2007 - 2011 Makale Arşivi > Emperyalizm Yazıları
17-05-2011
*ABD ARAP AYAKLANMALARINI NASIL PLANLADI?
Sample ImageArap ülkelerinde ayaklanmış gösterilen insanlar gerçekten halk mıdır? “Evet halktır demek” o kadar kolay değil. Özellikle de eski Doğu bloku ülkelerinde ard arda gerçekleştirilen, çoğu Soros aracılığıyla ABD’nin (Derin Merkez’in) finanse ettiği “renkli devrimleri” hatırlarsak[1]... Pek çok kanıt bunların Amerika ve ortaklarının planladığı hareketler olduğunu gösteriyor. Bir ülke örneğinde bunu ortaya koyabiliriz, örneğin Suriye… Bir kaynağa göre 2008 yılında ABD’nin yürürlüğe koyduğu Suriye’yi istikrarsızlaştırma ve parçalama, Beşar Esad yönetimini devirme planı bütün Suriye’yi belirli faaliyet alanlarına ayırıyor. Ayaklanma faaliyeti büyük kentlerde, kasabalarda ve köylerde birbirinden farklı özellikler taşıyan ekipler tarafından yürütülecek.

I) Plan uyarınca yetiştirilen ekipler beşe ayrılıyor[2]:

-Eğitimsiz işsiz, ateşli gençlerden oluşan ana grup: Bu ekibi oluşturan gençler; kendi geleceklerini kendilerinin yaratacağı, “ülke yönetiminde kendilerinin de söz sahibi olmaları gerektiği” ve “zor kullanmaktan başka çare olmadığı” hususunda ikna edilmiş, her türlü faaliyette kullanılacak kıvama getirilmiş bireylerden oluşuyor.

- Suriye’nin uzak köşelerinden getirilmiş, bazıları da başka Arap ülkesi yurttaşı olan suçlulardan oluşan grup: Bir tür haydut çetesidir. Keskin nişancılık, gözünü kırpmadan adam öldürme, kundaklama ve güvenlikli binalara sızma alanlarında eğitimden geçirilmiştir.

- Yaşları 20’lerin altında, kendi etnik topluluklarını temsil eden, az eğitimli bölücü unsurlar grubu: Bu grup da kendi etnik topluluklarının yok edilme tehdidiyle karşı karşıya bulunduğu konusunda ikna edilmişlerdir. Farklı düşüncede olanlara karşı düşmanlığa ve şiddet kullanmaya yatkın hale getirilmiştir.

- Sivil toplum kuruluşlarının liderlerinden oluşan medya ağı: Planın ana uygulayıcısı olarak yetiştirilmiştir. Kamuoyu oluşturmakla görevlidir. Internet gibi yaygın kamu iletişim araçlarını kullanma konusunda eğitilmiştir. Grup mensupları uydu bağlantısıyla büyük medya kuruluşları ile bağlantı kurar. Kendilerini, yönetime karşı olmayan “yurtseverler” ve “sivil toplumun gelişmesinden başka niyetleri olmayan bireyler” olarak tanıtmaya çalışırlar.

- Sermaye ağı: Şam, Halep ve Hums’daki ticaret merkezleri ile şirket sahiplerinden, bankacı ve tüccarlardan oluşur. Bunlar gizli ticarî ilişkiler ve servetlerini koruma kaygısı içindedir. Lüks partilere katılmaları sağlanmıştır. Görüntülü kasetleri şantaj aracı olarak kullanılır. Bu kişilerde “ülke bizim, oysa başkaları yönetiyor. Rejim çökerse, bütün servet yurt dışına kaçırılabilir. Kendi rejimimizi kurabiliriz” düşüncesi pekiştirilir.

II) ABD belirli görevler verdiği, her birini görevinin gerektirdiği şekilde eğitilip yönlendirilmesini sağladığı, yukarda eğitimsiz işsiz gençler, haydut çeteleri, bölücü unsurlar, medya ağı, sermaye sahipleri olarak açıkladığım ekiplere üç aşamalı bir plan uygulatıyor[3].

A) Birinci aşama: Parayla veya cep telefonu gibi armağanlarla kandırılan işsiz gençler; çarşılar, pazarlar ve namaz çıkışı cami önleri gibi kalabalık yerlere üç grup halinde gidiyorlar: Yaygaracılar, fotoğrafçılar, gizli grup…

-Yaygaracılar kalabalığın ortasına sızıp bir anda ortaya çıkarak miting havası yaratıyor.

-Onların etrafında yer alan gizli grup gösteriye destek veriyor,-Fotoğrafçı grup ise kalabalığın dışında durarak çekim yapıyor, “isyan”ı belgeliyor (Elde edilen görüntüler, ânında, CNN, BBC, Aljeezira gibi Emperyalizm sözcüsü kanallar vasıtasıyla dünyaya dağıtılacaktır).

Eylemler sıradan taleplerle başlatılıyor, ancak giderek olgunlaştırılıyor. Talepler en yüksek noktaya, “rejimin yıkılması” noktasına tırmanınca ikinci aşamaya geçiliyor.

B) İkinci aşamada “haydutlar ekibi” devreye giriyor. Bu aşamada şu unsurlara karşı saldırılar düzenleniyor:

-Güvenlik güçleri,-Protestocular,

-Toplumsal ve dinî değer taşıyan simgeler, özellikle başörtülü kadınlar, yaşlılar.

Toplumun önde gelen şahsiyetleri veya çocuklar, güvenlik güçlerince yapılmış izlenimi verecek şekilde kurşunlanıyor, öldürülüyor, suçun güvenlik kuvvetlerinin üzerine atılması sağlanıyor.

Mevcut rejime destek veren ileri gelen şahısların işyerlerine saldırılar düzenleniyor:  Buralar tahrip edilerek, toplum içinde güvensizlik yaratılıyor. Aynı şahsiyetler özellikle Müslüman Kardeşler gibi İslamcılarla karşı karşıya getiriliyor.Bu arada halka rejimin büyük saldırılara, katliamlara hazırlandığı propagandası yapılıyor.

İslamcılarla rejim yanlıları arasında yaşanan herhangi bir gerilimde, ekipler harekete geçiriliyor. Rejimin çözüm girişimleri baltalanıp Baas Partisi binası gibi sembol yerlere terörist saldırılar yoluyla, yönetimin kendisini savunamadığı, zayıf olduğu propagandası yapılıyor.

Bu noktadan itibaren, sıra artık üçüncü ve son aşamaya gelmiştir.

C) Son aşama medyanın, başta devlet başkanı Beşar Esad olmak üzere yönetimi küçük düşürücü yayınlarıyla başlar. Eski defterler açılır, geçmişteki bazı olaylardan mevcut yönetim sorumlu tutulur. Hedef halk tarafından sevilen, güçlü görünen liderin, yönetimin zayıf bir profile çevrilmesidir. Bu amaçla sırasıyla şu adımlar atılır:

-Ordu, hükümet ve güvenlik kuvvetlerinin, mezhep çatışmaları çerçevesinde bölünüp parçalanması sağlanır.-“Etnik ve mezhepsel ekip”, başka bir deyişle bölücü unsurlar başkentten uzak yerlerde, “Alevi” kılığında “yaşasın Esat” diye bağırarak Sünnilere saldırır. Başka bir yerde ise Sünni kılığında Alevilere saldırarak “Sünnilere ölüm” diye bağırır. Benzer eylemler Türkmenlere, Kürtlere ve Hıristiyanlara karşı da düzenlenir.

-Ordu bölünür. Esad’a karşı tavır alır ve onu tüm sorunların sebebi olarak görmeye başlar.

-Tam bu noktada sermaye sahipleri devreye girer. Sermaye sahipleri, ordu komutanları ve bazı bakanlar toplantılar düzenleyerek, Esad’ın artık ülkeyi yönetemediğini öne sürüp bir konsey ilan ederler.

-Konsey ABD, İngiltere Suudi Arabistan ve Mısır tarafından ânında tanınır.

-Konsey Esad’ın istifasını ister.

-İran, Hizbullah ve Hamas ile bağlar kesilir, İsrail ile barış görüşmeleri başlatılır.

-Yeni bir anayasa için girişimler başlatılır.

-Ülke ekonomisi, iç pazar ve bütün doğal kaynaklar ABD, AB ve Suudi sermayesine açılır.

Zaten Emperyalizm’in, Derin-Merkez’in nihai hedefi de budur. Plan, hedefine ulaşmıştır.

Amerika’nın Suriye planı -bazı değişiklik ve uyarlamalarla- diğer Arap ülkelerine de uygulanıyor. Büyük olasılıkla, yakın gelecekte yapılacak bir müdahalede Türkiye için de temel alınmış olabilir. Bunun ilk belirtilerini şimdiden görmemek için kör olmak gerekir.



[1] Wikileaks’de yayınlanan bir belgeye göre ABD, Suriye’deki rejim karşıtı kışkırtıcılara 6 milyon dolar aktardı. Bu paranın büyük bir bölümü Londra’da kurulan Barada televizyon kanalına, geri kalanı kışkırtıcı medya birimlerine verilmiş [Aydınlık gazetesi, 19.4.2011].

[2] Aydınlık, 2.4.2011.

[3] Aydınlık, 13.4.2011.

Copyright © Prof. Dr. Cihan Dura