Atatürk Okulu > İkinci Din
02-08-2016
ALLAH İLE ALDATANLARIN KORKULU RÜYASI TÜRK ORDUSU: TSK NEDEN HEDEFTE, NEDEN İŞLEVSİZLEŞTİRİLİYOR?

 

Ordumuz her zaman düşmanlarımızın birinci

taarruz hedefi olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye de ordu karşıtlarını güçlendirelim.

Alman Basbakanı (1999) Gerhard Schröder

 

PROF. DR. YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

Batının Türk Ordusu’na öfkesi tarihin tanıdığı en amansız öfkelerden biridir.

Asırlık Avrupa düşünün, Türk milletinin çöküşünün gerçeğe dönüşmesinin tarihsel talep belgesi olan Sevr, Mustafa Kemal’in komuta ettiği ordu ve millet tarafından yırtılıp çöpe atıldı. Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik Batı düşmanlığını değerlendirirken, bu kini unutmamak gerekir.

2000’li yıllardan itibaren Türkiye yeniden 'Hasta Adam' haline getirildi. Düyunu Umumiye yeniden yaratıldı. Sevr’in şartlarını çeşitli gerekçelerle sineye çekilir bulan yeni Damat Ferit ekipleri ihdas edilip gereken yerlere oturtuldu.

* ** *

 

Yasadığımız günlerin ABD ve AB’sinde Türkiye ile ilgili ilk hedef Türk Ordusu’nu budamak olarak dikkat çekiyor. Tabiî önce MGK, sonra da devamı… MGK bunların adeta biricik korkulu rüyası oldu. Çünkü MGK, ürettiği bakış açıları ve kararlarla Türkiye adına Hayır! diyebilen bir tavır sergilemekte, teslimiyetçiliği kırmaktadır.

Devleti yönetme mevkiinde olan sivillerin büyük çoğunluğu ne yazık ki, hiçbir devlet adamlığı eğitimi almamış kişilerdir. Lise mezunlarının, hatta gece lisesinden terk kişilerin ve hatta ilkokul mezunlarının yer aldığı kabinelerimiz az değildir. Bu insanların, devlet bürokrasisinden gelen bazıları dışında, devlet adamlığında yönetsel yetkinlikte dünyayı ve bölgeyi tanıyıp değerlendirmede affedilemez eksikleri, açıkları yanlışları vardır. Günübirlik is yaparlar.

MGK işte bu noktada bir boşluğu dolduruyor. MGK devlet adamlığı, jeopolitik, jeostrateji eğitimi almış yüksek rütbeli kurmayların katkılarıyla ülkenin meselelerini ülkenin çıkarlarına uygun olarak rapora bağlıyor ve bir tavsiye olarak ülke yönetiminin önüne koyuyor.

Bütün bunlar bilindiği halde Türk Ordusu’ndan rahatsızlığı ABD ve AB’den pek geri kalmayan içteki dinci ekipler; MGK’yı budayıp kuşa çevirmiş arkasından da “Gün bu gündür" zihniyetiyle TSK’yı yıpratmaya devam etmişlerdir.

* ** *

Türkiye’nin AB serüveni bir anlamda Türk Ordusu’nun, AB’ye üyelik nakaratıyla yıpratılma serüveni olarak anılabilir. Atatürk karşıtı, Allah ile aldatan unsurların senelerce ana-avrat küfrettikleri AB’ye iktidarları döneminde can havliyle sahip çıkmalarının arka planını iyi düşünmemiz gerekmiyor mu?

TSK’yı yıpratmada kullanılan bir numaralı araç da yine dindir, Allah ile aldatmadır. Bu aracın taşıdığı tehdit ve tehlikeyi en iyi gören ve gelişmeleri ciddî ve ısrarlı biçimde takip eden temel Cumhuriyet kurumu da TSK’dır. Batı bunu çok iyi bilmekte ve TSK'ya zarar vermede Türkiye içi temel desteğin Allah ile aldatan siyasetlerden geleceğinde en küçük bir kuskusu bulunmamaktadır. Son yıllarda bir dinci ve ABD’ci cemaatin TSK’ya sızma yolunda ne oyunlar çevirdiğini ve bu cemaatin Batılı güçler tarafından nasıl desteklendiğini tam bu noktada bir kez daha anımsayalım.

Batılı güç odakları Allah ile aldatan siyasetlere verdikleri desteği artırdıklarında, bunun Türk Ordusu na vermek istedikleri zararı da artıracakları anlamına geldiğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Türkiye’nin kaderi tarih boyunca hep olduğu gibi bundan sonra da TSK ile daima bağlantılı olacaktır. Bu coğrafyanın ve Türk milletinin varoluş diyalektiği bunu gerektirmektedir. Bundan kuşku duyulduğu anda Türkiye ve Türk milleti çöküşe gider.

* ** *

Sözün özü şudur: Türk Ordusu bin yılı askın bir zamandır Ehlisalip (Hıristiyan emperyalist) güçlerin temel hücum hedefi ve en korkulu rüyasıdır. Türk milletini Allah ile aldatan dış güçler son yüzyıl boyunca bir yandan Türk Ordusu’nun gücünden yararlanmak için çırpınırken, öte yandan bu büyük gücü çökertmek için her türlü oyunu sergilemişlerdir.

AB’ye üyelik ve BOP sürecinde Türk Ordusu’nun ‘en büyük engel' olduğu kanısına varıldığı için zayıflatılıp tasfiye edilmesi gerektiğine karar verildi. Bu kararın uygulamaya konması için Türkiye içinde Ordu’dan rahatsız olan ve onun etkisizlestirilmesini isteyen bir iktidar lazımdı, o da bulundu.

4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ta Süleymaniye kentinde askerlerimizin başına çuval geçiren ABD güçlerinin savunmasını yapan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, çuval olayının mazeretini bizzat RT Erdoğan’a (başkasına değil) şöyle açıklamıştır: “Askerinizin başına çuval geçirme olayı hükümete karşı değil, hükümetin emrini dinlemeyen bazı unsurlara karşı yapılmıştır.” Rumsfeld gibi kurt bir politikacı bu sözleriyle Türk Ordusu’na düşmanlığını açıkladığı kişiyi de memnun ettiğini düşünmeseydi, böyle bir açıklamayı yapar mıydı?

Kaynak: Yaşar Nuri Öztürk, Türkiye’yi Kemiren İhanet: Allah ile Aldatmak, 15. Baskı, Yeni Boyut, İstanbul, 2008, ss. 296-300 (özet).

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura