Atatürk Okulu > Amaç ve Esaslar
10-08-2020
BÜYÜK ZAFER VE CUMHURİYET DÖNEMİ (1922-1938)

Bu yazıda Bağımsızlık Savaşı’mızın zafere erişi ve Cumhuriyet döneminde yapılan değişiklik ve yenilikler Turgut Özakman’ın “Dersimiz Atatürk” adlı kitabından üç bölüm halinde özetlenerek anlatılmıştır.

Her bölüm, çocuklara yönelik yaklaşık yarım saatlik bir dersin konusu olabilir.

1) BÜYÜK ZAFER VE YENİ GÖREV

Tarih 1922 Ağustos ayı… Kurtuluş Savaşı’nın son aşamasındayız. Mustafa Kemal Paşa’nın en yoğun olduğu dönem... Bir yıldır gizlilik içinde sürdürülen çalışmalar sona eriyor. Ordu artık büyük taarruza hazırdır.

25 Ağustos akşamı… On binlerce askerimiz derin bir sessizlik içinde düşman mevzilerine yaklaşıyor. 26 Ağustos sabaha karşı Başkomutan ve büyük komutanlar savaş alanını gören Kocatepe’de yerlerini almışlar. Ordu nefesini tutmuş bekliyor.

Gün ışımakta, derin bir sessizlik… Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tepenin kenarına geliyor ve beklenen işareti veriyor. Bir anda yüzlerce top birden, gürlemeye başlıyor. Yer gök birbirine karışıyor!

Ordumuz fırtına gibi esiyor. Yıkılmaz denilen düşman cephesi 36 saat içinde yarılıp ikiye ayrılıyor. Birlikler kanatlanmış uçuyor, vatan şehir şehir geri alınıyor. Askerlerimiz zafer üzerine zafer kazanarak ilerliyor ve 9 Eylül 1922 günü İzmir’e giriyor. İşgal altında olan bölgelerimiz ve İzmir düşmandan temizleniyor.

Bütün yurdumuz sevince boğuluyor, her yerde şenlikler düzenleniyor. Dünyanın esir milletleri de bizimle birlikte bayram etmekte. Mustafa Kemal Paşa’yı “Doğu’nun kahramanı” ilan ediyorlar. Bağımsızlık Savaşımız hepsine örnek oluyor.

Anneler ve babalar, çocuklar... O günleri gurur ve mutlulukla anın. Kurtuluş Savaşı tarihimizi çok iyi öğrenin.
**
Atatürk İzmir’de bir süre kaldıktan sonra Ankara’ya döndü. Orada da görülmemiş bir coşkuyla karşılandı.

Ancak savaş henüz bitmemişti.

Atatürk ve arkadaşlarını artık yeni ve çok daha büyük bir görev bekliyordu. Çünkü milletimizin büyük çoğunluğu hâlâ ortaçağda yaşıyordu. Ne demekti ortaçağ? Ortaçağ demek “cehalet, yoksulluk, gerilik ve bağnazlık” demekti. Bu utanılacak durumdan kurtulmak, ikinci bir kurtuluş savaşı vermek gerekiyordu.

**

2) ÖĞRETMENLER! GERÇEK ZAFERİ SİZ KAZANACAKSINIZ

Atatürk’ün zamanını neden öğreniyoruz? Çünkü tarihimizi hepimiz iyi ve doğru bilmeliyiz. Bunu ne kadar başarırsak o kadar milletimize hizmet ederiz, aramızdaki yersiz tartışma ve çatışmalar da sona erer, birlik oluruz.

Daha önce öğrendik, milletimizin, yeni devletin özgür, güçlü ve ileri olması için yaşadığı ortaçağı yenmesi gerekiyordu. Bu başarı zorlu bir uygarlık savaşı vermesine bağlıydı.

Atatürk bu ikinci savaşta yurtseverlere, en çok da öğretmenlere güveniyordu. Çünkü bir milletin geleceğini belirleyenler ve kuranlar öğretmenlerdir. Büyük zaferden hemen sonra öğretmenlere şöyle seslendi:

“Öğretmenler! Bugün ulaşmış olduğumuz nokta, gerçek kurtuluş noktası değildir. Kurtuluşa ancak, uygar ve çağdaş, bilim ve tekniğe saygılı, bağımsız olmanın değerini bilen, boş inançlardan arınmış, aklı ve vicdanı özgür bir millet olduğumuz zaman ulaşırız.

Öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer sadece öğretmen ordusunun zaferi için imkân hazırlamıştır. Gerçek zaferi cehaleti, bilgisizliği yenerek siz kazanacaksınız.”

Çok sevdiği, büyük umutlar bağladığı Türk çocuklarına ise şöyle sesleniyordu:

Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler, her biriniz, geleceğimizin gülü, yıldızı, talih ışığısınız. Ülkeyi, büyüdüğünüz zaman, asıl aydınlığa sizler boğacaksınız. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışın. Sevgili çocuklar! Arkadaşlarımla birlikte ne yaptıysak, sizin için yaptık. Sizin mutluluğunuz, başarınız, özgürlüğünüz, onurunuz için yaptık. Başınız dik yaşayın diye yaptık. Sizin temiz sevginiz bizim için en büyük armağandır.”

Sıra Yeni Türk devletinin dünyaca tanınmasına gelmişti. Bu, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile sağlandı. Kurtuluş savaşı, amacına bu sayede ulaştı. Devletimiz tam bağımsız oldu. Sonra, Cumhuriyet ilan edildi. Ülke ve devlet, tek bir kişiye, padişaha aitti, ikisi de milletin oldu. Mustafa Kemal Paşa cumhurbaşkanı seçildi.

Foto: Atatürk sınıfta

**

3) CUMHURİYET SİZLERE EMANETTİR, ONA SAHİP ÇIKIN

Artık asıl büyük savaşı başlatmanın zamanı gelmişti: Orta çağa son vermek, milletimizi yeni çağa kavuşturmak gerekiyordu. Bu ise birçok devrim yapmaya, yeni kurumlar kurmaya, kısacası çağdaşlaşmaya bağlıydı.

Başarılabilir miydi? Mümkündü ancak çok zordu. Çünkü para yoktu; birçok alanda, bilgili, uzman kişi yoktu. Okumuş, öğrenim görmüş insan sayısı çok azdı. Başka pek çok eksiğimiz vardı. Toplu iğne, kiremit bile yapamıyorduk. Ülkemizin birçok yeri düşman tarafından yakılıp yıkılmıştı. Yüzbinlerce insan evsiz kalmıştı. Yüz erkekten sadece yedisi okuryazardı. Bin kadından sadece dördü okuma yazma biliyordu.

Bu büyük zorlukları, yoklukları nasıl aştılar?

Yurt sevgisiyle aştılar; çok düşünerek, çok çalışarak, halkın sevgisi ve desteğiyle aştılar. Hep doğruyu, iyiyi ve güzeli aradılar. Yılmadan birçok güçlüğü yendiler. Batılı yazarlar bu büyük, hızlı gelişmeye “Türk Mucizesi” adını verdiler.

Birçok devrim yapıldı. Birçok yeni kurum kuruldu. Toplum adım asım modern çağa taşındı:

-Kadın erkek eşitliği sağlandı.

-Eğitime ve bilime çok önem verildi.

-Sanayileşme başladı.

-Salgın hastalıklar denetim altına alındı.

-Yeni yollar, barajlar, fabrikalar, okullar, kütüphaneler, müzeler, spor alanları, halk evleri, köy eğitmen okulları açıldı.

Cumhuriyet’in onuncu yılına bu büyük gelişmenin sağladığı coşkuyla girildi. Atatürk 10.yıl dolayısıyla 1933’te unutulmaz bir konuşma yaptı. Özetle şunları söyledi:

“Yurttaşlarım,

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Fakat yaptıklarımızı asla yeterli göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız.

Ne mutlu Türküm diyene!”

Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 15 yıl boyunca çağdaş uygarlık yolunda büyük gelişme ve ilerlemeler sağlandı. Atılımlar durmadı, daha sonra da sürdürüldü.

Ancak yakın zamanlarda geriye dönüşler oldu. Bunlara karşı çıkmak, düşmanlarla mücadele etmek hepimize düşen bir görevdir.

Çocuklar, gençler! Unutmayın: Cumhuriyet sizlere emanettir, ona sahip çıkın.

 

_______________________________________.

Kaynak: Turgut Özakman, Dersimiz Atatürk, Bilgi Yayınevi, İst., 2016, ss. 48-66 (Bazı eklemeler yaparak özetledim.)

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura