Atatürk Okulu > Laiklik Dersleri
06-11-2016
ATATÜRK ANLATIYOR: BİR MİLLETİN İLKOKULU ANNENİN KUCAĞIDIR

Kadının görevleri arasında en önemlisi anneliktir. Vatana faydalı, çağdaş, nitelikli evlatlar yetiştirmektir. Cumhuriyetimizin ihtiyaç duyduğu yeni insanı yaratacak olan kadınlardır. Bu nedenledir ki, onlar erkeklerden de fazla aydın, bilgili ve ahlaklı olmalıdır. 

1920’li yıllardı; İzmir’de, Konya’da yaptığım kimi konuşmalarda yer alan, kadınların annelik göreviyle ilgili görüşümün özü buydu. Şunları söylemiştim:

Bilinmektedir ki, bir toplumu oluşturan bireylerin bir genel ve ortak görevi vardır, bir de özel görev ve maksadı vardır. Herkes doktor olmaz, herkes çiftçi olmaz, herkes sanatkâr olmaz. İşbölümü gereklidir. Bu genel işbölümü arasında –ki bunlara özel görev dersek- kadınların kendilerine ait özel görevleri de vardır. Fakat bu demek değildir ki, kadınlar bütün varlıklarını yalnız bu sınırlı olan özel görev içinde görecek. Hayır, hem onu yapacak ve hem de toplumun gelişmesi, gönenci, mutluluğu için gerekli olan genel ve ortak göreve dahil olacaktır. Kadınların özel görevinin de genel olarak özel görevlerden bir farkı vardır, esaslı bir farkı vardır. Bu sözcükten sanılmasın ki, bir kadının özel görevi demek ev görevleri demektir. Ev görevleri demek, o görevlerin en ufak, en ayrıntılı kısmındandır. Fakat kadının en önemli görevi annelik görevidir. Bir milletin ilk okulu annenin kucağıdır.

İnsan yetiştirmekte ilk eğitim ve öğretimin ne kadar önemli olduğunu takdir etmeyen hiçbir çağdaş birey yoktur. İlk eğitimin mükemmel olmamasının, ilk eğitimin kötü verilmesinin, yanlış verilmesinin doğuracağı sakıncalar; hiç verilmemesinden daha çok ve daha büyüktür. Çok arzu edilir ki, böyle yanlış bir eğitim yerine, saf ve samimi kalabilmesi için hiç eğitim almasınlar. Halbuki buna imkân yoktur. Ana, kucağında taşıdığı çocuğa söylediği her sözcük ile bir ders vermektedir. Çocuklar, analarının her hareket tarzından bir ders almaktadır. Ve öyle dersler ki, zihnimizi yoklayalım, hâlâ yerleri vardır. En yanlışının yeri en derindir.

Kendimden örnek vereyim: Benim anam beni terbiye ederken derdi ki, padişah ve halifede yedi evliya kuvveti vardır. Müthiş bir şey!... Böyle bir büyüklük simgesinin hakkında söz söylemek de günahtır. Annemin bana vermiş olduğu terbiye bu idi. Ve hiç şüphe etmem ki, çoğumuzun aldığı terbiye budur. Annemin de kabahati yoktur. Çünkü ona da annesi aynı terbiyeyi verdi.  Ben annemden aldığım bu terbiye ile belki hayatımın çok yıllarını evham içinde geçirdim. O vehmedilen makama karşı, o vehmedilen şahsa karşı çok kulluk ettim, çok dua ettim. Eğer annem bana böyle yanlış bir terbiye vermemiş olsaydı, belki çok zaman önce başka türlü de düşünürdüm ve benim gibi herkes de başka türlü düşünürdü ve bu felaketlere uğramazdık.

Adam olmak istiyoruz. Bizi adam edebilecek analarımız olmalıydı. Edebildikleri kadar etmişlerdir. Fakat bugünkü düzeyimiz; bugünkü esas gereklere ve ihtiyaçlara, yüzyılların geçmesiyle maruz kaldığımız zayiatı telafiye yeterli değildir. Başka zihniyette, başka fikirde, başka olgunlukta insanlar lazımdır. Bunları bize yaratacak olanlar, bugünden sonra yetişecek analardır. Ülke, millet, bağımsızlık, egemenlik, şeref, her ne söylüyorsak, her güzel şey yalnız ve ancak kadınlarımızın feyzi ve irfanı sayesinde olacaktır. Dolayısıyla, bundan sonra yeni Türkiye Devleti’nin takip edeceği programın esas noktasını bu maruzatımın özü oluşturması lazımdır ve inşallah oluşturacaktır.

Evet, kadının en önemli, en hayırlı, en erdemli görevi iyi bir anne olmaktır,  vatana değerli evlatlar yetiştirmektir. Şu bir gerçektir ki, her devrin büyük adamlarını analarımız yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek kuşaklar yetiştirmeye de yeteneklidir.  Kadınlarımızın, her millette olduğu gibi bizim milletimiz için de önemi çok yüksektir. Milletimiz esas terbiyesini, eğitimini aileden alır. Büyük atalarımız ve onların anaları gerçekten yüksek erdemler göstermişlerdir. O erdemlerin en büyüğü ve en önemlisi değerli evlatlar yetiştirmeleriydi. Gerçekten Türk milletinin bütün dünyada büyük üstünlükler göstermiş olması, hep böyle değerli ataların erdemli evlatlar yetiştirmesi ve çocuklarının ruhuna daha beşikte mertlik ve erdem aşılaması sayesinde idi. 

Zaman ilerledikçe, bilimler ilerledikçe, uygarlık dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, çağın bugünkü icaplarına göre evlat yetiştirmenin zorluklarını biliyoruz. Anaların bugünkü evlâtlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli niteliklere sahip evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için çalışan faal bir eleman haline koymak, pek çok yüksek niteliklere sahip olmaya bağlıdır. Dolayısıyla kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa, böyle olmalıdırlar. Şuna inanıyorum ki, Türk yavrularının böyle özverili, yüksek duygulu anaları oldukça, geleceğimiz güvendedir. Bu yüce duyguyu güçlendirmek lazımdır. 

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura