Atatürk Okulu > Milliyetçilik Dersleri
10-12-2016
ATATÜRK ANLATIYOR: EN DEĞERLİ VARLIĞIMIZ MİLLÎ BİRLİK

Cihan Dura

12. 2. 2015


 

İki Mustafa Kemal vardır: Biri benim, et ve kemikten, geçici Mustafa Kemal...

Diğeri Ölümsüz Mustafa Kemal… Onu "ben" kelimesiyle anlatamam; o, ben değildir, o bizdir! O, ülkemizin her köşesinde yeni fikir ve yeni hayat için, büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasıyım sadece. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.

O Mustafa Kemal sensin; o Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan Mustafa Kemal, yaşaması ve başarılı olması gereken, Ölümsüz Mustafa Kemal sizlersiniz!

Bu yazıda Mustafa Kemal, İngilizleri anlatıyor. Ölümsüz Mustafa Kemal düzenliyor, tamamlıyor, yorumluyor ve güncelliyor.

‘***’

1- Bir yurdun en değerli varlığı birliktir, yurttaşlar arasındaki millî birliktir, iyi geçinme ile çalışkanlık duygu ve yeteneklerinin olgunluğudur. Bir ulusun en yenilmez silahı ve korunma aracı ise bir kararlılıktır: milletin varlığını ve yurt erginliğini korumak için, bütün yurttaşların canlarını ve her şeylerini ânında ortaya koyma kararlılığıdır! Gerektiğinde vatan için tek bir birey gibi yekpare olup azimle, kararlı olarak çalışan bir millet yenilmez. Büyük geleceğe layıktır o, büyük geleceğe aday bir millettir.  Evet, bir milletin başarısı, mutlaka bütün millî güçlerin aynı istikamette toplanmasıyla mümkündür. İşte bu nedenledir ki, Türk ulusunun yönetilmesinde ve korunmasında ulusal birlik, ulusal duygu ve ulusal kültürle beraber, en yüksek düzeyde göz diktiğim ideal oldu.

 

 

2- Vatanın bahtsız günleri, kara günleri olabilir. O zaman, kurtuluş çabalarında en önemli başarı; bütün millet bireylerinin, bütün güçlerini birleştirmesi olacaktır. Bunun dışındaki her şey millî birliği bozar, ayrılık getirir, parçalanma getirir. Unutmayın, darmadağın bir milleti istila etmek, birleşik bir milleti istila etmekten çok daha kolaydır.

3- Millet ve biz yoktur, birlik halinde millet vardır. Biz ayrı, millet ayrı değildir. Millî Ülkü’nün ürünleri güvenle çalışmada, ilerleme hevesinde, millî birlik ve millî irade şeklinde daha iyi gösterir kendini. Millî varlığın temeli millî bilinçtedir,  ulusal birliktedir. Milletimizin millî birlik duygusunu, her türlü araç ve önlemlerle besleyerek sürekli olarak geliştirmek millî ülkümüz olmalıdır. Bir milletin başarısının önce Millî Birliğe bağlı olduğuna kuvvetle inandığım içindir ki, özellikle Milli Mücadele yıllarında bu ilişkiyi sık sık dile getirdim, önemle vurguladım.

4- Yurtseverler, gerçek aydınlar öylesine tehlikeli bir dönemde başka neye umut bağlayabilirdi ki… Nitekim: Yabancı kuvvetlerin işgali altında inleyen başkentimizde kan ağlayan bütün hamiyet sahipleri, millet aydınları, din ve devlete hizmetleri geçmiş yüksek şahsiyetler; hilafet ve saltanat makamının, ulusal bağımsızlığın bu tehlikeli durumdan kurtarılmasının, ancak millî vicdandan doğan birliğin azim ve iradesine muhtaç bulunduğuna iman etmişlerdi.

5- Bu sebepledir ki: Millî Mücadele’yi başlatırken, halkı açık, net ve herkesçe anlaşılır olan tek bir fikir etrafında topladık. Bu, önce ulusal bağımsızlık düşüncesiydi. Anadolu hükümeti olarak tek amacımız buydu. Bu amaca ulaşabilmemiz de aramızda birlik olmasına bağlıydı. Diyordum ki, bizim tek dostumuz vardır, o da millî birliğimizdir, teşkilatımızdır. Ulusal bağımsızlığımız ancak,  Milletimiz, birliğini koruma azim ve imanını güçlendirdikçe sağlanacaktır. Başarımız birlikte olacaktır. Bütün millet bireyleri birleşmiş bir kütle halinde çalışırsa, meşru millî emellerimizin coşkunluklarla bezendiğini Allah’ın lütfuyla kısa zamanda göreceğiz. Milletçe tek vücut, tek azim olarak meşru emellerimizi gerçekleştirmek için çalışırsak, ortak gayeye ortak faaliyette bulunarak yürürsek, elbette Cenabı Allah da en büyük yardımcımız olacaktır.

6- Ne var ki, biz millî birliği sağlamak için cansiperane çalışırken, düşmanlarımız elbette   boş durmayacaktı. Nitekim öyle oldu. Ben derhal gerekli önlemleri aldım. Birliğimizi bozmaya ve engellemeye çalışan hareket ve oluşumlara karşı komutanlıklarımızı uyardım, bu girişimlerin imhasını ve engellenmesini istedim:

7- Vatanın bu felaket günlerinde yapılmakta olan kurtuluş mücadelelerinde en önemli başarı etkeni, millet bireylerinin maddî ve manevî bütün kuvvetlerini birleştirmesidir. Bunun dışındaki her şey, millî birliği ihlale ve sonuçta ayrılmaya ve bölünmeye sebep olur. Dolayısıyla, her ne ad ile olursa olsun, milletin düşünce birliğini ihlal eden Tealii İslam Cemiyeti gibi din ve siyaset perdesi altında oluşan ve gelecekte oluşabilecek bütün olumsuz hareketlerin genişlemesine ve oluşumuna bütün kuvvetimizle derhal engel olmak zorundayız. Ülke kurtuluşa, millet birleşmeye muhtaçtır. Cemiyetimizin maksat ve gayesi bu olduğundan, bunun dışında her hareketi vatana hıyanet kabul etmek zorundayız. Vatanı ancak millî dayanışma korur. Bu hususta olağanüstü uyanık ve sabırlı olun. Buna karşı gelecek her kuvvete sert tepki gösterin. Birliği ihlal eden girişimlerin ve icraatın derhal imhasına çalışın. Milli birliğin ihlali amacı ile yapılacak her girişim ve saldırıyı, akıl dahilinde sonuçsuz bırakın. 

8-Millî birliğin yaşamsal gerekliliği ve önceliği konusunda, her ne sebeple olursa olsun en küçük bir şüpheye düşmemeliydi. 1920’deki Yunan taarruzu ve millî cephelerin bozulmasının ardından böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Tereddütleri gidermek ve olası bir çözülmeye meydan vermemek için Meclis’te söz aldım ve dedim ki: Ülkenin sükûneti, milletin kurtuluş emeli noktasında, birlik ve dayanışma sağlanmadıkça, bir dış düşmanın istila kuvvetini durdurmaya çalışmak ne mümkündür, ne de bundan esaslı bir fayda ve sonuç beklenir. Ancak ülke ve milletçe, birlik ve dayanışma sağlanırsa, düşmanın herhangi bir zamandaki başarısı ve bunun neticesi olarak fazla araziyi işgali, geçici olmaktan ileri gidemez. Birlikte ve emelde azimli olan ve direnen millet; mağrur ve saldırgan her düşmanı, er geç gurur ve saldırganlığına pişman edebilir. Onun için iç isyanları bastırmak, Yunan taarruzunu durdurmaktan elbette daha önemlidir. Tarihte yarılmamış ve yarılmayan cephe yoktur. Cepheler delinebilir; buna karşı önlem, delinen kısmı derhal kapamaktan ibarettir.

9- Durum pek nazik olduğu için her şeye karşı en büyük önemi atfetmek ve her şeye karşı en kesin ve ciddî önlemleri uygulamak lazımdır. Çünkü Allah muhafaza etsin, bir defa dağılma vaki olursa, halkımızı tekrar birleştirmek ve dışarıya karşı bir kuvvet ve kudret halinde varlığımızı göstermek imkânı kaçırılmış olur.

10- İç ve dış düşmanların bütün engelleme ve saldırılarına rağmen, sonunda başarılı olan biz olduk, büyük zafere ulaştık! Ancak önemle belirteyim ki, elde ettiğimiz başarılar yalnız benim eserim değildir ve olamaz. Bütün bu başarılar, bütün milletin, azim ve imanıyla işbirliği yapmasının sonucudur; kahraman milletimizin ve seçkin ordumuzun kazandığı başarılar ve zaferlerdir. Bir millet, bir ülke için kurtuluş, esenlik ve başarı istiyorsanız, bunu yalnız bir şahıstan hiçbir zaman talep etmemeliyiz. Herhangi bir şahsın başarısı demek, o milletin başarısı demektir.

11- Bir milletin başarısı da, bir kez daha vurgulamalıyım ki, mutlaka bütün milli kuvvetlerin aynı bir istikamette toplanmasıyla mümkündür. Dolayısıyla bilelim ki, ulaştığımız başarı, milletin kuvvetlerini birleştirmesinden, işbirliği yapmasından ileri gelmiştir. Eğer benzer başarıları, zaferleri gelecekte de taçlandırmak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim. Bundan sonra da bilim, marifet ve nur yollarında aynı başarıyı sağlamak için birlik ve dayanışma halinde çalışalım.

12- Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı emperyalizm karşısında nasıl başarıya ulaştı? Bir koalisyonla ulaştı, yurtsever ilericiler ile yurtsever tutucuların o hassas koalisyonu ile ulaştı. Kemalistler, eski ittihatçılar, TBMM içinde tutucu İkinci Grup, saltanata bağlı olanlar, din adına dövüşenler ve çeteciler; düşmana karşı omuz omuza çarpıştılar. Dış düşmanın varlığı birleştirici bir unsurdur ve mücadele edenler arasındaki fikir ayrılıklarını erteleyici niteliktedir.

13- Su uyur, düşman uyumaz. Bugün de, millî birliğimizi bozmak için uğraşanlar vardır, bizi bölmek isteyenler vardır. İç bedhahlardır onlar, dış bedhahlardır onlar, Nutuk’ta sizi uyardığım… Ne yazık ki, başarılı da oldular; milletimizin aleyhinde gece gündüz çalışarak, hain amaçları yönünde önemli adımlar attılar, atıyorlar. Cumhuriyet’in tarihe gömdüğü Tanzimat ayrılıkçılığı, sağda solda hortlatıldı: O Kürt, bu Alevi, öteki Sünni, beriki Çerkes,... diyerek.

14- Peki, siz ne yapıyorsunuz bütün bunlar olurken? Bu kayıtsızlık, bu hareketsizlik yakışır mı yurtseverlere? Davranın, doğrulun, bir araya gelin, binler olun, yüzbinler, milyonlar olun! Manevi bir şahıs ve tek bir kitle olun, kararlılıkla yürüyün üzerine bozguncuların, o bedhahların; akılla, bilgiyle, yürekle, eylemle! Anlayın ve anlatın ki biz, birlikte, tek bir milletiz, Türk milletiyiz. Anlat ki, birlikten kuvvet doğar! Titreyin üzerinde, koruyun, pekiştirin o yüce, o şifalı birliği, ulusal birliği!  İçerden ve dışardan kim bozmaya kalkışırsa, onu can düşmanı bilin.

15 - Vatanı ve Devrim’i korumak için, siz milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetler, aynı safta toplanmış, aynı hedefe kilitlenmiş olmalısınız. Ancak o takdirdedir ki, Türk milletinin birliğini bozmaya yönelen didinmeleri anında yok edersiniz. Türk milleti kendinin ve ülkenin yüksek çıkarları aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin gizli ve kirli emellerini anlamayacak ve onlara göz yumacak bir toplum değildir. O her zaman olduğu gibi bugün de doğru yolu görür. Onu yolundan saptırmak isteyenler ezilir, kahredilir. Tekrarlıyorum: Benim ve arkadaşlarımın ulaştığı başarının kaynağı milletin, kuvvetlerini birleştirmesiydi, ortak çalışmasıydı. Aynı başarı ve zaferleri sizin de tekrarlamanız, sizin de aynı esasa dayanmanıza, aynı şekilde yürümenize bağlıdır. Yeter ki, uyanık olun. Yeter ki, her zaman, vatan için tek bir adam gibi, çelikten bir kitle olun.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura