Atatürk Okulu > Tam Bağımsızlık Dersleri
07-05-2020
Atatürk gibi düşünmek, Atatürkçe Hissetmek, Atatürk Gibi İş Yapmak KÜLTÜR EMPERYALİZMİ MİLLÎ KÜLTÜRÜ YOK EDER, MİLLÎ BİRLİĞİ BOZAR

Kültür emperyalizmi hedef ülkenin kültürünü millî kültür olmaktan çıkarır, ülkenin birliğini bozar. 

Bir ülkede ortak olan her şey millî kültürün ögesidir: Ortak tarih, ortak dil, ortak idealler, ortak gelenek ve yaratılar, ortak ahlak!... Bir milletin maddî ve manevi sahip olduğu her şey: dili, fikirleri, bilimi, tekniği, ekonomisi, ahlakı, sanatı, edebiyatı, müziği, gelenekleri, mutfağı, giyimi, günlük yaşamı, yerleşim şekil ve araçları… Bütün bunlar milleti oluşturan insanların doğrudan veya dolaylı eseridir. Milletçe yüzyıllar süren ortak maddi ve manevi çalışmanın ürünleridir.

Kültür emperyalizmi emperyalist devletin, kendi kültürünü, hedef aldığı ülkeye yayması, o ülke insanlarına benimsetmesidir. Kısaca, kendi çıkarları için kendi kültür değerlerini dayatmasıdır.

Her toplum yabancı kültürlerden yararlanır. Dünyada yüzde yüz saf kültür yoktur. Varsa, en ilkel kavimlerin kültürüdür.

Başka toplumlardan kültür ithali başlıca iki şekilde olur: Bir, zorla (emperyalizm); iki, toplumun kendi bilinçli isteğiyle. Bu iki durumu iyi ayırt etmek lazım: Birinci şekil, ‘kültür emperyalizmi’ dediğimiz şeydir. Osmanlı tarihinde parlak örnekleri vardır. İkincisi, çağdaşlaşmanın gereğidir. Türk devrimi bir örnektir. Ancak bu şekil dahi zamanla yozlaşabilir, kültür emperyalizminin yaptığına benzer sonuçlar doğurabilir. Nitekim ülkemizde öyle olmuştur.

Kültür emperyalizminin bizim tarihimizde, başlıca üç şekilde gerçekleştiğini düşünüyorum: Çin, Arap ve Batı etkisiyle... İlkinden Bilge Kağan (683-734) şöyle söz eder: Türk milleti Çin milletine beylik erkek evladını kul kıldı, hanımlık kız evladını cariye kıldı. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çin kağanına kendisini tanzim ve tertip edemediğinden, yine tabi olmuş. Türk Oğuz beyleri, milleti işit: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilir?... Türk Milleti, kendine gel, aklını başına devşir!” İkincisi için, ünlü tarihçi Bernard Lewis’in tespitiyle yetinelim: “Tarihte hiçbir millet kendi öz benliğini İslam ümmeti anlayışı içinde eritmede, Türkler kadar ileri gitmemiştir.”

* * *

Emperyalizm zorlamasıyla giren kültür, salt yabancı çıkarlar yönünde alındığı için çok zararlıdır. Yabancı güç konumunu devamlı kılabilmek için, avladığı milletin zayıflamasını, bölünmesini, birliğinin bozulmasını ister. Öyle kurumlar dayatır ki, ülkenin sosyal yapısını, fikir dünyasını, hukukunu, ekonomisini, ahlakını hedef alır, her birinin kendi çıkarlarına uygun hale gelmelerini sağlar. En çok ekonomi kanalından, yabancı sermaye, özelleştirmeler yoluyla ülkeye girer ve etkisini yayar.

Dışardan kültür transferinin başta gelen olumsuz bir etkisi de düalizme (ikiliğe) yol açmasıdır. Ülkede kültürleri farklı birbirine yabancı iki sınıf oluşur. Açıktır ki, bu farklılık ulusal birliği bozar. Atatürk; Osmanlı’dan kalma ‘halkla aydınlar arasındaki uyum yokluğu’ndan söz ederken, bu çelişkiye dikkatimizi çeker.  Söz konusu uyum yokluğu, ‘ithal’ Arap kültürünün etkisiyle oluşmuştur.

Yabancı kültürün bir milleti toptan teslim alması, tam bir felaket demektir. Her şey dışardan geldiği için, ülke insanı en doğal haklarından yoksun kalır: Çalışma alanları kısıtlanır, emeğini değerlendiremez, yeteneklerini işleyemez; bulucu, yaratıcı olamaz. Dinamik olan ülke kültürüne katkıda bulunamaz, onu geliştiremez. Netice olarak millî kültür çağa uyum sağlayamaz, yenilenmez, çok geçmeden unutulmaya yüz tutar.

Kültür emperyalizmi en rahat liberal ekonomi rejiminde iş görür. Ulusal kültür liberal ekonomide büyük risk altındadır. Korunması, geliştirilmesi çok zordur. Bu nedenledir ki, devletçi ekonomi koşuldur. Atatürk’ün Türkiye için devletçi ekonomi sistemini gerekli görmesi boşuna değildir. Ne var ki, daha sonra, özellikle neoliberalizmin uygulanmaya başlamasıyla ortak kültürümüz çok zararlı etkilere maruz kalmıştır. Oysa ulusal kültürün desteklenmesi büyük bir işti, bugün de öyledir. Bu görevin üstesinden ancak devlet gücü gelebilirdi.

* * *

Toparlarsak, sömürgeci-emperyalist güçler; hedef ülkede yaşam felsefesini, sosyal davranışları, özgürlükleri ve çalışma imkânlarını kendi menfaatlerinin gerektirdiği boyutlara indirir. Bu etki, bireyin de kültürel ilerlemenin de gelişmesini baskı altına alır, önler.

Oysa bireye özgürce düşünme, özgür davranma ve çalışma fırsatı verilirse, yurttaşlar kavuştukları özgür düşünme-duygu ve çalışma sayesinde kendi kültürlerini geliştirebileceklerdir. Düşüncede, bilim ve teknolojide, sanatta, dilde, âdetlerde, sosyal davranışlarda ‘icatçı’ olacak, yeni değerler yaratacak, mevcut olanları geliştireceklerdir. Millî kültür ancak bu yoldan, yenilenerek varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Ne var ki, kültür emperyalizmi bütün bu verimli ve yaşatıcı yolların önünü kesmektedir.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura