|
19.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 19 OCAK 1919 -Yüksek komiserlerin, “kapitülasyonların 1914’de tek yanlı olarak kaldırılması kararını kabul etmediklerini” bildirmeleri. -Yüksek Komiser Yardımcısı Amiral Webb’in mektubu: “İstediğimiz her şeye el koyuyoruz. Politikamız süngünün keskin ucuna dayanıyor. Padişah bizi buraya yerleştirmek istiyor.” İSLAM: 11 YAŞINDAKİ KIZINI 80’LİK ADAMA SATTI Suudi Arabistan’da 80 yaşını aşmış bir kişinin 11 yaşında bir kız çocuğuyla evlendirilmesi, ülkedeki insan hakları örgütlerini ayağa kaldırdı. El Riyad gazetesinin haberine göre, Suudi Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, insan ve çocuk haklarının ihlali olarak gördükleri bu evliliği araştırmak amacıyla bir komite kurdu. Evliliği soruşturan komisyonun başkanı Bender el Ayban, şeriat konusunda uzman olan komisyon üyelerinin tüm aile üyeleriyle görüşeceğini belirtti. Kızını evlendirme karşılığında aynı zamanda kuzeni olan damattan 85 riyal (31 bin TL) alan baba ise, eşinin itirazlarına rağmen küçük kızı evlendirme kararını savunarak “Yaşı umrumda değil. Sağlığı ve fiziğiyle evlenmeye uygun. Annesinin ne düşündüğü de önemli değil” dedi. ■ Cumhuriyet, 19.1.2010. TÜRKİYE IMF İLE DAR KADRO ÇALIŞIYOR IMF ile yapılan görüşmeler, ağırlıklı olarak IMF’nin Ankara’daki Daimi Temsilciliği aracılığıyla yürütülüyor. IMF’nin Ankara Ofisi’nin yanı sıra IMF’nin Washington Genel Merkezi’ndeki Türkiye temsilciliği uzmanları da, yürütülen teknik çalışmalara katılıyor. Ancak, müzakerelerin ‘dar bir kadro’ ile yürütüldüğü vurgulanıyor. IMF ile yapılacak 2 yıllık ya da 18 aylık bir stand-by anlaşması önden yüklemeli bir program olacağı için alınacak kredinin önemli kısmı kısa sürede kullandırılabilecek. Türkiye’nin, orta vadeli hedefleri ve mali disiplini bozmadan, ancak yatırımları kısmadan yürütülecek bir program üzerinde durduğu, Fon’un da bunu kabul ettiği belirtiliyor. ■ Cumhuriyet, 19.1.2010. 20.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 20 OCAK 1920 -İsmet İnönü’nün geçici olarak Ankara’ya gelmesi. -İtilaf Devletleri temsilcilerinin bir ültimatom vererek, Harbiye Nazırı Cemal Paşa ile Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa’nın 48 saat içinde değiştirilmelerini istemeleri. 1921 -İlk Anayasa’nın TBMM’nde kabulü. 1936 -Ankara’da ilk Sanayi Kongresi’nin toplanması. GERÇEK SORUNLAR: YOZLAŞIYORUZ Acı çekiyoruz. Acıyı en acı sözcüğüyle söylemeliyiz. Değer ölçülerimiz çürütülüyor. Toplum olarak bölüne bölüne yozlaştırılıyoruz. Birbirimize yabancılaşıyoruz. Empati dedikleri duygudaşlıktan uzaklaşıyoruz. Milliyet’in dünkü manşeti geldiğimiz noktayı, acı gerçeği çok güzel özetliyordu: “Abdi İpekçi bir kez daha öldürüldü” Olup bitenleri herhalde okudunuz, televizyonlarda izlediniz; yinelemeyelim.. Siz acıyı hiç içselleştirebildiniz mi; yoksa derinizde mi kaldı? Siz hiç 36 gündür hak eyleminde olan Tekel işçilerini anlamaya çalıştınız mı; yoksa bana ne diye omuz mu silkelediniz? Siz hiç dün açlık grevine başlayan Tekel işçilerinin çoluk çocuklarının gece gündüz soğukta nasıl direndiklerini düşündünüz mü; yoksa eninde sonunda pes ederler diye mi bekliyorsunuz? Siz hiç hakkınızı ararken acı çektiniz mi; yoksa başkalarının hakkını mı yediniz? Siz hiç işsiz, aç kaldınız mı; yoksa hep köşe mi döndünüz? Sizin yıllarca verdiğiniz emeğin karşılığı olan özlük hakları elinizden alındı mı? Sizin çocuklarınız analarının kucağında hak arama namusunun onurunu tattı mı; yoksa çocuklarınıza hep köşe mi döndürdünüz? Yoksa siz iktidar mısınız; bakan mısınız, başbakan mısınız? Siz Türkiye’nin yönetiminden mi sorumlusunuz; yoksa Kızılcahamam kampından mı? Tekel işçileri 36 gün sonunda açlık grevinde. Abdi İpekçi bir kez daha öldürüldü. Bu tablodan acı duymaz mısınız? Sizin hiç insafınız yok mu? ■ Nail Güreli, Milliyet, 20.1.2010. YABANCI SERMAYE: KENT’İN YENİ SAHİBİ KRAFT ABD’nin en büyük gıda şirketi Kraft ile İngiliz Cadbury, 18.9 milyar dolara anlaştı. Anlaşmayla, Kraft, daha önce Cadbury’e ait olan Türkiye’deki Kent Gıda’nın da yeni sahibi olacak. Cadbury yönetim kurulunun oybirliği ile Kraft’ın hisse başına 840 peni değerindeki teklifini uygun bulduğu ve hissedarlara teklifi önerdiği ifade edildi. Kraft, iki şirketin güçlerini birleştirmesiyle çikolata ve şekerleme sektöründe dünya lideri, hızlı büyüme potansiyeline sahip ciklet sektöründe ise dünya ikincisi olacağını bildirdi. Kraft’ın Cadbury’nin hissedarlarının çoğunluğunun onayını alması için 2 Şubat’a kadar süresi bulunuyor. ■ Türkiye, 20.1.2010. (-Yahu bu Kent Gıda Türklere ait değil miydi? -Öyleydi ama Milat’tan önce, pardon AKP’den önce! cd) 21.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 21 OCAK 1919 -Vahidettin’in İngilizlerden “kendisi için güvence istemesi”. -Türk birliğinin Posof’u boşaltması, Posof’un Gürcülerce işgali. 1920 -Cemal ve Cevat Paşaların istifa etmeleri. -Maraş direnişinin başlaması. 1921 -Ethem’in kardeşi Tevfik’in Yunanlılarla bir teslim protokolü imzalaması. 1924 -Lenin’in ölümü. 1937 -Milletler Cemiyeti’nde Hatay sorununun görüşülmeye başlaması. SİYASAL İSLAM: TÜRKİYE RADİKAL İSLAMA YÖNELİYOR’ İsrail askeri istihbarat örgütü başkanı Tümgeneral Amos Yadlin, Türkiye ile ilişkilerdeki çatlağın Ankara’nın Atatürk’ün laik yaklaşımından saparak daha fazla radikal İslama yönelmesi sonucu oluştuğunu savundu. İsrail parlamentosu Knesset’te Dışilişkiler Komitesi’nde konuşan Yadlin, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik konusunda beklentilerine karşılık bulamaması ve Suriye konusundaki kaygılarının hafiflemesi nedeniyle politika değişikliğine gittiği görüşünü dile getirdi. Yadlin, “Türkiye artık İsrail ile yakın ilişki kurma ihtiyacını hissetmiyor. Türk yetkililer, Atatürk’ün laik yaklaşımından biraz daha uzaklaşma ve radikal bir yöne doğru kayma sürecinin ortasındalar” dedi. “Mevcut gerilimin ötesinde, özde yaşanan uzaklaşmanın, her iki ülkenin stratejik meseleleri ve ortak çıkarlarıyla alakalı olduğunu” kaydeden Yadlin, “İsrail ve Türkiye’yi bir araya getiren stratejik meseleler varlığını korusa da geçmişteki stratejik yakınlık artık yok” ifadesini kullandı. ■ Cumhuriyet, 21.1.2010. MİLLÎ İRADE: AKP YÜZDE 30'UN ALTINA DÜŞTÜ SONAR Araştırma şirketinin yaptığı seçim anketine göre bugün seçim olsa AKP yüzde 29.5, CHP yüzde 27.11, MHP yüzde 20.41 oranında oy alıyor. Ankara- Ankete göre bugün seçim olsa AKP yüzde 29.5, CHP yüzde 27.11, MHP yüzde 20.41 oranında oy alıyor. SONAR Araştırma Şirketinin 3-13 Ocak tarihlerinde yüz yüze anket yöntemi kullanarak yaptığı araştırma, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Konya, Mersin, Samsun ve Van illerinde farklı ekonomik ve yaş gruplarından tesadüfi yöntemle seçilen 3 bin kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payının yüzde 1,73 olduğu belirtiliyor. Araştırmada birleşik oy pusulası kullanılarak kararsızların payının düşük olmasının sağlandığı ifade ediliyor. SONAR'ın birleşik oy pusulasında alfabetik sıraya göre AKP, BDP, BBP, CHP, DP, DSP, Hak ve Eşitlik Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, İşçi Partisi, MHP, ÖDP, Saadet Partisi, TKP, Türkiye Partisi seçenekleri yer aldı. Buna göre kararsızlar ve görüş belirtmeyenlerin dağıtılmamış haliyle AKP yüzde 28, CHP yüzde 25.73, MHP yüzde 19.37, BDP yüzde 5.96, SP yüzde 5.19, DP yüzde 3.89, DSP yüzde 2.86, BBP yüzde 2.1 oranında oy alıyor. Araştırmada diğer partilerin oy oranı toplam yüzde 1.8, kararsız oy oranı ise yüzde 5.1 çıktı. Kararsızlar ve görüş bildirmeyenler dağıtıldığında ise oy oranları şöyle: AKP yüzde 29.5, CHP yüzde 27.11, MHP yüzde 20.41, BDP yüzde 6.28, SP yüzde 5.47, DP yüzde 4.1, DSP yüzde 3.02, BBP yüzde 2.21, diğer yüzde 1.9. En önemli sorun işsizlik ve pahalılık
Araştırmaya göre halkın büyük çoğunluğu Türkiye'nin en önemli sorununun işsizlik ve pahalılık olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılanlara birden fazla cevap verebildikleri "Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?" sorusu sorulduğunda yüzde 69.73 oranında "Ekonomik sorunlar/pahalılık" yanıtını verilirken yüzde 67.7 oranında da "İşsizlik/istihdam" denildi. Kürt açılımının en önemli sorun olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 35.4 oldu. Katılımcılara "Önümüzdeki 6 ay içerisinde kendi ekonomik durumunuzun nasıl olacağını düşünüyorsunuz?" sorusu sorulduğunda ise yüzde 36.66 oranında "Bugünden daha kötü", yüzde 32.67 oranında "Bilmiyorum", yüzde 20.68 oranında "Bugünden daha iyi", yüzde 9.99 oranında da "Aynen böyle kalacak" yanıtı alındı. ■ Cumhuriyet, 21.1.2010. (Son günlerde duyduğum en sevindirici haber. Umarım daha da düşer. AKP’den kurtulmanın en sağlam yolu bu. cd) 22.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 22 OCAK 1919 -Türk birliklerinin Batum’dan çekilmesi. -Konya istasyonunun İngilizlerce işgali. -Bir İngiliz birliğinin Eskişehir’e gelmesi ve yerleşmesi. 1920 -Atatürk’ün kolordulara emri: “İngilizler İstanbul’da nazır veya mebuslardan bazılarını tutuklarsa, karşılık olarak Anadolu’da bulunan İngiliz subayları tutuklanacaktır.” -Atatürk’ün milletvekillerine telgrafı: “bağımsızlıkla bağdaşmayan İngiliz isteklerinin şiddetle protesto edilmesi…” 1921 -Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Erzurum’a gelmeleri ve aynı gün Trabzon’a yola çıkarılmaları. -Ethem’in iki kardeşinin ve bine yakın adamının Yunanlılara teslim olması, kendisinin de birkaç adamıyla Yunan kesimine geçmesi. 1923 -Atatürk’ün Bursa’da konuşması: “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” 1924 -Atatürk’ün hilafet konusunda İsmet Paşa’ya yazısı: “Var olan ve korunan halife ve halifelik makamının, hakikatte ne dinen ne de siyaseten hiçbir mana ve varlık hikmeti yoktur.” 1932 -Yerebatan Camisi’nde ilk Türkçe Kur’an’ın hafız Yaşar tarafından okunması. 1937 -Hatay konusunda Atatürk tarafından dikte edilen, Asım Us imzalı ilk makalenin Kurun gazetesinde yayınlanması. 1938 -Atatürk’ün, Dr. Nihat Reşat Belger tarafından Yalova’da muayenesi ve ilk kez siroz başlangıcı teşhisinin konulması. Yıldız Dağları'nda, dünyada daha önce rastlanmamış 1 bitki türü ile Türkiye'de hiç görülmeyen 7 bitki türüne rastlandı. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve ''Yıldız Dağları'nda Biyolojik Çeşitliliğin ve Doğal Kaynakların Korunması ve Sürdürülebilir Geliştirilmesi Projesi'' yöneticisi Prof. Dr. Neriman Özhatay, yaptığı açıklamada, Çevre ve Orman Bakanlığınca yürütülen ve Avrupa Birliğince desteklenen proje kapsamında Yıldız Dağları'nda araştırma yaptıklarını söyledi.
Projenin bitkilerle ilgili kısmının İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Emine Akalın, Uzm. Biyolog Yeter Yeşil, Biyolog Serpil Demirci ile Trakya Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Necmettin Güler ile Dr. Hüseyin Ersoy'un oluşturduğu ekip tarafından 3 grup halinde gerçekleştirildiğini bildiren Prof. Dr. Özhatay, şöyle devam etti:
''Geçen yıl Mayıs-Ekim döneminde yapılan bu çalışmalarda dünya daha önceden rastlanmamış 1, Türkiye'de 7, Trakya bölgesinde 14 bitki türü gün yüzüne çıkartıldı.
Dünyada ilk kez bulunan bitki türü Yabani Soğan (Allium rumelicu). Türkiye florasına kayıtlı olmayan, ancak Balkanlarda yetişen bu bitkilerde Allium saxatile Bieb, Anthoxanthum gracileBiv, Elatine triandra Schkuhr, Galeopsis speciosa Mill, Galium bulgaricum Velen, Hypericum umbellatum A. Kerner, Scorzonera creticaWilld bitki türlerindir.''
Prof. Dr. Neriman Özhatay, arazi çalışmalarında çiçekli bitkiler ve eğreltilerin flora araştırmaları çerçevesinde toplandığını, her birinin baryum örneği halinde getirildiğini ve tayin edildiğini belirtti.
Floristik çalışmalarda 52 gün arazi çalışması yapıldığını ve 266 farklı bölgeden 796 türe ait 2 bin 547 örnek toplandığını bildiren Prof. Dr. Özhatay, şunları kaydetti:
''Bu arazi çalışmaları sırasında toplanan örnekler ve daha önce toplanan örnekler, her baryumlarda bulunan türler ile ilgili yayınlara dayanılarak Biyosfer Rezerv alanında bin 377 yabani bitki çeşidinin yetiştiği saptanmıştır. Tüm Trakya'da ise 2500 bitki türü bulunmaktadır.
Bunlardan 16 tanesi endemiktir. Bir diğer deyişle Türkiye dışında başka bir ülkede doğal olarak yetişmez. Korunması gereken ülkemizin, Trakya'nın çok önemli gen kaynaklarıdır. Bulunan bu yeni bitki türleri, Türkiye'nin ve Trakya'nın bitki zenginliğini gösteriyor.'' ■ www.dengeli.com, 22.1.2010. AKP: YÜCE DİVAN YOLU GÖZÜKTÜ Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’e Yüce Divan yolu gözüktü. Erdoğan ve Gül’lerin suçu büyük: Türkiye Cumhuriyeti anayasasını, devlet olanaklarını kullanarak oluşturdukları yasadışı örgütlenmeyle eylemli olarak ortadan kaldırmaya çalışmak. Suçlarının kanıtları bir bir ortaya çıkıyor... Fethullah savunucusu emekli Korg. Tokat’tan Zekeriya Öz’e uzanan zincirin halkaları da giderek netleşiyor. ‘Özel Tim’in Anayasal dayanağı yok! Başbakan’ın kurduğu ‘Özel Tim’le ilgili yasal ve anayasal dayanağının olup olmadığını hukukçulara ve siyasi parti liderlerine sorduk. Aldığımız yanıtların ortak noktası şöyle oldu: Başbakan’ın böyle bir örgüt kurmaya yetkisi, görevi, yasal-Anayasal dayanağı yok! ■ Aydınlık, 22.1.2010. TSK: ASKERE SİVİL YARGI YOLU KAPANDI Anayasa Mahkemesi, 5918 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemelerini oy birliği ile iptal etti. CHP, 5918 sayılı Kanunun, askerlere sivil yargı yolunu açan 7. maddesi ile değiştirilen 'halinde' ibaresi ile geçici 1. maddedeki, 5271 sayılı Kanunun 250. maddesinde yapılan değişiklik hükümlerinin yürürlüğüyle ilgili düzenlemenin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme heyeti, bugün gerçekleştirdiği toplantıda açılan davayı esastan görüşerek karara bağladı. Yüksek Mahkeme, askere sivil yargı yolu açan ilgili hükmün iptaline karar verdi. CHP'nin düzenlemenin iptali istemiyle açtığı davanın dilekçesinde, anayasanın, askeri mahkemelerin görev alanına ilişkin yaptığı görevlendirme hükmü yürürlükteyken, yasa koyucunun bir yasa ile ve söz konusu Anayasa hükmünü değiştirmeksizin yeni bir düzenleme yapmasının, Anayasanın 145. maddesi ile bağdaşmayacağı savunulmuştu. ■ Akşam, 22.1.2010. (İktidarın emrinde olduğuna inandığım bir kısım yargıya güvenmediğim, ortada askere karşı bir yıpratma kampanyası yürütüldüğüne kesinlikle inandığım için, bu kararı büyük bir sevinçle karşıladım. cd) GERÇEK SORUN: HİLMİ ÖZKÖK KİME KÜSTÜ!GAZETECİ Fikret Bila’nın yeniden gündeme gelen darbe iddialarını cevaplamayan emekli Hilmi Özkök, susma kararını ünlü şair Namık Kemal’in Hürriyet kasidesiyle duyurdu: Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten...
Emekli Özkök’ten ilginç gönderme Görevi döneminde askerinin başına çuval geçirilen tek Genelkurmay Başkanı olan emekli Hilmi Özkök, Taraf gazetesinin gündeme getirdiği darbe planı iddialarıyla ilgili şiirli göndermede bulundu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila’nın, konuyla ilgili değerlendirmesini sorması üzerine önce “Hiçbir şey söylemeyeceğim” dedi. Bila’nın ısrar etmesi üzerine, “Ben artık konuşmuyorum. Ben söyleyeceklerimi söyledim. Hani şair demiş ya, ’izzet ü ikbal ile çekildik’, diye. Ben de izzet ü ikbal ile gündemden çekildim. Şimdi bahçede torun kovalıyorum” demekle yetindi. Hilmi Özkök’ün, ünlü şair Namık Kemal’in Hürriyet kasidesinden bir kıtayla gönderme yapması ilginç bulundu. İşte o şiir Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdku selametten / Çekildim izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten. ■ Akşam, 22.1.2010. (Türkiye’nin temel bir sorunu da bu: Türkiye’yi yönetenler güçlerini koltuktan alıyorlar, koltuk gidince geriye yazlığında “torun kovalayan bir dede” kalıveriyor. cd) İÇ BEDHAHLAR, TSK: GAZZE'YE YARDIMA KOŞANLAR, MADEN VE TEKEL İŞÇİLERİNE NEDEN KAYITSIZ?Onlarca, yüzlerce, binlerce araç! Saatler ve günlerce yol aldı! Rehberleri AKP’den 5 milletvekili! Hedef Gazze’ydi! Filistinlilere yardım malzemeleri götürülüyordu! Dinci medya bu serüveni bir gün atlamaksızın ön sayfalarına taşıdı! Yapılan şeklen olsa da doğruydu! Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir diyen şanlı bir Peygamberin getirdiği mukaddes dininin gereği yerine geldi. Ancak bir başka doğru daha var! O şanlı Peygambere göre İslâm’da ayrımcılığın yeri asla yoktu! Yardımsa ihtiyacı olan herkese yapılmalıydı! Dahası, yardımı siyasi amaca endekslemek ve şova dönüştürmek kabul edilemezdi! Öyle olduğu içindir ki Müslümanlıkta yapılan yardımların örtülü yani gizli olanı övülür! Hal bu iken kendilerine güya İslâmcı diyen malum zevat bütün dünya önünde davulla-zurnayla güya yardım taşıdılar! Tam bu noktada sormaya başlayalım: Sahi Gazze için seferber olan mümin kardeşlerimiz (!) Ankara’da kışın bu dondurucu soğuğunda kazanılmış haklarını korumaya çalışan TEKEL işçilerini neden hiç akıllarına getirmiyorlar? Niçin bir kez olsun onlara bir sabah sıcak bir çorba götürmeyi düşünmediler? Öyle ya Müslümanlıksa TEKEL işçilerinin tamamı Müslüman! Üstelik aralarında çok sayıda başörtülü kardeşimiz de var! Yoksa onların suçları Filistinli pardon Arap olmamak mı? İş askere saldırıya geldi mi demokrasi kaplanı kesilen o dinci medya, bir gün olsun bu işçilerin dramını neden yansıtmaz? Demek ki bunların demokrasisinde işçi ve emeğin hakkı diye bir şey yokmuş! Ama efendim onlar hükümete karşı! Haaa demek ki sizin Müslümanlık ve demokrasi ölçünüz AKP’ye karşı, ya da yandaş olmakla paralel! Ne yani, AKP yokken bu cihanda Müslümanlık yok muydu? Demek ki din sizin için inanç değil başka bir şey!... Bir başka örnek Bursa’da çöken maden altında kalan onlarca işçimiz! Üstelik orada hükümete protesto da yok! Peki Gazze’ye paket taşıyan hangi mümin (!) kardeşimiz, ayda 600 liraya çalışıp yerin 2 bin metre altında toprağa gömülen bu işçilerin ailelerine yardımı hatırladı! Hatırlamazlar çünkü orada siyasi mama yok! İşte bu güruhtur İslâm’ın ayakbağı olanlar! Bu güruhtur İslâm İslâm deyip İslâm’a zarar verenler! İslâmi literatürde bu gibilere bir şey denilir de, onu ben demeyeyim, siz tahmin edin! KIZMAYIN... Beceriksiz askerler! Taraf gazetesi işini görmeye devam ediyor.. Bohçacılar misali her hafta yeni bir hikaye servis ediyor. Hatırlayın kısa bir süre öncesine kadar Kafes diye bir planı gündeme taşımıştı. Kafes yayını bitti, bu sefer Balyoz devreye girdi.. Ne midir Balyoz? Çetin Doğan’ın ihtilal senaryosu imiş!.. Görüyorsunuz Sarıkız, Ay ışığı, Yakamoz, Eldiven ve Çorap (!) bu darbe senaristlerini kesmemiş olacak ki Kafes’den sonra Balyoz’u sunuyorlar.. Komikliğin bu kadarı da fazla. TSK gibi bir yapı bu kadar çok darbe teşebbüsünde bulunur da, birini mi başaramaz? Üstelik o ordu yakın geçmişte defalarca benzerlerini başarı ile yapmışsa? Hadise şekilde görüldüğü gibi TSK’ya karşı başlatılan psikolojik operasyonun yani yıpratmanın yeni versiyonudur... Sakın ha bunun için Taraf gazetesine kızmayın, Taraf işini yapıyor. Kızacağınız adres, ona izin veren AKP iktidarı ile, sızlanmaktan başka bir şey yapamayan Genelkurmay’dır! ■ Sabahattin Önkibar, Yeniçağ, 22.1.2010. 23.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 23 OCAK 1913 -İttihatçıların Kâmil Paşa’yı sadrazamlıktan silah zoruyla uzaklaştırmaları ve yerine Mahmut Şevket Paşa’yı getirmeleri. 1920 -Mehmet Akif’in Balıkesir Zağanos Paşa Camisi’nde konuşması: “Bu namert taarruza karşı koymak, kadın erkek çoluk çocuk genç ihtiyar her fert için farz-ı ayn olduğu bir an hatırdan çıkarılmamalıdır.” 1921 -Ethem isyanının sona ermesi ve harekâtın tamamlanması. CUMHURİYETE KANAT GERENLER: UĞUR MUMCU’YA SAYGI 24 Ocak’ın hüznü içime çöküyor, yüreğimi sızlatıyor. Uğur Mumcu aydınlanma savaşımının ve Kemalizmin ışığını ülkemize saçan, Türkiye üzerine oynanan kirli oyunları, emperyalizmin iki yüz yıldır çevirdiği dolapları belgeleri ile ortaya çıkaran, demokrasiye gönül vermiş gerçek bir Kemalist idi. Yaşamı boyunca ülkemizi çökertmeye çalışan dış güçlere, onların içimizdeki uzantılarına karşı amansız bir savaş verdi. Vurguncuların, soyguncuların, esen rüzgârlara göre fikir ve kimlik değiştirenlerin korkulu rüyasıydı Uğur Mumcu. İçimizde ve çevremizde hızla gelişerek günümüzde tehlikeli boyutlara ulaşan olayların, düpedüz emperyalizmin bir oyunu olduğunu Uğur Mumcu yıllar önce söylemedi mi? Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Arap’a ve Kürt’e düşman eden uğursuz siyasetten söz ederken bu siyasetin yaratacağı tehlikeleri o dönemin yöneticilerine her fırsatta hatırlatmadı mı? Laiklik ilkesi yok edilirse, dinsel bağnazlığın kısa sürede mezhep çatışmalarına yol açabileceğini, şeriata dayalı bir İslam devletinin kurulabilmesi için gerekli girişimlerin yapıldığını Cumhuriyet gazetesinde birçok kez yazmadı mı? Bağımsızlık inancını ve Kemalist devrimin ilkelerini günümüzün kurt kapanlarıyla dolu çıkar dünyasında yaşamını da tehlikeye atarak yılmadan ve yıllarca savunan Uğur Mumcu’nun tüm bu uyarıları ne acıdır ki dönemin yöneticileri tarafından göz ardı edildi. Onlar dinsel gericilikle emperyalizmin ne menem bir şey olduğunu bir türlü kavramak istemediler. 24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu’yu ölümsüzlüğe uğurladık. Onun bıraktığı boşluğu bugüne kadar kimse dolduramadı. Düşüncelerini yaşatmak, yeni kuşaklara tanıtmak hepimizin görevi olmalıdır. Uğur Mumcu’ya vefa borcumuzu ancak böyle ödeyebiliriz. İlkelerinden asla ödün vermeyen Uğur Mumcu’yu saygıyla ve artan bir özlemle anıyorum. ■ Daver Darende, Cumhuriyet, 23.1.2010. (Ben de saygı ve şükranla anıyorum. cd) GERÇEK SORUNLARIMIZ (ÇOCUKLAR): PSİKOLOJİK DESTEK VERİLECEK Çorum Sungurlu’da iki kişiyle imam nikâhı kıyılan 12 yaşındaki kız çocuğu ailesinden alındı. K.A’nın karşılığında ailesine 4 inek veren ve kızı hamile bırakan Kamber B. hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Kaymakam Şahin, Sungurlu Devlet Hastanesi’nde küçük kızın ölü doğan ceninini alan doktor hakkında da adli ve idari soruşturma başlatıldığını bildirdi. Sungurlu’da önce 4 inek, daha sonra 10 bin TL karşılığında iki kişiyle imam nikâhıyla evlendirilen 12 yaşındaki kız, ailesinden alınarak Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne teslim edildi. Örnekevler Mahallesi’nde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan Rüştü A.’nın, kızı K.A’yı 4 inek ve 10 bin lira karşılığında iki kez satmasının basına yansımasının ardından yetkililer harekete geçti. Savcılığın talimatı doğrultusunda önceki gün kemik yaşının tespiti için Çorum Devlet Hastanesi Adli Tıp Şubesi’ne sevk edilen küçük kız, muayenesinin ardından ailesine teslim edilmişti. Ancak küçük kız, dün mahkeme kararıyla ailesinden alınarak yetiştirme yurduna verilmesi için Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne teslim edildi. K.A’nın “beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının” belirlenmesi için Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği belirtildi. Adli tıpta muayene edilecek K.A’nın, işlemlerinin ardından Çorum’da yetiştirme yurduna teslim edileceği ve psikolojik destek alacağı açıklandı. ■ Cumhuriyet, 23.1.2010. 24.1.2010 CUMHURİYET TARİHİMİZDE 24 OCAK 1921 -Fevzi Çakmak Paşa’nın, yeni Anayasa gereğince Bakanlar Kurulu Başkanlığı’na seçilmesi. MEDYA: SONAR'IN ANKETİNİ NEDEN GÖRMEDİLER? <!--[if !vml]--> <!--[endif]-->Bizim basın dünyasının ne hale geldiğini anlamayanlara ve bu iktidardan demokrasi bekleyenlere bir örnek daha verelim. Geçen gün, kamuoyu araştırma şirketi SONAR, bir araştırmanın sonuçlarını verdi. Bugün seçim olsa, hangi partinin ne kadar oy alacağı ortaya konuluyordu bu araştırmada. Oradaki oy oranları şöyle: AKP yüzde 29,5; CHP yüzde 27,1; MHP yüzde 20,4... Güneş'te yayımlanan işte bu rakamlar gazetelerin büyük bölümü tarafından görmezden gelindi. Çünkü; bu rakamlar; AKP'nin bir seçim olsa iktidardan düşeceğini gösteriyordu. Halkın bunu bilmesi demek; AKP'ye olan güvenin iyice sarsılması olacaktı ve oyları daha da gerileyecekti. O yüzden de gazeteler, televizyonlar bu araştırmayı yokmuş kabul ettiler. Nerede habercilik? Demokrasinin olmadığı yerde habercilik de olmaz... ■ Rıza Zelyut, www.Anafor.org, 24.1.2010. 'AVRUPA'DAKİ ETİKETTE GDO İÇERDİĞİ YAZIYOR' Kamuoyunun aylardır tartıştığı genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) konusunda kurumlar arasında da görüş ayrılığı çıktı. Getirdiği düzenlemeler açısından bazı eleştirilere hedef olan tasarıya bir itiraz da Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nden (ABGS) geldi. ABGS'den Meclis AB Uyum Komisyonu'na gönderilen yazıda, AB ülkelerinde, ürünlerin etiketlerinde GDO oranı ne olursa olsun, uyarıya yer verildiğine dikkat çekildi. ■ Sabah, 24.1.2010.
|