2007 - 2011 Makale Arşivi > Ekonomi Yazıları
31-05-2011
*AKP İKTİDARI BAŞARISIZDIR, ÇÜNKÜ...

Sample ImageSeçim anketleri çoğunlukla AKP’yi önde gösteriyor, hem de hayli önde; pek azı ise daha az şans tanıyor. Bu durum bir yandan da anlamlı bir özellikle paralel gitmekte. Şöyle ki halk arasında, AKP’ye olan destek eğitim düzeyi düştükçe artıyor, eğitim düzeyi yükseldikçe azalıyor. Bu neden böyle? Çünkü düşük eğitimin de bir sonucu olarak sokaktaki adam makro olaylardan habersiz yaşıyor... Bu ciddî handikapımızı önceki bir yazımda şöyle ifade etmiştim:

İnsan, esas itibariyle “mikro” boyutlu bir varlıktır. Kendi küçük dünyasında yaşar genelde. O dünyada olanı görür, duyar, ona göre düşünüp davranır, tepki verir. “Makro” dünyada olanı ise doğrudan göremez, duyamaz, fark edemez, o dünyaya göre düşünüp davranamaz, tepki veremez. Tutum ve davranışları bu şartlar altında şekillenir. Ancak insan eğer isterse, o vasi dünyada olup biteni de görüp değerlendirebilir. Şu şartla ki onunla ilgilenmeli, eğitimli olmalı, o dünya hakkında bilgi birikimi olmalı, bilgisini kullanarak muhakeme etmeli, doğru sonuçlar çıkarabilmelidir.” Eğitim düzeyine bağlı olarak mikro dünyamızda kaldıkça hep bu durumdayız. O dünyayı anlamak için makro düzeyde bilgiye ihtiyacımız var, makro düzeyde gözlem yapmamız, bilgi sahibi olmamız, akıl yürütmemiz gerekiyor. Çünkü orada olup biten, bizim küçük dünyamızı, onunla ilgili bilgilerimizi aşıyor! Çünkü yeteri kadar eğitim-öğretim görmemişiz.

Sokaktaki adam kendi küçük dünyasında AKP’den, onun icraatından memnun görünüyor. Çünkü AKP iktidarının çoğu başarısı onun zorunlu ihtiyaçlarıyla ilgili: Sağlık hizmetleri, konut sahibi olma, ısınma kolaylığı, aşevleri, seçim yaklaşınca gıda paketleri… Bunlar somut şeyler, sade vatandaş bunları görüyor, kolayca algılıyor, yaşıyor, kolayca anlatıyor. Siyasal tercihini de buna göre yapıyor. Oysa siyasetin bir de makro boyutu var, o halde AKP’nin performansının[i] da: Ülkenin ekonomik bağımsızlığı, dış borçlanma derecesi, sanayileşme düzeyi, ülkenin uluslararası başarısı… Halkımız işte bunları çoğunlukla göremiyor. Oysa bir iktidar partisine oy verirken, bu açılardan da değerlendirme yapmak lazım.  Şimdi saymış olduğum bu alanlardan birini seçelim, örneğin ülkemizin uluslararası başarı durumu… Sorumuz şu: AKP iktidarı bireyin mikro dünyasında başarılı diyelim, peki makro ölçütler bakımından da başarılı mıdır? AKP iktidarının başarılı olup olmadığını bu sorunun yanıtına göre vereceğiz.

Yanıt için Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD)  yeni yayımladığı "Bir Bakışta Toplum" adlı raporun verilerini[ii] kullanacağım.

a) Bir ülkede insanlar aşırı zengin ve aşırı yoksul olmamalıdır, gelirler dengeli dağılmalıdır. Aksi durum o ülkede gelir eşitsizliği olduğunu gösterir. Gelir eşitsizliği" Gini Katsayısı"  adı verilen bir gösterge ile ölçülür. Bu katsayıda "1" rakamı gelirin tam eşitsiz dağıldığını, "0" tam eşit dağıldığını gösterir. OECD ülkelerinde Gini katsayısı ortalama olarak 0.31’dir.  Bu ülkelerden Şili’de 0.50, Meksika'da 0.48, Türkiye'de ise 0.41’dir. Bunlar "1" değerine en yakın rakamlar olup sayılan ülkelerde gelirin en adaletsiz şekilde dağıldığını ifade eder. Türkiye 33 ülke arasında gelirin en dengesiz dağıtıldığı üçüncü ülke oluyor. AKP hükümeti için bu eksi puandır, büyük bir başarısızlıktır.

b) İkinci olarak, aynı ülkelere kıyasla AKP yönetimindeki Türkiye’nin istihdam başarısına bakalım.  OECD ülkelerinde 2009 itibariyle istihdam oranı ortalama yüzde 66.1’dir. Türkiye'de ise sadece yüzde 44.3 olup en düşük düzeydir, bütün diğer üye ülkeler bu açıdan Türkiye’den daha başarılıdır. Şunu anlatır bu oran: Türkiye’de her yüz kişiden ancak 44'ü iş sahibi olup çalışmaktadır veya iş aramaktadır. Geri kalan 56 kişi ise çalışmamakta, geçimini çalışan 44 kişinin sırtından, onların gelirine ortak olarak sağlamaktadır. Türkiye'ye en yakın ülke yüzde 55.4 oranı ile Macaristan…, görüldüğü üzere aradaki fark hayli büyük. İstihdam oranının en yüksek olduğu ülke ise yüzde 79.2 ile İsviçre'’dir. Şimdi AKP hükümetine bir soru daha yöneltmeliyiz: 10 yıldır neden istihdam oranımızı en azından Macaristan’ın performansına yaklaştırma başarısını gösteremedin?  

c) Ülkelerin can alıcı sorunlarından biri de işsizliktir. Bir ekonominin, bir hükümetin başarısını ölçmek için, ülke insanlarına iş alanı açma derecesine, örneğin “işsizlik oranı”na bakmak gerekir. İşsizlik basit bir tanımla “çalışabilecek ve çalışmak isteyen insanların, iş bulamaması olgusu”dur. İşsizlik oranı “işsiz olanların sayısı, toplam işgücü sayısına bölünerek” bulunur. Eğer işsizlik oranı yüksekse, artıyorsa, o ekonomi, o hükümet başarısızdır. Çünkü yoksulluk kaynağıdır işsizlik!... Yoksulluk da cehaletin, sosyal çatışmanın, dışa bağımlılığın kaynağıdır. Bu sebeple dünyada Millî İrade’ye saygılı her ülkenin ilk hedeflerinden biri, işsizliği azaltmaktır.

Türkiye’de işsizlik oranı 2009 itibariyle yüzde 14.3’dür. Bu demektir ki Türkiye’de çalışabilir durumda olan her 100 kişiden 14’ü iş bulamamıştır. Boştadır, çalışmamakta, kendisinin veya ailesinin geçimi için gerekli gelirden yoksun, başkasına muhtaç durumdadır. Türkiye bu yüksek işsizlik düzeyi ile, 33 ülke içinde sadece İspanya’nın ( %18.1) önündedir. Buna karşılık Güney Kore'de aynı oran yüzde 3.2, Hollanda'da yüzde 3.9’dur. Aradaki fark “muazzam” sayılacak ölçüde...

OECD'nin "Bilim, Teknoloji ve Endüstri 2007" raporuna göre üye ülkeler arasında Türkiye, yüzde 12.5 oranı ile üniversite mezunu işsizler açısından da birinci sırada bulunuyor. İşsiz üniversite mezunu kadın sıralamasında da AKP yönetimindeki Türkiye birinciliği hiçbir ülkeye bırakmıyor.

Bir ülkede işsizlik oranı ne kadar düşük olursa o kadar iyidir. Yüzde 3’lerden vazgeçtik, AKP iktidarı işsizliği hiç olmazsa yüzde 10’ların altına neden indiremedi? Kaldı ki 2002’de iktidara geldiğinde Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 10 civarında idi.

d) Türkiye yoksulluk derecesi bakımından da içler acısı bir konumda. Şöyle ki OECD ülkelerinde ortalama yoksul nüfus oranı yüzde 11.1. En iyi durumda olan ülke yüzde 5.4 ile Çek Cumhuriyeti… ABD'de yüzde 17.3, Meksika'da yüzde 21. Türkiye 33 üye ülke arasında sadece bu iki ülkenin önünde: Yüzde 17…

Ülkemizde, çalışanların yüzde 49′u mevcut gelirleriyle geçinmenin ”zor” ya da ”çok zor” olduğunu ifade ediyor. Bu açıdan ilk sırada olan ülke yüzde 73 ile Macaristan… Onu yüzde 63 ile Yunanistan takip ediyor,  bunun ardından Türkiye geliyor. OECD ortalaması yüzde 24, en düşük oran yüzde 6 ile Norveç ve Danimarka, yüzde 7 ile İsveç’e ait. Bu ülkelerde her 100 çalışandan sadece 6-7’si gelirinin yetersiz olduğunu düşünüyor. Artık AKP’nin Türkiye’de yoksulluğu azaltma performansının ne halde olduğuna siz karar verin.

e) Türkiye, her başarının temel koşulu olan eğitime para ayıramıyor: Zorunlu eğitim için çocuk başına yıllık eğitim harcaması 2007 itibariyle sadece 1250 dolar. Ya  OECD ortalaması?  Tam 8070 dolar!... Lüksemburg 16 630 dolarla birinci ülke, bu ülkenin insan yetiştirmeye ayırdığı kaynak Türkiye’ninkinin 13 katı!... Öyleyse soralım on yıldır başımızda olan AKP hükümetine: Neden eğitim harcamasını en azından OECD ortalamasına yaklaştırmadın?

f) Bebek ölümlerinde ise, durum tam bir felaket: Türkiye'de (2008) bebek ölümü oranı binde 17. Çok yüksektir ve binde 4.6 olan OECD ortalamasının neredeyse 4 katıdır. OECD ülkeleri arasında Türkiye’yi -ne yazık ki- şampiyon yapmıştır. Oran Lüksemburg'da sadece binde 1.8’dir.Binde 17 nerede, binde 1.8 nerede!... Gerçekten utanılacak, kahrolunacak bir durum. Beklenirdi ki AKP bebek ölüm oranını hiç olmazsa binde 10’un altına düşürseydi ve -dandik açılımlarla, çılgın projelerle değil -  asıl bu başarısıyla öğünseydi!

g) Son olarak belirteyim ki en kısa ömür de bizde… OECD ülkeleri arasında insanı en az yaşayan ülke konumundayız: Türk insanının ortalama yaşam süresi 73.6 yıl. Tüm OECD bölgesinde en sondayız. En önde olan ise Japonya: Ortalama ömür Japonya’da 82.7 yıl. Bir Japon bir Türk’ten 9 yıl daha fazla yaşıyor. Diğer bütün ülkeler de bu açıdan Türkiye’nin önünde. AKP lideri başarılarını anlatırken neden bu tür göstergelerin semtine asla uğramıyor?

Özetle Türkiye 33 OECD üyesi ülke arasında gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri. İşsizlik ve yoksullukta da ilk sıralarda... Kadın doğurganlık oranının en yüksek olduğu, çocuk eğitimine en az para harcayan ülkelerden biri. Bebek ölümlerinde facia yaşanıyor. Ortalama ömür tüm OECD ülkelerinde olduğundan daha kısa.

***

Sonuç olarak diyebilirim ki AKP iktidarı başarısızdır, çünkü:

-Gelir eşitsizliğini, yoksulluk derecesini azaltamamıştır. İşsizlik oranını, bebek ölüm oranını düşürememiştir. İstihdam oranını yükseltememiş, çocuk başına eğitim harcamasını, ortalama yaşam süresini artıramamıştır. Bütün bu hizmetler bakımından, Türkiye’yi 33 OECD ülkesi içinde en başarısız ya da en başarısızlar arasında olan bir ülke konumundan kurtaramamıştır.

Yurttaşlarımız mikro alanda -kendi küçük dünyaları bakımından- bu partiyi başarılı görebilir, ancak makro alandaki başarısızlıkları yakın gelecekte mikro alandaki başarıları da engelleyebilecek, silip süpürecektir. Bundan da asıl darbeyi yiyecek olanlar gençler olacaktır; AKP’ye oy verenlerin, hepimizin çocukları, torunları olacaktır.



[i] Performans: Birinin, bir kuruluşun belli bir çalışma alanında yapabildiği veya yapabileceği en iyi derece.

[ii]İşsizlik ve yoksullukta dünya lideri”, Birgün, 15.4.2011.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura