Yazı Kategorileri > Atatürk Yazıları
01-11-2016
OLAY VE FİKİRLERİN ATATÜRKÇE YORUMU NASIL YAPILIR?

Bu yazıda olay veya fikirlerin Atatürkçe yorumunda kullandığım yöntemi açıklıyorum.

Yöntemim şöyledir: Önce bir örnek olay seçip özetliyor, sonra ilgili “referans” küme’sini bulup sunuyorum. Ardından iki yoldan birini takip ediyorum:

-Sorular soruyor, “düşünme kapıları” açıyor, ipuçları veriyorum.

-Olay veya referanstan hareketle “fikir özleri” buluyor, bunların ışığında kısa bir yorum yapıyorum veya yorumu okura bırakıyorum.

OLAY

Önce olayı öğrenelim:

Eski CIA Ajanı Philip Agee’nin[i] İtirafları

“… Liberal demokrasi ve çoğulculuk denen şey sonuçta amaçlarımız için bir araçtır. Bizim için demokrasinin bir anlamı yoktur! Eğer bir ülkede seçilmiş bir hükümet varsa ve bizimle işbirliği yapıyorsa, ne âlâ! Yok eğer işbirliğini reddediyorsa, demokrasiymiş, değilmiş umurumuzda değildir! Önemli olan o ülkenin bize hizmet etmesidir.

Özgür seçim mi dediniz? Bizim için özgür seçim demek, gerçekte bizim desteklediğimiz adaylara gizliden para ödeyerek müdahale etmemiz demektir. Hür sendikalar demek, bizim kendimize bağlı sendikalar kurma özgürlüğümüz demekti. Basın özgürlüğü demek, bizim hazırladığımız materyalleri kendisi yazmış gibi yayınlayan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demektir.

Seçilmiş bir hükümet, ABD’nin ekonomik ve siyasal çıkarlarını tehdit etmeye başlarsa görevden uzaklaştırılmalıdır. Sosyal ve iktisadi adalet, halkla ilişkilerde hoş kavramlardır, hepsi o kadar... “

Olay hakkında, şimdiden kısa bir değerlendirme yapmak isterim.

Dünya ülkelerine “demokrasinin beşiği” olarak tanıtılan Amerika’nın demokrasiye olan saygısının derecesini görüyor musunuz? Nedir gördüğümüz bu itiraflarda? Amerika’nın tam bir ikiyüzlülüğünü!... Ancak biz insaflı olalım ve bunun Amerika’nın “çirkin yüzü” olduğunu söylemekle yetinelim. Görüyoruz ki, Amerika’nın çirkin yüzünü temsil edenlerin, insanlığın yüksek değerlerine hiç saygıları yok; kendi çıkarları söz konusu olunca, o değerleri kullanmakta, istismar etmekte hiç tereddüt etmiyorlar. O zaman, soruyorum, bu Amerika’nın bize tavsiye ettiği politikalara ne kadar güvenebiliriz? Dolayısıyla yapacağımız yorumu bu “ikiyüzlülük”le “Batı’nın niteliği” ve “bize tavsiyeleri” kavramları üzerine oturtmak, sanırım, en uygunu olacak.

REFERANSLAR

Şimdi Atatürkçü öğretiye başvurarak, yorumda kullanabileceğimiz referanslar bulmaya çalışacağız. Referans”tan kastımız; “bir olay veya düşünceyi yorumlarken kullanabilecek, Atatürkçü öğretiden derlenen fikir veya görüşler”dir. Bu derleme zihnen veya arşiv aracılığıyla yapılabilir.

Yukarda sunduğum olay; kolayca anlaşılıyor ki, Atatürkçülüğün 10 ilkesinden, Tam Bağımsızlık İlkesi ile ilgilidir. O halde referanslarımızı Atatürkçü öğretinin bu ilkesinin kapsamı içinde arayacağız. Söz konusu ilkenin “yönelti”lerini zihnen veya arşiv yoluyla gözden geçirdiğimde, referanslarımızı: iki Batı, Doğu’ya karşı tutumlar, politikalar, dış bedhahlar, Emperyalizm, Avrupa, Türk düşmanlığı gibi “yönelti”ler, yani altbaşlıklar altında aramamız gerektiğine karar veriyorum. Bu “yönelti”lere ait metinleri de dikkatle taradığımda, olayla ilgi kurulabilecek başlıca aşağıdaki hareket noktalarını, yani referansları elde ediyorum.

1- Batı ikidir: Biri resmî Avrupa ve Amerika; diğeri bilim ve uygarlık Avrupa’sı ve Amerika’sı… Biri çirkin, diğeri güzel Batı…

2-Dünya iki zümreye ayrılır. Birisi Doğu ki, kendi varlığını ve bağımsızlığını idrak etmek; bu bilinçle de el ele vermek zorundadır. Diğeri ise, Batı’nın emperyalist devletleridir; bu sonuncular sırf kendi hırslarını tatmin için çalışırlar. Gayeleri insanlığın iyiliğine değil, aksine ona baskı uygulamak ve zulüm yapmaktır.

3- Emperyalistler gururlu kafalarında, Doğu dünyasının sahibi ve yöneticisi olma emelini taşırlar. Hatta yerküreyi kendilerinin malikâneleri sayarlar. Yaşam ve varlıklarının devamını, bu sahiplikte görürler. Bu durumu sağlamak ve sürdürmek için kullanılabilir bütün araç ve kuvvetlerle Doğu’yu, biz Türkleri de mahvetmek için çalışırlar. Ülkemizi parçalamak, milletimizi esaret altına almak isterler.

4- Eğer her dediğine boyun eğerseniz, düşmanın ihtiraslarının önüne geçemezsiniz. Yabancıların gösterdiği yolda kurtuluş çaresi aramanın sonu hüsrandır. AB, ABD ve benzerleri ile iyi geçinmenin yolu –kendilerine göre, aslında- demokrasi veya çağdaşlaşma değildir, tam teslimiyettir. Emperyalistler Türkiye gibi ülkeleri teslim alırken, onları demokratikleştirdiklerini, uygarlaştırdıklarını söylerler.

5- Avrupa'nın bütün ilerlemesine ve uygarlaşmasına karşılık Türkiye, tam tersine, gerilemiştir. Türkiye'nin imhasında çıkar ve hayat görenler aralarındaki çıkarları denkleştirerek birleşmiş, bize karşı ittifak etmişlerdir. Bunun sonucu olarak birçok zekâlar, duygular, fikirler Türkiye'nin imhası noktasında yoğunlaştırılmıştır.

6- Emperyalist devletler Türkiye'yi ıslah etmek, Türkiye'yi uygarlaştırmak gibi birtakım görünüşteki bahanelerle ülkemizin iç hayatına, iç yönetimine girmişler, nüfuz etmişlerdir. Bu nüfuz Türkiye halkında mevcut olan ilerleme cevherine, zehirleyici ve yakıcı bir madde ilave etmiştir. Bunun etkisiyle milletin ve özellikle devlet adamlarının zihinleri tamamen bozulmuştur.

7-Artık hayat bulmak için, durumu iyileştirmek için mutlaka Avrupa'dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi zihniyetler ortaya çıktı. Halbuki hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin. Türkiye bu zihniyet yanlışıyla malul olan bir takım devlet yöneticileri yüzünden biraz daha gerilemiş ve daha çok düşmüştür.

8- Bir kale içinden yıkılır. Düşmanlarımız da, bizi içimizden yıkmaya çalışıyor. Bu uğurda her türlü fedakârlığa katlanıyorlar. Çünkü Türkiye’nin mahvı, kendi hayatlarıyla karşılıklı bir durum oluşturuyor. En çok üzerinde durdukları ise içerden yıkmaktır, iç cepheyi yıkmaktır.

FİKİR ÖZLERİ

Yorum için gerekli referanslarımızı belirledik. Şimdi sıra olayı yorumlamaya geldi. Bu işlemi yaparken, Atatürkçü düşünceye ait yukarda verdiğim görüşlerden (referanslardan) hareket edeceğiz. Amacımız kendi görüşümüzü oluşturmak, gerekirse önerilerde bulunmaktır. Bundan önceki çalışmalarımızda “soru oluşturma” şeklindeki yöntemi uygulamıştık. Sorular bizi düşünmeye sevk ediyor, yorum yapmamızı kolaylaştırıyordu. Bu kez farklı bir yol izleyeceğiz. İzah edeyim: Referanslarımızı dikkatle inceleyip sindire sindire okursak, olayın yorumunda kullanabileceğimiz “fikir özleri”ni elde edebiliyoruz. Kendi belirlediğim 5 fikir özünü aşağıda sunuyorum, kuşkusuz başka özler de elde edilebilir. Biz değerlendirmemizde aşağıdaki özleri kullanabiliriz.

1- Emperyalistler sırf kendi hırslarını tatmin için çalışır.

2- Yabancıların gösterdiği yolda kurtuluş çaresi aramanın sonu hüsrandır.

3- Emperyalist devletler Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine girmişler, nüfuz etmişlerdir.

4- Avrupa'dan öğüt almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi zihniyetler ortaya çıktı.

5- Düşmanlarımız bizi içimizden yıkmaya çalışıyor.

Bu fikir özlerinin her biri anlamlı ve verimlidir, örnek metinle birlikte göz önüne alındıklarında bu husus hemen fark edilir. Özellikle şunlar hemen dikkat çekiyor: Avrupa’dan öğüt alınması, Türkiye’ye sızmış olmaları, kendi hırsların tatmin için çalışmaları, yabancıların aklına uymanın yanlışlığı…

Bu fikirlerden birinin veya birkaçının aydınlığını kullanarak, örnek olayımız hakkında bir değerlendirme yapılabilir. Benim bir örnek olarak “emperyalistlerin sırf kendi hırsların tatmin için çalışmaları” fikri ışığında yaptığım kısa bir değerlendirme şöyledir:

Demek ki, demokrasi Amerika için bir araçtan ibarettir. En azından, kendi çıkarı söz konusu olunca, demokrasiyi ve diğer yüksek değerleri bir araç olarak kullanıyor. Bu, büyük olasılıkla Avrupa için de geçerlidir. Öyleyse bunların bizlere sürekli “demokrasi” uyarıları yapmalarına kuşku ile bakmak, öğütlerinin arkasında gizli bir amaçları olduğunu gözden uzak tutmamamız gerekiyor. Ülkemizde birtakım parti, kuruluş ve kişilerin, menfaat karşılığı ABD ile işbirliği yapabileceğinin bir kanıtını da elde etmiş oluyoruz.

Diğer fikirler üzerinde çalışmayı sana bırakıyorum, değerli okur.

 

[i] Philip Agee (1935-2008) CIA ajanlarındandır. Ancak insanlık dışı faaliyetlerini bizzat yaşayıp bir mensubu olmaktan zamanla pişmanlık duyup, örgütten ayrılmış, yazdığı kitapta CIA'nın kirli çamaşırlarını bir bir ortaya dökmüştür.

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura