatandaşların derdine çare bulmak, ona yardımcı ve destek olmayı görev bilir.

d) Bireylerle hükümet arasında görev ortaklığı vardır

Ülke çıkarları konusunda millet bireyleri ile hükümet arasında görev bakımından ortaklık kurduk. Halkın, hükümetin kudretine olduğu kadar şefkatine de içtenlikle inanmasını sağlanmaya özen gösterdik.  Halkın güvenini kazanmaya büyük önem verdik. Halkın, hükümetin kendi hükümeti olduğuna mutlaka inanması gerekiyordu.

Bir hükümet millet iradesine dayanmalı, bütün millete hizmet etmelidir. Tek hedefi ulusal sorunların çözümü olmalıdır. İşleri yürütürken yurttaşlarla ortak çalışmalıdır.

Sorular:

1) Bir toplum hangi amaçlar için hükümete ihtiyaç duyar?

2) Atatürk bağımsızlık savaşımızı yürüten Büyük Millet Meclisi Hükümeti hakkında neler söylemiştir?

3) Devlet yönetiminde kuvvetler birliği ile kuvvetler ayrılığı ne anlama gelir?

4) Bir hükümet Millî İrade’ye dayanmazsa, hangi olumsuz sonuçlara yol açar?

**

 

4. KONU: HÜKÜMETLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR

Hükümetin kuruluşu, çalışma usulü ve mahiyeti ile ilgili diğer hususlar şunlardır:

A) Kuruluşu

Kural olarak, Meclis’te milletin çoğunluğunu temsil eden parti, hükümeti kurma sorumluluğunu üzerine alır ve kendi programını uygular. Ancak programını uygularken, diğer partilerin hedeflerini de olabildiğince göz önünde tutmalıdır. Çünkü Milli İrade’ye tam uyum bunu gerektirir.

B) Çalışma Usulü

-Yönetimde tek destek ve yol gösterici halkın iradesidir. Hükümet ve onun üyeleri bütün işlerini millet adına ve yalnızca millet lehine yapmakla görevlidirler. Yöneticiler de görevlerini yaparken, milletvekilleri gibi Milli İrade’yi, onun istek ve beklentilerini bir an akıllarından çıkarmayacaktır.

-Hükümet işleri asla tek bir şahsın iradesiyle yürütülemez. Kararlar görüş alış verişi yapılarak alınır. Bakanlar ne başbakanın ne de başka birinin emir kulu olamaz.

-Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulatmaktan ibarettir.

C) Cumhurbaşkanı

Yürütme erkinin iki unsurundan biri hükümetse, diğeri de cumhurbaşkanıdır.

Cumhurbaşkanı Cumhuriyet’in yasalarına ve millî egemenlik esaslarına riayet eder ve bunları savunur. Bir görevi de Türk milletine yönelecek her tehlikeyi önlemektir.

D) İslam’da Hükümet

Bizim dinî hükümlerimizde belirli bir hükümet şekli yer almaz. Cumhuriyet veya mutlakiyet gibi bir şekil belirlenmemiştir.

E) Halka düşen görevler

Bir halk, hükümetin icraatının takipçisi olmalıdır. Yaptıklarını değerlendirmelidir. Bu amaçla şu ölçütü kullanmalıdır: Hükümet; yaptığı icraatta Millî İrade’ye mi dayanıyor, yalnızca milletin isteklerini mi yerine getiriyor? Bundan başka, hükümetlerin icraatı olumsuz olup da millet itiraz etmez, o hükümete geri adım attırmaz veya o hükümeti düşürmezse, bütün kusur ve kabahate kendisi de ortak olmuş olur.

Türkiye’yi yönetenlere, kendilerini o makamlara getiren gücü unutmamaları, o makamlara yalnızca millete hizmet için getirilmiş oldukları her fırsatta hatırlatmak gerekir. Onlara hatırlatmalıdır ki, bir devlet adamı kendi duygularının tutsağı olamaz. Yoksa devlet işlerini yürütemez, halledemez. Ülke kimsenin malı mülkü değildir.

Öte yandan halk da hükümetten hizmet talep ederken, ahlakî davranmayı elden bırakmamalıdır.

Sorular:

1) Bir hükümetin, kendi programını uygularken, diğer partilerin hedeflerini de göz önünde tutması neden faydalıdır?

2) Hükümetin çalışma usulünü anlatınız.

3) İslam dini bir hükümet şekli belirlemiş midir?

4) Halk hükümetin icraatını takip ederken, hangi ölçütü kullanmalıdır?

5) Türkiye’yi yönetenlere hangi hususlar sürekli hatırlatılmalıdır?

**

 

5. KONU: İDARE VE ORDU

I) MEMURLAR

A) Görevleri

Devlet teşkilatının insan unsuru esas itibariyle âmirler ve memurlardır. Ülkenin çeşitli kısımlarının yönetimi, halkın gönenç ve mutluluğunun sağlanması memurların emin ellerine bırakılmıştır. Memurlar huzur ve sükûnun gereğince kurulmasına ve hükümetin görevi olan yasa egemenliğinin gerçekleşmesine gayret eder.

Memurlar görevlerini herkes için eşit olarak yerine getirmelidir. Halka iyi davranmalı, işlerini geciktirmeden halletmelidir.

B) Valiler

İllerin başına iradesi ve önemli işleri başarma yeteneği ile sivrilen yükseköğrenim görmüş, deneyim sahibi, seçkin ve liyakatli insanlar getirilmelidir. Valiler öncelikle Millî İrade’yi göz önünde tutarak iş yapmalıdır. Kendilerine emanet edilen millet gücünü, bu yolda kullanmalıdırlar.

C) Başkent

Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümet merkezi Ankara’dır.

II) HALK ŞİKÂYETLERİ

Halktan gelen başvuru ve şikâyetler devlet teşkilatında daima esaslı bir yankı bulmalıdır. Millî İrade’nin yansımaları olan şikâyetleri en yüksek düzeyde bir ilgiyle sonuçlandırmak gerekir.

Halk şikâyetlerinin bir faydası, devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü anlama imkânı sağlamasıdır. Bu şikâyetler aynı zamanda halkın hangi noktalarda aydınlatılmaya muhtaç olduğunu da gösterir.

III) ORDU

Ordu Millî Egemenliğin bir unsurudur, Tam Bağımsızlığın güvencesidir.

A) Yurt Savunması

Ordu ancak milletin emrinde ve hizmetindedir. Görevi, Millî İrade’nin emrettiği biçimde ulusal çıkarları korumak ve savunmaktır.

Vatan savunması ulusal ödevlerin en kutsalıdır. Ordunun kendisine verilen yüksek ödevi her zaman başarabilecek güçte ve son teknik araçlarla donanmış olmasına özen göstermelidir.

B) Askerlik görevi

Askerlik istisnasız bütün vatandaşlara uygulanır.

C) Ordu Siyaset Dışıdır

Orduyu politikanın dışında tutmak esastır. Siyasi görüşü şu esasla sınırlıdır: Türkiye’nin, ulusal sınırları içerisinde tam bağımsızlığını savunmak.

Sorular:

1) Memurlar görevlerini yaparken hangi hususlara dikkat etmelidir?

2) Valilik makamına hangi niteliklere sahip olanlar getirilmelidir?

3) Halk şikâyetleri neden önemlidir?

4) Ordu kimin emrindedir, görevi nedir?

5) Ordunun siyasi görüşü hangi esasla sınırlıdır?

**

6. KONU: ADLİYE TEŞKİLATI

Devletin üç temel işlevinden biri de Yargı’dır. Yargı görevini adliye teşkilatı, mahkemeler yerine getirir. Diğerleri gibi mahkemeler de Millî İrade’ye göre iş yapar.

I) ADALET VE MAHKEMELER

A) Adaletin Önemi

Hükümet ülkede yasaları hâkim kılmak ve adaleti en iyi şekilde dağıtmakla yükümlüdür. Bağımsızlık, özgürlük, devletin geleceği, her şey adaletle ayaktadır. Bağımsız devletin ayrılmaz bir hakkı olan adalet dağıtma görevine başka kimse karıştırılmaz. Adalet yasalarla dağıtılır.

B) Cumhuriyeti Koruma

Adliyemizin yüksek gücü sayesindedir ki, Cumhuriyet sağlam kalacak, gelişecektir.

C) Mahkemeler

Türkiye’de yargı yetkisi millet adına yasalar ve usuller çerçevesinde bağımsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemelerin tarafsızlığını sağlamak her işin başında gelir. Aksi halde Millî İrade yerine gelmemiş olur.

II) ADALET GÖREVLİLERİ

A) Ülkede devrimlerin korunması, cumhuriyetçi ve halkçı bir idarenin nimetlerinin geliştirilmesi gerekir. Bunların sağlanmasında, mükemmel ve çağdaş bir adliye ile onun yetenekli hâkimlerinin katkısı büyüktür.

B) Hâkimler ve diğer adliye mensuplarının çok iyi yetişmiş olmaları, hizmet şerefleriyle orantılı üstün liyakate sahip bulunmaları adliyemizin ruhu derecesindedir. Bu nitelikleri ölçüsünde, Millî Egemenlik etkili olur.

Yargıçlar görevlerini yaparken hem yurttaşların özgürlüğünü düşünmeli, hem de devlet otoritesinin güçlü kalmasına özen göstermelidir.

III) HUKUKTA DEĞİŞME

A) Hukukta Hedef

Hukukta, takip edilecek yol ancak uygarlık yoludur. Hukuk alanında idarei maslahat, yani işleri oluruna bırakmak, hurafelere bağlılık; milletlerin uyanmalarını, ilerlemelerini engelleyen en ağır bir kâbustur.

B) Zamanın İcapları

Zamanın değişmesiyle hükümler değişir ve değişmelidir. Türkiye halkı insanlık dünyasından soyutlanarak tek başına yaşayamaz. Bütün dünya ile ve bütün insanlıkla beraber yaşar ve yürür! Adliyede de zamanın gereklerini daima dikkate almalıdır. Bütün yeni yapılacak şeyleri ona göre yapılmalıdır.

IV) TÜRKİYE’DE DURUM

Ne yazıktır ki, bugün Türkiye’de adlî sistem bozulmuştur; mahkemelerimiz bağımsız olmaktan çıkmıştır. Gerekli iyileştirici önlemler gecikmeden alınmalıdır: Yargı bağımsızlığı yeniden sağlanarak nesnel ölçütlere dayandırılmalıdır. Yargıç teminatı tam olmalıdır. Çağdaş gelişmelerin gerektirdiği yasalar, zamanında, en uygun şekilde çıkarılmalıdır.

Yasaları işin ehli olanlar hazırlamalıdır. Yasa yapılırken, uygulanırken, yalnızca Millî İrade göz önünde tutulmalıdır.

Sorular:

1) Türkiye’de yargı yetkisini hangi kurumlar kullanır?

2) Hakimler ve diğer yargı mensupları nasıl olmalıdır?

3) Zamanın değişmesi hukuk alanını, adliyeyi nasıl etkiler?

4) Bugünkü Türkiye’de adliye ne durumdadır?

5) Ülkemizin adli sisteminde hangi iyileştirici önlemler alınmalıdır?

**

7. KONU: CUMHURİYETİ KORUMAK

I) CUMHURİYET’İN DÜŞMANLARI

A) İç ve Dış Düşmanlar

Bağımsızlığımızın düşmanı olan,  bizi kalkınma hedefimize erişmekten alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış bedhahlar, yani dış düşmanlardır. Bunlar ülkemizi sömürge yapmak isteyenlerdir, bunun için de uyanmamızı, kalkınmamızı istemeyenlerdir.  Ancak, bizim için dış düşmanlardan daha zararlı, daha öldürücü birileri daha vardır ki onlar da iç düşmanlardır, aramızdaki hainlerdir. Bunlar dış düşmanlara yanaşır, onlara hizmet ederler.  Ulusal bağımsızlığımızın, Cumhuriyetimizin en büyük düşmanı, asıl bunlardır. Çünkü onların işbirliği olmasa, dış düşmanlar bağımsızlığımıza, Millî Egemenliğimize zerre kadar zarar veremez.

İç düşmanlardan dincilere ve sahte Atatürkçülere dikkat! Onlar emperyalistlerle işbirliği yapıp Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmaya,hatta yıkmaya çalışmaktadır. Bugün neredeyse yok olma noktasına getirmişlerdir.

B) Uyanık ve Birlik Olmak

Evet,1938’den sonraki Türkiye’de bazı aksaklıklar, aykırılıklar ve başarısızlıklar olmuştur. Ancak bunların bütün vebalini Cumhuriyet rejimine yükleyemeyiz. Asıl Atatürk’ün yolundan ayrılan yöneticilerin, sözde aydınların, ayrımcılığa, bölücülüğe, dinsel ve etnik sömürülere, emperyalizme ödün verenlerin, kifayetsiz Atatürkçülerin büyük kusurları olmuştur. Bunları görmezden gelmemek gerekir.

Her ne olursa olsun, bugün asıl yapmamız gereken şey; geçmişten ders alarak, Cumhuriyet düşmanlarına karşı sağ görülü ve uyanık olmaktır, birlik olmaktır.

II) CUMHURİYETİ YÜCELTMEK

Cumhuriyeti yükseltmek ve korumak birinci görevimizdir. Birlik olacak, Cumhuriyetimizi sonsuza kadar koruyacak ve savunacağız. Halkımızı aydınlatacak, ona cumhuriyeti anlatıp sevdireceğiz. Cumhuriyeti korumak fikir, eylem, bilinçlenme olduğu için, bu yönde elimizden geleni yapacağız.  Ve zamanı gelince Cumhuriyete hizmet görevini, bizden sonrakilere bir parola gibi devredeceğiz.

Atatürk söz konusu görev ve sorumlulukları şöyle açıklamıştır bize:

-Bizim için tek bir taraftarlık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, düşünsel ve toplumsal devrim taraftarlığı!... Cumhuriyet’e karşı olan tek bir kıpırdanmaya bile göz yummayacak, her an, her yerde mücadele içinde olacağız.

-Yükselteceğiz Cumhuriyetimizi, en yüce mertebelere eriştireceğiz! Hep birlikte kafa yoracağız bu hedef doğrultusunda, her vasıtadan yalnız ve ancak tek bir görüş açısından faydalanacağız. Bu açı şudur: Türk milletini uygar dünyada layık olduğu konuma yükseltmek… Türk Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha fazla güçlendirmek…

- Cumhuriyet prensiplerini yurttaşlarımıza sevdirmek, kalplerine iyice yerleştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmamalıdır.

- Türk Milletine, onun uyanıklığına, ilerleme ve gelişme yeteneğine güvenmelidir.

- “Millî kültür”ün her alanda gelişip yükselmesi sağlanmalıdır, çünkü o Cumhuriyetimizin temel taşıdır.

- Cumhuriyeti korumak düşüncedir, eylemdir, özveridir. Cumhuriyeti korumak Türk kültürüne sahip çıkmaktır. Cumhuriyet’in kutsal temelleri hakkında bilinçlenmektir. Onun sonsuz hayatına inanmak, onun temeline tuğla ve harç taşıyanları anmak, tanımak, tanıtmaktır.

Ey Türk milletine veda ederek bu dünyadan göçmek üzere olanlar! Geride bıraktıklarınıza,  çocuklarınıza son sözünüz şu olsun: “Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait ödevlerim bitmemiştir; onları siz tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz”.

Sorular:

1) “İç ve dış bedhahlar” kimlerdir, neler yaparlar?

2) 1938 sonrasındaki bazı aksaklık ve başarısızlıklardan, asıl kimler sorumludur?

3) Birinci görevimiz nedir, bu uğurda neler yapmalıyız?

4) Atatürk “Bizim için tek bir taraftarlık vardır” derken, neyi kast etmiştir?

5) Zamanı gelince, geride bıraktıklarımıza son sözümüz ne olacaktır?

**

 

8. KONU: GENÇLER VE ÖĞRETMENLER

I) BİRİNCİ GÖREV

Atatürk gençlere hitap ederek diyor ki: “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir, Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yüceltecek ve devam ettirecek olan, sizsiniz.  Türkiye Cumhuriyeti siz değerli evlatlarının,  bugünkü ve gelecekteki kuşağın demir elleri üzerinde yükselecek, sonsuza kadar var olacaktır.”

Ancak ilk görev öğretmenlere düşer. Çünkü yeni nesilleri, Cumhuriyet’in fedakâr öğretmenleri, eğitimcileri yetiştirecektir; o kuşaklar onların eseri olacaktır.

-Öğretmenler asla hatırdan çıkarmamalıdır ki, Cumhuriyet onlardan “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister. Öğretmenlerin başarısı, Cumhuriyetimizin başarısı olacaktır.

Peki, nasıl başaracak öğretmenler bu kutsal görevlerini? Gençlerimizi devrimlerin ve Cumhuriyet rejiminin sahibi ve bekçisi olarak, bunların lüzumuna inanmış yurttaşlar olarak yetiştirerek!

II) ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE İKİ HİTABI

A) Birincisi

Türk Genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Onları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı, bir hareket duyduğu an, bu ülkenin polisi vardır, jandarması, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır.

B) İkincisi

Ey Türk gençliği! Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur.

Bir gün bağımsızlığını ve Cumhuriyetini savunma mecburiyetine düşersen, göreve atılmak için, içinde bulunduğun durumun imkân ve koşullarını düşünmeyeceksin!

Bağımsızlığına ve Cumhuriyet’ine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir galibiyetin temsilcisi olabilir. Zorla ve hile ile sevgili vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. İktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını, istilacıların siyasî emelleriyle birleştirebilir.

Ey Türk geleceğinin evlâdı! İşte, bu durum ve koşullar içinde dahi görevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Sorular:

1) Atatürk hangi sözüyle genç kuşakları Cumhuriyet’i yüceltmekle görevlendirmiştir?

2) Cumhuriyet’in korunması ve yüceltilmesinde öğretmenlerin rolü nedir?

3) Türkiye’de devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisi kimdir?

4) Türk gençliğinin birinci görevi nedir?

5) Türk gençliği hangi durum ve koşullarda dahi, görevini yerine getirmekte tereddüt etmeyecektir?

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura