Atatürk Okulu > Halkçılık Dersleri
11-05-2020
SOSYAL ADALET MİLLÎ BİRLİĞİN PERÇİNİDİR

Sosyal adalet millî birlik için vazgeçilmez bir unsurdur. Bir perçin, çimento rolü oynar. Millî birliği besler, pekiştirir, canlı tutar.

Sosyal adalet halkçılığın, sosyal ahlakın bir gereğidir. Sosyal adalet her alanda yönetimde, ekonomide halkın yararını gözetir, güçsüz kesimlerin korunmasını öngörür. Her türlü sömürüye karşıdır. Tek tek bireyleri değil toplumun tümünü hesaba katar.

Halkçılıkta çalışma ve hak esastır. Halkçılık toplum düzenini emeğe ve hakka dayandırmayı amaçlayan bir ilkedir. Buna göre, insan ancak çalışmakla bir hak kazanır. Eşitlik halkçılığın temel bir ögesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes dil, din, mezhep, soy, cinsiyet ve siyasi görüş farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşittir, eşit muamele görür. Halkçılık ilkesi ile, toplumun bütün bireyleri arasında siyasal, hukuksal eşitlik sağlanmış, grup ve sınıf ayrıcalıkları kaldırılmıştır. Ancak şu da var ki, eşitlik tek başına adaleti sağlayamaz. O zaman ekonomik adaleti de içeren sosyal adalet sistemine ihtiyaç duyulur.

Adaletle muamele görmek insanın bir ihtiyacıdır. Sosyal adalet toplumu tek tek birey olarak değil bir bütün olarak görür, istisnasız bütün bireyleri hesaba katar. Sosyal adalet sosyal ahlakın bir gereğidir.

* * *

Sosyal adaletin geçerli olduğu bir toplumda: ülkenin gelir ve zenginliklerinden bir azınlık değil, toplumun güçsüz kesimleri dahil bütün bireyleri adaletli bir şekilde yararlanır. Bütün bireyler insanca yaşama, çalışma, yeteneklerini serbestçe geliştirme, âdil sosyal güvenlik imkânlarına kavuşmuştur. Sağlık ve eğitim hizmetleri herkese açıktır. Toplumun ekonomik bakımdan güçsüz kesimlerinin, özellikle köylülerin, kent varoşlarında ve gecekondularında oturanların gönenç düzeyini yükselmek başlıca hedeftir.

Nimet ve külfetler toplumda âdil olarak dağıtılmaktadır. Her birey ülkede hakça bir paylaşım olduğu, kendisine de âdil davranıldığı kanaatine sahiptir. Atatürk’ün büyük ülküsü böyle bir Türkiye’nin yaratılması idi; nimet ve külfetin her yurttaş için eşit tutulduğu, ekonomik sefaletin kalmadığı, herkesin çalıştığı oranda hak sahibi olduğu, çalışan, üreten, mutlu ve ayrıcalıksız bir Türkiye… 

* * *

Sosyal adalet birey ve bütün bireyler üzerinde böylesine olumlu etkiler yapıyor. Fakat etkileri bununla bitmiyor, zincirleme devam ediyor. Bu sefer millî birlik üzerinde de pekiştirici ve yaşatıcı etkiler icra ediyor.

Sosyal adalet birey üzerinde, dolayısıyla bütün bireyler üzerinde maddî ve manevi etkiler husule getirecektir. İyi beslenen, sırtı pek, kendini güvende gören, geleceğe güvenle bakan, fizik ve psikolojik bakımdan sağlıklı, çalışkan, yaratıcı bireylerden oluşan bir toplum ortaya çıkaracaktır.

Her birey, sosyal adalet varsa, kendini toplumca sahiplenilmiş hissedecektir. Eğer ülkede milyonlar aynı duygu içindeyse, bu durumun Millî birliği ne kadar olumlu etkileyeceğini tahmin etmek zor değildir. İnsanlar birbirine yaklaşacak, birbirine ilgi ve sevgi duyacak, kaynaşacak, huzur ve dayanışma içinde olacak, aşağılama, kıskanma, hasetlik olmayacaktır. Ne kadar çok ortaklıkları olduğunu daha iyi anlayacaklardır. Tarihlerine, kültürlerine, ortak dillerine olan ilgileri artacaktır. Bu yönelişler de millî birliği pekiştirecektir. Sosyal adaletin olmadığı durumda ise, bütün bu etkilerin zıttı meydana gelecektir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, bir ülkede millî birliği sağlayan yalnızca tarih, kültür, dil birliği değildir. Evet, bunlar insanları birbirine yaklaştırır, millî birliğe vücut verir. Ancak millî birliğin tam ve kalıcı olması için bir ortaklığa daha ihtiyaç vardır. O da sosyal adalettir. Sosyal adalet millî birliği pekiştirir, sağlamlaştırır, zayıflamasını önler, canlı tutar. Sosyal adalet bir ülkede ne kadar yaygınsa, millî birliği pekiştirici etkisi de o kadar güçlü olacaktır.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura