Atatürk Okulu > Cumhuriyetçilik Dersleri
26-09-2020
HALK YÖNETİMİ

İnsanlar tabiat ve yaratılışları gereği birlikte yaşarlar, fakat birlikte yaşayan insanlar mutlaka yönetilmek ihtiyacı duyar. Topluluğun başında, sevk ve idaresi için bir yönetici bulunmak gerekir. Bu kural milletler için de geçerli olup tarih boyunca monarşiden halk idaresine kadar türlü yönetimler görülmüştür.

● Atatürk diyor ki, biz Millî Mücadele sırasında idareyi halkın yaptık, zümre ve sınıf egemenliğini reddettik. Bağımsızlık Savaşımızın Müdafaai Hukuk iktidarı bir halk hükümetiydi. Dedik ki, kuvvetin kaynağı tektir, o da Türk milletidir. Asıl olan, odur. Egemenlik onundur, yasama hakkı, yönetme ve yargılama hakkı onundur. Bu ne demektir? Halkçılık demektir.  Halkçılık; kuvvetin, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka ait olmasıdır, halkın elinde bulunmasıdır. Halkçılık hükümetin, halkın eline geçmesidir. Türkiye halkçı bir cumhuriyettir.

Biz önce Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni kurduk, bir halk hükümeti olarak… Yönetim usulü halkın mukadderatını bizzat ve fiilen idare etmesi esasına dayanan bir halk hükümeti olarak!.. Ve zaferden sonra yeni Türkiye devleti… Yeni Türkiye devleti de bir halk devleti oldu, halk yönetimi ve halkın devleti oldu. Genel yönetimi halkın eline verdik. Teşkilât baştan sona kadar halk teşkilatı olsun istedik. Yönetim şekli, esası meşveret olan şûra idaresinden başka bir şey değildi. Geçmişin devletleri ise bir şahıs devleti idi, şahısların devleti idi.

● Türk ulusunun yönetim şekli “kuvvet birdir” esasına dayanır. Türkiye cumhuriyetle idare edilen bir devlettir. Cumhuriyet halk idaresidir, milli egemenliğin en gelişmiş şeklidir. Demokrasi sistemi ile devlet şeklidir. Demokraside yöneten millettir. Tarihte mutlakıyet yönetimi olmuştur, meşrutiyet yönetimi olmuştur. Cumhuriyet hükümetleri her türlü despotluk ve tahakküm imkânını kapayan biricik devlet yönetimi şeklidir. Herkes bilmelidir ki, Millet bireyleri sürü halinde vesayetle yönetilemez.

Türkiye’de egemenlik hakkını millet adına kullanan kuruluşa Türkiye Büyük Millet Meclisi denir.  O Türk milletinin yüzyıllar süren arayışlarının özüdür, kendini bizzat yönetme bilincinin canlı simgesidir. Ankara’da toplanan Yüce Meclis’imiz; milletin, tam bağımsızlık çerçevesinde yazgısını bizzat üstlenip yönetmeye başlamış olduğunu 23 Nisan 1920’de bütün dünyaya duyurmuştur.

● Cumhuriyet rejimi halkın kendi eliyle kendini idare etmesi demektir. Ancak hemen vurgulamak gerekir ki, bundan kasıt, asla her ilin veya her bölgenin ayrı ayrı birer yönetim birliği kurması değildir. Kasıt Millet Meclisi'nin bütün vatanın mukadderatını eline almış olmasından ibarettir.

Yönetim usulü halkın kendi yazgısını ve geleceğini doğrudan doğruya, bizzat ve fiilen yönetmesi esasına dayanır. Millet yaşamına, bağımsızlığına ve bütün varlığına bizzat kendisi bekçi olacak, vatanın her yerinde yine yalnız kendisi ve kendi idaresi hüküm sürecektir. Milleti yönetmede prensibimiz milletin ortak ve genel fikirlerine, ortak ve genel eğilimlerine uymaktır. Bu fikir ve eğilimlerin gerçek ve ciddî olabilmesi, milletin maddî ve manevî ihtiyaç kaynaklarından gelmelerine bağlıdır.

Cumhuriyet Türk milletinin yüksek siyasi kurumu, Türk milletinin tabiat ve karakterine en uygun idaredir. Türk milleti, egemenliğini en kapsamlı şekilde ortaya çıkaran yeni idareye kavuşuncaya kadar daima mevcut siyasi kurumlara yabancı kalmıştır. Çünkü geçmişin kurumları, başından sonuna kadar milletin başında yumruk tutan bir sürü despotlar kadrosundan başka bir şey değildir.

Cumhuriyetin sultanlıktan temel bir farkı şudur: Cumhuriyet yüksek ahlakî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir. Cumhuriyet idaresi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir.  Sultanlık ise korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Korkuya, tehdide dayalı olduğu için de korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Türk milletinin despotluk ve tahakkümle yönetilebileceğini sananlar, Türk’ü ve Türk tarihini bilmeyenler ve anlamayanlardır. Türk milletini demokrasiden başka bir şekille yönetme imkânı yoktur. O bu nedenle ülkemizin hak ettiği itibar ve saygıyı koruyacak ve yükseltecek biricik yönetim şeklidir.

Cumhuriyetimiz Türk milletinin gönenci ve yükselmesi yolunda yüzyılların görmediği başarılara erişti. Milletin refah ve gelişmesinin gereklerini, onun eğilim ve ihtiyaçlarını bularak ve öğrenerek gerçekleştirdi. Kimsesizlerin kimsesi oldu. Çünkü biz Cumhuriyeti ülkemizin koşullarına, toplumsal eğilimlerine ve halkın ihtiyaçlarına tamamıyla uygun bir rejim olarak kurduk. Bu şekilde az zamanda elde edilen sonuçlar, Cumhuriyet yönetiminin milletimize hazırladığı geleceğin ne kadar parlak olduğunu tahmin etmeye yeterlidir.

Kaynak: ATANAME 2019

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura