Yazı Kategorileri > Emperyalizm Yazıları
31-08-2018
AL AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ, VUR ABD’YE

Bugünkü, 30 Ağustos 2018 tarihli gazetelerimizden (!) aynı tornadan çıkmış manşetler:

Avrupa ile yeniden…AB Atağı… AB İçin Kararlı Adım… Rotamız Avrupa… Yeniden Avrupa… AB’ye Reform Mesajı… Avrupa Yürüyüşü…

Ne diyor bu başlıklar bize: ABD uyduluğu tavsadı, haydi yeniden AB uyduluğuna…

Osmanlı ataları da öyle yapmadı mı: Fransız uyduluğundan İngiliz uyduluğuna, ardından Alman uyduluğuna…

Neyi hatırlattı bu manşetler bana? Şu deyimleri:

Kırk satır mı, kırk katır mı?

Denize düşen yılana sarılır.

Eski düşman dost olmaz.

Bir de A. Einstein’ın şu sözünü: Ahmaklığın en büyük kanıtı aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemektir.

Neden?

Yanıtım kısa…, buyurun, 2008 tarihli iki yazımdan şu pasajları okuyun:

I)

Avrupa Birliği; ilkeleriyle, kriterleriyle, “övgü”leriyle Türkiye’ye mutluluklar vaat eder. Gerçekte ise Türkiye’nin altını oyar. O yüze dost, arkadan düşmandır.

AB’nin Türkiye’ye attığı kazıklar; iyi kamufle edilerek, tek tek ve uzun sürelere yayılarak atıldığından fark edilmez çoğumuzca. Fark etmek için, hepsini bir arada topluca görmek gerekir. Okuduğunuz yazıda bunu deniyorum. AB’nin Türkiye aleyhindeki talep, düzen ve faaliyetlerini olabildiğince bir araya getiriyor, gençlerimizin, halkımızın, aydınlarımızın, politikacılarımızın, özellikle de en tepelerdeki -o en büyük talihsizliğimiz olan- yöneticilerimizin dikkatine sunuyorum.

Kaynak: “Avrupa Birliği’nin Kazıkları-I”, Cihan Dura, Derin Komplo: Türkiye’nin Yeniden İşgali, içinde, İleri Yayınları, ss. 371-376

http://www.cihandura.com/tr/makale/AVRUPA-BIRLIGI-NIN-KAZIKLARI-489

II)

Şuna artık gittikçe daha fazla inanıyorum ki Avrupa Birliği (AB) saplantısı Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu olacaktır. Neden böyle düşünmeyeyim ki AB’nin Türkiye’ye sağladığı faydalar, verdiği zararlar karşısında devede kulak bile değil. Üstelik bu zararlara göz göre göre uğramamız nedeniyle, bence bunlara “kazık” demek daha doğru olur. Saymakla da tükenmezler, ben bazılarını kaydediyorum: AB’nin özel statü kazığı, “müzakere” kazığı, “yardım” kazığı, “Dicle ve Fırat” kazığı, Kıbrıs kazığı, “Kürt devleti” kazığı, “azınlık” kazığı, “Ermeni” kazığı, “Kozmopolitleştirme” kazığı ve federalizm, misyonerlik, Fener Patrikhanesi, Ege sorunu, yeni Sevr gibi diğer kazıkları. Görüyorsunuz, kazıklar saymakla bitmiyor. Bir ara Avrupa Parlamentosu bunlara birini daha ekledi: “Pontus Rumları ve Süryani soykırımı” kazığı!

Bütün bu düşmanlıklara rağmen hükümetlerimiz, partilerimiz, üniversitelerimiz, iş adamlarımız, medyamız, Genelkurmayımız... hepsi maşallah sapına kadar AB’ci... Gerçekten nutkum tutuluyor, söyleyecek laf bulamıyorum. Ben böyle bir tutumu AB’nin Türkiye bakımından anlamı üzerinde yeterince kafa yorulmamasına ya da art niyete bağlıyorum.

Neyse..., burada konum yine aynı: AB’nin Türkiye’ye attığı kazıklar...

Sunuş planım şöyle: 1995 Gümrük Birliği Antlaşması, gelişmenin engellenmesi, Kıbrıs sorunu, üyelik aldatmacası, Türkiye’yi parçalama planı, Kürt devleti ve sonuç.

Kaynak: “Avrupa Birliği’nin Kazıkları-II,” Cihan Dura, Derin Komplo: Türkiye’nin Yeniden İşgali, içinde, İleri Yayınları, ss.377-384

**

Ya Atatürk, O ne diyor:

“Avrupa devletleri şimdiye kadar bize şu ve bu sorunlarda gösterişli müsaadelerde bulunuyorlar gibi görünüyorlar, ancak ekonomik esaretle bizi felce uğratıyorlardı. Öteden beri bize bazı şeyleri vermiş gibi, bizim bazı haklarımızı tanımış gibi konum alırlar, gerçekte ekonomide elimizi kolumuzu bağlarlardı.

Bu tutsaklığa katlanan devlet ileri gelenleri memnundu. Çünkü görünüşte azametli bir bağımsızlık temin etmişlerdi. Fakat gerçekte milleti mânen yoksulluk çukuruna atmışlardır. Bunlar ekonomik mahkûmiyeti anlamayan bedbaht yaratıklardı.”

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura