Atatürk Okulu > Kitaplık
03-02-2017
1923 KURULUŞ AYARLARINA DÖNMEK / SİNAN MEYDAN

Sinan Meydan, 1923 Kuruluş Ayarlarına Dönmek, İnkılap Kitapevi, İst., 2017, 576 s.

 

Kitabı değerlendiren iki yazı aşağıdadır. Birincisi yayınevinin tanıtım yazısıdır. İkincisi, Sayın yazarla yapılan bir röportajın metnidir.

-I-

Türkiye Nasıl Kurtuldu, Nasıl Batırıldı, Yeniden Nasıl Kurtulur? Kurucu Aklı Anlamak ve Kuruluş Ayarlarına Dönmek.

 “Kuruluş Ayarlarına Dönmek”, kurucu tecrübeden, Atatürk’ün bağımsızlık ve uygarlık savaşından ilham alarak geleceğe dönmektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde “kuruluş ayarlarına dönüşü” zorunlu kılacak şey, temel kurucu ayarların bozulmasıdır:

1) Eğer ülke yeniden tam bağımsızlığını kaybetmişse,  2) Eğer millet, egemenliğini yeniden birilerine kaptırmışsa,  3) Eğer aklın, bilimin ve çağdaş uygarlığın yerini yeniden hurafeler, boş inançlar ve bağnazlık almışsa,  4) Eğer “Yurtta barış dünyada barış” idealinden vazgeçilmişse, kuruluş ayarları bozulmuş demektir.

 Maalesef Atatürk’ün ölümünden sonra bu dört temel kurucu ayar bozulmaya başlamış, bozulma 65-70 yıl devam etmiştir. Son 15 yılda ise bozulma tamamlanmıştır. Çok daha önemlisi, bugün karşıdevrim, Türkiye Cumhuriyeti’ni bambaşka bir yapıya dönüştürmek için kendi kuruluş ayarlarını yapmaktadır.

 “Yalnızca ufku görmek yetmez, ufkun ötesini de görmek gerekir,” diyen Atatürk, ufkun ötesini görerek, gelecekte bir gün “kuruluş ayarlarına dönmek” gerekebileceğini düşünmüştü. Gelecekte Türkiye Cumhuriyeti’ni, ne zaman, nasıl ve kimin kuruluş ayarlarına döndürmesi gerekeceğini ise, 1927’de söylediği Nutuk’un sonundaki “Gençliğe Hitabe”de açıkça dile getirmişti. Bu anlamda “Gençliğe Hitabe”, kuruluş ayarlarına dönüş şifresidir. (Tanıtım yazısı)

**

 

-II-

CUMHURİYET’İN BÜTÜN KURUCU AYARLARI BOZULDU

Sinan Meydan, son kitabı ‘1923 Kuruluş Ayarlarına Dönmek’ ile okurlarla buluştu. Cumhuriyet’in bozulan kuruluş ayarlarını sıralayan Meydan “Kurtuluş formülü Atatürk’ün reçetesidir” dedi

Anlattıklarıyla ezber bozan tarihçi Sinan Meydan, Atatürk'le ilgili her biri ders kitabı niteliğinde kitaplar kaleme aldı. İnkılap Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı “1923 Kuruluş Ayarlarına Dönmek” ile yine gözü kara bir tarihçi olduğunu gösterdi. “Bu kitabı okuyanlar, Atatürk'ün asıl savaşını cehalete karşı verdiğini ve onun bu millete adeta uygarlık denizinde yüzmeyi öğreten adam olduğunu anlayacaklar” diyor Sinan Meydan… İşte anlattıkları…

İNSANLIK TARİHİNİ ANLATTI

– Yeni kitabınızın ismi “1923” ancak çok öncesinden başlıyor, BigBang'den… 
Evet, kitaba başlayan okurlar önce biraz şaşıracaklar, çünkü kitabın ilk bölümü “BigBang Teorisi'nden Mazlum Milletler Kuramı'na” adını taşıyor. Çünkü kitapta sadece Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i anlatmadım.

Aynı zamanda insanlık tarihinde uygarlaşmanın temel formülünü ortaya koyup Türkiye'de de Atatürk'ün bu formülü nasıl uyguladığını gösterdim. Batı karşısında her bakımdan geri kalan Doğu'nun ve özellikle İslam dünyasının “kurtuluş reçetesini” yazmayı denedim. Doğu'da uygarlaşmanın temel formülünü fark edip uygulayan Rus Çarı Petro, Tayland Kralı Mongkut ve Japon İmparatoru Meiji'nin, milletlerini nasıl uygarlaştırdıklarını anlattım. İşte bu çerçevede Doğu'daki, özellikle İslam dünyasındaki en önemli uyanış önderlerinden birinin Atatürk olduğunu belgeledim. Atatürk'ün yüzyılın başında başlattığı “Türk Bağımsızlık ve Aydınlanma Savaşı”nın küresel bir etki yaratarak dünyadaki tüm ezilen, sömürülen ve geri kalmış mazlum milletlerin kurtuluşuna kaynaklık ettiğini göstermek istedim. Atatürk'ün bağımsızlık, aydınlanma ve barış mücadelesinin küresel ölçekte bir büyük mücadele olduğunu anlatmayı amaçladım.

KURUCU AKLI TANIMALIYIZ

– Bizim bozulan ‘kuruluş ayarlarımız' neler? 
Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel kuruluş ayarları, “tam bağımsızlık”, “ulusal egemenlik”, “uygarlık (laikliği de içerir)” ve “yurtta barış dünyada barış”tır. Bugün tüm kurucu ayarlar bozulmuş durumdadır.

– Kuruluş ayarlarına dönmek için ne yapmamız gerekiyor? 
Kuruluş ayarlarına dönmek için her şeyden önce “kurucu aklı”, yani Atatürk'ü doğru tanımak ve kurucu ayarları öğrenmek gerekir. Kurucu aklı tanımadan, kurucu ayarları bilmeden “kuruluş ayarlarına dönmek” sözü anlam taşımaz. Kuruluş ayarlarına dönmek için emperyalizme karşı “ya istiklal ya ölüm”, saraya, sultana karşı “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”, geri kalmışlığa, yozluğa, yobazlığa karşı “en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir” ve bitmek tükenmek bilmeyen savaşlara karşı “yurtta barış dünyada barış” diyebilmek ve bu doğrultuda çalışmak gerekir.

ÖNCE AKILCI İŞBİRLİĞİ

Tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, akıl ve bilimle ulaşılan uygarlık ve barışın modası geçmeyecektir. Ayrıca sadece Türkiye'nin değil İslam dünyasının kurtuluş formülü de Atatürk'ün ortaya koyduğu reçetedir. Dünyanın da Atatürk'ten öğreneceği çok şey vardır. 15 Temmuz 1923'te The Saturday Evening Post yazarı Isaac F. Marcosson, Atatürk'e, “Dünyanın bugünkü hastalığı için ilacınız nedir?” diye sormuştu. Atatürk bu soruya şu cevabı vermişti: “Aptalca şüphe ve güvensizlik değil, akıllıca işbirliği.” Bugün hâlâ dünyanın hastalığının ilacı Atatürk'ün yazdığı bu reçetedeki ilaç değil midir?

ATATÜRK, BU TOPRAKLARDA ASLA BİTMEYEN UMUTTUR

– Okurlar bu kitapta neler bulacak? 
Biraz tanıdıkları, biraz tanımadıkları, ama her bakımdan “akılcı” bir Atatürk'le karşılaşacaklar. Örneğin Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı tamamen matematik hesaplara dayalı olarak inceden inceye hesaplayıp planladığını görecekler. Celal Bayar'ın ifadesiyle Kurtuluş Savaşı'nın bir “matematik mimari” olduğunu fark edecekler. İnsanlar, Atatürk'ün “kurtuluş yöntemini” öğrenecekler. Atatürk'ün ilk cepheyi düşman işgallerine karşı değil, zihin işgallerine karşı açtığını görecekler. Atatürk'ün Türkiye'yi kurtarmaya çalışırken sadece Türkiye ile değil tüm dünya ile ilgilendiğini, bir mazlum milletler cephesi kurarak emperyalizmi yendiğini öğrenecekler. Bu kitabı okuyanlar, Atatürk'ün asıl savaşını cehalete karşı verdiğini ve onun bu millete adeta “uygarlık denizinde yüzmeyi öğreten adam” olduğunu anlayacaklar. Atatürk'ün, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin gelecekte karşılaştığı tehditlere ve tehlikelere karşı bizleri 90 yıl önceden uyarıp uyandırmaya çalıştığını görecekler. Çok daha önemlisi kitapta, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu sorunlara çözümler bulacaklar.

– Kitabın girişinde, “Tüm çocuklarımıza aydınlık bir gelecek kurmak umuduyla” diyorsunuz. Umudunuz var mı peki? 
Çöken en koyu karanlığı en parlak aydınlığa dönüştüren, en büyük umutsuzluğu en güçlü umuda çeviren iradenin adıdır Atatürk… Atatürk düşüncesi, bu toprakların hiç bitmeyen umududur. Atatürk'ün 1919'da umudu vardı, benim de 2017'de umudum var… Atatürk demek, bir “akıl”, iki “umut” demektir. Umudumuzu kaybetmeyelim.

■ Hande Zeyrek, Sözcü, 3.2.2017

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura