Atatürk Okulu > Diğer Konular
10-09-2018
SORULARLA ATAÖĞRETİ: DEVRİMLERİMİZ, BATI UYGARLIĞI, ÖĞRETMENLER

DEVRİMLERİMİZİN KORUYUCUSU ÜÇ BÜYÜK GÜÇ HANGİLERİDİR?  

Soru: Devrimlerimiz öncelikle hangi üç büyük güce emanet edilmiştir, Atatürk bunlar hakkında neler söylemiştir?

Yanıt: 
Devrimlerimizin emanet edildiği üç büyük güç sırasıyla öğretmenler, ordu ve gençliktir. Atatürk bu üç büyük güçten Nutuk’ta, diğer kitaplarında ve yaptığı konuşmalarda uzun uzun bahsetmiştir. Ataname’de de birçok yerde bu görüşleri bulabiliyoruz. Ben yanıt olarak ATANME’de yer alan aşağıdaki yöneltileri [Devrimin Koruyucuları, 9-10] sunmakla yetineceğim.

- Devrimlerimiz öncelikle üç büyük güce, öğretmenlere, orduya ve gençliğe emanet edilmiştir. Ağustos 1925 Kastamonu konuşmalarımda ifade ettim, yenilik hareketlerimizin, devrimlerimizin halkımızın ihtiyaçları arasına girmesi ve yerleşmesi hususunda öğretmen hanımların önemli görevleri ve hizmetleri olacaktır. Erkek öğretmenlerin öğretmen hanım arkadaşlarına bu yolda destek olmaları lazım gelir.

- Ordumuz milletimizin ilerleme ve yükselme adımlarında öncü olmuştur. Milletimizin bütün inkılaplarında birinci adımı işgal etmiştir. Milleti yönetenlerin en büyük dayanağı ordu olmuştur. Diğer milletlerde ordu ile millet daima birbiriyle karşı karşıyadır. Halbuki bizde iş tamamıyla tersinedir. Meşrutiyet’i kahraman subaylarımız ilan ettirdiği gibi bu inkılabı da yine onların fedakârlığına borçluyuz. Bundan sonraki yükselme ve ilerlemeler de onların bilinçli kuvvetiyle olacaktır.

- Türk gençliğine gelince, Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyet’in sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Onları zayıf düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, hemen müdahale edecektir. Bir suçlu gibi yakalanmış olsa da kimseye yalvarmayacaktır. Diyecektir ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Müdahale ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk genci ve Türk Gençliği!...

 

BATI UYGARLIĞINDAN FAYDALANMANIN KOŞULU NEDİR?

Soru: Atatürk Batı uygarlığından faydalanmayı hangi koşula bağlamıştır, Bu konuda neler söylemiştir?

Yanıt: Koşul Batı uygarlığından faydalanmanın millî kültürümüze uygun olmasıdır.

M. K. Atatürk diyor ki: Benim en büyük bir emelim, Türkiye’nin kendi ulusal kültürü ile uygun düştüğü derecede, Batı uygarlığından ve Batı bilimi ve ekonomik ilerlemesinden faydalanmasıydı. … İstedim ki, Türkiye Batı’nın uygarlığında en değerli ne varsa kabul ederek kendi eski kültürünü mükemmelleştirmek konusunda serbest olsun. [Türk Devrimi: 22]

Ulusal karakterimiz ve bağımsız kimliğimiz muhafaza edilecektir:

Ant içmiştik: Türkiye ya yeni fikirle donanmış, namuslu bir idare olacaktı veya olmayacaktı. Ancak vazgeçilmez bir koşulumuz vardı, Türk toplumunun kendine özgü karakterini koruyacak, başlı başına bağımsız kimliğini saklı tutacaktık. [Çağdaşlaşma: 3]

Taklitten uzak durulmalı, Batı’dan alınanlar kendi yapımıza uygun olmalıdır:

-Biz ülkemizin ve milletimizin varlığını ve bağımsızlığını kurtarmak için karar verdiğimiz zaman, kendi görüşlerimize bağlı bulunuyorduk ve kendi kuvvetimize dayanıyorduk. Hiç kimseden ders almadık, hiç kimsenin aldatıcı vaatlerine aldanarak işe girişmedik. Aynı şekilde Batı uygarlığını da taklitçilik yapalım diye almadık. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi yapımıza uygun bulduğumuz için, dünya uygarlık düzeyi içinde benimsedik. [Taklitçilik: 1]

Türkiye Batılılaşmayacak, sadece özleşecektir:

-Türkiye bir maymun değildir ve hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir. [Taklitçilik: 6]

Millî kültür nedir?

-Millî kültür eski zamanların hurafelerinden uzak, yaratılış niteliklerimizle ilgisi olmayan yabancı fikirlerden uzak, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden uzak bir kültürdür. Ulusal karakterimizle uyumlu, tarihimizle uyumlu bir kültürdür! Ulusal karakterimizin tam olarak gelişmesi, ancak böyle bir kültürle sağlanabilir. [Millî Kültür: 7]

Batı uygarlığından faydalanmamız millî kültürümüze uygun olmazsa, ne olur?

-Bir milletin mutluluk saydığı şey diğer bir millet için felaket olabilir. Dolayısıyla bir millet kendine göre mutluluk olan bir şeye ulaşabilmek için başvuracağı araçlar kendi ruhundan çıkarsa, ancak o zaman maksada ulaşabilir. Fakat mademki, o mutluluk diğer bir millet için felaket olabilir, onun araçlarını kullandığımız zaman varacağımız hedef, onun için mutluluk olmasına rağmen kendimiz için felakettir. [Taklitçilik: 4]

-Herhangi bir yabancı kültür, şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin yıkıcı etkilerini tekrar ettirebilir. Kültür zeminle uyumludur, o zemin milletin karakteridir. [Millî Kültür: 7]

BİR MİLLETİ MİLLET YAPAN ÖĞRETMENLERDİR

Soru: Atatürk diyor ki, bir topluluk millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Neden?
Önce sorunun yapısını inceleyelim. İki terim öne çıkıyor: öğretmen ve topluluk. Soru bu iki kavram arasındaki ilişkiyle ilgili. Bir etki ilişkisi söz konusu. Öğretmen bir topluluğu millet haline getiriyor. Öyleyse milleti oluşturucu ögelere bakmam, eğiticinin, öğretmenin bu ögeleri nasıl etkilediğini ortaya koymam lazım. Tabii bunu yaparken, Atatürkçü düşünce çerçevesinde kalıyor, soruyu Atatürkçe düşünerek Atatürkçe yanıtlıyorum.

Yanıtıma geçiyorum:
Önce belirtmem gerekir ki, bir anne de öğretmendir, bir eğiticidir. Atatürk “bir milletin ilk okulu annenin kucağıdır” der.
1) Millet kısaca aynı kültürden olan insanların oluşturduğu bir toplumdur. Aynı kültürden kasıt, “millî kültür”dür.
Bir milleti oluşturan temel ögeler; ortak tarih, o tarihin ürünü olan ortak dil ve sonuç olarak ortak kültürdür. Daha geniş bir tanımla, millet birbirine dil, kültür ve ülkü birliği ile bağlı olan yurttaşların oluşturduğu siyasal bir topluluktur.
Milleti oluşturucu ögeler, demek ki, her biri ortak olan tarih, dil, kültürdür; ülkü birliğidir. Anneler ve öğretmenler; verdikleri bilgi ve terbiye ile o topluluğun bireylerinde, onların zihin ve yüreklerinde küçük yaştan itibaren, bu oluşturucu ögelerin doğup gelişmesini, pekişmesini sağlar. Söz konusu ögeler yerleşip geliştikçe, sağlamlaştıkça o topluluk da millet olma niteliğini kazanmaya başlar.

2) Sorunun ikinci bir yanıtı şu olabilir:
Millet olarak varlığımızı sürdürmemiz, Millî Egemenlik ve Tam Bağımsızlık ilkelerine bağlı kalınarak sağlanabilir. Bu ilkeleri ise Halkçı, Cumhuriyetçi ve Devletçi olarak uygulayabiliriz. Devrimci ve Laik olarak da çağa uyarız, özgürce düşünür ve iş yaparız. Ancak bu yönlerdeki çabalarımız Bilimlere ve Sosyal Ahlaka uyarsak, mükemmel olur. Peki bütün bu yaşamsal bilgileri bize verecek, bu yönlerde bizi eğitecek olan kimdir? 
Elbette annelerdir, öğretmenlerdir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura