Atatürk Okulu > Devletçilik Dersleri
07-12-2016
ATATÜRK: KURTULUŞ İÇİN EN KUVVETLİ TEMEL EĞİTİM VE ÖĞRETİM TEMELİDİR

Cihan Dura

11.6.2016

 


1-Millet ve ülkeyi gerçek kurtuluşa götürebilmek için, devlet yapısını kurabilmek için en kuvvetli temel, toplardan, süngülerden, taşlardan daha kuvvetli temel, bilimin hazırlayacağı, eğitim ve öğretimin hazırlayacağı temeldir.

2-İnsanlar yalnız maddi değil, özellikle maddi kuvvetin içindeki manevi kuvvetin etkisiyle de yapıcı olurlar. Milletler de böyledir. Manevi kuvvet özellikle bilim ve kültürle yüksek bir şekilde gelişir. Dolayısıyla hükümetin en verimli ve en önemli görevi eğitim işleridir. Eğitim ve öğretimde yüksek bir düzeye çıkacak bir milletin yaşam mücadelesinde maddi, manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır. Bu nedenledir ki,  millî eğitim işlerinde zafere ulaşmak şarttır.  Bu nedenledir ki, ülkede eğitim ve öğretim ışığının yayılmasına ve en derin köşelere kadar nüfuz etmesine özellikle gözümüzü diktik, her başarımız buna bağlı… Gerçek kurtuluşumuz millî eğitimde ulaşacağımız zaferle mümkün olacaktır.

 

3-Türk ulusu ancak okulun vereceği bilimsel ve teknik donanımla gelişecek, yükselecektir. Cumhuriyet fikir bakımından, bilim ve teknik bakımından kuvvetli, sağlıklı, aynı zamanda yüksek karakterli, işini iyi yapan, yasa bilinci ve saygısı olan yurttaşlar ister. Devlet hizmetlerinin, her türlü işin en iyi şekilde yapılması buna bağlıdır. Bu nedenledir ki eğitim-öğretim hizmetleri devletin birinci görevidir. Devlet bütün yurttaşların, herhangi bir sanat ve meslekte, çağdaş ilerlemelerin gerektirdiği derecede başarılı olmalarıyla ilgilenir. Bütün yurttaşlara eğitim ve öğretim hizmeti götürür. Eğitim her hükümetin en verimli, en önemli görevidir.

4- 1920’lerin ilk yılları… Ankara’da, Bursa’da, Eskişehir’de, İzmit’te, Samsun’da yurttaşlarımla birlikteyim, yüz yüzeyim. Asıl büyük savaşın hangisi olduğunu, o savaşı nasıl kazanmamız gerektiğini anlatıyorum. Diyorum ki, cehaleti giderecek olan, toplum hayatımızın ihtiyaçlarına, çağın gereklerine uygun bir eğitim hizmeti için hep birlikte çalışmalıyız. Eğitim hurafelerden, yabancı etkilerden uzak olmalıdır. Çocuklarımıza, milletine ve devletine düşman olanlarla mücadeleyi öğretmelidir. Devlet Milli Ülkü’nün gerektirdiği teknik elemanların yetişmesini sağlamalı, ülke davalarının ideolojisini anlayacak, yaşatacak bireyler yetiştirmelidir. Çocuklarımızı düşmana karşı durma yeteneğiyle donatmalı, erdemli ve disiplinli yetiştirmeliyiz. Eğitim sistemimiz her şeyi ile ulusal olmalıdır. Eğitim ve öğretimde birlik sağlanmalıdır.

5-Bunlar özüdür anlattıklarımın. Ayrıntılarına geçiyorum, önce 1922’de Meclis’te yaptığım bir konuşmada söylediklerim: Eğitim işlerinde başarılı olabilmek için öyle bir program takip etmeliyiz ki, o program milletimizin bugünkü durumuyla, toplumsal ve yaşamsal ihtiyaçlarıyla, çevrenin koşulları ile, çağın gerekleriyle tamamen orantılı ve uyumlu olmalıdır. Ben, bunu en kısa zamanda gerçekleştirmek için hedefler koydum hükümetlerin önüne:  Bir, okuyup yazma bilmeyen tek vatandaş bırakılmayacak; iki, ülkenin kalkınma savaşının ve yeni çatısının gerektirdiği teknik elemanlar yetiştirilecek; üç, ülke davalarının ideolojisini anlayacak, anlatacak, kuşaktan kuşağa yaşatacak birey ve kurumlar yaratılacak.

6-Devam ediyorum: Eğitimin önemini izah için daha fazla söz gerekmez. Onun değerini takdir etmeyen kalmamıştır. Eğitimdeki geriliğimizi herkes bilir. Eskiden miras kalmış bir cehalet sürüp gidiyor. Yüzyıllardan beri milletimizi idare eden hükümetler eğitim ve öğretimi yayma arzusunu göstermişlerdir ama, bu arzularına varmak için Doğu’yu ve Batı’yı taklitten vazgeçemediklerinden, sonuç milletin cehaletten kurtulamaması olmuştur. Bu acı hakikat karşısında bizim takibe mecbur olduğumuz eğitim ve öğretim siyasetimizin esas hatları şöyle olmalıdır: Ülkenin asli sahibi ve toplumumuzun esas unsuru köylüdür. Buna karşılık aynı köylüdür ki, bugüne kadar eğitim ve öğretim ışığından yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla, bizim izleyeceğimiz siyasetin temeli, önce mevcut cehaleti hızla gidermektir. Genel olarak bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanını, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafî, tarihî, dinî ve ahlakî bilgi vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim programımızın ilk hedefidir.

7-Geçmişte ne yazık ki, birçok ve birbirine zıt programlar uygulanmıştır. Her gelen bakan kendine göre bir program yapmış, tamim etmiştir. İşte genel eğitim anlayışı ile bu öğrenim biçiminin sonucu olarak denilebilir ki, ülkede okumuş olmak demek, çok bilmiş olmak demektir; bu ise halkımızı sefalet ve yoksulluğa mahkûm olmaktan kurtaramamıştır. Dolayısıyla, önce toplumumuzu cehaletten, gafletten kurtaralım. Öyle ki, halkımız birtakım bâtıl şeylere inanmasın. Aslı olmayan, gerçek olmayan anlayışlara aldanmasın. Ancak şu da vardır ki, bu hedefe yalnızca çocukları yetiştirmekle varamayız; onların ana ve babaları da aydınlatılmalıdır; öyle ki, çocuklarını bu millete ve ülkeye hizmet eden, fayda sağlayacak kimseler olarak yetiştirsinler!

8-Genel yaşamın esenliği için cehaletle mücadele etmeye hepimiz mecburuz. Aydınlar ki -azınlığı oluşturuyor- buna şu bakımdan da mecburdurlar:  Kendilerinin hayat ve mutluluğu çoğunluğun hayat ve mutluluğuyla mümkündür. Çoğunluk, millet ve ülke mutlu olmazsa, bayındır olmazsa beş on kişinin mutluluğu olabilir mi? Azınlık çoğunluğun cehaletinde çıkar ararsa, genel felaket kesindir. Şimdiye kadar izlenen usul ne yazık ki, azınlığın gönencinin sağlanmasına yönelikti. Millet, ülke niçin bu hale gelmiştir? Beş on kişinin mutluluk ve serveti için, beş on kişinin sefahati yüzünden!...

9-Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken, birliğimize ve varlığımıza saldıran her kuvvete karşı savunma yeteneğiyle donanmış bir kuşak yetiştirmeye muhtaç olduğumuzu da unutmayalım. Yeni kuşağın ruhuna bu nitelikleri, bu yeteneği aşılamak lazımdır. Bağımsız olmak ve varlığını sürdürmek isteyen milletlerin felsefesi en açık şekilde bu nitelikleri tam bir şiddetle talep etmektedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, her şeyden önce esaslı olarak şu üç görevi öğreteceğiz: Birincisi milliyetine, ikincisi Türkiye devletine, üçüncüsü Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetine düşman olanlarla mücadele etmek.

10-Bu millet ve ülke bilime, kültüre çok muhtaç… Tahsil yapmış, diploma alıp gelmiş olanları himaye etmek kadar doğal ve gerekli bir şey olmaktan başka, sürülerle ve sürülerle tahsil ve terbiye almak için, bilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. Bilim, fen ve uzmanlık nerede varsa, sanat nerede varsa gidip öğrenmeye mecburuz. Dolayısıyla artık himaye çok zayıf kalır, bunun yerine zorunluluk geçer.

11-Türk gençliği, onu temiz bir ahlak, yüksek bir yurt ve devrim aşkı içinde toplayacak ulusal bir örgüte bağlanacaktır. Gençlik, devrimi ve bütün bağımsızlık koşulları ile yurdu korumayı en üstün ödev bilen ve onları,  bu ödev uğrunda bütün varlıklarını vermeye hazır tutan bir düşünüşle yetiştirilecektir. Bu ana eğitimin tam sonuç vermesi için, Türk gençliğinin düşünme, karar verme ve girişim alma gibi yüksek başarım kuvvetleri geliştirilecektir. Öte yandan gençlik, her zorlu işin başarılmasında tek unsur olan sıkı disiplin altında çalıştırılacaktır. Düşünsel olduğu kadar bedensel gelişmeye de önem vermek emelimizdir. Ruh ve beyinle ilgili sorunlarda beden eğitiminin etkisi önemlidir. Bütün Türk gençliğine şevk ve sağlıklarını, kendine ve ulusa inanlarını besleyecek beden eğitimi verilecektir. Türkiye’de spor örgütü de bu esaslara göre düzenlenecek ve yürütülecektir.

12-Eğitim ve öğretim kurumlarında öğrencinin girişim yeteneğini kırmamaya, şefkat ve güler yüzle özen göstermekle birlikte, onları hayatta kusurlu olmaktan korumak için ciddi bir düzen ve disipline, kuvvetli bir erdem aşkı ile samimi bir ahlak anlayışına alıştırmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

13-Millî bir eğitim programından söz ederken, eski devrin bütün hurafelerinden sıyrılmış, doğudan ve batıdan gelen yabancı etkilerden uzak ve ulusal karakterimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile mümkündür. Yabancı kültür eski usullerin yıkıcı etkilerini artırır. Yaratacağımız kültür millî kültür zeminiyle, o zemin ise milletin karakteri ile uyumlu olmalıdır.

14-Bunun için muazzam, fakat hayali ve muğlak görüşlerden tamamen uzaklaşarak, sorunlara gerçekten nüfuzlu gözle bakmak ve el ile temas etmek lazımdır. Takip edilecek programın neden ibaret olduğu ancak bu suretle kendiliğinden ortaya çıkar. Millî eğitim ile geliştirilmek ve yükseltilmek istenilen genç beyinleri, hurafeler gibi paslandırıcı, uyuşturucu, hayali, gereksiz şeylerle doldurmaktan dikkatle kaçınmalıdır.  Yeni girişimler çağın ihtiyaçları ile orantılı ve verimli sonuçlar verecek şekilde olmalıdır. Halkımız da devam eden ve devam ettikçe kendisini mahveden birtakım bâtıl şeylere artık inanmasın. Şunun bunun aslı ve esası olmayan, gerçek olmayan anlayışlarına aldanmasın.

15-Eğitim ulusal, yurtsever, yabancı fikirlerden uzak olmalıdır. Karakterimizi ulusal yapmak, derin tarihimizin ilham ettiği yüksek derecelere çıkarmak büyük emelimizdir. Millî eğitimin ne demek olduğunu bilmekte artık herhangi bir karışıklık söz konusu değildir. Millî eğitim esas olduktan sonra, onun dilini, yöntemini, araçlarını da millî yapmak zorunluluğu tartışma kabul etmez.

16-Memleket evladının ortaklaşa ve eşit olarak öğrenmeye mecbur oldukları bilimler vardır. Yüksek meslek ve uzmanlık erbabının ayrılabileceği öğrenim derecesine kadar eğitim ve öğretimde birlik, toplumumuzun ilerlemesi ve yükselmesi bakımından çok önemlidir. Şunu kesinlikle bilmeliyiz ki, iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır.

 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura