Atatürk Okulu > Kitaplık
19-01-2017
ATATÜRK’Ü ÇOCUKLARA NASIL ANLATMALI

Atatürk’ü çocuklara anlatırken, özel yöntemler kullanılmalıdır. Hatta yaşa göre farklı ifadeler, metinler seçilmelidir. Örneğin 3-4 yaşındaki çocuklara farklı, daha ileri yaşlarda olanlara farklı anlatımlarla hitap edilmelidir.

İşte bu hususta bizlere yol gösteren üç yazı…

-I-

10 KASIMDA BİR ÇOCUĞA ATATÜRK Ü ANLATMAK

4 yaşında bir yeğenim var. Yeğenimin yarın okulda göster-anlat etkinliği var. Çocuklar okula evlerinden sahip oldukları oyuncak olsun, kitap olsun, bir şey getirip onun üzerinde arkadaşlarına sunum yapıyorlar. Yarın göster-anlat sırası yeğenimde. Konu da malum, 10 Kasım nedeni ile Atatürk.

Yeğenimin geniş oyuncak ve kütüphane veri tabanına baktık, Atatürk ile ilgili bir obje bulamadık. Üzerinde Atatürk resmi olan rozet, Atatürklü bir Türk bayrağı dışında bir göster-anlat etkinliği objesi yoktu. Bu kadar süre içinde çeşit çeşit çocuk kitapları, arabalar, zekâ oyunları ile doldurduğumuz odada Atatürk ile ilgili iki objenin dışında bir şey yoktu. Bu eksikliğin farkına vardıktan sonra soluğu kitapçılarda, oyuncakcılarda aldık. Çesit çesit kitaplar oyuncaklar arasında Atatürk’ü anlatan tek bir kitap bulabildik, o da 9 yaş üstü çocuklar için hazırlanmış; Toktamış Ateş tarafından yazılmış bir kitap. Girdiğimiz her kitapcı her oyuncakcıda yeğenimi gösterip bu çocuğa Atatürk ü anlatabilecek bir kitabınız yada oyuncağınız var mı diye sorduk. Her sorduğumuz satış temsilcisi sadece aval aval baktı suratımıza. Neyse aldık kitabı geldik eve. 

Bir eksiklik şeklen giderilmiş oldu. Ama ya gerisi diye düşündük. Şimdi bu kitabı arkadaşlarına gösteren yeğenim başlayacak anlatmaya: biz bu kitabı şuradan aldık, şöyle aldık. Eee sonra gelecek kitabın konusuna. Atatürk diyecek, ülkemizin kurucusu diyecek, başkomutan diyecek. Sonrası yok. 

Düşündük bir çocuğa Atatürk nasıl anlatılır? 3 yaşında okuma yazmayı söken yeğenime birçok şeyi anlattık. Mesela mevsimleri anlattık, elimizde yeterli meta vardı. Günleri anlattık, arabaları, çiçekleri, hayvanları, rakamları, toplamayı, çıkartmayı hatta Allah’ı, Hz. Muhammed’i..... Anlattık ve anladı. Bir kitapçıya gittiğinizde , bir oyuncakçıya gittiğinizde kolaylıkla bulabileceğiniz her türlü metanın yardımı ile bir çok şeyi merak edip sormasını sağlayarak anlatabildik. Ama Atatürk konusunda her zaman bir resim ve anıtkabir dışında bir sey gösteremedik. O hep düşmanları yurdumuzdan kovup cumhuriyeti kuran bir adamdı. Annesi Zübeyde hanım, babası Ali Rıza Bey. O kadar...

Ben de aldım karsıma başladım anlatmaya: Dedim, biz hangi ülkede yaşıyoruz. “Türkiye” dedi. Dedim ki Türkiye’den önce bizim devletimiz Osmanlı imparatorluğu idi. Sonra 1. Dünya savaşı başladı. Biz bazı devletlerle savaşa girdik dedim. “Neden” diye sordu. Simdi oyuncak olarak eline silah almamış, aldığım değişik sesler çıkaran tüfeğe şöyle baktıktan sonra bir köşeye atıp "vınn vınnn" diye vosvosunu sürmeye devam eden bir çocuğa insanlar neden savaşır, nasıl anlatırım?

Bu savaşta biz yenildik ve düşmanlarımız ülkemizi işgal etti. Tekrar sordu "neden?" peki bir çocuğa elin İngiliz’inin, Fransız’ının, Yunan’ının İzmir’den taa Gaziantep’e ülkemizde ne işi var nasıl anlatırım. Dedim ki sen bir oyuncağını başkası aldığında ya da senin yemek istediğin keki ben yediğimde kızıyorsun değil mi ? Ülkelerde kendi çıkarlarını korumak için birbirleri ile savaşırlar. Bazen birbirlerinin ülkelerini isterler dedim. Boş boş baktı. 

Aldim kitabı elime, oradan paragraflar okumaya başladım. En azından bir savaşa girdiğimizi, kaybettiğimizi... Ülkeye düşmanların geldiğini ve Atatürk’ün komutanlığında düşmanları yenip Türkiye’yi kurduğumuzu bir şekilde anlatabildim. 

Yarın okulda anlatacak bir şeyleri var. Atatürk’ü daha yakından tanıyor. Ama aklımdaki soruya ben yanıt bulamadım: Bir çocuğa Atatürk nasıl anlatılır?

Anlatmak için illa 9 yaşına gelmesi mi beklenir. Hayattaki her bir olayı, nesneyi yada bilgiyi çocuklara öğretebilmek için bin bir türlü metayı hazırlayan bizler, bu konu hakkında neden bu kadar ilgisiz kaldık? 3-5 yaş aralığında bir çocuğa Atatürk’ü anlatabilmek kimsenin aklına gelmedi mi? 

Kendimizden bilmiyor muyuz? Bir çocuğa, Atatürk’ü soğukta sıra halinde 1 saat bekletip tören adı altında nutuk atarak, heykeline karsı bir dakika saygı duruşunda bulunup çiçek bırakarak anlatamazsın. Ki bu bilinçle, bugünkü törene 4 yaşındaki yeğenimi sabahın köründe uyandırıp göndermedim. Onun yerine karşıma alıp, Atatürk’ü anlatmayı denedim. 

Ama daha iyisine ihtiyacımız var. Bir çocuğa Atatürk’ü anlatabilmeye ihtiyacımız var. Peki, nasıl anlatacağız?

İsteyen heykele çiçek koyup, çocukları soğukta ayakta dikebilir. Ama daha iyisini nasıl yapabiliriz?

Biz anlatmazsak, zamanı geldiğinde başkası başka türlü anlatıyor.

___________________________________.

Bu yazıyı şu kaynaktan aldım: Uludağ Sözlük, http://www.uludagsozluk.com/k/10-kas%C4%B1mda-bir-%C3%A7ocu%C4%9Fa-atat%C3%BCrk-%C3%BC-anlatmak/ (11.11.2013)

** **

-II-

ÇOCUKLARIMIZA ATATÜRK'Ü NASIL ANLATMALIYIZ?

Bir masal kahramanının destanıydı bize anlatılan ve biz de hep aynı cümlelerle ezber ettik. Hepimiz önce resimleriyle tanıdık onu. Adına yazılmış şiirler, şarkılar öğrendik sonra.

Bir masal kahramanının destanıydı bize anlatılan ve biz de hep aynı cümlelerle ezber ettik.
 
Resimlerini, heykellerini ilahlaştırdık, çoğu zaman gerektiği için saygı duyduk anıtının önünde, gerektirdirdiği için astık duvarımıza resmini… Sınavda çıkması muhtemel sorular üzerine öğrenmeye zorlandık yaşamını, yapıtlarını, yaşattıklarını…
 
Ne zaman ki onu yapıtlarıyla olumsuz yargılayan,  kişiliğine, yaşam biçimine, özeline yani insani vasıflarına yönelik değerlerini karalamaya çalışan zihniyetlerle karşılaştık, işte o zaman anlamaya başladık gerçek değerini. Çünkü o zaman gerçek manada nedenini, niçinini sorgulamaya başladık.
Eleştirilebilir olduğunu kavrayabilmek bile attığımız en büyük adımdı.
Aslında onu tartışmaya açan bu zihniyete de çok şey borçluyuz o yüzden. Ama ne söylediğinden bi haber, iddiasının altını dolduramayacak kişilerden içi boş ifadeler, hakaretler duymak hepimizi son derece rahatsız ediyor.
 
İşte tam da bunun için, tüm bunların karşısında bizi güçlü kılacak tek şey onu, iyi, doğru ve tüm gerçekliğiyle tanımaktan geçiyor.
 
Bizler aldığımız ezberci tarih eğitimiyle, önceki neslin öğretileriyle bu konuda ne yazık ki hep yanlış yönlendirildik.
 
Peki Atatürk’ün, ekmeği, son sözü, hakimiyeti, iradeyi saltanat’ın altın varaklı saraylarından alıp, halkın eline verdiğini çocuklara nasıl anlatmalı?
 

Köylüye niçin milletin efendisi dediğini, kocasının ardında yürüyen, söz hakkı tanınmayan, babasının iradesinden çıkamayan ‘Kadın’ı nasıl baş tacı ettiğini, bir ağaç için koskoca bir binayı nasıl taşıttığını, sanata ve sanatçıya verdiği önemi, hürriyeti, bağımsızlığı, özgür iradeyi sonsuz bir güvenle milletine sunan Mustafa Kemal’i tanımaya çocuklarımız nereden başlamalı?
 
Çocuk Mustafa’dan mı, başarılı komutandan mı?
 
İlkokula yeni başlayan kızım bugünkü ödevinin 10 Kasım vesilesiyle Atatürk hakkında konuşmak olduğunu söyleyince kaygılarımı aynı hassasiyeti göstermeye çalışan anne babalarla paylaşmak istedim.
 
Ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeliyiz ki bu ezberi bozalım?
 
Çocuklarımız Atatürk’ü yalnızca kalbinde taşıyanlardan olmasın.
 
Kızım ilk olarak okul öncesi dönemde fotoğraflarıyla, adına yazılmış şiirlerle kısa yaşam öyküsüyle dinledi ama aklında yer eden ilk ve tek cümle ‘O yurdumuzu düşmanlardan kurtardı’ oldu.
 
Benim kaygılarımın başlama noktası bu cümleydi. Neden aklında ilk bu cümle yer etti?
 
Düşman kimdi, neden savaştı, nasıl savaştı? Peşi sıra gelebilecek bu sorular nasıl cevaplandırılmalıydı?
 
Ben de bu evrede yaşına uygun olarak Atatürk’ü gerçekten görüp fark edebileceği yayınların arayışı içine girdim. Ama çoğu bize okutulan tarih kitaplarından farksızdı. Dikkatimi çeken ilk kitap Toktamış Ateş’in Atatürk hakkında kızıyla diyaloglarının yer aldığı ‘Benim Atatürk Kitabım’ oldu. Kızının sorularını engin bilgisiyle yanıtlamaya çalışan bir babanın notlarıydı bunlar. O zaman henüz 4 yaşında olan kızımın sorularına yanıt veren türden olmasa da ilerleyen dönemde faydalanacağımız iyi bir kaynak olacağı kesin.
 
Bununla birlikte ilköğretim çağındaki altmış kadar çocukta Atatürk algısını araştıran bir tezden doğan ve Bilgi Üniversitesi’nden Esra Elmas imzasını taşıyan “Sevgili Atatürkçüğüm”,Kültür Bakanlığı Çocuk Romanı Başarı Ödülü’nü almış olan  ‘Ben Mustafa Kemal’ ( Aydoğan Yavaşlı) gibi yapıtlar önerebileceğim diğer yayınlar ama ne yazık ki çocuklarımızın yaşları itibariyle bu yayınlarda geçen ifadeleri anlayabilmeleri mümkün değil, bunlar ilk olarak sadece bizim yaklaşımımızı etkileyecek eserler niteliğinde.
 
İlkokul 1. sınıftan itibaren çocuklarımız adına faydalanabileceğimiz yayın, eser, konuyla ilgili araştırma, öğretme yöntemi, anlatım biçimlerini, kısaca önerilerinizi paylaşırsanız memnun olurum. Görüşleriniz pek çok anne babanın bu konuda kaygılarını hafifletebilir.
 
Çünkü sürekli olarak olumlu yaklaşımlarla pekiştirilen Atatürk sevgisini, ilerleyen yıllarda olumsuz fikirleri karşısına alarak değerlendirmeye başladığında öğrendikleri doğru ve derin olmadığı sürece ezbere körü körüne bir bağlılık yaşayacak.
 
… 
Peki Atatürk’ü çocuklarımıza nasıl anlatmalı, hangi yaşta hangi düzeyde, hangi yönleriyle….? Anasınıfında öğrendiği düşmanı denize döken soyut olarak kavrayabildiği kahramanı nasıl somutlaştırmalı?
 

Ona ilk önce Atatürk’ün başöğretmen olduğunu, yazı devrimiyle her çocuğun okuma yazma öğrendiğini, sağlıklı nesiller için spora, kültürlü insanlar için bilime, sanata verdiği önemi, bir ağaç için bir binanın yerini nasıl değiştirdiğini,  oyuncağı dahi olmayan çocuklara bayram günleri armağan ettiğini, çiftçiyi ve köylüyü neden önemsediğini, en önemlisi de gerçekleştirdiği devrimlerle kadınların kazandığı hakları ve ayrıcalıkları vurgulayarak anlatmaya çalıştım.
 
Ne kadar başarılı oldum bilmiyorum ama en azından onu farklı yönleriyle tanıması için çaba gösterdiğim için mutluyum.

Ben kızımın Atatürk'ü bu yaşlarda önce devrimleriyle tanımasını istiyorum. Devrimlerin hangi şartlarda, nasıl gerçekleştirildiği sonraki süreçte verilmeli diye düşünüyorum.
 
Sizin çocuklarınız Atatürk’ü hangi cümleyle tanımlıyor?

Siz ona Atatürk'ü nasıl anlatıyorsunuz?

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün aramızdan ayrılışının 77. yılında onu sonsuz şükran, derin minnet duygularımızla ve saygıyla anıyoruz.

Biz şanlı nice zaferler ve devrimler sonunda hakkımız olan egemenliği kazanmış şanslı bir milletiz.

KAYNAK: Billur Ocak, “Çocuklarımıza Atatürk’ü Nasıl Anlatmalıyız? http://www.egitimajansi.com/billur-ocak/cocuklarimiza-ataturku-nasil-anlatmaliyiz-kose-yazisi-206y.html  (10.11.2015)

** **

-III-

ATATÜRK’Ü ÇOCUKLARA NASIL ANLATMALI?

Başak Özdemir, “Bana Bir Atatürk Masalı Anlat Baba”, Milliyet, 25.3.2010

Küçük çocuklara Atatürk’ü masal şeklinde anlatmalı. Nasıl yapacağız bunu? Başak Özdemir güzel bir örneğini vermiş yazısında: Babası, Çınar’a, Atatürk’ü masallaştırarak anlatıyor. Doğumundan başlayarak, çocukluğunu, asker ve Cumhurbaşkanı olarak milletine hizmetlerini, bugün nerede bulunduğuna kadar hepsini bir masal tadında anlatıyor.

Birkaç gün sürmüş bu anlatım. Sonra Çınar’ı “Dersimiz Atatürk” filmine götürmüş.

Anlatımlar Çınar’ın çok hoşuna gitmiş. Babasından sık sık yenisini istemiş. Atatürk’ü kendine örnek almaya başlamış.

**

Yazıyı okumak için tıklayın:

http://blog.milliyet.com.tr/bana-bir-ataturk-masali-anlat-baba/Blog/?BlogNo=235488

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura