Atatürk Okulu > Laiklik Dersleri
10-04-2020
DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNE

Laiklik yalnız din ve dünya (devlet) işlerinin birbirinden ayrılması değil, aynı zamanda din ve vicdan özgürlüğünün tanınmasıdır. ‘Vicdan özgürlüğü’ kavramı, aynı başlık altında, Ataname’de 15 yönelti içeren ayrı bir dergede açıklanıyor. Bu dergedeki Atatürk’ün, günümüze ışık tutan, her “Atatürkçüyüm” diyenin benimseyip uygulaması gereken belli başlı görüşlerini aşağıya alıyorum.

*

Her reşit dinini seçmekte serbesttir. Herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinî fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Ancak ibadetler güvenliğe ve genel töreye aykırı olamaz, siyasi gösteri şeklinde yapılamaz.

Birlikte yaşadığımız Müslüman olmayan unsurlar bizimle aynı hukuka sahiptir. Ancak gayrimüslim vatandaşlarımıza bizim siyasî egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi ihlal edecek fazladan imtiyazlar verilemez.

Vicdan özgürlüğü mutlaktır, dokunulmazdır, bireyin doğal haklarının en önemlilerindendir. Her birey istediğini düşünür, kendine göre siyasî bir düşünceye sahip olur. İstediğine inanır, seçtiği bir dinin gereğini yapar veya yapmaz. Kimsenin düşüncesine ve vicdanına hâkim olunamaz.

Hiç kimsenin, hükümetin düşündüğü gibi düşünme mecburiyeti yoktur.

Tarihte, uygarlığın geri olduğu cehalet devirlerinde düşünce ve vicdan özgürlüğü tahakküm ve baskı altındaydı. Özellikle din muhafızlığı kisvesine bürünenlerin, gerçeği düşünüp söyleyebilenler hakkında reva gördükleri zulümler, insanlık tarihinde daima kirli facialar olarak kalacaktır. Hiç kimse hiç kimseyi ne bir dini ne de bir mezhebi kabule zorlayabilir. Türkiye’de kimse fikirlerini başkalarına zorla kabul ettiremez.

Hoşgörü o kimsede vardır ki, yurttaşının veya herhangi bir insanın vicdanî inanışlarına karşı kin duymaz, aksine saygı duyar. Eğer bütün fikirler ve inançlar bir noktada birleşmiş olsaydı, bu ancak hareketsizlik belirtisi, ölüm işareti olurdu.  Bir Atatürkçü fikirlerin, inançların başka başka olmasından rahatsızlık duymaz. Taassup, bağnazlık cehalete dayanır. Dolayısıyla taassubu olan, câhildir. Bilim mutlaka cehalete galebe çalar. O halde halkı aydınlatmak lâzımdır. Her yeni devrimin bir karşı tepkisi olacaktır.

Uygarlık affetmedir, hoşgörüdür. İlkel kavimlerdir ki, kan dâvâsı güder. Affa, hoşgörüye dayanmayan uygarlık zorbalığa dayanan uygarlıktır ki çöker. Ancak ulusal dâvâlarda, sonuçları kitleyi etkileyen işlerimizde hoşgörünün yeri yoktur. Gerçek özgürlükçüler, hoşgörünün genel bir haslet olmasını isterler. Fakat, iyi niyetle dahi olsa, taassup yani bağnazlık hatalarına karşı dikkatli olmaktan vazgeçmezler. Çünkü iyi niyet her sorunu halledemez. Aldırmazlığı kayıtsızlık derecesine kadar götürmemek gerekir.

______________________.

Not: Ataname’de Atatürk konuşur, sanki ikinci Nutuk gibidir. Ataname; 10 ilkeden oluşur. Her ilke “derge” adlı alt konulara ayrılmıştır. Dergeler “yönelti” denilen, kodlanmış paragraflardan meydana gelir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura