Atatürk Okulu > Cumhuriyetçilik Dersleri
13-05-2020
CUMHURİYET SOSYAL AHLAKA DAYANIR

Cumhuriyet yüksek ahlaka dayanır. Sosyal ahlakın zayıf olduğu toplumlarda yaşayamaz.

Cumhuriyet halk idaresidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ve sahipleri, halktır, bütün yurttaşlardır. Cumhuriyet demokrasi prensibinin en çağdaş şekilde uygulanmasını sağlayan hükümet şeklidir.

Demokraside yöneten millettir. Cumhuriyet (Demokrasi) yurttaş özgürlüğünü tanıyan, onun sağlanmasını ve korunmasını en birinci görev bilen rejimdir. Eski devirlerde özgürlüklerin korunması diye bir sorun yoktu. Çünkü özgürlük yoktu.

Cumhuriyet idaresinde meclis, cumhurbaşkanlığı ve hükümet, adliye ana organlardır. Cumhuriyet bu organlarla işler, ayakta durur. Yalnızca halkın özgürlüğünü, halkın güvenliğini düşünür, sağlamaya çalışırlar.

Ahlak, toplum hayatında neyin iyi veya kötü, doğru veya yanlış sayıldığını gösterir. Sosyal (millî) ahlak; yurttaşlardan her alanda ilgi, çalışma, özveri isteyen ahlaktır. Bu özveri milletin düzeni, gönenci, güvenliği ve ilerlemesi içindir. En iyi birey kendinden çok, mensup olduğu toplumun varlık ve mutluluğunun korunmasına kendini adayan kişidir. Eğer kişi ahlaklı ise, en az kendininki kadar milletinin de çıkarlarını gözetecektir. İnsanı ahlaklı yapan, sorumluluk duygusudur. Atatürk’ün Türk gencine öğüdü şudur: “Kendinden çok, ülkeni ve milletini düşün. Kendini milletinin varlık ve mutluluğuna ada.”

Milletin karşısında namuslu olmak lazımdır. Namus burada “bir toplumda ahlak kurallarına bağlılık, dürüstlük, doğruluk” anlamındadır.

Devletin çeşitli makamlarına liyakatli, ülkeye hizmette sebatlı elemanlar, müdürler, memurlar atanmalıdır. Bir kurumun gelişmesi, başarılı olması; o kurumun başında olanların yalnız bilgili değil, iyi ahlaklı ve özverili kişiler olmasına bağlıdır.

* * *

Neden Cumhuriyet yüksek ahlaka dayanır, neden sosyal ahlakın zayıf olduğu toplumlarda yaşayamaz? Benim üç yanıtım var.

● Her rejime bir ‘sahip’ gereklidir. Örneğin monarşide bu sahip, monarktır. Cumhuriyette ise tüm yurttaşlardır, halktır. Daha doğrusu yüksek ahlak sahibi olan yurttaşlar ve halktır. Bu nitelikteki bireyler ve halk olmazsa, cumhuriyetin ayakta kalması zordur, belki mümkün de değildir; çünkü sahipsiz kalmıştır.

Cumhuriyet halkımızın rejimi olduğu için nimetlerinden bütün halk, her birey yararlanacaktır. Ancak çoğunluk ‘yalnız bana’ derse, sistem aksar, rejim kendini sürdüremeyecek noktaya gelir. Doğru olan, “nimetler hepimize” anlayışıdır.

 

● Cumhuriyet (demokrasi) bireylere ve yöneticilere, geniş özgürlükler ve yetkiler tanıyan bir rejimdir. Bunların yerinde ve millî iradeye uygun kullanılacağını varsayar. Oysa genel olarak insan doğası kötü kullanıma eğilimlidir. Bu eğilimin önünü kesecek en etkili güç, yurttaşa benimsetilen sosyal ahlaktır.

Yaptırımlara da baş vurulur ama, öncelik kişinin ahlakına bırakılmıştır. Diğer rejimlerde, örneğin monarşide korkutma ve cezalandırma önde gelir. Özgürlük olmadığı için, ceza monarkın veya adamlarının iki dudağı arasından çıkacak söze bağlıdır, korkutma esastır. Denebilir ki, yüksek ahlak cumhuriyetin emniyet supabıdır, monarşide ise bu işlevi tehdit ve korkutma yerine getirir.

Cumhuriyet rejiminde meclis vardır, hükümet ve mahkemeler vardır. Kamu işleri bu organlar tarafından yürütülür. Bunları oluşturan kişilerin bilim ve ahlak kurallarına harfiyen uyarak çalışmaları gerekir. Amaç her zaman, millet ve devletin bekası, cumhuriyetin, işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmesidir. Sosyal ahlak esaslarına uyulmazsa, cumhuriyet milletin olmaktan çıkar; sapar, yozlaşır, çürür.

Özetle, eğer halk, bireyler, idareciler ahlaklı olmazsa, en tepeden başlayarak tüm kurumlar bozulmaya yüz tutar, hedefinden sapar, milletin değil birtakım çıkar odaklarının aracı haline gelir. Bu durum; tıpkı organları işlemeyen bir canlı gibi, cumhuriyetin çöküşünü getirir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura