Atatürk Okulu > Milli Egemenlik Dersleri
24-04-2019
ATATÜRK 23 NİSANI ÇOCUK BAYRAMI YAPMAKLA HAYATININ EN DOĞRU İŞLERİNDEN BİRİNİ YAPMIŞTIR

Biri çıkıp demiş ki:

"Atatürk peygamber değil, 23 Nisan'ı Çocuk Bayramı yapması yanlış, ben o balonları patlatıyorum. 23 Nisan bizim devrim günümüz. Çocuk Bayramı diye devrim unutturuluyor."

Peki, bu şahsiyetin “çocuk” deyip geçtiği varlıklar hakkında Atatürk ne demiş?

Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir. Çocuklarımızı düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı duymaya alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışmalıyız. Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.

● Çocuklarımıza ve gençlerimize her şeyden önce milliyetine, Türkiye devletine, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetine düşman olanlarla mücadele etmeyi öğreteceğiz. Bireyleri bu mücadele nedenleri ve araçlarıyla donanmış olmayan milletler için beka hakkı yoktur. Mücadele…, mücadele lazımdır. Biz hakikati öyle beynimizde canlandırmak mecburiyetindeyiz.

● Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken, birliğimize ve varlığımıza saldıran her kuvvete karşı savunma yeteneğiyle donanmış bir kuşak yetiştirmeye muhtaç olduğumuzu da unutmayalım. Yeni kuşağın ruhuna bu nitelikleri, bu yeteneği aşılamak lazımdır. Bağımsız olmak ve varlığını sürdürmek isteyen milletlerin felsefesi en açık şekilde bu nitelikleri tam bir şiddetle talep etmektedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, her şeyden önce esaslı olarak şu üç görevi öğreteceğiz: Birincisi milliyetine, ikincisi Türkiye devletine, üçüncüsü Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetine düşman olanlarla mücadele etmek. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin çocukları kültürel insanlar olmalıdır. Yani hem kendileri kültür sahibi olmalı hem de bu özelliği çevrelerine, herkese, bütün Türk milletine yaymalıdır.   Pozitif bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, düşünce terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde yeteneği artmış ve yükselmiş olan, erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

● Çocuklarımızı o şekilde eğitip yetiştirmeliyiz ki, onlara o suretle bilim ve irfan vermeliyiz ki, ticaret, tarım ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkili olsunlar, faal olsunlar, iş yapan, pratik birer eleman olsunlar. Dolayısıyla eğitim programımız; gerek ilk öğretimde, gerek orta öğretimde verilecek bütün şeyler bu görüşe göre olmalıdır.

● Millî Eğitim Bakanlığı edebiyat öğretiminde şu noktalara özellikle önem vermelidir: Türk çocuğunun kafasını, doğal yaratılışındaki dikkat ve özene göre oluşturmak... Bu, cumhuriyetin sağlık düzeni ile ilgili olan bakanlığa da düşen bir görevdir. İkincisi, güzel muhafaza edilen Türk kafa ve zekâsını açmak, yaymak, genişletmek. Bu, özellikle Kültür Bakanlığı’nın görevidir. Bununla birlikte olarak, yetenekli Türk çocuğunun kafasına pozitif bilim ve maddi teknik kavramlarını, yalnız teorik olarak değil, aynı zamanda pratik araçlarla da yerleştirmek. Üçüncüsü, bir taraftan da Türk kafasındaki yetenekleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendilerini hiç zorlamadan, doğal biçimde ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak. Bunlar yapılınca, sonuç şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken, onun söylem biçimi, Türk çocuğu yazarken onun ifade üslubu, kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola götürebilecektir. Türk çocuğu bu yeteneği sayesinde kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları, peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir.

● Çocuklarınızı ve gençleri yetiştirirken, onlara özellikle kendi hakları ile, varlık ve birliği ile ters düşen bütün yabancı unsurlarla mücadele gereğini aşılayın. Ulusal fikirleri büyük bir olgunlukla ve mukabil düşünceye karşı şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğunu telkin edin. Bu nitelik ve yetenekleri onların ruh kuvvetlerine aşılamak çok önemlidir. Milletlerin hayatı sürekli ve müthiş bir mücadele şeklinde kendini gösterir. Bu hayatın felsefesi, bağımsız ve mutlu olup öyle kalmak isteyen her millet için, saydığım nitelikleri büyük bir şiddetle gerektirir.

Çocuklarımız bileceklerdir ki, milliyetimize ve onun korunması için lazım gelen koşullara düşman olanlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ve çocuklarımızı öyle yetiştireceğiz ki, bu mücadeleye gerçekten yetenekli olsunlar; bu mücadelenin dayandığı her türlü donanıma sahip bulunsunlar.

Türk çocuklarının nasibi nedir? Türk çocuklarının nasibi her başarılı hamleden hep sevinç veren sonuçlar almaktır. Türk çocukları! Yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz! Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak üzeredir. Durmayın, yürüyün. Mutluluk, gönenç, sevinç ve hepsinden sonra dünyaya karşı yüksek bir gurur sizi bekliyor. Türk çocukları! Son sözümün son kelimesine dikkat! Gurur, azamet sende zaten vardır. Bunu gösterme! Onu kendi yüksek enerjinin en derinine sakla! Gerektikçe büyük tevazuunu göster. Fakat yine icap ettikçe göster ezici yumruğunu! İşte bu niteliklerinle kanıtlayabilirsin ne olduğunu! Benim bugünkü ve yarınki Türk çocuklarından beklediğim haslet bu şekilde tecelli etmelidir.

● Türk gençleri, Türk çocukları! Hep ileri! Hep Yüksek Ülkü’ye yürüyün. Vatan ve gerçek aşkıyla dopdolu, hep ışık serpin çevrenize. Ve ışık aramayı sürdürün! Bu sayededir ki, sizler bugünlerden daha mutlu günler yaşayacaksınız. Bizim göremeyeceğimiz yüksek mutluluklara erişeceksiniz.

Siz küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler her biriniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir ikbalisiniz. Ülkeyi asıl ışığa boğacak olan, sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz, kızlarım, çocuklarım!

* * *

Şimdi yanıt veriyorum bu şahsiyete:

Geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimiz, yarının büyüğü, temiz yürekleri yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle dolu olan;

Milliyetine, Türkiye devletine, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetine düşman olanlarla mücadele etmeyi öğrenen;

Millî birliğimize ve varlığımıza saldıran her kuvvete karşı savunma yeteneğiyle donanan;

Ekonominin bütün faaliyet alanlarında verimli, etkili, faal olacak, iş yapacak, pratik birer eleman olacak şekilde yetiştirilen;

Kafasına pozitif bilim ve maddi teknik kavramlar yalnız teorik olarak değil, pratik araçlarla da yerleştirilen; edebî yeteneği sayesinde kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları, peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilen;

Kendi hakları ile, varlık ve birliği ile ters düşen bütün yabancı unsurlarla mücadele gereğine, ulusal fikirleri büyük bir olgunlukla ve mukabil düşünceye karşı şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğuna inanmış;

Milliyetimize ve onun korunması için gerekli koşullara düşman olanlarla sonuna kadar mücadele azmiyle yetiştirilen, bu mücadeleye gerçekten yetenekli olan, bu mücadelenin dayandığı her türlü donanıma sahip bulunan;

Her biri geleceğin bir gülü, yıldızı, bir ikbali olan, ülkeyi asıl ışığa boğacak olan, vatan ve gerçek aşkıyla dopdolu, kendilerinden çok şeyler beklediğimiz çocuklara:

Atatürk, milletimizin en büyük devriminin bayramını, 23 Nisan’ı, armağan etmekle, hayatının en doğru işlerinden birini yapmıştır.

 __________________________.

Kaynak: Ataname, s.15, 53, 60, 66, 140, 467, 504, 505, 733, 734, 735.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura