Atatürk Okulu > Laiklik Dersleri
14-04-2020
CUMHURİYET REJİMİNDE HALİFELİĞE YER YOKTUR

Halife sözcüğüdin ve dünya işlerinde bütün Müslümanların önderi, aynı zamanda devlet reisi olan kişi” anlamında kullanılır. Atatürk halifeliği gereksiz bir kurum olarak görmüş ve Meclis’çe kaldırılmasını sağlamıştır.

Görüşleri şöyledir: Hilafet demek, “yönetme”, “hükümet etme” demektir. 

Tarihte hilafet diye ayrıca bir kurum hiç olmamıştır; ortaya çıkmış olanlar ‘emirlik’tir, hükümettir. Bugün bağımsız bir Türkiye devleti vardır; devleti kuran milletin bir meclisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi vardır. Milletin ve ülkenin biricik gerçek temsilcisi odur. Devletin bir başkanı vardır. Dolayısıyla devletimiz başka bir makam tanımaz.  “Yönetme” anlamında hilafet –işlevi bakımından- hükümet ve cumhuriyet kavramında zaten mevcuttur. Dikkat: Hilafetin kendisi değil, işlevi, görevi!... Bir hükümet varken, ikincisine yer vermek mantık dışıdır.

Hilafet günümüzde hiçbir varlık sebebi olmayan geçmişe ait bir hayalden ibarettir. İslam birliği ise bir ütopyadır. Müslüman ülkeler kendi varlıklarını korumakta zaten yeterince zorlanmaktadır.

Oysa düşmanlarımız, örneğin İngilizler, hilafetin korunmasını hep istemiştir. (Bugün de öyledir, Amerika da istemektedir!) Neden? Çünkü tek bir kişiyi, yani halifelik makamına oturtacakları kişiyi kontrol etmek kolaydır. İslam âlemine karşı baskılarını onun sayesinde kolayca sürdürecek, bütün İslam dünyasını elleri altında tutacaklardır!  [Kaynak: DK2, s.220-222.]

*

Atatürk’ün halifelik hakkındaki görüşü özetle budur. Ben de şu hususları eklemek isterim:

Hilafet “yönetim görevi” demek olduğuna göre, halife millî egemenliğe ortak olmuş olur ki, bu durum Millî Egemenliğin, Cumhuriyet rejiminin tanımlarına aykırıdır. Çünkü Millî Egemenliğe ortak olunamaz. Meclis’in ve hükümetin yanı sıra bir diğer karar merciinin daha bulunması yanlıştır. Bu bir çelişkidir, devlet yönetiminde iki başlılık demektir.

Hilafet olursa devlet yönetiminde Millî İrade temel referans olmaktan çıkar, ayrıca kısıtlanır. Artık ikinci bir referans vardır: Şeriat hükümleri… Halife dinsel esasları uygulamak zorunda olduğu için, dinin devlet işlerine karışması durumu ortaya çıkacaktır. Bu, Laiklik ilkesinin yara alması demektir. Bilim kurallarının uygulanması da zorlaşacaktır.

Sonuç şudur ki, demokrasinin hâkim olduğu bir ülkede hilafet istemek, akla ve mantığa, sağduyuya tümüyle aykırı bir taleptir. Atatürk’ün hilafeti kaldırmakla ne kadar haklı olduğu da açıkça görülüyor.

_______________________.

Emir: Araplarda ve diğer bazı Müslüman ülkelerde bir kavmin, kentin veya ülkenin başı; başkan, bey, reis.

DK2: Cihan Dura, Birinci Görev Okulu: Atatürkçü Öğreti Dersleri-2, 2019. https://drive.google.com/file/d/1mpG36QuDhfthuUmU3HG0xE9mZoO_kY9L/view

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura