Atatürk Okulu > Milli Egemenlik Dersleri
21-04-2020
ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK VE ADALETİN DAYANAĞI YALNIZCA ULUSAL EGEMENLİKTİR

Atatürk diyor ki: “Toplumda en yüce özgürlüğün, en yüce eşitlik ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması; ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla Millî Egemenliğin kurulmuş olmasıyla mümkündür. Dolayısıyla özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de dayanak noktası Millî Egemenliktir.”

Eğer Millî Egemenlik tam kurulmuşsa, bu Cumhuriyet rejimi demektir. Ülkede her kararı millet veya onun belirlediği Meclis alıyor demektir. Millî İrade ne istiyorsa o istek yerine getiriliyor demektir. Her yurttaş ve bu yurttaşlardan oluşan millet diğer ihtiyaçlarının yanısıra ne isteyecektir? Özgürlük isteyecektir, eşitlik ve adalet isteyecektir. Tanımının açıkça gösterdiği gibi Millî Egemenlik rejimi, eş-deyimle Cumhuriyet rejimi bunu sağlayacak olan, bu isteklere dayanak olacak en elverişli rejimdir.

Ancak burada önemli bir derece farkını görmezden gelemeyiz. Şöyle ki, Millî Egemenlik ne kadar güçlü ise, milletin özgürlüğü, eşitlik ve adalet o kadar yüksek derecede gerçekleşe şansına sahip olacaktır.

Bundan başka bir önemli husus daha var: halk, olabildiğince haklarını koruyacak, onlara sahip çıkacak şekilde iyi yetişmiş, bilgili ve kültürlü olmalıdır. Atatürk’ün vurguladığı gibi yurttaşlar “şunun bunun oyuncağı” olmamalıdır. Aksi halde, Millî İrade yerine gelmez.

Eğer bu koşullar sağlanmışsa, Cumhuriyet idaresi de ona göre kurulur, örgütlenir; milletvekilleri, hükümet üyeleri, cumhurbaşkanı, âmir ve memurlar ona göre seçilir, atanır, görevlendirilir. Bu kişilerin bütün kaygısı; özgürlüklerin, eşitlik ve adalet uygulamalarının titizlikle gerçekleştirilmesi olacaktır.

Peki, ülkede ulusal egemenlik yoksa, durum ne olacaktır? Kuşkusuz monarşi, oligarşi gibi başka bir rejim sö konusudur. Doğal olarak bütün hak ve özgürlükler, ülkenin başında bulunan bir veya birkaç kişinin iki dudağı arasından çıkacak buyruğa bağlıdır. Halk kul, köle muamelesi görür; ‘Sürü’ olarak nitelenir.

Buna karşılık ulusal egemenliğin tam kurulu olduğu bir ülkede yalnızca milletin kendisi söz sahibidir. Aksi durumda millet kendi kendini inkâr etmiş olur ki bu, mantık dışıdır.

Ancak her şeye rağmen, Millî egemenliğin özgürlük ve adalete dayanak olma niteliği tam olarak garanti altına alınmış değildir. Eğer temsilî demokrasi geçerli ise, vekiller bilgili, namuslu, ahlaklı olmalıdır. Veya katılımcı demokrasi sayesinde milletçe sıkı denetim altına alınmış olmaları gerekir.

Şunu da eklememiz gerekir ki, Millî Egemenlik yoksa veya zayıfsa Tam Bağımsızlık da yoktur veya zayıftır. O zaman ülkede millet yerine, milletin özgürlük ve adalet talepleri umurlarında olmayan yabancılar söz sahibi olacaktır.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura