Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
26-09-2019
IMF İLE NEDEN ANLAŞMA YAPILMAMALI

IMF’yi neredeyse unutmuştuk. Fakat birkaç gündür yine gündemimizde: "Muhalefet gizlice IMF ile görüştü." “Hayır, IMF'yi hükümet davet etti." Bu, bana eski bir yazımı hatırlattı, diyorum ki: “IMF ile anlaşma yapmamalı.”

Peki, neden? O yazıdaki yanıtımı güncelleşmesi nedeniyle aşağıya alıyorum.

I) Uluslararası Para Fonu (IMF) emperyalist Batı’nın, gelişmekte olan ülkeler üzerinde hegemonya kurma araçlarından biridir. IMF’nin “yapısal reform”u  bir serbest piyasa dayatmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde serbest piyasa diye bir şey yoktur. IMF’nin “yapısal reform”dan kastettiği, ulusal ekonomiyi piyasa güçlerine teslim etmektir. Bu reformlar “tarihsel ve toplumsal parametrelerin tasfiyesi” anlamına gelir.

Dünya Bankası eski baş ekonomistlerinden J.Stiglitz IMF’nin dıştan parlak görünen, “yoksul ülkeleri destekleme stratejisi”nin içyüzünü şöyle özetliyor:  “Strateji”  çerçevesinde ülkenin eline bir “yeniden yapılanma anlaşması” tutuşturulur. Yardım dilenen ülke, bu anlaşmayı gönüllü olarak imzalamak durumundadır. Anlaşmada 4 aşamalı bir programın uygulanması istenir: Özelleştirme, sermaye piyasasının liberalleştirilmesi, piyasa temelli fiyatlandırma, serbest ticaret. Stiglitz’e göre bu anlaşma bir ölüm planıdır, “kan emiciler”in iş başına geçtiğini gösteren bir ölüm fermanıdır.

Neticede plandan önce iyi kötü sanayileşmekte olan ülke; planın sonunda, “kan emiciler” tarafından, topyekûn teslim alınmış ve sömürgeleştirilmiş olur.

II) IMF ile anlaşma yapılmamalıdır, çünkü Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), kapısını çalan kazazede ülke ekonomilerine verdiği zararlar saymakla bitmez. 

a- IMF’nin Kurduğu Borçlu-Alacaklı İlişkisi Normal Değildir

IMF her finansman kurumu gibi kredi verirken birtakım koşullar ileri sürer. Ancak kredi koşullarının, “kredinin geri ödenmesinin güvence altına alınması amacıyla, sınırlı kalması gerekir.”  Oysa, IMF bu amacını aşan istek ve dayatmalarda bulunur. Örneğin, Türkiye’ye belirli yasalar çıkarılmasını, bunların uygulanması ile ilgili düzenlemeler yapılmasını dayatır.

b- IMF Borçlu Ülkenin Koşullarını Göz Önüne Almaz

IMF her ülkeye, yapısal farklılıkları göz önüne almadan, aynı politika reçetelerini uygular. İdeolojik bir tutumla dayattığı kapitalist politikalar ekonomik gelişmeyi engeller, halkı yoksullaştırır. Uluslararası ekonomik aksaklıkların yükünü, az gelişmiş ülkelere bindirir.  Oysa sanayileşmiş ülkelerde iyi sonuç veren bir politika, Türkiye’de tam tersi sonuç verebilir; tarımsal politikalarda olduğu gibi…

c- IMF Ülkelerin İç İşlerine Müdahale Eder

Bu müdahaleye, Türkiye’den, pek çok ülkeden örnek verilebilir. Bütün bu olup bitenler bizim hiç de yabancımız değil. IMF her yerde aynı tuzakları kuruyor.

d- IMF Yoksul Ülkelerin Zararına, Zengin Ülkelerin Çıkarına Çalışır

Uluslararası Para Fonu’nun  (IMF) sorunu, programını dayattığı ülkelerin ekonomik sorunlarını çözmek değildir. Asıl derdi, dünyanın zenginlerini daha çok zenginleştirmektir. Bu amaçla, Batı’ya kaynak aktarır, Batı’nın alacaklarını güvence altına alır. Bir krizde, tek kaygısı Batılı bankaları ve yatırımcıları kurtarmaktır.

Ülkeleri uluslararası sermayenin kullanımına açar. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki artık “en yoksul ülkeler, en zengin ülkelere yardım ediyor!”  Tersine bir kaynak aktarımı söz konusu. Güney’in ve Doğu’nun aleyhine işleyen, Batı’daki yatırımları ve büyümeyi finanse eden bir mekanizma oluşmuş durumda. “Bu tersine yardım; yoksul ülke tasarruflarının ve ihracat gelirlerinin, daha başlangıçta, alacakların tahsili için ipotek altına alınması” anlamına geliyor.

e- IMF İşsizlik Kaynağıdır

Türkiye’de işsizliğin artmasında Uluslararası Para Fonu’nun (IMF’nin) büyük payı vardır. (IMF) sözde bir “yoksul ülkeleri destekleme stratejisi” çerçevesinde, kapısını çalan her ülkenin eline bir “yeniden yapılanma anlaşması” tutuşturur. Türk ekonomisinin maruz kaldığı daralmalarda IMF programlarının büyük payı vardır. Çünkü programlar toplam talebi, ardından halkın gelirini kısmaya yöneliktir. Tabii, kaçınılmaz bir sonuç işsizliğin artması oluyor: Türkiye’de uygulanan IMF programları bütün üretim kesimlerinde işsizliğe yol açmıştır.

IMF, tuzağına düşürdüğü ülkede kamu kesimini ilerde telafisi mümkün olmayacak bir biçimde çökertmektedir; hem de acımasızca, kamu yatırımlarından kamu personeli kalitesine değin, bütün ögeleriyle!...  IMF ve Dünya Bankası’nın uygulamaları; her zaman, örgütsüz büyük halk yığınlarının aleyhine sonuçlar doğurmuştur.

*

Atatürk ne demişti: Hangi bağımsızlık -yani onur, özgürlük ve ilerleme- var ki, yabancıların öğütleriyle yükselebilsin!

Aklını kullanan, milletini düşünen mi var.

 

Kaynak: Cihan Dura, “IMF ile Neden Anlaşma Yapılmamalı”, http://www.cihandura.com/tr/makale/IMF-ILE-NEDEN-ANLASMA-YAPILMAMALI-569  (21.2.2010)

**

Not: IMF hakkında diğer bir yazım: “Dün Düyunu Umumiye İdi, Bugün IMF...” http://www.cihandura.com/tr/makale/DUN-DUYUNU-UMUMIYE-IDI-BUGUN-IMF-531 (23.3.2007)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura