Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
13-11-2020
İNGİLİZLERİN AVUSTRALYA YERLİLERİNE UYGULADIĞI SOYKIRIM VE TEHCİRLER

İngiltere sömürge tarihinde önemli bir yer tutan Avustralya’da İngiliz sömürgeciler 1788- 1938 yılları arasında Avustralya’yı sömürgeleştirmek ve yeni tarım alanları, hayvancılık bölgeleri, yeraltı madenleri ve hammaddeler sağlamak için, kıtanın yerli halkı olan ‘Aboriginal’lere sistematik olarak ve acımasızca soykırım ve tehcir yöntemleri uygulamıştır.

Söz konusu soykırım ve tehcir, bizzat İngiliz Hükümeti tarafından 1824 tarihli savaş kanunları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. İngiliz sömürgeciler terra nullius doktriniyle hareket ettiklerinden dolayı kendi sözde ‘haklı’ adalet anlayışlarına dayanıyorlardı. Bu doktrine göre nasıl hayvanların, yüzyıllardır yaşadıkları yerlerde bir hakları yoksa, hayvan ırkı düzeyinde olduklarına inandıkları Avustralya yerlilerinin de yaşadıkları topraklarda herhangi bir hakları yoktu! Bu anlayışla hareket eden İngiliz sömürgeciler hayvanlara uyguladıkları muameleyi aynen yerlilere de uygulamakta sakınca görmüyorlardı.

İngiliz sömürgeciler dayanaklarını yalnızca terra nullius doktrininden almıyorlardı. Aynı zamanda doğa bilimcisi Darwin’in “güçlü olanın zamanla zayıf olanı yutması” olarak da anlaşılan Evrim Teorisi’ni ırkçı bir şekilde yorumlamaktan da alıyorlardı. Nitekim Tasmanya Kraliyet Topluluğu İkinci Başkanı James Bernard Avustralya yerlilerine uyguladıkları soykırımı doğal bir olay olarak görüyor, şöyle diyordu: “Soykırım süreçleri aslında kendiliğinden oluşmaktadır. Evrim kanununa uygun şekilde gelişmektedir.” Avustralya Sömürge Parlamentosu’ndan Vincent Lesina ise bir konuşmasında “Evrim Kanunu’nun bize gösterdiği gibi bütün siyahiler beyaz adamın ilerlemesi için kesinlikle yok edilmelidir.” Şu husus önemle vurgulanmalıdır ki, bütün bu görüşler lider düzeyinde olanların kendi şahsi görüşleri değil, İngiliz İmparatorluğu’nun genel politikasıydı.

İngiliz Hükümeti’nin Avustralya’yı sömürgeleştirmek için en çok kullandığı bir yöntem; güvenlik gerekçesiyle hayvan avına çıkar gibi yerli insan avına çıkmaktı. Avda yakalanan yerlilerin kafaları kesilip torbalara konuyordu. Kesilen kafalar sömürge yönetimine kanıt olarak herkesin görebileceği bir yerde sergileniyordu. Bazı boyun eğmeyen ve direnen yerli kahraman lider Pemukway gibilerin kesik başları ise Londra’ya gönderiliyordu.

Kıtanın bazı bölgelerindeki yerlilerin yok edilmesi süreci, zamanla siyah ırktan olan tüm halkın yok edilmesi hedefine dönüştü. Bundan, Avustralya’ya komşu bir ada olan Tasmanya da nasibini aldı. Burada sömürge yönetiminin yerlilere karşı gerçekleştirdiği saldırılarda birçok yerli kadın ve çocuk seri halde katledildiler. İşgalinden sonra 15 yıl içinde, adanın nüfusu 4000’den 2000’e düştü. 1824 yılında işgalci İngilizlere, yerlilerin topraklarını fiilen ele geçirebilmeleri için, ada yerlilerini öldürme hakkı tanındı. Yerlilerin biyolojik olarak çoğalmalarını önlemek için, ele geçirilen erkekler hadım edildi. Soykırım amaçlı tehcir politikası gereği, yerliler; kültürlerinden, geleneklerinden, binlerce yıllık yaşantılarından kopartılarak Avustralya’nın çeşitli bölgelerine, uzak adalara tehcir edildiler. Direnen yerliler sömürge yönetimi tarafından seri şekilde katledildiler.

İngiliz sömürgeciler Queensland bölgesinde de 1824-1908 yılları arasında yerlilerin topraklarını ele geçirmek maksadıyla saldırılar düzenleyerek 10 000 kişiyi katlettiler. Bu dayanılmaz işgal ve baskı politikasına karşı direnişler oldu. İngiliz sömürge yönetimi direnişlerde ölen her İngiliz karşılığında ceza olarak 50 yerliyi öldürdüler. Topraklarını kaybeden yerliler verimsiz ücra yerlerde yaşamak zorunda bırakıldılar. 1861-1930 arasında Orta ve Kuzey Avustralya’da 10 000 yerli katledildi. Benzeri soykırım olayları kıtanın diğer bölgelerinde de devam etti.

Tüm yerlileri öldürerek yok edemeyeceğini anlayan İngiliz sömürge yönetimi, 1910-1970 yılları arasında yeni bir soykırımcı yöntemi uygulamaya koydu. Yaklaşık 100 000 yerli çocuğu ailelerinden zorla kopartarak İngiliz ailelerinin yanına işgücü olarak verdi. Bu çocukların kültürel olarak zorla asimilasyonunu sağlamaya çalıştılar. Aynı zamanda yerli kadınları, rızaları olmaksızın kısırlaştırma yoluna gittiler.

Sömürgecilerin, yerlilerin topraklarını ele geçirmek, köleleştirmek ve yıldırmak amacıyla uyguladıkları soykırımcı yöntemler; İngiliz sömürge valisi tarafından bütün Avustralya’da kesintisiz uygulandı. Bunun sonucu olarak, kıtanın gerçek sahibi olan yerli topluluklar; binlerce yıllık gelenekleriyle birlikte yok olmayla karşı karşıya kaldılar.

Kıtada, İngilizler tarafından sömürgeleştirilmeye başladığı 1788 yılında 750 000 siyah derili yerli yaşıyordu. 1911 yılına gelindiğinde ise bu sayı 31 000 kişiye düşmüştü. 123 yılda 720 000 insan! Tahminî olarak, dünyaya gelmeleri engellenen kuşakları da eklesek milyonları buluyor. Çoğu, İngilizlerin yaydığı çiçek, tifo, dizanteri, tüberküloz, difteri gibi hastalıklardan ve sömürgecilerin yiyecek tayınlarına kattıkları zehirden kırılmıştır. Binlercesi ise sömürge güçleri tarafından işkence yapılarak, silahla vurularak öldürülmüştür.

Kaynak: Sefa M. Yürükel, Batı Tarihinde İnsanlık Suçları, 2.B., Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı, İst., ss.93-100 (Özetledim)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura