Yazı Kategorileri > Ekonomi Yazıları
08-10-2014
BAĞIMSIZ OLMAYAN EKONOMİNİN SONU: KIRILGANLIK

Cihan Dura

8.10.2014


Dolar kuru Eylül ayı başında 2.15 TL idi, bugünse 2.28 TL düzeyinde. Bir ay içinde yüzde 6’nın üzerinde değer kazandı Dolar. Amerikan parasının bu hamlesi ilk değil: Yükselme, son bir buçuk yılın en önemli olaylarından biri olarak üç aşamada gerçekleşti: Önce Haziran 2013’e kadar ve sonrası… Kur yaklaşık olarak, 1.80 TL’den 2.00 TL’ye yükseldi; sonra 2.00 TL’den 2.20 TL’nin üzerine çıktı. Bugünse 2.30’u deniyor, bu da üçüncü hamle…

1) Dolar kurunun artması Türkiye gibi dış ticareti önemli ölçüde dışa bağımlı olan ülkelerde çok olumsuz etkilere yol açıyor. Çünkü hem ithalatımız ve ihracatımız açısından, hem de bunlar kanalıyla yurtiçi üretim ve tüketim açısından önemli derecede diğer ülkelerdeki, özellikle de Batı’daki gelişmelere bağımlı hale geliyoruz. Kısacası, ekonomisi çok kırılgan olan bir ülkeyiz.

Dolar kurundaki artış, Türkiye’de birçok sanayide dalga dalga, zincirleme maliyet ve fiyat artışlarına yol açıyor. Üretim maliyetleri, dolayısıyla mal fiyatları artıyor. Halk, tükettiği malları daha pahalıya satın almaya başlıyor. refah düzeyi düşüyor. Dolar’ın pahalılaşması ihracatımızı da olumsuz etkiliyor. Kısa vadede ihracatçı memnun olacaktır ama uzun vadede üretim maliyetlerinin artması, ihraç ürünlerimizin rekabet gücünü zayıflatabilecektir. Dış açık artacak, dış borçlanma ihtiyacı şiddetlenecektir.

Türkiye ekonomisi, yalnız bugün mü yaşıyor bu sorunları? Hayır, Dolar kuru ne zaman artsa, aynı tablo ile karşı karşıya kalıyor. Neden? Çünkü ileri derecede dışa bağımlı, “kırılgan” bir ekonomimiz var. Bağımlılık giderek arttı, AKP döneminde doruk noktasında…

2) Dolar Türkiye’de neden güçleniyor? TL neden zayıflıyor? Literatürde, basında öteden beri ileri sürülen sebepler şunlar: ABD Merkez Bankası FED’in politikaları (erken faiz artırımı beklentisi, tahvil alımının azaltılması, ekonomik büyüme,…), Avrupa Birliği’ndeki ekonomik durgunluk, savaş tehlikesi (Ukrayna, Ortadoğu: Suriye, Irak)…

Bu açıklamalar elbette doğru, ancak Türkiye bakımından yeterli değil, sadece bunlarla yetinilmesi sakınca doğuruyor; çünkü çok önemli olan şu faktörü dikkatten kaçırıyor: Ekonominin kırılganlığı, kırılganlık niteliği!... Bunu doğuran da uzun yıllardır izlenen, AKP döneminde iyice etkinleşen dışa bağımlı neoliberal politikalardır.

3) Evet, Türkiye ekonomisi kırılgan olduğu için dış değişmelerden çok çabuk ve şiddetle etkileniyor. Örneğin, döviz kuru daha hızlı yükselebiliyor. Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de var dış şoklara karşı kırılgan olan. Ancak aralarında en kırılgan olanı Türkiye... Hepsi de bu duruma kendi uyguladıkları politikalar yüzünden düşmüştür, tabii Türkiye de. 

Ne demektir bir ekonominin kırılganlığı? En basiti bir tanımla “ülke ekonomisinin bir veya daha fazla dış tehdit karşısında, aşırı duyarlılığı, zayıf kalıp kendini savunamaması” demektir. Bu zayıflık şu olgulara yol açar: Yüksek enflasyon, zayıf büyüme, sıcak paraya bağımlılık, büyük cari açık, yüksek dış borç ihtiyacı... Peki, ekonomimiz neden kırılgan, Türkiye neden “kendisi sorumlu” kırılganlığından?

Çünkü Türkiye uzun yıllardır reel ekonomiye dayalı, bağımsız bir gelişme politikası uygulamadı, bugün de uygulayamıyor. Sorun özellikle dış ekonomik ilişkiler açsından önemli… Şöyle ki, Türkiye ithalat yapısı bakımından yabancı ekonomilere aşırı bağımlı bir ülke... Ekonominin döviz gelirleri de sağlam kaynaklara, örneğin ihracat geliri gibi kaynaklara dayanmıyor. Tasarruf oranımız çok düşük,  finansal açıdan da dışa bağımlı bir ekonomimiz var.

‘***’

Sonuç olarak diyebilirim ki:

Bir ilkede bağımsız olması gereken alanlardan biri, hatta en başta geleni ekonomidir. Eğer geçen 75 yıl boyunca hükümetler ve iş dünyası; ekonomik bağımsızlığımıza gereken önemi verselerdi, Avrupa ile, ABD ile, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarla yapılan bir tür sömürge anlaşmaları yoluyla, ekonomik bağımsızlığımızı eleğe çevirmeselerdi, Türkiye üretim ve dış ticaret yapısını kendi ulusal çıkarlarına göre düzenler, üretim ve ithalatın bu derecede dışa bağımlı olmasına izin vermezdi. Kalkınmasını sağlıklı bir sanayileşmeye dayandırır, aşırı borçlanmaya gitmezdi. Netice olarak dış faktörlerden, bu arada döviz kurunda meydana gelen dış kaynaklı artışlardan, ABD’nin politika değişikliklerinden bu derecede olumsuz etkilenmez, kırılgan değil, güçlü ve sağlam bir ekonomiye sahip olurdu.

Ekonomimizin bugünkü kırılgan yapısından, ulusal politikalardan, iktisadi bağımsızlık ilkesinden giderek sapan Atatürk sonrası hükümetler, en fazla da on bir yıldır Türkiye’yi yöneten AKP iktidarı sorumludur.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura