|
2009 yılının en önemli olaylarından biri ABD’deki başkan değişikliği, Barack Obama’nın, George W. Bush'un yerine başkanlık koltuğuna oturmasıydı. Obama, hepimiz tanık olduk, dünyada büyük beklentilere yol açmıştı. Bush uyguladığı politikalarla öylesine nefret uyandırmıştı ki, ben kendim de seçimi Obama’nın kazanmasını kuvvetle arzu etmiştim. Ancak Obama’nın, ABD’nin küresel planlarında bir değişiklik yapacağını hiç düşünmedim. Nitekim öyle de oldu. Obama’nın bütün yaptığı ufak üslup değişikliklerinden ibaret kaldı, öyle de kalacaktır.
Peki, benim bu öngörüm neye dayanıyordu? Sebebini hemen söylemeyeceğim, zaten aşağıdaki açıklamalarımı[i] dikkatle okuyan, neye dayandığını kolayca anlayacaktır. I) “TEK DÜNYA YÖNETİMİ”NE DOĞRU: MİLLETLER CEMİYETİ Yıl 1913, Amerika Birleşik Devletleri... Woodrow Wilson ABD Başkanı oluyor. Çok tanınan biri değildi W. Wilson. Avantajı, Demokrat Parti’ye zengin bir banker olan Bernard Baruch tarafından getirilmiş olmasıydı. Orada geçirildiği bir “beyin yıkama”dan sonra, kendisine hâmilik yapanlara şu sözü verdi: Başkan seçilirse, FED’i ve gelir vergisi teklifini destekleyecekti. Avrupa’da savaş çıkmasıyla ve kabine ile ilgili “tavsiye”lere uyacaktı. William Hoar “Komplo Mimarları” kitabında şu tezi ileri sürmüştür: I. Dünya Savaşı’nın çıkmasından birkaç yıl önce, Carnegie Endowment for International Peace Mütevelli Heyeti, ABD’yi büyük bir savaşa sokmayı planlıyordu. Peki, neden? Yanıt şu: Tek dünya yönetimi için elverişli ortamı yaratmak için! Plan hedefine ulaştı: Amerika kendini bir Avrupa savaşının içinde, çarpışır halde buldu. Savaş, Birinci Dünya Savaşı bir yandan büyük bir borç oluşumuna yol açarken, bir yandan da Wilson’un hâmilerine muazzam kazançlar sağladı. Savaş’tan Almanya mağlup çıktı. 30 Mayıs 1919’da Paris Barış Konferansı toplandı. Wilson Konferans’a, meşhur “Ondört Nokta”sını getirdi. Sonuncu nokta bir “Milletler Genel Teşkilatı” kurulması önerisiydi. Böylece Milletler Cemiyeti’nin doğuşuna, daha doğrusu Tek Dünya Yönetimi’ne doğru ilk adım atılmış oluyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış öyküsü, dünyayı yönetmeye soyunanların temel bir taktiğini hatırlatır insana: Ordo ab Chao, yani kaostan düzen yaratmak! Nedir, kaostan düzen yaratmak? Şu demek: Bir yerde kendi hedeflerine elverişli bir düzen mi kurmak istiyorsun, orada terör ve kargaşa başlat ve onu genişlet. Ülke felç olsun, halk yılsın. Sonra bir darbe ile “istikrar” sağla, yani istediğin düzeni kur. Kısacası, kaostan düzen yarat!... II) “TEK DÜNYA YÖNETİMİ”NE DOĞRU: CFR KURULUYOR Ancak Milletler Cemiyeti başarılı olamadı; bunun üzerine “Dünyanın Efendileri” başka bir yola başvurdu. Bir dizi toplantının ardından, biri ABD’de, öbürü İngiltere’de, iki şubesi olan bir enstitü kuruldu: Uluslararası İlişkiler Enstitüsü... İngiltere’dekine Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü adı verildi. Bunun öncüleri, hedefi dünyada Anglosakson egemenliğini kurmak olan Round Table üyeleriydi. Örgütler büyük mâli güce sahip olan Lord Rothschild tarafından organize ediliyordu. İdeolojilerine yön veren de oydu. Amaç sermaye imparatorluğunun dünya üzerindeki egemenliğini genişletmek ve pekiştirmekti. Amerika’da kurulan şube ünlü Dış İlişkiler Konseyi’dir (Council on Foreign Relations, CFR), kuruluş tarihi 29 Temmuz 1921... CFR de finans imparatorluğunu ABD’ye taşıyan Lord Rothschild’in -siyonist mâli sermaye oligarşisinin- öncülüğünde kuruldu. CFR, Rockefeller hanedanının destek ve finansmanı ile gelişti. Rockefeller’ler, akıttıkları fonlarla bu örgütün, ardından hükümetin içine adamlarını yerleştirdi. J.D.Rockefeller’in hedefi, sanayi dalları üzerinde tekelci kontroller oluşturmaktı. Tekelleşmenin, hele rakipsiz tekelleşmenin en etkili yolu ise siyasileşmek ve “kamu yararı” örtüsü altında halkı tekellerin hizmetine koşmaktı. Tekellerin, hükümetleri kullanma stratejisi kapsamında büyük işler çevirmenin kuralı şöyle formüle ediliyordu: Toplumun sana çalışmasını mı istiyorsun, tekel elde et! Başarının altın şartının da siyaset olduğunu unutma! III) CFR VE ULUS-ÖTESİ ŞİRKETLER CFR Amerikan emperyalizminin, daha doğrusu Derin-Merkez’in üç çekirdek örgütünden üst düzeyde olanıdır. Şimdi CFR’nin asıl kuruluş sebebine ışık tutuyoruz. a) XX. yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Dünya değişmekte, yeni ve küresel bir eğilim kendini göstermektedir: Amerikan şirketleri farklı bir nitelik kazanıyor, devleşiyor, uluslararasılaşıyordu. Artık sorun şuydu: Şirketler uluslararası alana çıktıkları ölçüde, çıkarlarını korumakta güçlüklerle karşılaşıyordu. Bu yeni sorun nasıl çözülecekti? Yanıt yine aynıydı, plan da zaten eskiden beri buydu: Tek bir dünya yönetimi kurmak, sahne gerisinden kontrol ve idare edilecek olan tek bir dünya yönetimi kurmak!... CFR’nin kuruluş nedenini, işte buradan çekip çıkarıyoruz: “Menfaatlerini küresel boyutta korumakta yetersiz kalan ulusal şirketleri, uluslararası şirketler hâline getirmek, bunun koşullarını yaratmak!” Kısacası, uluslararası nitelik kazanan şirketlerin örgütüydü CFR... b) CFR Amerikan devletinin yönetimini, Başkan Franklin Delano Roosevelt zamanında eline geçirmiştir. Başkanlığa Wall Sreet’in hazırladığı F. D. Roosevelt’in ailesi iki yüz yıldır New York bankacılığının içinde bulunuyordu. Amcası ilk FED yönetiminde görev almıştı. 1920’lerde, değişik şirketlerin yöneticisi olarak Wall Street’te çalıştı. Siyasi görüşlerinin çoğu, “CFR-Tek Dünya Parası Grubu” tarafından geliştirilmiş görüşlerdi. Roosevelt 1940’da yapılan başkanlık seçiminde -daha sonra CFR üyesi olan- enternasyonalist W. Wilkie’yi yenilgiye uğrattı. O tarihten sonra hemen bütün başkan adayları da CFR üyesi olmuştur. Roosevelt’in Hazine Bakanı, Dışişleri Bakanı ve yardımcısı, Savaş Bakanı, hepsi CFR üyesiydi. 1934’den bu yana hemen hemen bütün dışişleri bakanları, savaş ya da savunma bakanları CFR üyesi olmuştur. CIA, kuruluşundan beri CFR’nin kontrolü altındadır. *** Derin-Merkez; başta Amerika, Merkez’in içinde asıl güç kaynağı ve gerçek karar merkezidir. Dünyadaki servetin çok büyük bir kısmını elinde tutan, az sayıda Amerikalı kapitalistten oluşan, bütün Merkez ülkelerini, tabiî Çevre ülkelerini de yönlendirebilen büyük bankerler ya da finans tekelleri grubudur. İşte Bush gibi, Obama da bu oluşumun emrindedir, bugün bir ahtopot gibi dünyayı sarmakta olan Tek Dünya Yönetimi’nin, diğer adıyla Derin-Merkez’in emrindedir. Başkanlığa, asıl bu merkeze, CFR’ye hizmet etmek için getirilmiştir, Bush da öyleydi tabiî! Öyleyse?
[i] Bu açıklamaları şu kitabımdan özetledim: Derin Komplo - Türkiye’nin Yeniden İşgali, İleri Yayınları, İst., 2008, ss.144-47. |