Atatürk Okulu > Tarih
05-10-2016
İYİCE ÖĞRENİN, ÇOCUKLARINIZA, TORUNLARINIZA BİR ÖYKÜ TADINDA ANLATIN

Manisa’da Şeyh Fenari Camii'nin yanında bir park vardır: Gördesli Makbule Hanım Parkı...

Adının hemen altında da portresi ve özgeçmişi yer alır. Kısacık ömrüne sığdırdığı kahramanlıkları yazılıdır orada. Doğum tarihi 1902’dir. Manisa'nın Kuvayı Milliye tarihinin yerel savaşçılarından, Milli Mücadele’nin unutulmaz kahramanlarındandır.

15 Mayıs 1919'da başlayan Yunan işgali, Manisa'ya, Salihli'ye, oradan Gördes'e kadar yayılmıştır. Gördes Kurtuluş Savaşı sırasında sürekli savaş alanı olmuş, ilk defa 15 Temmuz 1920'de Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. 14 ay kadar Yunan işgalinde kalmış, 5 Eylül 1922'de kurtarılmıştır. Savaşın en şiddetli geçtiği yerlerden biridir Gördes. En büyük zararı Mayıs 1921'de görür. Aynı günlerde bir de düğün vardır: Gördesli Makbule Hanım ile Halil Efe'nin düğünü... Bölge işgal altında olduğundan, gayet sade bir düğünle Demirci'de evlenirler.

** * **

Evliliklerinin ilk aylarıdır. Halil Efe Milli Mücadele’ye katılmak için eşinden gizli, hazırlıklar yapmaktadır. Oysa Makbule Hanım durumun farkındadır. Eşi düşmana karşı savaşırken, eli kolu bağlı, evde oturmaya da gönlü razı değildir. Sonunda o gün gelir! Halil Efe düşmanın ilçeye doğru yaklaşmakta olduğunu haber alır. Silah arkadaşları ve komutanı dağlarda mevzilerdedir. Daha iki aylık olan eşiyle vedalaşır.

Makbule Hanım kararlıdır, cesurdur. Silah kullanmayı, ata binmeyi bilmektedir. Arkadaşları arasında lakabı “Asker Makbule”dir. Daha önce babasını ve ağabeyini cephelerde şehit vermiş, annesi tarafından büyütülmüştür. Yani kendisini bu çetin günler için hazır hissetmektedir. Kesin kararını vermiştir, gizlice eşinin peşine düşer. Kabul etmeyeceğini bildiği için, vatan savunmasına kendisinin de katılmak istediğini söylememiştir.

** * **

Halil Efe nihayet Akıncılar müfrezesinde, arkadaşlarının yanındadır; Makbule Hanım ise çalıların arasına saklanmıştır. Çok geçmez, duydukları çıtırtı üzerine, efeler silahlarını çalılara doğrultur ve bağırırlar. Makbule Hanım, çaresiz, gizlendiği yerden çıkar. Efelerin şaşkın bakışları arasında durumu anlatır, çarpışmalara katılmak istediğini söyler. Halil Efe utanır, eve geri götürmek istese de Makbule Hanım direnir, ikna etmek için dil döker. Halil Efe ve arkadaşları yumuşamaz. En sonunda yaşlı gözlerle, birlik komutanına bu kutsal mücadeleden yoksun kalmak istemediğini anlatır. Makbule Hanım'ın kararlılığını gören komutan, ona şans tanır ve aralarına alır.

Önceleri varlığı çok yadırganır Makbule Hanım'ın. Atı ve silahı olmadığından, tek bir tabanca ile dolaştığı için, sürekli evine dönmesi istenir. Fakat o vazgeçmez, kendini kabul ettirmeye kesin kararlıdır.

Bir gece… herkes uyumaktadır. Çadırından çıkar, düşman karargâhına tek başına bir baskın düzenler. Nöbetçi askeri bir anda yere indirerek ondan aldığı silahla, diğer düşman askerlerini yaylım ateşine tutar. Çadırlarından aldığı ganimet ve silahı yüklenip hızla birliğine döner. Onun bu cesareti karşısında şaşkına dönen efeler, o geceden sonra Makbule Hanım'a söyleyecek söz bulamazlar. Komutan İbrahim Ethem Bey de, ona ''Kahraman mücahide'' adını verir.

** * **

Makbule Hanım siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyer; ayağında çizme, başında siyah başlık vardır, elinde bir filinta taşır. Düşmandan ganimet aldığı doru atı üzerinde  müfrezenin artçısıdır. Pek çevik ata binmekte, tehlike ânında silahını herkesten önce kullanmaktadır.  Doğrudan çarpışmalara girdiği gibi, birkaç kez de düşmanın pususuna düşmüştür. Ancak hiçbir zaman metanetini kaybetmez, hatta telaş gösterenlere cesaret verir, örnek olur.

Ve 1921 yılı sonları... Yunanlılar Sakarya Meydan Muharebesi'ni kaybetmiş, Afyon mevzilerine çekilmiştir. Telaş ve panik içinde yeni mevzilerini kuvvetlendirmeye çalışırlar.

Cephe gerilerinde ise gerilla savaşı vardır. Kuvayı Milliyeci birlikler fırsat buldukça, Gerideki Yunan hizmet ve ikmal birliklerine baskınlar düzenlemektedir. Yunan kuvvetleri cephe gerilerinin emniyetini sağlamak için bütün dikkatini Akıncılar müfrezesine yöneltmiştir. Zira en büyük zarar bu müfrezeden gelmektedir.

Akıncılar müfrezesi yine birgün sayı ve teçhizat bakımından çok üstün olan düşman kuvvetiyle çarpışmaktadır. Ancak müfrezenin cephanesi gittikçe tükeniyor. Uzun saatler süren olumsuz koşullar, muhariplerin moralini bozmaktadır. Fakat bir kadının zaman zaman haykırıp öne atılması, onlara yeni bir mücadele ruhu ve cesaret veriyor. İşte bu kadın Gördesli Makbule Hanım’dır!

Ve tarih 24 Mart 1922…

Kuvayı Milliye’ye katılışının üzerinden dört buçuk ay geçmiştir. Akhisar- Sındırgı hattında yer alan Kocayayla çarpışmasında geri çekilmeye başlayan silah arkadaşlarına cesaret vermek için elinde silah bir kez daha ileri atılır. Düşmanla en ön safta savaşmaya başlar. Ancak az sonra, alnından vurulur. Şehit düşmüştür. Arkadaşları, kutlu vücudunu gömmeye bile zaman bulamazlar. Siperlerden birine olduğu gibi yatırırlar, üzerine birkaç avuç toprağı ancak serperler.

Henüz 21 yaşındadır.

** * **

Gördesli Makbule’nin bu kısa kahramanlık öyküsü Cumhuriyet tarihimizin en değerli hatıralarından biridir, o tarih de milli birliğimizin yapıcısı... Millî Birlik ise milletimizin birinci yaşatıcı unsurudur. Makbule Hanım’ın şehitlik öyküsünü unutursak, unutturursak, çocuklarımıza anlatmazsak; Cumhuriyet tarihimizi unutmuş, millî birliğimizi ihmal etmiş, zayıflamaya terk etmiş oluruz.

Bu unutuş ise, Milletimizin varlığı ve geleceği için en büyük tehditlerden biridir. 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura