Yazı Kategorileri > Atatürk Yazıları
17-11-2015
ATATÜRK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’Nİ ANLATIYOR

Cihan Dura

17 Kasım 2015

 

 


 

 

İki Mustafa Kemal vardır: Biri benim, et ve kemikten, geçici Mustafa Kemal... Diğeri Ölümsüz Mustafa Kemal… Onu "ben" kelimesiyle anlatamam; o, ben değildir, o bizdir! O, ülkemizin her köşesinde yeni fikir ve yeni hayat için, büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasıyım sadece. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sensin; o Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan Mustafa Kemal, yaşaması ve başarılı olması gereken, Ölümsüz Mustafa Kemal sizlersiniz!

 

Bu yazıda Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi hakkındaki görüşlerini anlatıyor. Ölümsüz Mustafa Kemal güncelliyor, tamamlıyor, düzenliyor.

1-Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin meclisidir. Milletin vekillerinden, milletin verdiği yetki ve görevleri yerine getiren kişilerden oluşur. Bir milletvekili ülkenin yüksek çıkarlarını her türlü düşüncenin, kişisel çıkarlarının üstünde tutar. Milletvekili yüksek karakterli olmalıdır; bilgili, dürüst, güvenilir, yurtsever olmalıdır.

2- Meclis yalnızca milletin emrine itaat eder. Ülkenin yazgısında biricik yetki ve kudret sahibi odur. Ülkenin düzeni, iç ve dış emniyet ve dokunulmazlığı için en büyük güvencedir. Büyük ulusal sorunlar ancak Büyük Millet Meclisi’nde çözüm bulur. Meclis yurtseverliğin, çalışkanlığın, önlem almakta isabetin ideal örneğidir. Yurdun korunması ve bayındırlığı için en yüksek ulusal esin ve kudret kaynağıdır. Türk milletinin sevgi ve bağlılığı daima Büyük Millet Meclisi’ne yönelik oldu ve daima ona yönelik olacaktır.

3 - Meclisimizin, Millî Mücadele’de ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlıca üç görevi öne çıktı: Meşru savunma ve tam bağımsızlığı sağlamak, hilafet ve saltanatı kurtarmak, halkın sorunlarını çözecek ve ülkeyi kalkındıracak adımlar atmak... Bu görevler yerine getirildi. Ancak yeni devletimizle bağdaşmayacağı görüldüğünden, zamanı gelince saltanat ve hilafet kaldırıldı. İşte benim bu konularda söylediklerim:

4- Bugün Türkiye devleti doğrudan doğruya bir meclis, bir şura hükümeti ile idare edilir ve sonsuza kadar böyle idare edilecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulusal sınırlar içinde hayat ve bağımsızlığını sağlamak, hilafet ve saltanat makamını kurtarmak andıyla teşekkül etmiştir. Dolayısıyla, hayat ve bağımsızlığını, biricik ve kutsal emel bildiği Türkiye halkını, emperyalizm ve kapitalizm tahakküm ve zulmünden kurtararak, irade ve egemenliğinin sahibi kılmakla amacına ulaşacağı kanaatindedir. Millet Meclisi milletle ilgili olan sorunlarda, milletin hayatıyla, milletin bağımsızlığıyla ilgili olan işlerle yakından ve etkili bir şekilde ilgilenir. Bütün dış ilişkilerde muhatap, yalnız ve yalnız odur.

5- Meclis millî iradeye dayanarak Türkiye’nin yazgısına el koymuş olan biricik meşru, bağımsız ve egemen kuvvettir. Her şey onun elindedir. Emperyalist kuvvetlerce milletin varlığına karşı yapılan tecavüzün ardından, meşru savunma amacıyla kuruldu. Meclis millî sınırlar içinde tam bağımsızlığı güvence altına almak için toplandı. Meclis; milleti kapitalist ve emperyalist boyunduruğundan kurtarmakta başarılı olacağına, millî iktidar ve egemenliği yeniden kuracağına kuvvetle inanmaktadır.

6- Yüce Meclis kanun yapma ve icra kuvvetini kendinde toplamıştır. Bütün devlet işlerine fiilen el koymuştur; yani hükümet kendisidir. Millet ve ülke nam ve hesabına biricik başvuru yeri orasıdır. Bu meşru hakkı, bu ulusal hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile, hiçbir görüş ile, hiçbir şahsa ve hiçbir kurula terk edemez.

7- Millet ve ülke için yapılması gereken bütün işler, kanun yapmak, kanuna göre şunu ve bunu icra etmek, her ne lazımsa bütün bu görevlerin yapıldığı yer Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu, Tam Bağımsızlık ve Milli Egemenliğin korunması için konulmuş kesin bir esastır. Ancak bir meclis ne kadar büyük olursa, milli egemenliği o kadar çok temsil eder. Böyle bir meclisin, yapılması doğal olan ve konulmuş kanunların dahilinde bulunan işlerle de iştigal etmesi esas itibariyle gereksizdir. Dolayısıyla icra görevleri hakkında bir noktadan sonrası için, yine kendi içinden seçtiği bir heyeti görevlendirir ki, ona biz vekiller heyeti diyoruz.

8- Yüce Meclis’in başlıca görevlerinden biri halkın sorunlarını çözmektir. Millî Mücadele’de millete rehberlik etmiş olan Büyük Millet Meclisi; halkın uygarlık ve ilerlemeye olan şiddetli özlem ve ihtiyacı konusunda da isabetle yol göstericilikte bulunmayı görev bilir. Halkın öteden beri karşı karşıya bulunduğu sefalet nedenlerini, yeni araçlar ve teşkilat ile, başlanan reformlarla ortadan kaldırarak yerine gönenç ve mutluluk ikame etmeyi en önemli bir hedef olarak değerlendirir. Dolayısıyla toprak, eğitim, adliye, maliye, iktisat ve vakıf işlerinde, diğer sorunlarda toplumsal kardeşlik ve yardımlaşmayı hâkim kılarak, halkın ihtiyaçlarına göre yenilikleri ve kurumları vücuda getirmeye çalışacaktır. Bunun için de siyasî ve toplumsal ilkelerini milletin ruhundan almak ve uygulamada milletin eğilimlerini ve geleneklerini gözetecektir. Toplumsal kardeşlik ve işbirliği temeline dayalı, milli ihtiyaçların gerektirdiği yeni bir teşkilatlanmayı planlayan meclisimiz, ulusal özellik ve gelenekleri hesaba katmak suretiyle reformları uygularken, kendine özgü milli prensiplere dayanacaktır.

9- Herhangi birine yetki ve sıfat veren yine yalnız Büyük Millet Meclisi’dir. Bu hususu, başkumandanlık sorunu dolayısıyla Meclis’de yaptığım konuşmada ve Cemal Paşa’ya yazdığım bir mektupta açıklamış, şunları söylemiştim: Görüyorum ki, yüce meclis Başkumandanlık teklifinin tartışılması sırasında, kanun yapma ve icra haklarının tek bir şahsa verilmesinden tereddüde düşmüştür. Ben buna çok memnun oldum. Çünkü hiçbirimizin şahsı söz konusu değildir. Yetki ve sıfatı ancak Meclis verir. Şahıslar söz konusu olunca, yüce Meclis’i oluşturan zatlardan biri olarak, benim de herhangi bir yetkiye, yasal ve meşru bir sıfata sahip olabilmem mutlaka yüce Meclis’in varlığına bağlıdır.

10- Hiçbirimiz bu meclisin onayını almayacak bir icraatta bulunamayız. Hiç kimse Meclis’in iradesi dışında hareket edemez. Kuşkusuz bu, takdire ve öğünmeye değer bir durumdur. Şunun veya bunun pazu kuvvetiyle ve zorbalıkla duruma hâkim olmasına ihtimal yoktur. Ancak akıl ve anlayışlılık, bilim ve iktidar etkili olabilir. Bu niteliklerin başında da millet ve Millet Meclisi’nin geniş anlamıyla emniyet ve itimadına, itibarına mazhar olmak şartı vardır. Eğer Meclis’in varlığı herhangi bir şekilde saldırıya uğrarsa, ona mensup olmakla sahip bulunduğum bütün nitelikler ve yetkiler kendiliğinden ortadan kalkar. Bundan sonra yapılacak işlerin de elbette milletin arzu ve iradesiyle ilgisi kalmaz ve elbette bunlara milletçe itaat olunmaz.

11- Benim hayatta arzularımdan önde gelen biri şu olmuştur: Ülke işlerinin Büyük Millet Meclisi’nde serbestçe, millete açık olarak tartışılması…  İyi niyet sahibi vekillerin ve partilerin, kendi görüşlerini ortaya koyarak milletin yüksek çıkarlarını aramaları... İnanıyordum ki, Büyük Millet Meclisi’nde Türk milletinin gözü önünde açıkça konuşulamayacak hiçbir şey yoktur. Bu benim gençliğimden beri âşık ve taraftar olduğum bir uygulamaydı. Bu sayededir ki, yasama görevi daima millet iradesine uygun olarak yerine getirilir. Tartışmaların açık olması bu uygunluğun denetimini kolaylaştırır.

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura