Atatürk Okulu > Ahlak Dersleri
05-06-2017
BÜTÜN UMUDUM GENÇLİKTEDİR

Benim anladığım gençlik Devrim’in fikirlerini ve ideolojilerini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim gözümde yirmi yaşında bir yobaz ihtiyardır, yetmiş yaşında bir idealist kuvvetli bir gençtir. 

** * **

-Gençliğe öğütlerim ahlaklı ve çalışkan olmak, mücadeleci olmak, Cumhuriyetimize sahip çıkmaktır. Bu uyarımı kimi konuşmalarımda, gençlerle karşı karşıya olduğum her defasında inanç ve heyecanla dile getirdim. Özetle dedim ki, biz her şeyi siz yurtsever gençlere bırakıyoruz, geçmişin kötülüklerinden arınmış yeni bir Türkiye bırakıyoruz. Bütün umudumuz sizdedir. Cumhuriyeti siz yükseltecek, siz sürdüreceksiniz. Daima çalışkan, mücadeleci ve muzaffer olun. Milletimize hizmette engel tanımayın. Tüm yeteneklerinizi kullanın, mutlaka başarılı olacaksınız.  Bize siz güç veriyorsunuz. Siz aldığınız eğitimle her yüksek değerin simgesi olacaksınız. Milliyetçi ve Cumhuriyetçi olun. Topluma örnek olun, güven verin. Vatanı asıl kurtaracak olan, sizlersiniz. Yavrularımıza da seslendim, dedim ki, ülkemizi ışığa siz boğacaksınız, her şeyi sizden bekliyoruz. Türk gençleri, hep ileri, hep yüksek ülküye yürüyün! Beni yorulmadan takip edin. Bu konuşmalarımın önemli kısımlarını aşağıda sunuyorum.

Devletin hızla çöküşe sürüklendiği o karanlık yıllar… Bugün ıstırapla hatırlıyorum. Ancak şu da var ki, umudumu hiç kaybetmedim, hep şunu söyledim: Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız sevgili ülkem ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkı ile ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir. Başımıza neler örülmek istendiği ve nasıl karşı koyduğumuz, daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız bilinmeli, gelecek kuşaklar için ibret ve saklık gerektirmelidir. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki, hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün umudum gençliktedir! 

** * **

-Yeni Türkiye devleti; bütün Türklerin karakterlerini, yani onun dinç, azimli, erdemli niteliklerini kendisinde toplamıştır. Gençler! Biz size geçmişten, geçmişin hurafelerinden, geçmişin mevcutlarından arınmış bir varlık çıkardık. Olaylardan, olayların zorunluluğundan çıkan bu varlık, sizin çok değerli katılımınızla, parlak yardımınızla çıktı. Bu varlığı büyütüp yükseltmek bizlerden sizlere düşer. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizlersiniz.

Gençler! Hayat, mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır. Galip olmak, mağlûp olmak... Size, Türk gençliğine bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima galip olmaktır ve ben eminim ki, daima galip olacaksınız.

** * **

Milletin yükselme araç ve koşulları için yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda asla tereddüt etmeyin. Milleti o yükselme merhalesine götürmek için dikilecek engelleri hep birlikte göğüsleyeceğiz. Bunun için beyinlerinize, kültürünüze, bilgilerinize, gerekirse bileklerinize, pazılarınıza, bacaklarınıza başvuracak, fakat sonuçta mutlaka ve mutlaka o amaca varacaksınız. Sizin yüksek yeteneklerinize imanım tamdır, bunun bin bir kanıtı vardır.

Gençler! Cesaretimizi güçlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. Çalışkan, duyarlı ve milliyetçi yetişeceksiniz. Her türlü faaliyetinizde Cumhuriyet yasalarına, Cumhuriyet kuvvetlerinin yöntem ve kurallarına saygılı olacaksınız

Çok çalışınız, maddi ve manevi bakımdan kuvvetli olmak için çok çalışınız. Çalışmalarınızın meyveleri ülkemizin tüm çocukları için örnek olsun. Ana ve babalarınız, saygıdeğer milletimiz, sizler sayesinde güven içinde yaşasınlar. Geleceğin sizden beklediği budur. Bunu sağlayacağınıza ve buna layık olacağınıza güvenim tamdır. Eğer bugün Batı nihayet teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk çocuğu, o kabahat senin değil,  senden öncekilerin affolunmaz ihmalinin bir sonucudur. Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Anlamda, fikirde, tarihte bu böyleydi. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Fakat zekânı unut! Daima çalışkan ol!

Siz, vatanın gelecek ümidisiniz. Biliniz ki vatanı gerçekten kurtaracak olan, sizlersiniz. Biz bir fırtına gibi gelir, geçer, gideriz. Önümüzde sivrilmiş dikenleri, engelleri yakar, yıkarız. Fakat arkamıza baktığımız zaman bizim açtığımız o alanda kültürüyle, bedeniyle çalışan sizleri, milleti görürsek, görevimizi yaptığımıza ancak o zaman kani olur ve bununla övünürüz.

Ve siz küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler her biriniz geleceğin bir gülü, bir yıldızı, bir ikbalisiniz. Ülkeyi ışığa boğacak olan, sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz, kızlarım, çocuklarım!

Yukarda söyledim: Gençler mücadeleci olmalı, ahlaklı ve çalışkan, Cumhuriyete bağlı olmalı. Yeri gelmişken, bu nitelikleri şahsında toplayan örnek bir genci, Nuri’yi tanıtmak isterim size. Tarih 24 Ocak 1930… Edirne Meslek Muallim Mektebi’ndeyim. Okulun atölyelerini dolaşıyorum. Demirhanede örs başında kan ter içinde demir dövmekte olan, adının Nuri olduğunu öğrendiğim bir öğrenci, dikkatimi çekti. Yanına yaklaştım, sordum: “Öğretmen okuluna veya liseye gidip tertemiz giyinmiş, boyunbağlı bir memur olmak varken, ne için bu okula gelerek, böyle ateşle, kömürle ter içinde uğraşıyorsun?” Nuri hemen elindeki çekici gösterip havaya kaldırarak bana şu yanıtı verdi: “Paşam, siz bu vatanı kılıçla kurtardınız. Bizler de onu bu çekiç ile yükselteceğiz. Ayrıca bizim elimiz karadır, alnımız terlidir ama yediğimiz ekmek aktır ve alnımızdaki ter paktır.” Bu yanıttan çok duygulandım, etrafımdakilere dönerek “Duydunuz mu”, dedim, “işte ülkeyi böyle yetişmiş olan gençler kurtaracaktır.”

Türk çocuklarının nasibi nedir? Türk çocuklarının nasibi her başarılı hamleden hep sevinç veren sonuçlar almaktır. Türk çocukları! Yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz! Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak üzeredir. Durmayın, yürüyün. Mutluluk, gönenç, sevinç ve hepsinden sonra dünyaya karşı yüksek bir gurur sizi bekliyor. Türk çocukları! Son sözümün son kelimesine dikkat! Gurur, azamet sende zaten vardır. Bunu gösterme! Onu kendi yüksek enerjinin en derinine sakla! Gerektikçe büyük tevazuunu göster. Fakat yine icap ettikçe göster ezici yumruğunu! İşte bu niteliklerinle kanıtlayabilirsin ne olduğunu! Benim bugünkü ve yarınki Türk çocukluğundan beklediğim haslet bu şekilde tecelli etmelidir.

Tarih 27 Mart 1937… Ankara Halkevi’nde Bursalı genç arkadaşlarımla beraberim. Bana dediler ki, “seni yorulmadan takip edeceğiz.” Bu sözden çok duygulandım. Onlara dedim ki, fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman bile durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız bile beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize, durmadan yorulmadan yürüyecektir. Biz de bunu görmekle mutlu olacağız.

Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi taahhüt eden gençler!… Gerçekten, Bir gün bu ülkeyi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mutluyum. Buna cidden sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız sürece benim hedefime yürümenizi hepinizden talep etmek meşru bir hakkım olarak görülmelidir.

Türk gençleri, Türk çocukları! Hep ileri! Hep Yüksek Ülkü’ye yürüyün. Vatan ve gerçek aşkıyla dopdolu,  hep ışık serpin çevrenize. Ve ışık aramayı sürdürün! Bu sayededir ki, sizler bugünlerden daha mutlu günler yaşayacaksınız. Bizim göremeyeceğimiz yüksek mutluluklara erişeceksiniz. 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura