Atatürk Okulu > Diğer Konular
15-07-2018
SORULARLA ATAÖĞRETİ: BİR DEVLETİN BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRMESİ NEDEN ÇÖKMESİNDEN DAHA KÖTÜDÜR?

Soru: Atatürk Ataname'de der ki: "bir devlet için bağımsızlığını yitirmek, çökmesinden daha kötüdür." Neden böyledir?

Yanıt: Önce yöntem diyorum: belleğimde mevcut olan hazır bilgi ile yetinmiyorum, zamanım var, konu hakkında bilgi sağlayacak diğer kaynaklara başvuruyorum. Örneğin Ataname’ye… Görüyorum ki, konuyla ilgili pek çok yönelti var. 

İçlerinden konuya en yakın olan birkaçını seçip kullanarak yanıtlıyorum, soruyu. Eğer böyle yapmasam, önemli bir düşünme hatasına (hazırda olan etkisi) düşmüş olabilirdim. Yanıtım yanlış veya eksik olabilirdi. İşte, seçtiğim yöneltiler:

Atatürk Ataname’de diyor ki:

-Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük atalarımın en değerli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan beri aile, özel ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, onurun, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen bu saydığım niteliklere çok önem veririm. Bu niteliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı nitelikleri taşımasını koşul ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu nedenle ulusal bağımsızlık bence bir yaşam, bir ölüm kalım sorunudur.  [Bağımsızlık Tutkumuz, 1]

-Tam bağımsızlık demek Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik ve kültür alanlarında, bunlara benzer bütün diğer alanlarda tam serbest olması, özgür olması demektir. Bütün bu alanlarda yalnız kendi çıkarlarını gözeterek, yalnız kendisinin, özgürce karar alması demektir. Devletimizin başka bir devletin veya herhangi bir uluslararası kuruluşun kesin etkisi ya da vesayeti altında olmaması demektir. [Tam Bağımsızlık, 4]

- Orta yerde namustan, şereften, bağımsızlıktan ve egemenlikten yüz çevirmeyi gerektiren bir miskinlik vardır, bir alçaklık vardır. Fakat arkadaş, bu miskinlik ve bu alçaklık; bu soylu ve yüce milletin kalbinde değil, senin kalbinde ve senin habis beynindedir. Benim anladığıma, gördüğüme ve kesin olarak hüküm verdiğime göre bu millet karar vermiştir. Ya namusu ile yaşayacaktır veyahut bütün ülke yansın, yıkılsın, harap edilsin, yine hep bu olacaktır. Biz bu ülkenin en son tepesine çıkacağız. Ve orada taş taş üstünde kalmayıncaya kadar savaşacağız ve en son orada öleceğiz. Ancak ondan sonradır ki, düşmanlar bu ülkeye sahip olabilirler. [İstanbul’daki Adamlar, 3]

- Bağımsızlık dokunulmazdır, çiğnenemez; uğrunda her özveride bulunulur. Bağımsızlık ve özgürlüğün gerçek mahiyetini, ne olduğunu, yüksek değerini vicdanında idrak etmiş milletler için yaşamsal bir prensip vardır: Bağımsızlık ve özgürlüklerinin çiğnenmesine, kayda bağlanmasına her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun, göz yummamak! Bağımsızlık ve özgürlüklerini bütün anlamıyla dokunulmaz bulundurmak; bunun için gerekirse son bireyinin son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı bir örnekle süslemek… Yalnız bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı her an yapmaya hazır ve buna kadir olan millettir ki, bütün insanlığın saygı ve takdirine layık bir toplum olarak kabul edilir. [Tam Bağımsızlık, 7]

- Açıklamalarımı şu öğütlerimle tamamlamak isterim: Kan ve gözyaşı karşılığı kazanılmış olan bağımsızlığımızın bir varoluş sorunu olduğunu bilin. Bağımsızlık ve özgürlüğü en doğal bir ihtiyaç olarak görün. Çok yüksektir bağımsızlık ve özgürlüğün değeri, bunun bilincinde olun. Onun mahiyetini, tarihini iyi öğrenin. O tarih ki, derslerle doludur. Her özveriyi göze alın bağımsızlığımız için. İşte ancak o zaman insan gibi yaşar, insan olarak saygı görürsünüz. [Tam Bağımsızlık, 8]

- [Tarih 17 Şubat 1923, İzmir’deyim. İktisat Kongresi’nin açış konuşmasını yapıyorum. Sözü Lozan’a getirdim. Yurttaşlarıma müzakerelerin seyri hakkında bilgi verdim, dedim ki] : Arkadaşlar, barış istiyoruz. Fakat dediğim gibi tam bağımsızlık istiyoruz. Barışın anlamı budur. Bunu istemeye hakkımız vardır ve kudretimiz vardır. On yıl sonra, yirmi yıl sonra, elli yıl sonra ölmektense ve yine şimdiye kadar olduğu gibi sefil ve aşağılık bir dereceye indirildikten sonra ölmektense, hiç korkmayınız, kalp ve vicdanınız açık olarak bugün ölelim ve tarih bizi böyle yazsın. [Lozan, 7]

* * *

Toparlarsak:

 Bir devlet için bağımsızlığını yitirmek, çökmesinden daha kötüdür, çünkü:

-Bir millette şerefin, onurun, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, o milletin özgür ve bağımsız olmasıyla mümkündür.

-Ancak tam bağımsız bir devlettir ki, siyaset, maliye, adalet, kültür gibi bütün alanlarda kendi çıkarlarını gözeten kararlar alabilir.

- Bağımsızlık dokunulmazdır, çiğnenemez; uğrunda her özveride bulunulur. Bağımsız olan millet bağımsızlığının çiğnenmesine, kayıt altına alınmasına, bedeli ne olursa olsun, göz yumamaz. Bunun için her fedakârlığı, ölümü dahi göze alır. Bu davranışı onu, insanlığın ve tarihin gözünde yüceltir.

Kan ve gözyaşı karşılığı kazanılmış olan bağımsızlık bir varoluş sorunudur. Bağımsızlık en doğal bir ihtiyaçtır. Değeri çok yüksektir Her özveri göze alınır bağımsızlık için. İşte ancak o zaman insan gibi yaşar, insan olarak saygı görürsünüz.

-Tam bağımsız olmadıkça, on yıl sonra, yirmi yıl sonra, elli yıl sonra ölmektense, sefil ve aşağılık bir dereceye indirildikten sonra ölmektense bugün ölmek evladır. 

* * *

Peki, bağımsızlığını yitirmiş olan bir devlet nasıldır?

-O devlette şeref, onur, namus ve insanlıktan eser kalmamıştır.

-Siyaset, maliye, adalet, kültür gibi bütün alanlarda kendi çıkarlarını değil, yabancıların çıkarlarını gözeten kararlar alınmaktadır.

-Bağımsızlığı dokunulmaz olmaktan çıkmış, ayaklar altına alınmıştır; hatta bu zillete göz yumulmuştur. Bu durum o milleti, insanlığın ve tarihin gözünde alçaltmıştır. Oysa bağımsızlık bir millet için varoluş sorunudur. En doğal bir ihtiyaçtır. Değeri çok yüksektir. Bağımsızlık yoksa ol ülkede insan gibi yaşanmaz, o ülke insanı saygı görmez.

-Tam bağımsız olmayan devlet eninde sonunda çöker, millet sefil ve aşağılık bir dereceye indirilir.

Öyleyse sonuç şudur: Bir devlet için bağımsızlığını yitirmek, çökmesinden daha kötüdür.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura