ANA SAYFA arrow Sis Çanı arrow NELER OLDU 13-18 ŞUBAT 2010 (TSK, Atatürk, AB, Çin, özelleştirme, gerçek sorun, işsizlik, Emp..)
Ana Menü
Kimler Sitede
Şuanda 11 misafir bağlı
İstatistikler
Üyeler: 126
Haberler: 598
Web Bağlantıları: 6
Ziyaretçiler: 337900
Uyarı

BU SİTENİN YAZILARINDAN KAYNAK GÖSTERMEK KOŞULUYLA ALINTI YAPILABİLİR.

NELER OLDU 13-18 ŞUBAT 2010 (TSK, Atatürk, AB, Çin, özelleştirme, gerçek sorun, işsizlik, Emp..)
Yazar Cihan Dura   
Cumartesi, 13 Mart 2010

13.2.2010

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 13 ŞUBAT

1918 -Kâzım Karabekir komutasındaki 1. Kafkas Kolordusu’nun Erzincan’ı geri alması.  1920 -J. de Robeck’ten Lord Curzon’a: “Milliyetçi hareket eninde sonunda İtilaf Devletleri ile çatışacak. Maraş olayından sonra durumu tehlikeli görmeye başladım.”  1925 -Şeyh Sait isyanının bastırılması.  1926 -Konya Mevlana Türbesi’nin müze yapılması.

TSK ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAYIN

Genelkurmay Başkanı Başbuğ, ‘Sabrımız taşarsa elimizdekileri açıklarız’ uyarısında bulundu

Bizim siyasete dahil veya müdahil olma gibi bir durumumuz yok. Olmayız. Bizim dediğimiz şudur: “TSK siyasetin içinde olmasın ama kimse de TSK üzerinden siyaset yapmasın.” Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden siyaset yapılırsa, bize rağmen sanki TSK siyasetin içindeymiş gibi algılanır.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sabrının bir sınırı olduğunu belirterek, “Sabrımız taşarsa elimizdekileri açıklarız” uyarısında bulundu. Başbuğ, “Biz her şeyimizi hukuk devleti sınırları içinde yaparız. Sabrımızın taşmasından kastım şudur: Biz bütün bu olayların ve yapılanların arka planını biliyoruz. Birileri gerekeni yapar diye susuyoruz. Çünkü devlet adamıyım. Devlet adamı gibi davranmam lazım. Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var. Sınır aşılırsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız” dedi.

HaberTürk; amirallere yönelik suikast iddianamesini gündeme getirerek, “Böyle rezillik olur mu? Yeter yahu! Sabrımız taştı” sözleriyle iddialara sert tepki gösteren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un açıklamalarını yayımlamayı dün de sürdürdü. Başbuğ özetle şunları söyledi:

Biz bütün bu olayların, bize karşı yapılanların arka planını biliyoruz. Biliyor ve susuyoruz. Birileri gerekeni yapar diye susuyoruz ve bekliyoruz. Ben devlet adamıyım. Devlet adamı gibi davranmam lazım. Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var? Sabrımız taşarsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız. Bizim de elimizde pek çok bilgi var. Bunları açıklamak zorunda kalacağız. Biz de hukuk yoluna gideceğiz. Hakkımızı arayacağız.

Ben her şeyi hem Cumhurbaşkanı, hem de Başbakan’la paylaşıyorum. Yetkili makamlar şikâyet makamı değildir. Ben sorunları paylaşıyorum. Şunu söyleyebilirim. Devlet bu konuda aynı fikri paylaşıyor. Bizde de belge var, bilgi var.

Hepsini derledik, derliyoruz. Biz lafla yapamayız başkaları gibi. Biz somut verileri koyarak yaparız bir şey yapacağımız, bir şey açıklayacağımız zaman. Gerek olursa açıklanır. O zaman bunu yapanlar düşünürler.

Değişim ne demek? Atatürk sevgisi, ulus devlet, üniter devlet, cumhuriyetin temel ilkeleri. Bunlar değişebilir mi? Bu anlamda Türk Silahlı Kuvvetleri değişmez. Değişemez. Cumhuriyet, 13.2.2010.

MUMCU ANISINA ‘ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE OKULU’

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Merkez Gençlik Kolları, bombalı saldırı sonucu yitirdiğimiz gazetemiz yazarı Uğur Mumcu’nun anısını yaşatmak amacıyla, “Atatürkçü Düşünce Okulu” adlı eğitim çalışması gerçekleştirecek.

Daha önce Prof. Dr. Muammer Aksoy ile Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı anısına düzenlenen “Atatürkçü Düşünce Okulu”nun 3.’sü, bugün ve yarın, Zonguldak’ta, Uğur Mumcu anısına gerçekleştirilecek. Açış konuşmasını ADD Gençlik Kolları Başkanı Öner Tanık ve ADD Bilim-Danışma Kurulu Üyesi Halil Önder’in yapacağı etkinlikde, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Bektaş Açıkgöz, ADD Genel Sekreter Yardımcısı Erol Sarıal, Yrd. Doç. Dr. Barış Doster, Prof. Dr. Ünsal Yavuz ve ADD GYK Üyesi, yazar Fethi Karaduman ders verecek. Cumhuriyet, 13.2.2010.

AB: ALMANYA EKONOMİSİ DURDU

Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya, toparlanmada bocalıyor. Ekim-aralık dönemine ilişkin ilk veriler, gayri safi yurtiçi hasılanın bir önceki çeyreğe göre değişmediğini ortaya koydu. Son çeyreğe ilişkin veriler bir önceki yılla karşılaştırıldığında gayri safi yurtiçi hasıla yüzde 2.4 geriledi. Almanya’nın geçen yıl ihracatı yüzde 18.4’e düştü. Böylece, 1950’den beri en büyük düşüş yaşandı ve “dünyanın en büyük ihracatçısı” unvanı Çin’e kaptırıldı. Cumhuriyet, 13.2.2010.

 

14.2.2010

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 14 ŞUBAT

1919 -Y. Şevki Paşa’nın harbiye Nazırlığı’na yazısı: “İngilizlerin bize dost olacağını ve bize merhamet edeceklerini hiçbir zaman kabul ve ümit edemem.” -Gazeteci Hasan Tahsin’in yazısı: “Türklerin mahvolmaması için propaganda, isyan, her şey meşru olacaktır.”  1920 -Lloyd George’un açıklaması: “İzmir Yunanistan’a verilmeli.”

ÇİN, İHRACATTA ZİRVEDE

Çin, ihracatta Almanya'yı geçerek, bu alanda dünyanın en büyüğü unvanını ele geçirdi.

Çin’in, geçen yıl büyümeye devam etmesi ve sağlamlılığı, ihracatta, 2009’un ikinci çeyreğinde büyümeye dönmeden önce ciddi bir resesyondan zarar gören Almanya’nın önüne geçmesini sağladı.

Çin, resmi verilere göre, 2009 yılında 1,2 trilyon dolardan fazla ihracat yaptı. Almanya’nın ihracatı ise yaklaşık 1,1 trilyon doları buldu. Almanya’nın geçen yılki ihracatı önceki yıla göre yüzde 18,4 azalırken, geçen yıl Aralık ayında ise yıllık oranda büyümeye döndü.

İhracatta ABD’yi 2003 yılında geçerek dünyanın en büyük ihracatçısı olan Almanya’nın, geçen yıl ihracatındaki yüzde 18,4’lük düşüş 60 yıldaki en büyük düşüş olarak kayıtlara geçti.

Çin, Almanya’yı üç yılda ikinci kez geçti. Çin, 2007 yılında da dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olarak Almanya’nın önüne geçmişti. Çin’in bu yıl da Japonya’yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olması bekleniyor.

Almanya Dış Ticaret ve Toptancılar Birliği (BGA) Başkanı Anton Boerner, "Kriz dünya ticaretinde güç değişimini gelişmekte olan ülkelere doğru hızlandırdı. Aslında dünya ihracat şampiyonu unvanını Çin’e kaptırmamız bizde herhangi bir kaygıya yol açmıyor. Çin ekonomisinin büyümesi, uzun yıllar Almanya’da istihdamı ve büyümemizi de sağlayacak" dedi.

İthalattaki düşüşün ekonominin büyük bölümünün halen hareketsiz olduğunu gösterdiğini söyleyen Boerner, "İhracatta artışı cesaretlendirmek ve istikrara kavuşturmak için her şey yapılmalı" diye konuştu.
Radikal, 14.2.2010.

ÖZELLEŞTİRME: SENDİKACI

… Televizyonda gördüm seni… İktidarın işçileri “ret” etmesini açıklarken eveleyip geveliyordun… İşçiler alın terleri için, ekmekleri için, insan gibi yaşamak için eylem yapıyorlar diye sanki mahcuptun… İşçiler suç işlemişler gibiydi sanki…
Bıraksalar kaçacaksın iktidarın arkasına… Seni anlıyorum sendikacı…

1986’dan 2002’ye kadar özelleştirmeden sağlanan gelir 8 milyar dolardı… 2002’den bugüne kadar elde edilen gelir ise 40 milyar dolardır…
Bu paradan iktidarın yandaşları nasiplerini aldılar… İktidarın çocukları zengin oldular…
Bu parayla kömür kanepe dağıtıp iktidar ömrüne ömür kattı… Zenginler ekonomisi işledi tıkır tıkır…

İşçileri ise kovuldular… İşte bu kadar haklı bir direniş herkesin yüreğini yakarken…
Ankaralı kadınlar, direnen annelerin bebeklerine süt yetiştirirken… İstanbul-İzmir‘den insanlar, kar altındaki emekçilere hırka-kazak taşırken… ABD‘den Japonya‘ya, Almanya’dan Belçika’ya kadar işçilere destek gelirken… Vicdanı olan herkesin burnunun direği sızlarken…

Sen kıvırıyorsun… Her haklı ve yürekli dava adamı gibi aslan kesilip kükremek yerine, sanki ezilip büzülüyorsun… Eveleyip geveliyorsun… Farkındayız; elindeki nasırdan başka hiçbir gücü olmayan işçiler ile güçlü-egemen iktidar arasında kaldın… Utanmasan çoktan tüyeceksin sendikacı… Bekir Coşkun, Haberturk, 14.2.2010.

 

15.2.2010 

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 15 ŞUBAT

1922 -Pontus isyanını bastırmak üzere kurulmuş olan Merkez Ordusu’nun kaldırılması.  1924 -İzmir’de büyük komutanların katıldığı harp oyunlarının başlaması.

 

KIBRIS RUMA VERİLMEZSE, TÜRKİYE AB’YE GİREMEZ’

 

Türkiye’nin yoğun bir tepki gösterdiği Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporu konusunda konuşan  Liberal Grubu’nun tanınmış üyelerinden İngiliz Andrew Duff, Türkiye Raporuna yönelik eleştirileri doğru bulmadığını ifade ederken, Kıbrıs sorununun çözümlenmemesi halinde Türkiye’nin üyelik sürecinin sona ereceğini iddia etti.

 “Türk Ordusunun’ Kıbrıs’tan biran önce çekilmeli” yolundaki önergenin sahibi Duff, “Sorun çözümlenmezse Türkiye’nin AB katılım süreci ‘off’ olacak yani sona erecek” şeklinde konuştu. Hollandalı Türkiye raportörü Ria Oomen–Ruijten tarafından hazırlanan rapora son dakika verdiği “Türk Ordusunun’ Kıbrıs’tan biran önce çekilmesi” önergesiyle dikkat çeken Duff, şunları söyledi. “AP Türkiye Raporuna yönelik yapılan eleştirileri doğru bulmuyorum. Raporda Kıbrıslı Rumlarında Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili sorumluluğu olduğu belirtildi. Rapordaki esas amaç Türkiye’yi Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki siyasileri harekete geçirmek. Bunu herkesin görmesi lazım. Kıbrıs’taki müzakere sürecine Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki siyasi güçlerin yapıcı ve olumlu katkı sağlaması gerekiyor. Yeni Mesaj, 15.2.2010.

ÖZELLEŞTİRME: TEKEL’İN ALTIN BİNASI TARİKATA VERİLDİ!

Başbakan Tayyip Erdoğan önceki gün Katar’a giderken Atatürk Havalimanı’nda bir açıklama yaptı ve “AK Parti iktidarı döneminde TEKEL’in ne gayrimenkulü ve ne de menkulü kimseye peşkeş çekilmemiştir” dedi.

Başbakan’dır. Doğru söylüyordur.

Bana gelen bilgi ise “Tekel’in İstanbul Unkapanı’nda altın değerindeki 3 bin metrekarelik arsa üzerinde 5 katlı ve kapalı alanı 2 bin 500 metrekare genel müdürlük binasının bir tarikata mensup ve iktidar partisine yakın olduğu bilinen 4 hastane sahibi bir iş adamının şirketine tahsis edildiğini” bağırıyor.
Vatan, 15.2.2010.

 

16.2.2010 

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 16 ŞUBAT

1916 -Rusların Erzurum’a girmesi.  1920 -İkinci Anzavur ayaklanması.  1925 -Türk Tayyare Cemiyeti’nin (Türk Hava Kurumu) kurulması. -Şeyh Sait’in Genç (Bingöl) ilinin merkezini alması, şehrin yağma edilmesi.


GERÇEK SORUNLAR: EDİRNE, 4 YIL SONRA YENİDEN FELAKETİ YAŞIYOR

Edirne’nin bir haftadan beri korkulu rüyası haline gelen taşkınlar ile bu sabah yüzyüze kaldı. Tunca’dan sonra Meriç Nehri de taştı. Her iki nehir birleşti. Bu nedenle iki nehir arasında yer alan 54'üncü Mekanize Tugay Komutanlığı, Trakya Üniversitesi, DSİ, Emniyet Müdürlüğü’ne ait sosyal tesisler ile kentin eğlence merkezi konumundaki çok sayıda lokanta ve kafeterya sular altında kaldı.
Meriç Nehri’nin taşması sonucu bir hafta önce boşaltılan Bosnaköy’ü basan sular, geri tepip nehir yatağından taşan sularla birleşince nehir de Karaağaç Mahallesi’ne ulaşımı sağlayan yolun üzerinden akmaya başladı. DSİ 11'inci Bölge Müdürlüğü’nün ölçümlerine göre Meriç Nehri’nin debisi 1576 metreküpe ulaştı. Suyun debisi sürekli artmaya devam ediyor.
Radikal, 16.2.2010

(Bu kaçıncı taşkın? Olur, sonra unutulur. Bizim hükümetin sorunları başkadır, oturur “yargıç ayarlamak”la uğraşır. cd)

 

İŞSİZLİK YÜKSELİŞTE

Türkiye genelinde işsiz sayısı Kasım 2009 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak 3 milyon 270 bine, işsizlik oranı da 0.5 puanlık artışla yüzde 13.1'e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim-Kasım-Aralık 2009 aylarını kapsayan Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarını açıkladı. Kasım 2009 ve yeni nüfus projeksiyonlarına göre revize edilmiş Kasım 2008 Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına yer veren araştırmaya göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı Kasım 2009'da geçen yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak 3 milyon 270 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 0.5 puanlık artış ile yüzde 12.6 seviyesinden yüzde 13.1 seviyesine çıktı. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 1 puanlık artışla yüzde 15.3, kırsal yerlerde ise 0.4 puanlık azalışla yüzde 8.7 oldu. Cumhuriyet, 16.2.2010.

 

17.2.2010 

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 17 ŞUBAT

1916 -Atatürk’ün Hicaz Seferi Kuvveti Komutanlığı’na atanması.  1920 -Meclis’in Misak-ı Millî’nin ilan edilmesine ve yabancı parlamentolara bildirilmesine karar vermesi.  -Ermenilerin Çıldır’ı ve Arpaçay’ı işgal etmeleri.  1921 -Ankara İstiklal Mahkemesi dışındaki istiklal mahkemelerinin kaldırılması.  1923 -İzmir İktisat Kongresi’nin Atatürk’ün konuşmasıyla açılması.  1925 -Aşar vergisinin kaldırılması.  1926 -Medenî Kanun’un kabulü.

HERYEREKON: BAŞSAVCIYA GÖZALTI

Cemaati soruşturan Cihaner’in odası basıldı. Usulsüz uygulama yargıyı ayağa kaldırdı

Cumhuriyet tarihinde ilk Erzurum Özel Yetkili Savcısı Şanal’ın emriyle Türkiye’de ilk kez bir başsavcının makam odasında ve evinde arama yapıldı. Şanal’ın da katıldığı baskın kapsamında cemaatlere yönelik soruşturma başlatan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’e ait çok sayıda belgeye el konuldu.

‘Ergenekon üyesi’ iddiası “Evrakta sahtecilik, iftira ve tehdit, Ergenekon’a üye olmak” iddiasıyla gözaltına alınan Cihaner, Erzurum’a götürüldü. Avukat Turgut Kazan, 1. sınıfa ayrılmış olan hâkim ve savcıların yalnızca Yargıtay’da yargılanabileceğini belirterek “Yapılan açıkça yasaya aykırıdır” dedi.

İlklerin soruşturması İsmailağa cemaati soruşturmasının ardından bugüne kadar görülmemiş bir süreç yaşandı. Hükümet savcıya baskı yaptı. Polis, MİT’i bastı. Savcı, başsavcının yetkisini kaldırdı. Başsavcılık, polis ve jandarmaya savcılığın emrine uyulmaması emrini verdi. Ordu komutanı ifadeye çağrıldı. Soruşturma yapan savcının odası basıldı. İlhan Taşcı, Cumhuriyet, 17.2.2010.

(Mumya geri döndü. cd)

İŞSİZLİK SORUNU

… Kriz Türkiye’de en çok istihdama darbe vurdu. Son verilere göre ülkede 5.2 milyon kişi işsiz. Umutsuz işsizler hesaba katıldığında nüfusun yüzde 20’sine kadar çıkıyor oran. Her 4 eğitimli ve nitelikli gençten birinin işsiz olması ise “bu ülkede yanlış giden bir şeyler olduğunu” açıkça ortaya koyuyor.

Hal böyle iken ülkenin işsizlik sorunu bir türlü hükümetin ekonomi politikalarının ana eksenini oluşturamadı. Oluşturamıyor. … Özlem Yüzak, Cumhuriyet, 17.2.2010.

SON SEÇİM ANKETİ

SONAR Araştırma Şirketinin Yaptığı Seçim Anketine Göre Bugün Seçim Olsa AKP Yüzde 29, CHP Yüzde 27 Oranında Oy Alıyor

SONAR Araştırma şirketinin yaptığı Seçim anketine göre AKP'nin oyları yüzde 30'un altına düştü. Ankete göre bugün Seçim olsa

-AKP yüzde 29.5,

-CHP yüzde 27.11,

-MHP yüzde 20.41 oranında oy alıyor.

SONAR Araştırma Şirketinin 3-13 Ocak tarihlerinde yüz yüze anket yöntemi kullanarak yaptığı araştırma,
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Konya, Mersin, Samsun ve Van illerinde farklı ekonomik ve yaş gruplarından tesadüfi yöntemle seçilen 3 bin kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payının yüzde 1,73 olduğu belirtiliyor. Araştırmada birleşik oy pusulası kullanılarak kararsızların payının düşük olmasının sağlandığı ifade ediliyor. http://www.haberler.com, 17.2.2010

(Son günlerin en sevindirici haberi bu: AKP oyları, son yerel seçimlerden bu yana sürekli düşüyor. Eğer büyük bir katakulli çevirmezlerse devam da eder. Türkiye AKP iktidarı ile, çok şeyler kaybetti. Ekonomi yabancıların eline geçti. Bağımsızlığımız tahrip edildi. Milli egemenlikten eser kalmadı. Devlet gelenekleri yok edildi. Umarım seçimle gelecek yeni hükümetle, bir restorasyonla ülkemiz eski onurlu günlerine döner. cd)

 

18.2.2010 

CUMHURİYET TARİHİMİZDE 18 ŞUBAT

1919 -General Milne’nin 9. ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’nın görevden alınıp İstanbul’a çağrılmasını istemesi.  1927 -ABD Senatosu’nun Lozan Antlaşması’nı reddetmesi.  1932 -Büyük Taarruz’da 1.Ordu Komutanı Nurettin Paşa’nın ölümü.

 

EMPERYALİZM (ABD): ZENCİ ÖLDÜREN 3 POLİSE CEZA VERİLMEDİ

ABD Adalet Bakanlığı, 5 yıl önce New York’ta 50 kurşunla silahsız bir siyahiyi öldüren 3 polis hakkında ceza verilmeyeceğini açıkladı. Polislerden biri, “Sean Bell’in arkadaşlarından birine, ‘silahımı getirin’ demesi üzerine ateş açtıklarını söyleyerek kendisini savunmuştu. Ancak Bell’in üzerinde ya da aracında silah ve başka bir saldırı aleti bulunmamıştı. Türkiye, 17.2.2010

(Daha ne kepazelikler var bu Amerika’da… Kolay mı, insan hakları, özgürlükler ülkesi orası. Bizim solcu-dinci-liberal ittifakı, bu alıntıyı yaptığım gazetenin sahip ve yazarları da öyle diyo… cd)

HAİTİ’Yİ YIKAN ASIL DEPREM İNSAN AVCISI SÖMÜRGECİLER


Haiti’de 12 Ocak’ta meydana gelen depremde 230 bin kişi hayatını yitirdi. Ancak bu doğal afetin çok daha yıkıcısına ‘insanlık düşmanları’ imza atıyor. Felaket sonrası öksüz ve yetim kalan binlerce çocuk karın tokluğuna çalıştırılıyor. Çok sayıda çocuğun da yurtdışına kaçırıldığı tahmin ediliyor.


Sömürgecilerin Afrika’dan kaçırdıkları masum insanlarla kurdukları Haiti’yi sarsan depremin yol açtığı sorunlar, gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Başta Kızılay olmak üzere sağduyulu ülkeler deprem sonrasında evsiz kalan ailelere gıda ve barınak imkânları sağlamaya çalışırken, felakette kimsesiz kalan bakıma muhtaç çocukların gelecekleri ‘insan avcısı sömürgeciler’ tarafından karartılıyor.
Başkent Port–au–Prince sokakları kimsesiz çocuklardan geçilmiyor. Deprem öncesinde 300 bin olan kimsesiz çocuk sayısı, deprem sonrasında daha da arttı. Felakette ailesini kaybeden çocukların büyük bölümü sokaklarda yaşıyor. Bu çocukların bir kısmı da Haitili aileler tarafından evlerinde karın tokluğuna çalıştırılmak üzere yanlarına alınıyor.

BM tespit ediyor ama...
Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, deprem sonrasında başkent Port–au–Prince havaalanında çocuklara yardım için bir koordinasyon birimi kurdu. UNICEF’in bölgedeki yardım görevlilerinden Ruşen Kadivi, “Çocuk tacirlerinin deprem sonrası bölgedeki kaos ve çaresizlik ortamını, kimsesiz çocukları Haiti dışına çıkarıp onları büyük paralar karşılığında satmak için kullandığını” belirtiyor. Kadivi, “Edindiğimiz bilgilere göre deprem öncesinde de yaklaşık 2 bin çocuk Haiti dışına kaçırılmış. Şimdi bu sayı daha da artacaktır.
Deprem yüzünden birçok çocuk ailesinden ayrı. Biz de aileleri hayatta olan çocukların anne ve babalarını bulmaya çalışıyoruz. Bunun için çocuklara özel bir de özel polis birimi oluşturuldu. Bu birim, sınır kapılarında, çocuk kaçakçılığını engellemek için görev yapıyor” diyor.

ABD’li sanıklar yargılanıyor
Haiti’deki şiddetli depremden sonra 33 çocuğu ülke dışına kaçırmaya çalışırken tutuklanan 10 Amerikalı misyoner, “Deprem sonrası mağdur durumdaki çocuklara Amerikalı ailelerin yanında daha iyi şartlar sunmak istediklerini” öne sürmüştü. Çocukları ülke dışına çıkarmaya çalışan Amerikalıların yargılanmasına devam ediliyor.
Yeni Mesaj, 18.2.2010

(Köle ticareti günümüzde de devam ediyor. Öyle sanıyorum ki dünya çapında, tıpkı ulusötesi şirketler gibi bu işi yürüten çeteler var. Türkiye’de de faaliyet gösteriyorlar kuşkusuz. cd)

TSK'YA TAARRUZ PROJESİNİN FİNALİNDE BÜYÜK TASFİYE!

… Sakın bana bu kadar ileri gidemezler gibi komik bir lafı etmeyin.
Bir Ordu Komutanı yani Saldıray Berk Paşa şüpheli sıfatıyla afişe edilebiliyor ve Ege ile Akdeniz’de ülkenin donanmasını teslim ettiğimiz Kadir Sağdıç Amiral boy hedefi yapılabiliyorsa, artık bu ülkede her şey olur ve olacaktır!.
Altını bir kez daha çiziyorum; gidişat TSK’da tasfiyenin eşikte olduğudur.
Bu şekilde:
1)Yukarıda söylediğimiz gibi Tayyip Erdoğan darbelerin hesabını soran demokrasi kahramanı olacak ve kamuoyu bu konu ile manipüle edilerek bir dönem daha seçim kazanması sağlanacak. Tayyip Erdoğan bundan başka hiçbir yolla seçimi kazanamayacağını biliyor ve görüyor. Seçimi kaybettiği an da Yüce Divan’a gideceğini biliyor. Bunun için göreceksiniz bu oyunu tereddütsüz oynayacaktır.
2) ABD ve NATO bu operasyon sayesinde karşıt gördüğü bazı generallerden kurtulacak ve TSK’ya, benim yörüngemin dışıma çıkamazsın mesajını verecek.
3) Dinci güruhlar da hem TSK’dan intikam alacak hem de sızma imkanlarına kavuşacak.
Evet proje budur ve finale gelinmektedir.
Onun içindir ki biz Orgeneral Başbuğ’un son çıkışını yani  “Elimizdekileri açıklarız” beyanını TSK’nın geleceği bağlamında olmak ya da olmamak gibi görüyoruz. …
Sabahattin önkibar, Yeniçağ, 18.2.2010.



 

 
Yazı Kategorileri
Diğerleri
Okuduğum Yazarlardan
Sis Çanı
.
Bestelerim
   
designed by allmambo.com